• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Yerli üretimle çelik sektörünün başarısı dalga etkisi yaratır

10 Ekim 2020 Cumartesi 14:00
12
14
16
18

Pandemide ikinci dalga endişesinden dolayı piyasada belirsizliğin hakim olduğunu ifade eden Ertan, katma değerli yassı mamul üretiminin önemine vurgu yaptı.

Yerli üretimle çelik sektörünün başarısı dalga etkisi yaratır

   ► Ertan: Kömür, hurda ve cevher fiyatları Uzak Doğu’daki yoğun talep, üretim maliyetlerindeki artış ve TL’deki değer kaybı nedeniyle son 4 ayda döviz bazında yüzde 30 oranında bir yükseliş yaşadı

           DUYGU GÖKSU / ÖZEL    
     Türkiye demir çelik sektörü 2020 yılına, katma değerli üretimi artırarak, böylece bir süredir devam eden korunmacı önlemlerden kaynaklanan sorunları azaltarak girdi. Yılın ikinci ayında sektörde yaşanan canlanma yaşandı. Mart ayında ise Covid-19 virüsünün Türkiye’yi de etkisi altına alması ile yavaşlama dönemine girildi. Haziran ayına kadar süren yavaşlama dönemine rağmen, Dünya Çelik Birliği’nin açıkladığı verilere göre geçen yıla oranla Ağustos ayında üretim, yüzde 22 artarak 3,2 milyon tona ulaştı.
     Pandemide ikinci dalga endişesi nedeniyle yurt içi üretim ve tüketimin tam anlamıyla dengelenemediğini ifade eden Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Yüksek enerji maliyetlerimiz, ham maddenin yurt dışından alınması da maalesef ithalat ile tüketimimizin bir bölümünü karşılamamıza sebep oluyor. Üretimin desteklenmesi ve ithalatı azaltacak mekanizmaların artırılması ile demir çelik sektörünün gelişmesinin ve bunun etkisi ile dalga halinde makine, otomotiv, beyaz eşya sektörlerinde de gelişim sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

“Demir çelik sektörü Covid-19’u başarıyla göğüsledi”
     Demir çelik sektörünün ana pazarları olan ABD ve AB pazarlarında uygulanan korunmacı önlemler ve iç piyasadaki tüketimin azlığı sebebiyle iki yıldır zorlu bir süreç geçirdiğini aktaran Ertan, “2020 yılına bu sıkıntıları firmalarımızın yeni pazarlar, katma değerli üretime yönelme girişimleri ile azaltarak girdik. Ayrıca iç piyasada Şubat ayında bir canlanma göstermişti. Ancak Mart ayından itibaren tüm Dünya’yı etkileyen Covid-19 salgını sebebi ile sektörümüzde tekrar bir yavaşlama dönemine girildi. Hem de bu kez sadece bizim sektörümüz değil, aynı zamanda tedarikçisi olduğumuz sektörler de yavaşlama hatta durma noktasına geldi. Salgın başlangıcından itibaren 1-2 aylık süreçte yavaşlasak da sektör firmalarımız bu zorluğu da büyük başarı ile göğüsledi ve sektörü yeniden güçlendirmeyi başardı. Nitekim Dünya Çelik Birliği’nin bu ay açıkladığı verilere baktığımızda Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üretimini yüzde 22 gibi oldukça güçlü bir oranda arttırarak 3,2 milyon tona yükselten Türkiye’nin son 25 ayın en yüksek üretim verisine ulaştığını görebiliyoruz” diye konuştu.

“Piyasada belirsizlik hakim”
     Üretim artışı ithalatı düşürmeye başlasa da salgından dolayı piyasada belirsizliğin hakim olduğunu ifade eden Ertan, “Herkeste bir ikinci dalga gelir mi endişesi var. Bu da tabi yurt içi üretim ve tüketim dengesinin tam anlamıyla oturmamasına sebep oluyor. Diğer yandan, yüksek enerji maliyetlerimiz, ham maddenin yurt dışından alınması da maalesef ithalat ile tüketimimizin bir bölümünü karşılamamıza sebep oluyor. Yine de tüketimdeki artış, zor pandemi koşullarında bile durmadan çalışan sektörlerin normalleştiğinin göstergesi. Bizlerin inancı üretimin desteklenmesi ve ithalatı azaltacak mekanizmaların artırılması ile demir çelik sektörünün gelişmesinin sağlanacağı, bu gelişmenin dalga etkisi ile makine, otomotiv, beyaz eşya sektörlerinde de gelişim sağlayacağıdır” ifadelerini kullandı.

“Yassı tüketimimizin %48’i, nihai çeliğin %30’u ithal”
     Demir çelik sektöründe en fazla ithal edilen ürünlerin ham maddeler olduğuna dikkat çeken Ertan, “Bunları demir cevheri, koklaşabilir taş kömürü, hurda, elektrod olarak sayabiliriz. Diğer yandan uzun ürünler dışında başta yassı mamuller olmak üzere ithalatımızın arttığını maalesef görüyoruz. Son döneme baktığımızda yassı tüketimimizin yüzde 48’ini, nihai çeliğin yüzde 30’unu ithal ederek karşılıyoruz. İthal ettiğimiz yassı mamulleri boru, makine,soğuk yassı üretiminin yanı sıra beyaz eşya, otomotiv gibi sektörlere de veriyoruz ve tüketim son aylarda artıyor” değerlendirmelerinde bulundu.

“Yassı üretimi yapan firmalar ithalatı azaltıyor”
     Pandemi döneminin de olması sebebiyle küresel piyasalarda ve Türkiye’de de bir daralma olduğunu ifade eden Ertan, “Yeni yatırımlar ile ilgili bir girişim yapmak zor görünüyor. Ancak bildiğimiz pandemi öncesinde yassı üretimi için yatırım yapan firmalarımız bulunuyor, umuyoruz ki bu firmalar sektörün ithalatını azaltmak açısından ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacak. 2008 yılı üretimimiz 26 milyon tonken 2019’da 33 milyon ton üretim hacmine ulaştık. Yaklaşık 52 milyon ton olan üretim kapasitemizin yarısından biraz fazlasını kullanarak bu üretimi gerçekleştiriyoruz” dedi.

“Yassı mamulleri üretecek girişim artırılmalı”
     İthal girdilerin azaltılması için katma değerli yassı mamulleri üretecek girişim ve dönüşümleri arttırmanın önem taşıdığına vurgu yapan Ertan, “Çelik üretiminde ihtiyaç duyulan kömür, cevher gibi doğal kaynakları zengin ve çeliği büyük montanlı ve aynı zamanda ucuza üretip ihracat yapan Rusya, Ukrayna gibi ülkeler ile yapılması planlanan serbest ticaret anlaşmalarında da ülkemiz üreticilerinin rekabet gücünü koruyabilmeleri için demir çelik ürünlerinin kapsam dışında bırakılması da sektör için önemli. 24 Eylül tarihinde yayınlanan ithalat rejimi kararı değişikliği ile de bazı çelik ürünlerinin ithalatına getirilen geçici gümrük vergilerinin süresinin uzatılması da sektör tarafından sevinçle karşılandı, bu müdahalenin de ithalatı azaltıcı etkisi olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

“Afrika ve Latin Amerika’ya ihracat yükseliyor”
     İhracatçı firmaların son iki yıldır zor bir dönem geçirse de özellikle Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere farklı pazarlara yönelmeye başladığını söyleyen Ertan, “Ağustos dönemine baktığımızda Güney Afrika Cumhuriyeti, Hong Kong, Çin’e 2019 yılının Ağustos ayına kıyasla çok yüksek oranlarda yükselişler yaşandığını gözlemliyoruz. Radarımızda bulunan Latin Amerika’ya yönelik çalışmalarımız salgın sebebiyle yavaşlamış olsa da devam ediyor. İhracatçı Birlikleri olarak bizler de dijital ortamda düzenlediğimiz etkinliklerle ticaret müşavirlerimizi firmalarımız ile buluşturuyor ve pazarla ilgili merak ettikleri konularda bilgilenmelerini, fırsatlardan faydalanmalarını sağlıyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi ve bir çok birlik de yine sanal ortamda alım heyeti ve ticaret heyeti organizasyonları düzenleyerek bu ülkelere ihracatın artırılması için çalışmalar gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

“Kömür, hurda, cevher fiyatları %30 arttı”
     Ham maddenin önemli bir kısmının ithal edildiğini ve Türkiye’de ürüne dönüştürüldüğünü ifade eden Ertan, “Kömür, hurda ve cevher fiyatları son 4 ayda döviz bazında yüzde 30 oranında bir yükseliş yaşadı ve bu artışın en büyük etkenlerinden biri Uzak Doğu’daki yoğun talep ve üretim maliyetlerindeki artış diyebiliriz. İç piyasadaki artışların bir sebebi de yukarıdakilere ilaveten Türk Lirasındaki değer kaybını ilave edebiliriz” dedi. Salgında ikinci dalganın gelip gelmeyeceği konusundaki belirsizliğin de fiyatlar üzerindeki etkisine değinen Ertan, en büyük cevher ihracatçısı ülkelerinden Brezilya’daki arz kesintisi ve Çin’in yüksek talebinin de fiyatların düşmemesine sebep olduğunu belirtti.

“Sektör durgunluk yaşasa da üretim durmadı”
     Demir çelik sektörünün; temelde inşaat, otomotiv makine ve imalat sanayi gibi sektörlere girdi sağladığını ve hem iç piyasaya hem de ihracata çalışan bir sektör olduğu için ayrıca bir öneme de sahip olduğuna vurgu yapan Ertan, “İhracatın lokomotif sektörlerinden biri olan demir çelik sektörü global pazarda tedarikçi olduğu bu sektörlerin tedarik zincirlerinde Covid-19 salgını sebebiyle aksaklıklar ve kırılmaların yaşandığına maalesef ki şahit oldu ve özellikle mart ile mayıs ayı arasında bir durgunluk yaşadı ancak durmadı” diye konuştu.

“Destekler sayesinde tedarikçi sektörlerimiz de toparlandı”
     Pandemiyle mücadele çerçevesinde uygulamaya konan finansal tedbirler ve destekler sayesinde Haziran ayından itibaren hem demir çelik sektöründe hem de tedarikçisi olduğu sektörlerde toparlanma yaşanmaya başladığını ifade eden Ertan sözlerini şöyle tamamladı: “Kredi faizlerinin düşürülmesi ile inşaat sektörü canlı tutuldu hatta çok uzun zamandır ulaşılmayan inşaat satış rakamlarına ulaşıldı. Hızla normalleşen sanayi sektörlerimizin başında yer alan inşaat ve otomotiv sektörlerinde şu anda kredi fırsatlarının azalması ve vergilendirmeler sebebiyle bir aydır bir yavaşlama yaşansa da çok kısa sürede yine yükseliş trendine devam edeceğini umut ediyoruz. Hem demir çelik sektörü hem de bağlantılı sektörlerin üretim ve ihracat artışı için pandemi süresince verilen desteklerin önümüzdeki dönemde de devam etmesinin oldukça faydalı olacağını düşünüyoruz.”


+ Benzer Haberler
» Türkiye’nin balığı izmir’den gidiyor
» Kemeraltı esnafında kira zammı korkusu
» İthalat çiftçiyi vuracak
» “Seyahat acenteleri yoğun entübe halinde”
» “43 şehrin elektriğinden tasarruf edebiliriz”
» Türkiye’nin pandemi sınavı, gayrimenkulde yatırıma dönüştü
» Patateste pazar payını başka ülkelere kaptırdık
» Yerli kozmetikçiler ithalata ek vergi istiyor
» Akıllı Tarım Kentleri ile hedef 400 milyon TL
» Tarımda sürdürülebilirlik için acil dönüşüm gerekiyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 28.10.2020
  Ticaret 27.10.2020
  Ticaret 26.10.2020
  Ticaret 24.10.2020
  Ticaret 23.10.2020
  Ticaret 22.10.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni