• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Uzmanlaşma olmazsa hobi olarak kalır”

09 Aralık 2019 Pazartesi 13:00
12
14
16
18

   ► İzmir Kemeraltı’nda eski para alım-satımı yapan ‘nümismat’ Ercan Çetinkaya, Cumhuriyet’in ilk bin lirasından geri kalan 15 tanesinin nerede olduğunun bilinmediğini söyledi. Çetinkaya “Merkez Bankası bile çil koleksiyonuna katmak için bu parayı arıyor” dedi.

     Ercan Çetinkaya, çocukluğunda başladığı para koleksiyonerliğini Kemeraltı’nda açtığı dükkânda eski para alım-satımı işiyle sürdürüyor. 20 yıldır para alım-satımı yaptığını söyleyen Çetinkaya, eski para ticareti ile evini geçindiriyor. Çetinkaya, ‘nümismatik’ diye adlandırılan eski para koleksiyonerliğini anlattı.
     Nümismat olabilmek için uzmanlaşmanın önemine vurgu yapan Çetinkaya, “Diğer türlü hobi olarak devam eder sadece. Maddî değeri 20 ila 100 bin lira olan çok değerli paralarımız var. Basım adedi düşük olduğu için bulunması biraz da zor olan paralar. Örneğin Cumhuriyet’in ilk bin lirası... Dünyada kalan son 21 para olduğu söyleniyor. O para elimizde yok ama şu an vitrinde fotokopisi var. Altı tanesi koleksiyonerlerde olan bu paranın 15 tanesinin nerede olduğu bilinmiyor. Merkez Bankası, çil koleksiyonuna katmak için bu parayı arıyor. Bildiğim kadarıyla da karşılığında bir milyon lira verebilir” diyor.

“Önce koleksiyoner oldum”
     Ercan Çetinkaya’nın çocukluğunda ailesinin bir bakkal dükkânı varmış. Paralara ilgisi o dönemde başlamış: “Bir de annemin gençliğinden 60’lı, 70’li yılların paraları vardı. Onlar da ilginç geldi bana. Yaşamımın bir döneminde turizmde çalıştım. O işte çalışırken yabancı paraları görme olanağım oldu. Biraz araştırma yapınca gerçekten güzel bir hobi olduğunu öğrendim. Daha sonra 2007 yılına kadar toplamaya çalıştım. Sonra bu dükkânı açtım.”
     Tarihî Kemeraltı’nın Antikacılar Çarşısı’nda bulunuyor Ercan Çetinkaya’nın dükkânı. Eski zamanlardan dergiler, kitaplar, plâklar, gramofonlar, fotoğraf makineleri, kıyafetler satan pek çok antikacıyla komşu. Çetinkaya, İzmir’de eski para üzerine bir tek kendinin dükkânı bulunduğuna iddialı.
     “Diğerleri antikanın yanında belki eski para da satabiliyor. Ama para konusunda iyi bir bilgisi de yok. Bu olmadığı için ya çok yüksek fiyatlara ya da çok düşük fiyatlara satabiliyorlar paraları. Biraz deneyim ve yapacağınız mesai ile kazanılan bir iş bizimkisi. Zaten ekspertiz hizmetimiz de var. Koleksiyonu olanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ya da eski para biriktiren birisi vefat etti. Onun koleksiyonunu getiriyorlar. ‘Nedir; ne değildir’ diye hem bilgisini veriyoruz hem de satmak isterse talip oluyoruz.” 

“En önemlisi merak”
     Eski para koleksiyonerliğinde en önemli unsurun ‘merak’ olduğuna dikkat çekiyor Çetinkaya. Farklı ülkelerin paralarına ilginin yüksek olduğunu söylüyor. Eski paraları toplamanın biçimine değiniyor.
     “Sadece yurtdışında 1927-1960 arası basılan paralarımızı toplayanlar var. ‘Beşinci emisyon’ diyoruz biz o paralara. Emisyonlarda paraların içinde bir tertip vardır. Merkez Bankası’nın müdürü değiştiğinde imza değişikliğine gidilir paranın üzerinde.
     Deseni aynıdır belki ama farklı bir düzende basılır. Bundan dolayı tertip tertip toplayanlar var. Belki yüz bin çeşit yabancı para bulunuyor. Ama kimisi farklı ülkeden para almak istiyor.
     Bazı ülkelerin sadece birlik banknotlarını, figürlü madeni paraları toplayanalar var. Ya da üzerinde herhangi bir hayvanın resmi olan ve belli siluetlerin olduğu paraları toplayanlar... Biraz değişik bir hobi…”

“Paranın ütülenmesi değerini düşürüyor”
     Paralar nasıl fiyatlandırıldığına ilişkin ise önce paraların koleksiyon değeri olup olmadığına bakıldığını ifade ediyor. Paranın doğal hâlini koruması önemliymiş. “Herhangi bir işlem görmemiş olması gerekir” diyor:
     “Paranın üzerinde özellikle 2000-2005 yılları arasında para toplamaya yeni başlayanlara paraları yüksek fiyata satmak için ütüleme gibi yöntemler uyguluyorlar. Bu da paranın koleksiyon değerini düşürüyor tabiî.”

“Bazı paraların toplanması yasak”
     Her paranın koleksiyonunun ve satışının yapılamadığı bilgisini veren Çetinkaya, Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı Müzeler Müdürlüğü’nün çok eski paralar için koleksiyonerlik belgesi alınması gerektiğine dikkat çekiyor:
     “Roma, Bizans ve Osmanlı’nın ilk dönemlerindeki paraların koleksiyonunu yapmanız için koleksiyoner belgenizin olması şart.
     Her paranın koleksiyonu yapılamıyor. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre düzenleniyor bu konular.”
     “Şu an” diyor, “devletin her kişiye sağladığı sadece son ‘altı padişah’ dediğimiz dönemin öncesinin paralarını koleksiyon ve satışını yapamıyoruz.
     Kültür ve Turizm  Müdürlüğü’ne kayıtlıyız ama bu ürünlerin bulundurulması yasak. Tabiî bir de şu var:
     Osmanlı’nın son dönem paraları, yasak olanlardan daha değerli. Ama böyle bir yıl koymuş devlet. Biz de o kanuna göre topluyor ya da alım satımını yapıyoruz.”


Nümismatik ne demek?

   Dünyada para koleksiyonculuğunun başlangıcı Romalılar’a kadar gidiyor. Ünlü Sezar ve Pompeius ilk para koleksiyoncuları olarak biliniyor.
Nümismatik para ve paranın tarihi ile ilgili araştırmalar yapan bir bilim dalı. Bu bilim dalında uzmanlaşanlara ‘nümismat’ adı veriliyor. Geniş tanımıyla ise nümismatik; madalyalar, nişanlar, hâtıra madalyonları ve jetonlar gibi ana dallara ayrılıyor.
     Türkiye’de 20. yüzyılın başlarında müzeciler tarafından başlatılan eski para koleksiyonlerliğini temel alan ve koleksiyonerleri çatısı altında toplayan ‘Türk Nümismatik Derneği’ bulunuyor.

 


Cumhuriyet’in ilk bin lirası

   Türkiye Cumhuriyeti’nin banknotları olan Birincil Emisyon (E1) Grubu kâğıt paralarının basımı, Maliye Bakanı M. Abdülhalik Renda başkanlığındaki bir komisyonun kararıyla gerçekleşti. 9 aylık bir çalışma sonucunda 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1.000 liralık kupürlerden oluşan bu banknot grubu, İngiliz firması Thomas De Rue tarafından filigranlı kağıtlara kabartma olarak basıldı.
     5 Aralık 1927 tarihinde dolaşıma çıkarılan banknotlar Harf Devrimi’nden önce basıldığı için ana metinleri eski yazı Türkçe, kupür değerleri Fransızca olarak yazıldı. Evrak-ı Nakdiye isimli mevcut Osmanlı kâğıt paraları ise 4 Aralık 1927’de dolaşımdan çekildi. Ve 4 Eylül 1928’de tedavülden kalktı.


 


+ Benzer Haberler
» Patates ihracatı ilk dört ayda yüzde 236 arttı
» Türkiye GDO’suz pamuk üreten üç ülkeden biri
» Sanayiciler muz üretimi ve ihracatına yönelecek
» “2020’de buğday üretimi 20,5 milyon ton öngörülüyor”
» “Devlet alım yaparsa fıstıkçılar tüccara teslim olmaz”
» “Turizmciler ileriye yönelik tahmin yapamıyor”
» Pandemi döneminde kuru fasulyede ani yükseliş
» Türkiye’de ayçiçeği üretimi 4 yılda yüzde 39 arttı
» 2020’de mercimek ithalatı arttı
» Yılın ilk 4 ayında mısır ithalatı arttı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 06.07.2020
  Ticaret 03.07.2020
  Ticaret 02.07.2020
  Ticaret 01.07.2020
  Ticaret 30.06.2020
  Ticaret 29.06.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni