• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

İklim değişikliği orman yangınlarını körüklüyor

20 Mayıs 2022 Cuma 07:00
12
14
16
18

   ► Baysal, son 5 yılda Ege Bölgesi’nde çıkan orman yangınlarının ülke genelinin yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu söyledi

           YAĞMUR ÖNGÜN      
     Yazın başlangıcı olarak kabul edilen mayıs ayı itibariyle hava sıcaklığı artmaya başladı. Sıcaklığın gündüz 20 derece ve üstünde seyretmesiyle de gözler orman yangınlarına çevrildi.  İzmir Orman Bölge Müdürlüğü verilerine göre, 2021 yılında  262 adet orman yangını meydana geldi ve 825 hektar ormanlık alan zarara uğradı. Son 10 yılda, İzmir ve Manisa’da bulunan toplam bir milyon 18 bin  259 hektar ormanlık alanda 2 bin 822 adet yangın yaşandı. Bu yangında 15 bin 76 hektar alan zarar gördü.  1985-2021 yılları arasında 52 bin 700 hektar alan yangından etkilenirken aynı dönem içinde 136 bin 670 hektar alan ağaçlandırıldı.
     İklim değişikliğinin, insanlar tarafından ortaya çıkarılan yapay bir afet olduğunu aktaran Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İsmail Baysal, “Ekstrem hava halleri ve yangın adedi yangın çıkması için uygun olan zaman dilimi sürelerini uzatıyor. Aynı zamanda büyük yangınların sayılarının artırarak, yanan alanların tekrardan yangın geçirme sürelerini kısaltıyor” dedi.

“YANGINDA EN ETKİLİ ARAÇ ARAZÖZLER”
     İklim değişikliğine neden olabilecek olumsuz durumların araştırılması ve önüne geçebilecek planlamanın yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “Ekstrem hava halleri ve yangın adedi, yangın çıkması için uygun olan zaman dilimi sürelerini uzattıyor. Aynı zamanda büyük yangınların sayılarının artırarak, yanan alanların tekrardan yangın geçirme sürelerini kısaltıyor.Bu bağlamda, yangına hassas bölgelerdeki yangın rejimi yapısının ve bileşenlerinin araştırılması gerekiyor. Yangınlarla mücadele çalışmalarında arazözler,  karadan mücadelede en yaygın ve etkili araçlar arasında yer alıyor. Doğrudan müdahalenin mümkün olmayacağı koşullarda arazöz kullanımı ile birlikte dozer, loader ve greyder gibi ağır iş makinaları da kullanılabiliyor” ifadesine yer verdi.
     Yangınların tespiti için kulllanılan yöntemleri değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Baysal,  “Türk bilim insanlarınca geliştirilen ve dünya ülkeleri tarafından da yararlanılan kameraya dayalı yangın tespiti, yangın gözetleme kulelerinde kullanılıyor. İnsansız Hava Araçları (İHA) gibi yeni teknolojik gelişmelerden de faydalanılıyor. Vatandaşların yaptıkları yangın ihbarları orman yangınlarının tespitinde oldukça önemli bir yer tutuyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE HER YIL YÜZDE 2,5-3 ORANINDA ORMAN YANIYOR”
     Türkiye’de her yıl ortalama yüzde 2,5-3 oranında orman yangının yaşandığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “Yangına bağımlı ekosistemlerde çıkan yangınlar; bu ekosistemlerin gelişimi, şekillenmesi ve sürekliliklerinde önemli görev üstleniyor. Ancak ekosisteminin uygun olmadığı ormanlık alanlarda çıkan  yangınların şiddeti, yanıcı madde tüketimi, sıklığı ve büyüklüğü ise zararlı sayılabilecek sonuçların ortaya çıkmasına yol açıyor. Dünyada yaklaşık 4 milyar hektarlık alanı kapsayan ormanlar, yaklaşık yüzde 1,5-2 oranda yangınlarla karşı karşıya kalıyor.  Dünya genelinde orman  yangınları, ülke ormanlık alan varlığımızın 2,5-3 katı gibi bir alanda etkili oluyor” ifadesine yer verdi.

“YANAN ORAMANLIK ALANLARININ  %32’Sİ EGE’DE”
     Ege Bölgesi ve Türkiye genelinde son 5 yılda çıkan orman yangınları arasında bir karşılaştırma yapan Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “İzmir, Muğla, Denizli ve Kütahya’da 2017-2021 yılları arasında yaklaşık 3 bin 300 adet, yıllık ise 660 adet orman yangını çıktığı gözlemlendi. Buna göre 12 bin hektar alan yangınlardan zarar gördü. Son 5 yıllık süreçte, Ege Bölgesi’nde çıkan orman yangınları ülke genelinde çıkan orman yangınlarının yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Buna göre, etkilenen ormanlık alan ise ülke genelinde etkilenen ormanlık alanın yaklaşık yüzde 32 gibi oldukça yüksek bir oranına karşılık geliyor” sözlerine yer verdi.

“KIZILÇAM, KARAÇAM VE MAKİ YANGINA KARŞI HASSAS”
     Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde yayılış gösteren kızılçam, karaçam ve maki türlerinin yer aldığı orman ekosistemlerinin coğrafik ve iklimsel özellikleri nedeniyle yangına son derece hassas olduklarını söyleyen  Dr. Öğr. Üyesi Baysal,  “Ülkede resmi kayıtların tutulmaya başlandığı 1937 yılı ile 2021’nin sonuna kadar toplamda 115 bin adet orman yangını çıktığı ve yaklaşık 1,85 milyon hektar orman alanının yangınlardan etkilendiği görüldü.  85 yıllık zaman diliminde yılda yaklaşık bin 380 adet orman yangını  yaşandı ve 21 bin 800 hektar ormanlık alan yangınlardan zarar gördü. Bu süreçte yangın başına düşen ortalama alan miktarı ise yaklaşık 16 hektar oldu” diye konuştu.


“YANAN MAKİ ALANI 5 İLE 10 ARASINDA YENİLENİYOR”

     Makilik alanlarda yangından sonra hızlı bir yenilenme sürecinin başladığını ve 5 ile 10 yıl arasında eski haline büyük ölçüde kavuşabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Baysal,  “Kızılçam ormanları için de benzer durum söz konusu. Çünkü maki vejetasyonu ve kızılçam ormanları çok uzun yıllar yangınla iç içe geçmiş ve uyarlanmış gençleşme yöntemleri ile günümüze kadar gelmiş durumda. Bununla birlikte, tohum kaynağı yönünden yeterli kapasiteye sahip olmayan kızılçam ve  diğer orman ağacı türlerinin yapay yollardan tohum takviyesi, fidan dikimi veya her iki yönteminde birlikte kullanıldığı çalışmalar yapılıyor. Ancak yapılacak müdahalelerin, ormanlık alının doğal yapılarına ve bileşenlerinin özüne  uyumlu olacak bir şekilde ele alınmaları hayati önem taşıyor. Aksi durumda sistemdeki tahribatı hızlandırma ve daha çok ileriye götürme gibi istenmeyen sonuçlara yol açıyor” ifadesine yer verdi.


“YANGIN SONRASI TOHUM, SÜRGÜN VEYA RİZOM GİBİ UYGUN STRATEJİ UYGULANMALI”
     Yanan ormanlık alanların eski yapılarına dönüştürülmesinin oldukça meşakkatli, masraflı ve zaman alıcı bir süreç olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “Yangına bağımlı olan ekosistemlerin hakim yangın rejiminin değiştirilmesi; tür değişimine ve kayıplara yol açıyor. Ayrıca şiddetli yangınların gerçekleşmesine ve büyük ölçeklerde orman yangınlarının görülmesi gibi geri dönülmesi zor yapısal sorunlara sebep oluyor.Yangınlara aşina olmayan ekosistemler için ise yangın, doğanın sürekliliğini sekteye uğratan, hatta işleyişini tamamıyla bozan sonuçlara neden olabiliyor. İki farklı durumda da yangın sonrası alanın tekrar eski haline kavuşması için gerekli olan süre ve türler değişiklik gösteriyor. Buna bağlı olarak çeşitli üreme organları olan tohum, sürgün ya da rizom gibi uygun stratejilerin uygulanması gerekiyor. Yangına bağımlı olan ormanlık alanlar için bu süre oldukça kısa olabilmekteyken yangına duyarlı ekosistemler için ise çok uzun bir zamana karşılık gelebiliyor” diye konuştu.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YAPAY BİR AFET”
     İklim değişikliğinin küresel ölçekte, en geniş şekilde etkili olduğunu ve insanlar tarafından ortaya çıkarılmış yapay bir afet olarak tanımlanabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “İklim değişikliği, orman ekosistemleri üzerinde kısa, orta ve uzun vadede büyük yıkımlara yol açıyor. Sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşması, uzun süreli yağmursuz geçen günler sonrasında kurumuş ve nemini büyük ölçüde kaybetmiş yanıcı maddeler, yangınların başlaması ve gelişimi için son derece elverişli koşulları hazırlıyor. Yangınların, bu verimli ve bir o kadar da önemli olan ormanlık alanların yapısına ve dağılımına zarar veriyor. Özellikle, yangınlara hassas ormanlık alanlarda, yerleşim yeri ve ziraat alanlarının iç içe olma veya komşuluk durumları,  yangın problemini çok daha karmaşık bir yapıya sürüklüyor” dedi.

“İNSAN, YANGINLARIN YÜZDE 90’NINDAN SORUMLU”
     Tükiye’de yıldırım kaynaklı yangınlardaki alan kayıplarının göz ardı edilecek bir düzeyde gerçekleştiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baysal, “Yangınların başlamasındaki en önemli çıkış kaynağı insan. Yangınların yüzde 90’nından sorumlu olan insanların, her türlü eylemlerini düzenlemek, önlemek ve gerektiğinde yasaklamakta çoğu kez yeterli olamayabiliyor. İnsanların çıkardığı yangınları dikkate alacak şekilde; ekolojik odaklı planlama yaklaşımı ve önleme çalışmalar öncelik taşıyor” açıklamasında bulundu.

YANGINLARI EN ÇOK RÜZGAR BÜYÜTÜYOR
     İklim değişikliğinin orman yangınlarının artmasına, büyümesine, söndürmede zorluk yaşanmasına neden olduğu aktarılan açıklamda, “İklim değişikliği, kürsel ısınma ile birlikte bölgemizde kış ve bahar aylarında yağışların yetersiz olması ve kuraklık olarak etkisini gösteriyor. Orman yangınlarının yoğunlaştığı yaz aylarında ise şiddetli rüzgarlı ve fırtınalı gün sayısının artması, rüzgar hızında ve yönünde anlık değişimler, kurutucu etkisi olan şiddetli poyraz rüzgarlarının süresini artırması, nisbi nemin yüzde 20 hatta yüzde 10’nun altına düşmesi ve yüksek sıcaklıklar olarak etki ediyor. Rüzgar, düşük nisbi nem ve yüksek sıcaklığın bir araya gelmesi, yangınların büyümesinde ve seyrini etkilemesinde en önemli faktörler arasında yer alıyor. Böylelikle iklim değişikliği orman yangınlarının artmasına, büyümesine ve söndürmede zorluk yaşanmasına neden oluyor”  dedi.


“ORMANDA HER 5 KM’DE BİR SU KAYNAĞI PLANLAMASI YAPILIYOR”

      İzmir Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, orman yangını söndürme çalışmaları kara ve hava araçları ile koordineli olarak yürütülüyor. Her yangın söndürme aracı, yangın alanında farklı ve birbirine yardımcı rol oynuyor.  Orman yangınlarını söndürme çalışmalarında kara araçları olarak ilk müdahale aracı, arazöz, su ikmal aracı ve dozerler kullanılıyor. Yangında en etkili söndürme araçları arazöz ve dozerler oluyor. Hava araçları ise helikopter ile uçaklar olup, ilk müdahalede ve yangının başlangıç aşamasındayken söndürülmesinde çok etkili olduğu belirtiliyor. Ancak yangın büyüdükten sonra bu etkisi düştüğü için yangının ilerlemesinin önlenmesi ve kara araçlarının müdahalesine yardımcı olarak kullanılıyor. 2022 yılı yangın sezonunda İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nde 8 helikopter, 3 uçak ve 1 İnsansız Hava Aracının görev yapacağı ifade ediliyor. İzmir Bölge Müdürlüğü verilerine göre, sınırlarında kara ve hava araçları tarafından kullanılan 411 adet göl, baraj, gölet ve yangın havuzu bulunuyor. Ormanlarda, her 5 kilometre mesafede en az 1 su kaynağı olacak şekilde planlama yapıldığı ifade ediliyor.


+ Benzer Haberler
» 400 milyon TL’lik ‘GAMA’ için geri sayım
» Şehirler arası otobüs seferlerinin sayısı azaldı
» Tasarruflu ısınma için alternatif ısı pompası mı?
» Bugünün ‘Küçük Elleri’ geleceğin müzisyenleri
» Yeni yatırım aracı ‘otomobil’ oldu
» Kanunla tapulu arazi kamulaştırılabilecek
» Yabancıların konuta talebi artıyor
» “Zamanın ruhunu makineler değil, sanatçı anlatır”
» Zayiat, gıda krizini körüklüyor
» Kuaförler ‘paket’ mağduru


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 02.07.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni