• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“El-alem hapishanesinden çıkıp, ilk adımı atın!”

04 Mayıs 2022 Çarşamba 18:00
12
14
16
18

   ► İş hayatına 15 yaşında tekstil atölyesinde başlayan Arzu Berk, şu anda Kastaş Sızdırmazlık Teknolojileri’nde Yönetim Kurulu Koordinatörü olarak görev yapıyor

           KÜBRA TOPAL      
     Başarılı iş kadınlarını ve kadına yönelik teşvik edici kurumları ödüllendiren İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) tarafından, ‘2021 Yılının Üst Düzey Yöneticisi’ ödülüne layık görülen Arzu Berk, başarılarıyla kadınlara ilham oluyor. İş yaşamına henüz 15 yaşındayken yaz tatillerinde tekstil atölyesinde çalışarak başlayan Berk, profesyonel iş hayatına ise Shell Türkiye’de geçici departman sekreteri olarak geçiş yaptı. 10 yıl boyunca Shell’de departman sekreterliği yapan Berk, 1998 yılında Kurumsal İletişim Müdürü olarak atandı. Böylece kurumsal iş hayatına adım atmış olan Berk, şu anda Kastaş Sızdırmazlık Teknolojileri’nde Yönetim Kurulu Koordinatörü olarak görev yapıyor. Çocukluk çağında çalışmaya hayatına başlayarak, şu an geldiği konuma nasıl ulaştığına değinen Berk, kadınlara ve gençlere başarılı olmanın tavsiyelerini vererek, “Önce el-alem hapishanesinin parmaklıklarından özgürleşip, o ilk adımı attığımız takdirde hiçbir şey imkansız değildir” dedi.

Sizi tanıyabilir miyiz?
     Tokat’ın Turhal ilçesinde doğdum. İlkokulu Turhal’da, ortaokulu Tokat’ta, lise eğitimini ise İstanbul’da iki farklı yakada ve iki farklı okulda tamamladım. İş yaşamıma henüz 15 yaşındayken yaz tatillerinde tekstil atölyesinde çalışarak başladım. Liseden sonra açık öğretimi kazanınca boş kalmamak ve bir sonraki yıl tekrar sınava girmek için Uluslararası Turizm ve Sekreterlik sertifika programına katıldım. Ve o program benim hayatımdaki dönüm noktalarından biri oldu. Bugünlerde, seramik yapıyor, tiyatro eğitimi alıyorum. Yerel ve bölgesel kalkınmayı destekleyen Sivil Toplum Kuruluşları’nda farklı roller üstlenmeye devam ediyor, gönüllü olarak destek veriyor, bazen koşuyor, bazen sohbet ediyor bazen de katkı koyuyorum. Bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme merakımla, okuyor, araştırıyor ve blogumda yazıyorum. Bilginin peşinden gitmeye, üretmeye, sorumluluğumun farkında olarak katkı koymaya ve paylaşarak çoğalmaya da özen gösteriyorum.

İş yaşamına ne zaman ve nasıl başladınız?
     Katıldığım Uluslar arası Turizm ve Sekreterlik Sertifika Programı işe yerleştirme garantisi veriyordu. Program tamamlanıp sertifikamı aldığımda Shell ile görüşme ayarlandı. Ve böylece 1988 yılında Shell Türkiye’de yaz dönemi geçici departman sekreteri olarak çalışmaya başladım. 1998 yılında şirketteki yeniden yapılanma sürecinde ben Müşteri Hizmetleri’ne geçmeyi hayal ederken kendimi İletişim departmanın da buldum. Kurumsal İletişim Müdürümüz doğum iznine çıktığından refakaten o bölümün sorumluluğuna getirildim. Kendisi doğum izninden dönmeyince altıncı ayın sonunda; “10 yıldır buradasın, altı aydır vekaleten de olsa bu görevi başarıyla yerine getirdin, yeni görevin hayırlı olsun” dediler. Böylece Kurumsal İletişim Müdürü olarak atandım. Bir yıl sonra gerçekleşen organizasyon değişikliği ile Almanya’ya raporlamaya başladım. 2004 yılında ülke sorumluluğumun yanında Avrupa Basın Ofisi’ne de bağlı Bulgaristan, Macaristan, Yunanistan ve Romanya basın ilişkilerinden sorumlu olarak görevimi sürdürdüm. Özelleştirme projeleri, birleşme ve satın alma süreçlerinde, iletişim donanımı anlamında son derece önemli tecrübeler edindim.

Philip Morris Sabancı’ya geçiş hikayenizi anlatabilir misiniz?
     İletişimin tüm disiplinlerinde çalıştım diyebilirim. İç iletişim, müşteri, kriz yönetimi, konu ve gündem yönetimi, hissedar iletişimi, sosyal sorumluluk projeleri, medya ilişkileri konularında hem Türkiye’de hem grup ülkelerinde aktif görev aldım. 2006 yılında Shell-Turcas birleşmesi sırasında gelen teklif üzerine 18 yıllık İngiliz-Hollanda kültürü, zorunlu tüketim malzemesi olan akaryakıt sektörü ve 400 kişilik şirketten, Amerikan kültürü, hızlı tüketim malları sektörü ve bin 700 kişilik bir şirket olan Philip Morris Türkiye’ye geçmiş oldum. İstanbul’da Kurumsal İletişim Müdürü olarak bir yıl çalıştıktan sonra, Kurumsal İlişkiler Müdürü olarak İzmir’e geldim. Kurumsal tecrübenin yanı sıra, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda Meclis Üyesi, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD)’da Yönetim Kurulu Üyeliği, Türk-Amerikan İş İnsanları Derneği’nde (İzmir) Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım.

TAİDER’de Danışmanlık yapmışsınız, bununla ilgili bilgi verebilir misiniz?
     2013 yılında serbest zamanlı çalışmaya başladığım dönemde, ülkemizin, aile şirketlerinin gelecek nesillere devrinde en başarılı ülke olmasını sağlama vizyonu ile kurulan Türkiye Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) ile yolum kesişti. İlk ulusal zirvesinin organizasyonunda proje direktörü olarak danışmanlık hizmeti verdim. Yaklaşık 26 yıllık kurumsal tecrübeden sonra, aile işletmelerinin ülkemizdeki rolü ile ekonomik ve sosyal katkısını bu kadar yakından deneyimlemek benim için olağanüstü bir tecrübeydi diyebilirim. Şimdi de TAİDER Kuzey Yıldızı-Aile Şirketleri’nde Sürdürülebilirlik Programı değerlendiricileri arasında yer alıyorum.

“SHELL, BENİM İÇİN MEZUN OLDUĞUM BİR OKUL KONUMUNDA”
Kastaş’a ne zaman ve hangi görevle başladınız?
     2015 yılında Kastaş Sızdırmazlık Teknolojileri’nde Kurumsal İletişim Müdürü olarak çalışmaya başladım. Kastaş’ın gelecek vizyonu ve stratejileri doğrultusunda farklı projelerde Genel Koordinatör olarak çalıştım. 2019 yılından itibaren de Yönetim Kurulu Koordinatörü olarak Kurumsal Yönetim süreçlerinin geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülebilirliği hedefi ile görevime devam ediyorum. Kastaş’ta göreve başladığım dönemde Menemen fabrikamızın inşaat süreci devam ediyordu. Her ne kadar inşaattan anlamasam da önemli olan proje yönetim becerisi ile süreci ve konuları takip etmekti. Ardından SAP projesinin yönetimi, kurumsal yönetim ve gelişim anlamındaki süreçlerin oluşturulması takip etti. Şimdi de kurumsal yönetim, strateji ve sürdürülebilirlik alanında farklı projelere katkı koymaya devam ediyorum.

Shell’den şu anki konuma gelirken neler yaşadınız? Bu sonucu hayal ediyor muydunuz?
     Shell benim için her zaman özel oldu ve olmaya devam edecek. ‘Muazzam bir okulda okudum ve mezun oldum’ diyebiliriz. İş disiplinini ve ahlâkını, samimiyet ile laubalilik arasındaki o ince çizgiyi, saygının sadece söylediğin sözde duruşta değil, kaleme aldığın her bir satırda olan sihrini, yaptığın işi sevip ona sahip çıkmayı, ekip olmayı, hem birey hem bir olmayı işe başladığım o ilk yıllarda öğrendim. 18 yıl boyunca da merak ve öğrenimi, teknik veya kişisel gelişimi, özen ve saygıyı birebir deneyimlediğim açıkçası tüm bunların maddi manevi desteklendiği bir kültürde yetiştim. Hayalim yaptığımı işte donanımlı ve iyi olmaktı ve öyle de oldu. Adım adım hayata artı birlerle de donanım konusunda kendime yatırım yapamaya devam ediyor ve bundan da büyük mutluluk duyuyorum.

“HEDEFİM TECRÜBELERİMİ HARMANLAYARAK AKTARMAK”
Önümüzdeki süreç için hedefleriniz nelerdir?
     2017 yılında aldığım profesyonel koçluk sertifika programı sonrası profesyonel ve gönüllü koçluk yaptım. Şu an Uluslararası Koçluk Federasyonu’nun Türkiye projeler ekibinde de gönüllü olarak çalışıyorum. Geleceğin işi kapsamında, 2020 yılı itibariyle kurum ve şirketlerin kurumsal kalıcılık ve çeviklik yolunda doğru ve etkili metotlarla ilerlemesini hedefleyen Kurumsal Değişim Mimarları Platformu’na katıldım. Profesyonel hayatta çalışmaya devam eden ve serbest zamanlı çalışan birçok uzman ile fikir, tecrübe ve bilginin paylaşıldığı bu platform farklı kültür ve bilginin çeşitliliği ile oldukça da zengin bir paylaşım alanı. Hedefim uzun vadede özellikle serbest zamanlı çalışma modeline geçtiğimde, bugüne kadar edindiğim tecrübe, deneyim, öğrenimleri gelecek dünyasının önemli başlıklarından olan koçluk, iletişim disiplinleri, proje yönetimi, geleceğin işi ve gönüllük adına aldığım ve alacağım eğitimlerle tecrübelerimi harmanlayarak aktarmak.

Gençlere ve kadınlara iş hayatı adına tavsiyeleriniz nelerdir?
     Benim için motivasyon içsel bir şey. Öncelikle üretmek için niyetiniz varsa, kendinizi motive edip yapabileceklerinizin farkında olduğunuzda, sorumluluğunuzu bilip, disiplinli ve prensipli çalıştığınızda yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Bu nedenle birisi ‘yapamıyorum, zamanım yetmiyor, iş yükü çok fazla, bunlar olmaz’ dediğinde ben gerçekten kişinin dönüp önce kendisine bakmasını öneririm. Çünkü istenildiğinde işlerin nasıl yapıldığını biliyorum. Bazen iş yükü çok fazla olabilir, kabul ediyorum ama bu biraz da bizim önceliklendirmemizden kaynaklanıyor. Ben hep rahat batmalı diyenlerdenim. Vasat biraz rahatsız etmeli. Kendini geliştirmek, araştırmak, risk almak ve cesur olmak. Yapıcı olun, konuları kişiselleştirmeden konu odaklı çözüm arayın, farz edip ve zannetmeden netleştirerek harekete geçin diyorum. Ve “mükemmel iyinin düşmanı” diye de ekliyorum. Çünkü mükemmel olsun diye beklerken bir de bakıyorsunuz hiç başlamamışsınız. Bir adım atılmalı, bir bilye yuvarlanmalı veya sizin tanımınız neyse ilk onunla harekete geçilmeli. İnanın devamı geliyor, yeter ki niyet edin ve başlayın.

     - Eklemek istedikleriniz…
     Okuyun demek istiyorum. İlginiz neyse onu okuyun ama yeter ki okuyun. Vakit yok gibi mazeretlere ise canlı kitap indirin ve dinleyin o zaman diyorum. Bir kitap kulübüne üye olun. Ya da kendi kulübünüzü kurun. Harekete geçmek için onlarca mazeret sıralayabilirsiniz. Hep nasıl olmayacağı anlatılıyor, konuşuluyor. Siz bunun zıttını yaparak başlayabilirsiniz. O zaman da nasıl yaparsın? Ne olursa gidersin? Önceliklerini nasıl belirlersin? Ya da başka bir deyişle, ‘El-alem hapishanesinin parmaklıklarından nasıl özgürleşirsin.’ Önemli olan işte o ilk adımı atmak. Attığımız adımlar, aldığımız riskler ve kararlar. Hiçbir şey imkânsız değil, bize biraz zaman alır dediler. Herhangi bir şeyde takıldığımızda şunu hatırlamak lazım, hoşumuza gitsin ya da gitmesin, her şeyin bir sonucu var. Şöyle bir bakın hayatınızda sonuçlanmayan, noktalanmayan herhangi bir şey var mı? Her gün yaptığımız onca güzel şey varken neden onların listesini yapmakta zorlanıyoruz. Hâlbuki farkında olarak yaptıklarınızı hep hatırlıyorsunuz. Ve şunu sorayım; “Şimdi değilse, ne zaman?”


+ Benzer Haberler
» KV indirimi ihracatı ve üreticiyi teşvik edecek
» “Yabancı yatırımcının ilgi odağı olmaya devam ediyoruz”
» Ukraynalı turistin yerini İngiliz dolduracak
» Konut davalarında patlama yaşanıyor
» Tarladaki kimyasalı ‘atıktan gübre’ silecek
» Elektrik zammı yenilenebilir enerjiye talebi artırdı
» Patatesi ucuza yiyemeyeceğiz
» Süt ürünlerinde kriz kapıda!
» Zeytinliklerde kuraklığa ‘kısıtlı sulama’ önerisi
» Kadının birliklerde temsili azaldı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 18.05.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni