• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Üretim yapan ihracatçı yabancının radarında

23 Eylül 2020 Çarşamba 10:00
12
14
16
18

Üretim yapan ihracatçı yabancının radarında

   ► ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu Üyesi ve Yönetici Direktörü İbrahim Romano: Birleşme ve satın almalarda özellikle teknoloji, altyapı, yenilenebilir enerji, gıda, ambalaj ve hızlı tüketim sanayilerinde hizmet veren firmalar ön plana çıkıyor

           SEDA GÖK / ÖZEL     
     Bu yıl Türkiye’deki satın alma ve birleşmelerde, değeri açıklanmayanlar ve tek seferlik kabul edilebilecek işlemlerle beraber bugüne kadar 3.5 milyar dolarlık bir hacime ulaşıldı. 2019 yılında değeri açıklanmayan işlemlerle beraber Türkiye’de 5.3 milyar dolar seviyesinde işlem hacmi yaratıldı. 2020 yılında herşeye rağmen daha yüksek bir hacim yakalanacağı öngörülüyor.
     Pandemi sürecinde satın alma ve birleşmelerde yaşanan gelişmeleri değerlendiren ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu Üyesi ve Yönetici Direktörü İbrahim Romano, bu konuda yabancı sermayeli firmaların Türkiye’de özellikle radarında Türkiye’de üretip dünyaya satabilecek ihracatçı şirketlerin olduğunu söylüyor. Romano, bunun nedenini “Önceden Türkiye’de orta sınıfın büyümesi teması üzerinde işlemler yapılıyordu. Bugün bu tema yerini büyük ölçüde Türkiye’nin üretim merkezi olmasına bıraktı. Özellikle Uzak Doğu pazarlarına bir alternatif yaratma çabasının M&A’ye izdüşümlerini görüyoruz. Bu yüzden de Türkiye’de üretip dünyaya satabilecek ihracatçı şirketler öne çıkıyor. Ülkemizde tercih edilen sektörler ihracatın yoğun olduğu veya yabancı para cinsi işlem olan, Covid-19 pandemi etkisinin sınırlı ya da geçici olduğu sektörler. Özellikle teknoloji, altyapı, yenilenebilir enerji, gıda, ambalaj ve hızlı tüketim sanayileri ön plana çıkıyor” diye anlatıyor.

Tüm dünya, özellikle Mart ayından itibaren koronavirüs pandemisi nedeniyle ekonomik aktivitelerini kesintiye uğrattı. Her ekonomik aktivite gibi dünya çapında birleşme ve satın alma işlemleri de durma noktasına geldi. Yapılan araştırmalar küresel anlaşmaların değerinin yüzde 14, işlem adedinin ise yüzde 16 azaldığını ortaya koyuyor. Bu sürecin Türkiye’ye yansımalarını değerlendirir misiniz?
     Ülkemizde de pandemi şirket satın alma ve birleşme işlemlerini ciddi oranda etkiledi. Içinde bulunduğumuz yıl Türkiye’de satın alma ve birleşmelerde, değeri açıklanmayanlar ve tek seferlik kabul edilebilecek işlemlerle beraber bugüne kadar 3.5 milyar dolar civarı bir hacim yaratıldı. M&A danışmanı şirketlerin işlem sayılarının da düşük olduğu görülüyor. Bizim de 1 işlemimiz imzalandı. İmza aşamasına gelen birkaç işlemimiz pandemi ile beraber beklemeye alındı. Süreçler uzadı. Şu anda aktif devam eden 12 işlemimiz var. Mevcut durumda tüm dünyada sıkıntılar yaşanıyor. Global şirketlerin maliyet azaltıcı tedbirler aldığı, eleman çıkardığı bu dönemde alım konusuna daha az ilgi duymaları da doğal görünüyor.

Bu yılsonu itibariyle Türkiye’de birleşme ve satın almaların yaratacağı hacim ne olur? Özellikle sektörel anlamda baktığımızda öngörüleriniz nelerdir?
     Bu yılın ikinci yarısından ümitliyim. Aktif devam eden 12 projemizden 4-5 tanesinin yıl sonuna kadar imzalanmasını bekliyoruz. Bu işlemlerin sektörlerine baktığımızda ise gıdadan altyapıya, enerjiden, ambalaja kadar birçok sektörde önemli projelerimiz var diyebiliriz.  2019 yılında değeri açıklanmayan işlemlerle beraber Türkiye’de 5.3 milyar dolar seviyesinde işlem hacmi yaratılmıştı. 2020 yılında herşeye rağmen daha yüksek bir hacim yakalanacağına inanıyorum.
     Bu yılın en büyük işlemi Zynga’nın Peak’i 1.8 milyar dolara satın alması oldu. Türkiye Varlık Fonu kamu bankalarının emeklilik ve sigorta fonlarını devraldı. Oyak, Total Oil -M Oil ve Milangaz’ı satın aldı. Bunlar şu ana kadar gerçekleşen en önemli işlemler.

Yabancı sermayeli firmaların Türkiye’de özellikle radarında hangi sektörler var?
     Önceden Türkiye’de orta sınıfın büyümesi teması üzerinde işlemler yapılıyordu. Bugün bu tema yerini büyük ölçüde Türkiye’nin üretim merkezi olmasına bıraktı. Özellikle Uzak Doğu pazarlarına bir alternatif yaratma çabasının M&A’ye izdüşümlerini görüyoruz. Bu yüzden de Türkiye’de üretip dünyaya satabilecek ihracatçı şirketler öne çıkıyor. Ülkemizde tercih edilen sektörler ihracatın yoğun olduğu veya yabancı para cinsi işlem olan, Covid-19 pandemi etkisinin sınırlı ya da geçici olduğu sektörler. Özellikle teknoloji, altyapı, yenilenebilir enerji, gıda, ambalaj ve hızlı tüketim sanayileri ön plana çıkıyor.

Türkiye’deki işletmelere baktığımızda küçük olsun benim olsun mantığı hakim. Ancak son dönemde yaşanan global krizin ve pandemi sürecinin yurtiçindeki birleşmelere yansıması nasıl oldu? Değerlendirir misiniz?
     ABD’de işlemlerin yüzde 70’i ülke içinde oluyor. Avrupa Birliği’nde yüzde 50. Bizde ise yüzde 20’ler civarında. Ayrıca bu işlemlerin önemli bir bölümü ya tamamen hisse bazlı ya da hisse ve nakit kombinasyonunun kullanıldığı işlemler. Türkiye’deki iş sahipleri bugüne kadar birleşmeler yoluyla “milli şampiyonlar” yaratmak yerine küçük olsun benim olsun mantığı ile hareket etti.  
     Özellikle pandemi ile beraber karlılıklar, kapasite kullanım oranları ciddi anlamda etkilendi. Bu süreçte eğer sanayiciler kendi sektöründe kapasite fazlası varsa, kârlılıklarımız düştü, yatırım yapamıyoruz diyorsa bir araya gelmeliler. Yurtiçinde birleşmelerin oranının artması gerektiğine inanıyorum. Bunun için nakit alışverişine de gerek yok. Türkiye’de bunun mevzuatı zaten var. Şirketler birleşerek çok daha verimli hale gelebilir ve büyüme potansiyeline ulaşabilirler. Biz şu anda ilk defa hiç nakit içermeyen 2 birleşme işleminde çalışıyoruz. Bunların başarılı neticelenmesi durumunda da sektöre çok güzel örnekler olacaklarını düşünüyoruz.

Kriz ortamında en iyi örnek başarılı oyun şirketinin 1.8 milyar dolara satın alınması oldu. Bu konuda önümüzdeki günlerde nasıl bir gelişim trendi öngörüyorsunuz?
     Peak’in satışı, Türkiye’de yazılım sektörünün ne kadar ileride olduğunu gösterdi. Önümüzdeki günlerde teknoloji temalı işlemlerin sayısının çok hızlı artacağını düşünüyorum. Öte yandan boyut olarak bakıldığında bu işlem her sene görebileceğimiz boyutların ciddi üzerinde görünüyor. Teknoloji teması, Peak hariç bakarsak dahi, toplam işlem boyutunun %20’sine yaklaşıyor. Bu çok önemli bir gelişme.

Satın alma ve birleşmelerde özellikle aranan kriterler neler oldu ve bu kriterlerde değişim yaşandı mı?
     Global şirketler yatırımlarını - bazı özel durumlar hariç- sıfırdan fabrika kurarak değil M&A yoluyla yapıyorlar. Yeni yatırım yapmak ülkedeki bu kapasiteyi, dolayısıyla arzı artırmak ve fiyatlar üzerinde baskı yaratmak demek. Bunun yerine sektörün lider oyuncusunu alıp birinci günden pazarda olmayı tercih ediyorlar. Birçok faktörü de göz önüne alarak karar veriyorlar. Bunun içerisinde doğru şirket değerlemesi, büyüme kapasitesi de var, kurum kültürüne uyum da var. Türkiye’de iyi çalışan, her anlamda beğenilen şirketler yaratırsak, üretim teknolojisi olan, çevresine, işçisine, paydaşlarına, kamuya saygılı, ihracat yapan, kaliteli üretim yapan şirketler yaratırsak birleşme ve satın almalar da o denli artar diye düşünüyorum.


+ Benzer Haberler
» Suudi Arabistan’ın alternatifi Afrika
» “Altın fiyatlarındaki yükseliş sürecek”
» Türkiye’nin ticaretinde 100. yıla doğru
» Türkiye’nin kalkınmasında itici güç sanayi oldu
» Cumhuriyetle gelen tarımsal gelişme hedefi terk edildi
» Cumhuriyet’in ilanı sanatı özgür kıldı
» Türkiye’nin balığı izmir’den gidiyor
» Kemeraltı esnafında kira zammı korkusu
» İthalat çiftçiyi vuracak
» “Seyahat acenteleri yoğun entübe halinde”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 31.10.2020
  Ticaret 30.10.2020
  Ticaret 29.10.2020
  Ticaret 28.10.2020
  Ticaret 27.10.2020
  Ticaret 26.10.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni