• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Yağışlar su kaynaklarını beslemiyor”

09 Ocak 2021 Cumartesi 13:00
12
14
16
18

İZSU verilerine göre, Ocak’ın ilk haftası itibarıyla kentteki 6 barajdan 5’inin doluluk oranı, geçen senenin aynı ayına göre düşük seviyede kaldı
“Yağışlar su kaynaklarını beslemiyor”

   ► Kınay, “İzmir’in içme suyu kaynağı olan Tahtalı Baraj Havzası, İZSU Yönetmelikleri ile de koruma altında tutulmaya çalışan havzada kentleşme ve sanayi baskısı mevzuat değişiklikleri ile koruma kapsamının yumuşatılması yaşam kaynaklarımızın da bu baskılara feda edilmesinin önünü açacaktır” dedi.

           SEZA NUR DEMİRPARMAK      
     Kuraklık Türkiye’yi etkisi altına almaya devam ediyor. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) verilerine göre, Ocak’ın ilk haftası itibarıyla kentteki 6 barajdan 5’inin doluluk oranı, geçen senenin aynı ayına göre düşük seviyede kaldı. İZSU tarafından paylaşılan barajlardaki doluluk oranları verilerinin geçtiğimiz yıllara göre yüzeysel su kaynaklarımızın miktar olarak 2 yılda yaklaşık yüzde 50 azaldığını aktaran TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Emine Helil İnay Kınay, “Aralık ayı itibari ile yağışlı günleri görmeye başladık.  Bu yağışın barajlar üzerine etkisini değerlendirirken sorunun çözüldüğünü düşünmek ise yanlış olur. Gelen yağışların miktar ve rejimindeki düzensizlikler, kentleşme, alan kaybı, ormansızlaşma problemleri ile bu yağışların su kaynaklarımızı yeteri kadar beslediğini söylemek mümkün değil” dedi.

“Son 90 yılın en kurak Kasım ayını yaşadık”
     İZSU tarafından paylaşılan barajlardaki doluluk oranları verilerinin geçtiğimiz yıllara göre yüzeysel su kaynaklarımızın miktar olarak 2 yılda yaklaşık yüzde 50 azaldığını hatırlatan Kınay, “İstanbul, Ankara gibi metropol kentlere baktığımızda da tablonun kötü olduğunu görüyoruz.  Bu oran İzmir için yaklaşık yüzde 40 olarak verilirken, İstanbul için yüzde 20, Ankara yüzde 21, Bursa yüzde 26 olarak gösteriliyor. İklim değişikliği, yağış miktarı ve kalitesine yönelik değerlendirmeler de iç acıcı görünmüyor. Meteorolojik verilere göre Ekim ayı yağışları yüzde 36, Kasım yüzde 40 Aralık yüzde 16 azalmış durumda. Benzer şekilde son 90 yılın en kurak kasım ayını yaşadığımız bilgisi paylaşıldı. Bu süreç sonrasında Aralık ayı itibari ile yağışlı günleri görmeye başladık.  Bu yağışın barajlar üzerine etkisini değerlendirirken sorunun çözüldüğünü düşünmek ise yanlış olur. Gelen yağışların miktar ve rejimindeki düzensizlikler, kentleşme, alan kaybı, ormansızlaşma problemleri ile bu yağışların su kaynaklarımızı yeteri kadar beslediğini söylemek mümkün değil” ifadelerinde bulundu.
     İZSU verilerine göre, suyun yaklaşık yüzde 60’ı yeraltı, yaklaşık yüzde 40’ı yüzeysel su kaynaklarından sağlandığını belirten Kınay, “Su kısıtına sahip olan İzmir’in su ihtiyacını karşılayan kaynakların miktar ve kalite olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması, korunması büyük öneme sahip. İklim değişikliği, kuraklık yağış düzensizlikleri yıllardır dile getirdiğimiz ve koruma ve planlamaya yönelik yönetim politikalarının önemini vurguladığımız bir süreç. Ancak bilinen gerçekler ve zorunluluklara rağmen gerekli çalışmaların yapılmaması, yönetim politikaların kamu ve doğa yararı doğrultusunda koruma, kullanma, planlama dengesinde yürümesi gerekirken alınan kararlar ve uygulamalar tam tersi bir süreci gösteriyor ve geri dönüşü olmayan noktaya gidiyoruz. Bu noktada suyu tüm kaynaklarımızda olduğu gibi doğru tüketmek ve tasarruf çağrılarına uymak bireysel olarak yapabileceğimiz katkılar olmak ile birlikte su yönetimi ve planlamasında yetkili idarelerin doğru ve etkin yönetim politikalarının yürütülmesi en önemli faktör” diye konuştu.

“Havzalarımızda kirlilik değerleri oldukça yüksek”
     Ülkemizde kullanılan suyun yüzde 70’nin tarımsal sulamada kullanıldığını vurgulayan Kınay, “İçme suyu olarak kullandığımız suyu sağlayan barajlarımız, havzalarımız ve yeraltı su kaynaklarımız ile birlikte suyun büyük bölümünü kullanan tarım sektöründe de aynı kısıtlar geçerli. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda ülkemizdeki yüzeysel su kaynaklarımız, havzalarımızda kirlilik değerlerinin oldukça yüksek olduğu resmi raporlar ile paylaşıldı” diye belirtti.
     Kınay, “İzmir’in içme suyunun yüzde 40’ını sağlayan Tahtalı ile Gördes su havzalarındaki kirlenme baskısının artması, kirlilik seviyesi zaten yüksek olan Gediz, K. Menderes, B. Menderes Nehirleri ve Kuzey Ege havzaları daha da korumasız hale gelmesi yaşamsal risklerimizin başında yer alıyor. Kentimizde Gediz, K. Menderes, Kuzey Ege, Gördes Havzalarını değerlendirdiğimizde kalite ve miktar olarak bulunduğu durum; su kaynaklarımızın karşı karşıya bulunduğu çevresel risklerin yönetilemediği ve acil planlama ve yönetim süreçleri gerçekleştirilemezse geri dönüşü mümkün olmayan noktalara ilerlediğinin de bir göstergesidir. Kentimizin içme suyu kaynağı olan Tahtalı Baraj Havzası, İZSU Yönetmelikleri ile de koruma altında tutulmaya çalışan havzada kentleşme ve sanayi baskısı mevzuat değişiklikleri ile koruma kapsamının yumuşatılması yaşam kaynaklarımızın da bu baskılara feda edilmesinin önünü açacaktır” ifadelerinde bulundu.

“Su yönetimi süreci planlanmalı”
     Yeterli ve temiz suya ulaşamama sadece içme ve kullanma suyu için değil, gıda, tarım hayvancılık, gibi sektörler ile temel yaşam kalitemizi etkilediğini ve acil önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Kınay, “İklim değişikliği, kuraklık yağış düzensizlikleri yıllardır dile getirdiğimiz ve koruma ve planlamaya yönelik yönetim politikalarının önemini vurguladığımız bir süreç. Ancak bilinen gerçekler ve zorunluluklara rağmen gerekli çalışmaların yapılmaması, yönetim politikaların kamu ve doğa yararı doğrultusunda koruma, kullanma, planlama dengesinde yürümesi gerekirken alınan kararlar ve uygulamalar tam tersi bir süreci gösteriyor ve geri dönüşü olmayan noktaya gidiyoruz” diye konuştu.
     Ülkemiz ve tüm kentlerimiz  için temiz su ihtiyacını karşılamak üzere akılcı yatırımlara ve yeni su kaynaklarına acilen ihtiyaç olduğunu belirten Kınay, “Temiz suların evsel veya endüstriyel amaçlı kullanılmasından sonra oluşan atık suların arıtıldıktan sonra yeniden kullanılması, tarım ve sanayi amaçlı  kullanılan suyun doğru ve etkin kullanımı ve yönetimi ile enerji yönetimi artık su yönetimin olmazsa olmaz bir parçası olarak düşünülmeli ve konunun uzmanı olan kişiler ile su yönetimi süreci planlanmalı, kentin planlanmasına yönelik planlar ve yatırımlarda su yönetimi süreci de dikkate alınmalıdır” dedi.


+ Benzer Haberler
» AVM’lerde HES için kioks dönemi
» Ağır vasıta esnafı kan ağlıyor
» Sanatın gücü SMA farkındalığını artırıyor
» Konut sektörü pandemiye rağmen rekora koştu
» “Uzaktan eğitimde not hamlesinden vazgeçilmeli”
» Süt ürünlerinde kayıt dışının çözümü; KDV eşitlemesi
» “Üretilen gıdaların 3’te biri çöpe gidiyor”
» Gezici tarım işçileri de pandemiyle hatırlandı
» Kemeraltı esnafı yılbaşından umduğunu bulamadı
» “İşgücünün korunmasında evrensel gelir desteği çözüm olmaz”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.01.2021
  Ticaret 20.01.2021
  Ticaret 19.01.2021
  Ticaret 18.01.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni