• Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv      • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE
YAZARLAR Ali Serdar Süalp ►ÜÇÜNCÜ KOLTUK
12
14
16
18
20/06/2022 06:05
Aidiyetin Konuşulmayan Yönleri

     Zaman zaman bir araya geldiğim birçok iş sahibi ve/veya değerli yöneticiler ile yapmış olduğum görüşmelerde onlardan aldığım ve endişe konusu olan bir husus da çalışanların şirketlerine duydukları aidiyet hissinin yeterince gelişmemiş olduğudur. Tüm bu iş insanları çalışanlarında şirketlerine karşı daha fazla ait olma duygusunu görmek istemektedirler.

     Bu arzularında da oldukça haklıdırlar, zira bir işletmenin başarısını etkileyen önemli faktörlerden biri belki de en önde geleni çalışanların mutluluğu ve iş yerini benimsemesidir.
     Aslında herkes bir yere ait olmak ister ve her canlı ait olduğu yerde kendini daha mutlu hisseder. Umarım bu saptamama itiraz sesleri yükselmeyecektir.
     O zaman şu soruya cevap arayalım. Aidiyet nedir?
     En basit ama anlaşılır şekli ile cevaplarsam, aidiyet, ilişkide olduğumuz kişi yanında veya gurup içinde “Benim ne işim var burada?” dememe halidir. Ya da “İyi ki buradayım.” deme halidir. Aidiyet, duyguların iletişilmesidir. Duyguların olmadığı yerde aidiyetten söz edilemez.
     Doğduğumuz an bir yerlere ait olmaya başlarız; madden ve manen…

     Yukarıdaki paragraflarda değindiğim hususları kurumsal platforma taşıyacak olursam ilk sözüm “kurumsal aidiyet, çalışanların işe gelirken bedenlerinin yanı sıra ruhlarını da getirmesidir” demek olacaktır.

     Aidiyet bir kurumsal kültür meselesidir. Ciddi kurumlar bu konuda epey kafa patlatır. İnsan kaynakları departmanları aidiyet duygusunun arttırılması için yeni yaklaşımlar, farklı formüler üretir. Aslına bakacak olursanız aidiyet konusunda gündemi oluşturan önemli başlıklar şunlardır. Yöneten ve yöneltilen ilişkisi yani iletişim, personelin inisiyatif alabilmesi, adaletli kazanç dağılımı, adil performans değerlendirmesi, etkin takdir mekanizması, herkese uygulanan tek standart. Bu başlılara ek olarak motivasyonu arttırıcı sosyal etkinliklerden de bahsedebiliriz.

     Şu ana kadar yazdıklarım kulağa hoş gelen ve teorik anlamda da güçlü şeyler. Peki kurumlarda hayat böylemi sürüyor. Yöneticiler çalışanlarının kuruma olan ait olma hissini bu kadar mı önemsiyor? Bu sorunun cevabı o kadar da basit değil. Gelin teorileri bir tarafa bırakıp biraz da pratikten ilerleyelim. Aidiyetin konuşulmayan yönlerini kurcalayalım.

     Tecrübelerim bana iki tür aidiyetten bahsediyor. Birincisi çalışanların kuruma duydukları ait olma hissi, diğeri ise yöneticilerin çalışanlarından bekledikleri aidiyet pratiği.

     Birinci halde çalışan kendini kuruma ait hissetmek ister ve emeğini doğrudan kurumun başarısı için sarf eder. Amaç kurumun başarısıdır. Bireysel başarılar ve beklentiler ön planda değildir. Takımdaşlık kavramı bu tür bir yaklaşımın ürünüdür. Çalışan, yöneticilerinin kendisini şirketin amaçlarına hizmet eden bir takım oyuncusu gibi görmesini bekler. Öncelikler kurumun başarısına verilmeli, kaynaklar da bu amaçla kullanılmalıdır.

     İkinci yaklaşım ise yine kurum içinde hayata geçen, kimsenin açık olarak itiraf etmeyeceği bir durumdur. Yönetici çalışanının kuruma değil kendisine ait olmasını bekler. Yani çalışan kuruma değil yöneticisine sadık olmalıdır. Bu beklentisini “biz bir takımız” diye açıklar. İşte aidiyet ile ilgili konuşulmayan kısım tam da bu konudur. Kişiden beklenen şirket için değil yöneticisi için bir şeyler yapmasıdır. Şirketin değil yöneticinin başarılı olması için emek sarf edilmelidir.

     O andan itibaren şirket içinde gruplaşmalar başlar. Güç grupları oluşur. “Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir” şeklinde gerçekliklere tanık oluruz. Yönetim zorlaşır, standartlar birer birer yok olur. Kişiye göre nabız verme ön plana çıkar. İnsanlar inisiyatif kullanmak istemez ve doğru bir performans yönetimi yapılamaz. Üst yönetim işi değil gruplar arasındaki dengeleri yönetmeye daha çok zaman harcar hale gelir. Ve bu iş zaman içinde bir kurum kültürüne dönüşür.

     Daha başka neler olur? Gelin düşünelim.
     Mesela yöneticiler yanlarına eleman alırken adayın yetkinlik becerilerine değil laf dinleme katsayısına daha önem verir. Öyle ya! Yöneticinin kendisine akıl verecek insana değil dediklerini sorgusuzca yapacak elemana ihtiyacı vardır.

     Çalışan ise kendini güçlü bir grubun içinde bulmak ister. Bilir ki güçlü bir grup içinde olursa kariyerin de ilerleme ihtimali daha yüksek olacaktır. Tek yapması gereken bu güçlü grubun liderinin beklentilerini karşılamak olmalıdır. Yaratıcı değil itaatkâr olması önemlidir.

     İnsanların şirket içindeki ömrü başarı ve şirkete ait olmanın verdiği mutluluğa endeksli olmaz. Bu konudaki belirleyici yöneticisi olur.
     Kilit pozisyonlara yetenekliler değil itaatkarlar gelir. Bu da şirketin performansını çok olumsuz etkiler.

     Neticeten; akıllardan hiç çıkarılmaması gereken husus çalışanların kurum kültürünün kullanıcısı, taşıyıcısı, eseri ve yaratıcısı olduğu gerçeğidir. Bunları göz ardı edip kurumsal aidiyet yerine bireysel aidiyete davet çıkarılmış işletmelerde sonuçlar hiç iyi olmayacaktır.

Önceki Yazılar :
Haberler
  İhale Özetleri

  30 Haziran 2022 Tarihli ve 31882 Sayılı Resmî Gazete

  Karayollarında Durum

  Piyasaların gözü yeni asgari ücrette

  Nureddin Nebati: Ek vergi getirmeyeceğiz

  Bankalar net karını 1 yılda 4,75 kat artırdı

  Deniz ticaretindeki canlılık umut veriyor

  Denizcilik sektörünün nabzı İstanbul’da tutulacak

  “İstihdamsız büyüme gelir dağılımını bozuyor”

  Eczacılar kademeli eylem planı uygulayacak

  Elektronik ticaret düzenlemesi TBMM’de

  2021’de 1 milyon 64 bin otomobil üretildi

  Uşaklı ihracatçılar atıkları ekonomiye kazandırıyor

  “Kamu-özel sektör diyalogları güçlendirilmeli”

  Döviz / Altın

  “Dayanışmayı ve işbirliğini arttırmalıyız”

  Borsalarda Alım-Satım

  “Memleketin güven ortamına ihtiyacı var”

  İzmir ile Salihli arasında kardeş okul köprüsü güçleniyor

  Çelik sektörü Almanya’da buluştu

  ‘Hilmi Yarayıcı’ 1 Temmuz’da Bayraklı’da

  2022 Mostra Convegno Expocomfort İtalya’da kapılarını açtı

  Tedarikçiler, Turkcell’in Tedarikçi Eksenli İnovasyon Günü’nde bir araya geldi

  Karşıyaka, Madımak’ı unutmuyor

  ESHOT otobüslerinde gazilere özel düzenleme

  İzmirli “Demir Lady” Hollanda’da dördüncü oldu

  Aksa, yenilikçi ürünlerini dünyaya tanıtıyor

  arabam.com 50. Trink sat! şubesini Antalya’da açtı

  5. İzmir Körfez Festivali başlıyor

  Konak Engelsiz Yaşam Köyü’nde eğitim yılı sonuna en özel etkinlik

  Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü okul onarım işi yaptıracak

  Menderes Belediyesi’nden çiftçiye yeni üretim yolları

  Türk şirketlerinin zamanında ödeme performansı düştü

  Ekonomik Güven Endeksi 3,3 puan azaldı; 93,6

  Kilis 7 Aralık Üniversitesi vrf sistemi yaptıracak

  Su Ürünler Hal Fiyatları

  Sebze-Meyve Hal Fiyatları

  Türk işletmelerin yüzde 78’i gelecek yıl dijital dönüşüm yatırımlarını artırmayı planlıyor

  Brüksel’de İzmir Evi açıldı

  Çameria katliamı Foça’da anıldı

  Çözüm artık tek numarada

  MARSU Genel Müdürlüğü rulman ve malzemeleri satın alacak

  Modern dansın efsanesi MGDC çığır açtı

  T.C. ÇEŞME İCRA DAİRESİNDEN AÇIK ARTIRMA İLE ARAÇ SATIŞI

  DÜZELTME İLANI: DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ İHALE İLANI

  İHALE İPTALİ: TIBBİ MALZEME SATIN ALINACAKTIR

  İhale Özetleri

  29 Haziran 2022 Tarihli ve 31881 Sayılı Resmî Gazete

  “Elektrik piyasası dikiş tutmuyor”

  TL mevduatlarında stopaj indirimi 6 ay uzatıldı

ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 30.06.2022
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni