• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Vergi korkusu, üreticiyi kayıt altına almayı engelliyor”

03 Nisan 2018 Salı 08:00
12
14
16
18

   ► Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ümmühan Tibet: Zeytincilikte dünyada söz sahibi olmak istiyorsak, ürettiğimizi tüketebilmeliyiz.

     Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ümmühan Tibet, son 10 yıldır ağaçlandırma, üretim ve ihracata yönelik çalışmaların sonuçlarını almaya başladıklarını belirterek “Artık Türkiye’de ‘yok yılı’ diye bir durum söz konusu değil. Sürekli ‘var yılı’ yaşar hale geldik” dedi. İspanya ve İtalya’nın küresel iklim değişikliğinden çok etkilenmesine karşılık, bu etkinin Türkiye’de çok az olduğunu anlatan Tibet, “İklim değişikliği nedeniyle bir miktar azalmalar olsa bile yeni fidanların etkisiyle biz bunu bariz hissetmiyoruz” dedi.
     Türkiye’nin uluslararası zeytin zeytinyağı piyasasında söz sahibi olabilmesi için ihracatçısının esnek destekleme politikası ile desteklenmesini öneren Tibet, “İhracatçımızın raftan düşmemesi gerekiyor. O gün ve o yılın koşullarına göre destekler verilmeli” dedi.

     Türkiye’deki 177 bin tonluk 2015-2016 sezonu zeytinyağı rekoltesinin ancak yüzde 40’nın kayıt altında olduğuna dikkat çeken Tibet, bu konuda Çiftçi Kayıt Sistemi’nin çözüm olabileceğini ancak üreticinin vergi ödemesinin fazla olacağı endişesi ile bu  sisteme dahil olmaktan kaçındığının altını çizdi. Tibet, “Bugün 16 kalemde destek veriliyor. Bu desteklerden küçük üretici yararlanamıyor. Üreticinin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıt olursa vergi öderim korkusu var. Vergi korkusu kayıt altına almayı engelliyor. Aslında böyle bir durum yok. Üretici bunu bilmiyor.  Asgari geçim indiriminin altında üretim yaptığı için vergi dilimine girmiyor. Bizim bu konularda üreticiye gerçeği anlatmamız lazım. Bu sistemi özendirmeliyiz.  Dane zeytine destek vererek bunu yapabilirsiniz. Sofralık ve yağlık demeden bu destek verilmeli.  Üreticisi sofralık zeytinim daha fazla para ediyor diye buna yöneliyor. Zeytinyağı sanki ikinci bir ürünmüş gibi olmaya başlıyor” diye konuştu. Tibet ile dünya arenasındaki Türkiye’nin yeri, yaşanan sorunlar ve bu konuda yapılması gerekenler üzerine konuştuk.

Dünya arenasında nasıl bir zeytincilik gerçeğimiz var?
     Zeytincilik insanlık tarihi kadar eski… Kazılarımızda M.Ö. 7000 yıllarında zeytin ağacı dikilmiş olduğunu görüyoruz. Yüzyıllarca zeytinyağı Anadolu’da aydınlanma, gıda, kozmetik, sağlık amaçlı kullanılmıştır. Yaşadığımız coğrafya olan Urla’da erkence çeşidi Kasım-Aralık ayında denizden esen rüzgâr ile bir gecede acı suyunu akıtır ve zeytin dalında yenilebilir hale gelir. Karaburun ve Urla, hurma zeytin ile özel bir yere sahiptir. İnsanoğlu, zeytin gibi acı bir meyvenin yenilebilir olduğunu Karaburun Urla’dan keşfetmiştir diye düşünüyorum. Biz son 60-70 yıldır zeytinyağı tüketmeyi unuttuk. Tüketim oranımız çok düşük. Bizim gibi geleneksel zeytin üreticisi ülkelere baktığımızda tüketim olarak son sıralarda olduğumuzu görüyoruz.

Unuttuk mu, unutturuldu mu?
     Bunun çeşitli nedenleri var. Birincisi margarin ve bitkisel yağ sektöründeki güçlü yapılar zeytinyağı sektöründe maalesef yok. Küçük aile işletmeleri durumundayız. Taklit, tağşiş ve kayıt dışılık nedeniyle haksız rekabet çok fazla, marka yaratma ve var olan markaların büyümesinde yetersiz kalıyoruz. Bu nedenle reklam ve tanıtıma bütçe ayıramıyoruz. Tanıtım olmadığı için de zeytinyağı tüketimimizi arttırmakta zorlanıyoruz.
     Türkiye’de zeytin-zeytinyağı üreten bölgeler aynı zamanda tüketicisi durumunda. Halen binlerce ailemiz zeytinyağı ile tanışmamış durumda. Bizim amacımız 80 milyona zeytinyağı yedirebilir hale getirmek. Zeytincilikte söz sahibi olmak istiyorsak, ürettiğimizi tüketebilmemiz ve markalı ambalajlı “Türk Zeytinyağı” şemsiyesi altında dünya raflarında yer almamız gerekiyor. Bunu yapamazsak diğer ülkeler ihtiyaçları varsa gelip bizim ülkemizden zeytinyağını dökme olarak alıp kendi ülkelerinde kendi markalarıyla paketleyerek satar.
     Zeytinin bol olduğu yıllarda fiyat düşüyor, az olduğu yıllarda üretici para kazanıyordu. Biz UZZK olarak 2007 yılında Tarım Köyişleri Bakanlığı ile birlikte ortak hedef koyduk. “Dünya zeytinciliğinde söz sahibi olup, İspanya’dan sonra üretimde dünya ikincisi olmak istiyoruz” dedik.  Zeytin dikimine ciddi teşvikler verildi. İhracata halen teşvik veriliyor. Ama bunlarda yeterli değil. Sektördeki gelişmeleri daha iyi organize etmek için verilen desteklerin de daha sistematik verilmesi gerekiyor.

Aradan 10 yıl geçti. İstediğimiz noktaya gelebildik mi?
     Ağaç sayımız 2000’lerin başında 95 milyon iken, bugün 178 milyon adede ulaştı. Ağaç varlığında 315 milyon ağaca sahip İspanya’dan sonra ikinci sırada yer alıyoruz.  İtalya’da bu rakam 159 milyon adet.  

Ağaçtan elde edilen verim ve ürün kalitesi açısından baktığımızda dünya verilerinin neresindeyiz?
     Zeytin ağacı uzun yıllar yaşayabiliyor. Anıt ağaç olarak binlerce yıldır yaşayan ve halen meyve veren yüzlerce ağacımız var.  Ama yeni dikilen fidanlarımızın ürün vermesi kolay olmuyor. Dikilen bir fidandan 3-5 yıl sonra ürün, en az 10-15 yıl sonra randıman almaya başlarsınız. Biz yavaş yavaş, diktiğimiz fidanların meyvesini almaya başladık. Son 6 yıldır global iklim değişikliği dünyada çok şiddetli hissedildi. En çok da İspanya etkilendi. İspanya’nın bazı yıllardaki üretimi 1 milyon 750 bin ton iken bazı yıllarda 700 bin tona düşebiliyor. İtalya son iki yıldır ciddi olarak kuraklıktan etkileniyor. Biz ülke olarak bu etkileri fazla görmedik. Fidanlarımız meyve vermeye başladı. 5 yıldır her yıl zeytinyağı rekoltemizi 135-200 bin ton arasında aldık.
     Eskiden bizde  var-yok yılları arasında büyük makas yaşanırdı. Bazen var yılı 130 bin ton iken ‘Yok Yılı’nda 75 bin ton seviyesine düşebiliyordu. Artık sürekli var yılı yaşar hale geldik.  Artık bizde yok yılı diye bir durum söz konusu değil.  İklim değişikliği nedeniyle bir miktar azalmalar olsa bile yeni fidanların etkisiyle biz bunu bariz hissetmiyoruz.
     Geçen yıl rekolte 177 bin ton gerçekleşti. Aşırı kuraklığın Kasım ortalarına kadar devam etmesi nedeniyle sofralıktan yağlığa doğru bir kayma oldu. Sofralık zeytin de 400 bin ton gerçekleşti. Ancak bu yıl çok güzel bir yıl olacak. Bundan sonraki süreçte üretimin sürekli artmasıyla üretim hedeflerimize de ulaşmış olacağız.

Sektör kendini bu rekolte artışına hazırlıyor mu?
     Sektör hazır… Bizim üretici, ihracatçı ve sanayicimiz altyapısı, bilgi birikimi ve çalışma azmi ile daha fazla üretmek ve ihraç etmek için çalışıyor. Sıkıntımız yok. Ancak tüketimi  arttırmamız gerekiyor. Burada sıkıntı var.

Sektöre yönelik tedbir alınabilmesi için bu ürüne yönelik bir politikanın olması gerekmiyor mu?
     Dünya ikinciliğini hedeflediğimiz günden beri bizim bir politikamız var.  Bu politikalardan vazgeçilmemesi önemli… Tabi ki zaman zaman moralimiz bozulmuyor mu, bozuluyor. Zeytin Yasası’nın değişmesi için 7 defa Meclise kanun teklifi verildi. Bir taraftan da zeytinliklerimizi yok etmek için çalışan bazı çıkar grupları var.  Bunlar bizim moralimizi bozuyor. Bütün partilerimize teşekkür ediyoruz.  Hepsi zeytincilik sektörümüzün arkasında durdular. TBMM’de her defasında oy birliği ile ret edildi. Ama bunun böyle gitmeyeceğini Bilim Bakanı çok açık şekilde ifade etti. 7 değil 17 defa da gelse çalışmalar var dedi. Bu moralimizi bozuyor.
     Zeytin ağacı tek yıllık bir bitki değil.  Bugün dikelim, yarın sökelim olmaz. Bu ağaç yetişeceği toprağı, coğrafyayı kendisi seçiyor. Belli alanlarda yetişiyor.  Bunları yok ederseniz, bir yaşam şeklini ve kültürü yok edersiniz. Bunun geri dönüşünün de mümkünatı yok.
     Yola, enerjiye, sanayiye ihtiyacımız var. Ama zeytinlik alanlarımız toplam tarımsal alanlarımızın sadece yüzde 3.5 ’luk bölümünü oluşturuyor.  O bakımdan başka yerlerde bunları yapın diyoruz. Zeytinliklerimize dokunmayın. İzmir-İstanbul otobanı yapılırken ağaç kesilmesi gerekti, hiçbirimiz kalkıp bir şey demedik. Çünkü ülkemizin o otobana ihtiyacı vardı. Ama yasa çıkarılıp bütün ülke geneline bu yaygınlaştırılırsa bu bir felaket olur.

Bu noktada bölgesel koruma tedbirleri devreye giriyor. Bunu ifade ettiniz mi?
     Aynen. Bölgesel risk analizleri yapılarak yol alınmalı.  Ama ülke geneline yaygınlaştırılması gerekiyor.  Akkuyu Nükleer santrali için böyle bir alan ihtiyacı doğduğu söylendi ve sorunu çözüldü. Yani herhangi bir şekilde ihtiyaç doğduğunda UZZK’nın da içinde bulunduğu Sivil toplum örgütlerinin ve kamunun bulunduğu bir kurul karaıyla risk analizi yapılabilir. ZEYTİNLİKLERİMİZ MUTLAKA KORUNMALI. Bütün dünya zeytin ağacını keşfetti. Dünya korurken, biz kesmemeliyiz. Zeytin ağacı Akdeniz Havzası’nda olan bir ağaç iken, günümüzde dünyanın ağacı oldu. 47 ülkede artık zeytin ziraatı yapılır hale geldi. Çin, Yeni Zelanda, Pakistan, Japonya ve Suudi Arabistan’da bile artık zeytin ziraati yapılmaya başlandı.

Bu sektörün Türkiye’deki toplam büyüklüğü ne kadar?
     178 milyon ağacımız var. Tarım Bakanlığı verilerine göre 845 bin hektar alanda zeytin ziraatı yapılıyor.  15 milyon insanımızın dolaylı ve doğrudan faydalandığını düşünüyoruz.   
     Geçen sene 14 bin ton ambalajlı zeytinyağı ihracatı yapmışız.  Bu sektörün büyüklüğü 1 milyar Euro seviyesinde. Üretimi yaptık ama bundan sonraki süreçte dünya ikinciliğinde 250 bin ton 300 bin ton seviyelerine çıkarırsak bu gelirin yıllık 3,5 milyar Euro’ya ulaşması çok kolaylıkla gerçekleşebilecek bir hedeftir.

Kalite, sizin uzmanlık alanınız… Ürün kalitesi itibariyle ne konumdayız? Tonaj olarak artıyor ama yeni ürünün kalitesi nasıl?
     Ülkemizde dünyanın en kaliteli sofralık zeytin ve zeytinyağları üretiliyor. Ama toplam içinde oranı çok düşük. Bunun arttırılması gerekir. 1187 adet zeytin sıkma tesisimiz var. Bunların yüzde 98’i modern kontinü  tesis konumunda. Ancak üreticimizin eğitime ihtiyacı var. Desteklemelerin daha efektif daha kalite hedefine yönelik verilmesi lazım.  Sektörün büyük bir kısmı kayıt dışı durumda. Kayıt dışı olduğu içinde kaliteli ürünü ölçmekte zorlanıyoruz.

Sektördeki kayıt dışı oranı nedir?
     177 bin tonun sadece yüzde 40’ı kayıt altında, geri kalanı kayıt dışı durumda. Sofralık zeytinde çok küçük merdiven altı üretim ağırlıkta. Bu konuda Bakanlık ile çalışmalar yapıyoruz. Bakanlığımızın izin verdiği, hijyen ve kaliteye önem veren tesislerimizin arttırılması lazım. Bunun için özendirici olarak desteklemelerden küçük üreticilerin yararlanmasının sağlanması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıt olursa vergi öderim korkusu var. Vergi korkusu kayıt altına almayı engelliyor. Aslında böyle bir durum yok. Çiftçi ve üretici bunu bilmiyor.  Asgari geçim indiriminin altında üretim yaptığı için vergi dilimine girmiyor. Üreticimiz bunu bilmiyor. Bizim bu konularda üreticiye gerçeği anlatmamız lazım. Bu sistemi özendirmeliyiz.  Dane zeytine destek vererek bunu yapabilirsiniz. Sofralık ve yağlık demeden bu destek verilmeli.  Üreticisi sofralık zeytinim daha fazla para ediyor diye buna yöneliyor. Zeytinyağı sanki ikinci bir ürünmüş gibi olmaya başlıyor.
     Bugün uluslararası arenada Türk zeytinyağı tanınmıyor.  Böyle bir imajımız yok. Yurtdışına tanıtım yapmak çok zor. Firmalarımız kendi imkânları ile bunu yapamazlar. Şu anda maalesef uluslararası arenada bırakın oyuncu olmayı figüran bile değiliz. İtalya ve İspanya gibi üretici ülkelerin firmaları dünya piyasalarını belirliyor. Bizim ihracatçımızın o fiyatlar ile uluslararası arenada rekabet edebilmesi her zaman mümkün olamıyor. O bakımdan bizim gerçekçi politikalarla ihracatçımızı esnek desteklerle desteklememiz lazım. İhracatçımızın raftan düşmemesi gerekiyor. O gün ve yılın koşullarına göre destekler verilmeli. İtalya; makarna, pizzasını zeytinyağı ile aynı anda satıyor. Bizim muhteşem bir mutfak kültürümüz var. Bizim uluslararası zeytinyağı fuarlarında Ekonomi Bakanlığı önderliğinde bu tanıtımı daha etkin yapmamız lazım. Standlara gelenlere zeytinyağlı yemeklerimizi yedirmeliyiz. Sürekli tanıtımlar yapılmalı. Türk zeytin ve zeytinyağı daha iyi koşullarda tanıtılmalı.

İç tüketimdeki sorun nasıl çözülebilir?
     İç tüketim konusunda inanılmaz sıkıntılıyız.  Zeytinyağının riviera ve naturel çeşidi hepsi çok faydalıdır.  Bizim bütün evlere girmemiz lazım. Tağşiş burada canımızı sıkıyor.  Zeytinyağında standartlarda kalite limitleri bellidir. 12 ay boyunca aynı kalitede ürün üretebilmemiz çok önemli.  Burada ambalaj üzerinde doğru bilgilendirme çok önemli. Etikette beyan ettiğimiz bilgilerle ürünün birebir örtüşmesi gerekiyor. Bu olmadığında bunun adı taklit veya  tağşiştir.

Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
     Sektörün geleceği çok parlak. Günümüzde fakirlik ve gelir adaletsizliği var. Ama gelir düzeyi arttıkça bilinçlenme ve sağlık bilinci de artıyor. İnsanların farkındalığında artış var. İstikbalimiz çok parlak. Bir kişinin aldığı kalorinin en az yüzde 35 inin yağlardan olması lazım. Yılda bir kişinin 30 kilogram yağ tüketmesi demektir. 80 milyon ile bu rakamı çarparsanız 2,4 milyon ton eder. Bunun içinde zeytinyağının payı 200 bin ton bile değil. Yüzde 10 bile değil. Yüzde 90 daha alacağımız pay var demektir. Tüketimimizi 2 kilogramdan 3 kilograma çıkardığımızda mevcut ürettiğimiz tüketmiş oluyoruz. Şu anda 2 kg’ın altındaki tüketim ile aslında zeytinyağı tüketmiyoruz, tükettiğimizin de büyük kısmını hileli tüketebiliyoruz. Önümüzdeki yıllarda Zeytinyağının yıldızı daha da parlayacağını düşünüyorum.

Sürecek...
Bir Sonraki ► Davut Er: Girdi maliyetlerimiz rekabetçi seviyelere çekilmeli, üreticiye destek ödemeleri arttırılmalı

 


+ Benzer Haberler
» “Yastık altında bekleyen zeytinyağları lisanslı depolarda olsa DİR’e gerek kalmayacak”
» Akhisar ‘Zeytinlik Denizi’ ile ticaretin kalbi olacak
» “Sektörde bilgi kirliliğine fırsat verilmemeli”
» “Prim desteği 1.5 TL olsa üretici zeytin ağacının altında yatar”
» “Üreticiye verilen destek ödemeleri arttırılmalı”
» Bayraktar: Zeytin üretimi ilk kez 2 milyon tonu aşacak
» Zeytindeki rekor, bayram havası estirdi


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.07.2018
  Ticaret 20.07.2018
  Ticaret 19.07.2018
  Ticaret 18.07.2018
  Ticaret 17.07.2018
  Ticaret 16.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni