• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Türkiye’nin dinamiklerine ve kültürüne göre hareket etmeliyiz"

25 Mart 2016 Cuma 09:00
12
14
16
18

Cansu Deniz Bayrak, “Başarısız olacaksan ol, ama hemen ayağa kalk ve devam et” diyor.

           SEDA GÖK     
     Girişimcilere tavsiyelerde bulunan Startupbootcamp İstanbul Program Koordinatörü, aynı zamanda StartersHub’da Pazarlamadan Sorumlu Cansu Deniz Bayrak, girişimcilik konusunda trendin önümüzdeki dönemde yukarı yönlü bir ivme göstereceğini söyledi. Bayrak, bu süreçte girişimcilere “Türkiye’nin kendi gerçeklerine, kültürüne göre hareket etmeliyiz. Avrupa, ABD ile karşılaştıracak olursak tabi ki daha geride hissedebiliriz. Herkesin kendine göre dinamikleri var. Ekosistemin durumunu kendi dinamiklerimize göre değerlendirdiğimizde doğru analizler yapabileceğiz” diyor.

     Türkiye’de 13 melek yatırımcı ağı var. Türkiye koşullarını göz önünde tutarsak bu sayı yeterli mi?
     Sayı yeterli değil. Şu anda 320’ye yakın kayıtlı melek yatırımcı var. Sayı ne olursa olsun aktif melek yatırımcı sayısına bakmak lazım, ki bu %30 civarında. Buna ek olarak, melek ile seri A arasındaki köprü yatırımı bulmak Türk girişimciler için zor oluyor.

     Neden böyle bir sorun yaşanıyor?
     Genelde fonların küçüklüğünden, ya da ortak yatırım yapmayı planlayan melek yatırımcılar için birlikte hareket etmenin zorluğundan. Her kafadan başka bir ses çıkma hali olabiliyor. Melekler hantal kalabiliyorlar ya da başka bazı sorunlar yaşanabiliyor.

     2015, melek yatırımcı açısından nasıl bir yıldı?
     Ben melek yatırımcı olarak bakamıyorum, bizim sıfatımız farklı olduğu için. Önce Startupbootcamp için konuşayım. Bu yıl bizim için heyecanlı bir yıldı. 2015, Startupbootcamp İstanbul için arkasına StartersHub’ı almanın verdiği bir ivme ile başladı. StartersHub bizi fonluyor. İki ekip birlikte, içerideki girişimcileri en iyi şekilde desteklemek için çalışıyor.

     Buna ek olarak New York ve Miami programlarımız faaliyete geçti, artık 10 lokasyonda 13 hızlandırma programımız var. Startupbootcamp İstanbul olarak coğrafi bir kısıtlamamız yok. Biz burada sadece Türkiye’ye değil, özellikle Ortadoğu ve eski Sovyet Cumhuriyeti ülkelerine de bakıyoruz. Yatay bir programız, yani sektörel kısıtlamamız yok. Bu yılki hızlandırma programımıza 63 ülkeden 500’den fazla başvuru aldık. Türkiye’deki en uluslararası programlardan biriyiz diyebilirim rahatlıkla. Bizim için bütün yıl bir döngü. Ocak ayında çalışmalara başlayan ve Aralık’ta biten bir süreç her bir program. Tüm başvuruları 13 ülkeden 27 ekibe indirdik, tüm ekiplerin katıldığı 5 günlük bir seçim sürecinden sonra içinde 2 tane yabancı ekibin olduğu 8 tane ekibi programa kabul ettik.

     StartersHub yapılanması hakkında okuyucularımıza bilgi verir misiniz?
     StartersHub hem bir yatırım fonu hem de bizim lokasyonumuzun adı. Bizim amacımız, bir girişimcinin StartersHub kapısından girdiğinde yatırım dahil ihtiyacı olan her şeyi bulabilmesi. Kanyon’un hemen yanında, Safter İş Hanı’nın alt katını 1000 metrekarelik bir ortak çalışma alanına çevirdik. Buranın içerisinde dijital ajanslar da var, muhasebe desteği de var, hukukçular da var. Bizim yaptığımız danışmanlık değil, bir girişime yatırım yaptığınızda ona ortak oluyorsunuz.

     Siz girişimci olarak isterseniz “Daha yatırım aşamasındayım nasıl ilerleyeceğimi bilmiyorum”, isterseniz “Ben ilerledim ama daha fazla nasıl gelişirim” deyin. Siz hangi aşamada olursanız olun fikrinizi duyup sizinle görüşmek istiyoruz. Fikrinize destek verebileceğimize inanıyorsak, girişiminizin durumuna özel olarak şekillendirilen bir destek veriyoruz.
     Şu anda StartersHub’a temel olarak dikey programlar aracılığı ile girişim alıyoruz. Bunlardan aktif olanları Startupbootcamp ve Game Garage.

     Türkiye’de olmayan bir işi yapmanın avantajları ve dezavantajları neler?
     İlk avantaj, herkesin ilgisini çekiyoruz. Dünyada olmayan bir örnek değiliz tabi ki. Kimse burada tekerleği yeniden icat etmiyor. Türkiye’de bunu gerçekleştirmek için hem fikre inanan bir ekibe, hem de ekibe gerekli parayı verecek yatırımcılara ihtiyaç vardı. Biz şanslıyız ki Ersin Pamuksüzer üzerinden MV Holding ile organik bir bağımız var. Ana iki yatırımcımız MV Holding ve Gedik Yatırım, Netmarble ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin de desteği ile StartersHub hayata geçti. Küresel örneklere baksak bile kendi yolumuzu kendimiz çizmek zorundayız, bu da dezavantajlarından. Bölgesel gerçekler ekosistemi çok etkiliyor.

     Startupbootcamp için konuşmam gerekirse, 2010’da Kopenhag’da kurulan yapı şu anda Londra’dan yönetiliyor. Startupbootcamp İstanbul olarak, diğer 12 programdan farklı olarak bizim dikey bir odak noktamız yok, tek bir sektörde işleyen girişim aramıyoruz. Misal Berlin’deki ofisimizde sadece akıllı ulaşım ve enerji girişimleri kabul ediliyor. Fakat Türkiye’de böyle bir kısıtlama koyduğunuzda kaliteli girişim ve girişimci bulma şansınız düşüyor. Bu sene hızlandırdığımız 8 girişimizde robotik vardı, nesnelerin interneti vardı, büyük veri vardı, seyahat vardı sektör olarak. Yurtdışına gidip girişimci avlıyoruz. Girişimleri dikey olarak ayırdığınız zaman alacağınız başvuruların kalitesi düşüyor. Biz de bu yüzden bölgesel gerçeklere göre devam ediyoruz.

     O zaman sadece Türkiye’den değil yurtdışından da girişimci avlıyorsunuz?
     Evet, FastTrack adını verdiğimiz etkinliklerde yabancı şehirlerde girişimcilerle tanışıyoruz. Bu yıl Paris, Moskova, Tel Aviv, Berlin, Roma ve Amman’a gittik. 100’den fazla girişimci ile tanıştık. Bu şekilde 63 ülkeden 500’den fazla başvuru aldık.

     2016’da nasıl bir gelişim görüyorsunuz? Nasıl bir hedef belirlediniz kendinize?
     StartersHub olarak 2016’da Startupbootcamp ve Game Garage gibi daha çok program açmayı planlıyoruz. Bunlar için sektörün en önemli isimleriyle çeşitli ortaklıklar belirlendi. Dikey programlarla daha spesifik ekipleri içe almayı hedefliyoruz.

     StartersHub fonunun büyüklüğü ne kadar?
     StartersHub başlangıç sermayesi 10 milyon dolar olan yatırım ortaklığı tarafından kuruldu. Her girişime 50 bin ile 250 bin dolar arasında yatırım yapıyoruz, miktar projenin özelliğine ve ihtiyacına göre belirleniyor. Türkiye’de yeni bir şey yapıyoruz, kendimizi gerçekçi bir şekilde analiz etmek için çok erken olduğunu düşünüyoruz. Daha bir yılımız dolmadı, Haziran ortasında açıldık. İlk yıl hedefimiz 40-50 girişimciyi bünyemize almak. İki programımızla içeri 15 tane aldık. Her yıl bu rakamı yükseltmek istiyoruz, çünkü başarı oranı 10’da 1 olarak hesaplanıyor. Daha çok atış yapalım ki daha çok hedef vuralım.

     Geri bildirim alma süreniz nedir?
     Genel olarak 2-3 yıl arası olarak düşünülür. Fakat her bir girişim için bu farklı. Örneğin, bu yıl yapılan bir girişimiz 2 yıldır faaliyette, 7 haneli cirolara sahip ve fakat bir diğeri ürününü piyasaya henüz sokuyor. Buna biraz daha girişim odaklı bakmak gerekiyor.

     Siz başlamış ve biraz gelişmiş bir modeli yürütüyorsunuz. Fonun bir gideri var ama bir kaynak akması lazım bu kaynakların akma süreci nasıl gerçekleşiyor?
     Bizim operasyonel giderlerimizi karşılayacak şekilde planlanmış şekilde her şey. Ben yatırımdan geri dönüşü ortalama 2 yıl olarak görüyorum.

     Bu fona dönüş olacak değil mi? Hep dışarıdan para alarak değil, değil mi?
     B planı olarak fon bize bir hareket alanı sağlıyor. Zaten 10 milyon dolar sadece başlangıç sermayemiz. Bunu yükseltme planlarımız var, fakat bunu 2016’nın ortasına doğru mu sonunda mı gerçekleştiririz bilmiyorum.

     Sektörel olarak girişimlerde tercih yapıyor musunuz?
     E-ticarete çok sıcak bakmıyoruz.
     - Neden? Bir dönem bir furya halinde herkes e-ticarete yönlendi…
     Genelde kendine ait bir teknoloji değeri yaratan firmalar istiyoruz. Ben komisyonculuk modeline çok inanmıyorum, bu şahsi fikrim. Gerçek anlamda değer yaratmak bizim için çok daha kıymetli.
     Biz bir yatırım fonu olarak e-ticarete neden çok girmek istemiyoruz? Ölçeklenmesi zor işler bunlar çünkü operasyon kalemi büyük. Büyümesi daha kolay, ölçeklendirilebilecek fikirlerin peşindeyiz.

     Türk ekosistemi emekliyor dediniz. Bu alanda 2016 ve sonrası yürümeye başlama dönemi olabilir mi?
     Trendin yukarı çıktığına inanıyorum. Avrupa, ABD ile karşılaştıracak olursak tabi ki daha geride hissedebiliriz. Herkesin kendine göre dinamikleri var. Kendi dinamiklerinize göre değerlendirdiğinizde doğru analizler yapabileceğiz. Türkiye’nin kendi gerçeklerine, kültürüne göre hareket etmeliyiz.

     Bazı noktalarda geriden adım atmak fırsata dönüşebiliyor. Siz o geç kalmışlığı bir fırsata, avantaja dönüştürebilir misiniz?
     Evet, tecrübelerimizi doğru değerlendirirsek... Ben kopyala yapıştır modeller değil yeni üretilen modellerin gücüne inanıyorum. Burada şundan bahsetmiyorum; başarılı ürünlerin kopyalanması ve bölgesel olarak yükselmesi de meşru bir strateji, Yemeksepeti de böyle bir ürün mesela. Girişimcilik aslen Türk kültürüne uzak değil. Başarısız olacaksan da başarısız ol ama hemen ayağa kalk ve devam et. Biz başarısızlıklara biraz takılan bir toplumuz. Tecrübe olarak değerlendirmek yerine negatif bir yafta olarak kalıyor. Ben genel olarak trendin yukarı çıktığına inanıyorum. Fakat herkesin girişimciliğin aslında bir işe kendini adayarak çok fazla çalışmak olduğunu anladığına inanmıyorum. Girişimcilik biraz daha pembeye boyanan bir şey gibi adeta. Ama iç yüzü öyle değil.

     Bir süre daha emeklemeye devam mı edeceğiz?
     Evet. Ben bunu önce girişimci açısından söyledim. Umarım daha da orijinal fikirler görmeye başlarız. Buna ek olarak mentorluk müessesesinin gelişmesi lazım diye düşünüyorum. Küresel ağımız üzerinden uluslararası mentorlerle çalışırken gözlemleme şansım oluyor, genel olarak Avrupa’daki mentorun yaklaşımıyla Türk bir mentorun yaklaşımı aynı değil.
     Mentorluk kısmı oturdukça ekosistemin gelişeceğine inanıyorum. Çünkü mentorluk bu işin yapıtaşlarından. Hep mentorlarla ve ekiplerle birebir çalışıyorum, iyi mentorların ekipleri ne kadar zıplattığını gördüğüm için buna çok inanıyorum.

     Sizin gibi paralel yapılar var mı?
     Bize birebir benzer bir yapı yok ama fikirler var. Bizden ilham alanlar da var.

     Bu konuda bir rekabet oluşabilir mi?
     Bence oluşması gerekiyor. Çünkü demek ki ortada gerçekten bir pasta var ve herkes o pastadan pay almak istiyor. Ben rekabetin ilerleme getirdiğine inanıyorum. Ne kadar çok yapı olursa, ekosistemde o kadar çok insan olacak demektir. Ve herkes daha verimli çalışmak durumunda kalacaktır.

     Türk insanı yaratıcı mı, kurnaz mı?
     İkisi de. İşim gereği çok fazla proje görüyorum. Gerçekten yaratıcı projeler de var, fakat zaman zaman özünde zaten yaratıcı olan projelerin bile kurnazca sunulmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Startupbootcamp üzerinden değerlendirdiğimizde, yapımız gereği bir girişimi hakkıyla hızlandırmamız için ürünün belirli bir noktaya gelmiş olması gerekiyor. Bu sebeple çok beğendiğimiz halde bu seneki hızlandırma programına almadığımız projeler oldu. Fakat herkesle irtibat halinde kalıyoruz. Çünkü StartersHub altında onları başka şekillerde desteklememiz mümkün.

 


+ Benzer Haberler
» “Öncelikli hedefimiz, girişimcilik ve melek yatırımcı ekosistemini İzmir ve Ege Bölgesi’nde geliştirmek”
» “2018’den sonra eko sistemde taşlar yerine oturmaya başlayacak”
» “Melek yatırım eko sisteminde değişim dönemi yaşanıyor”
» “Her sektörün melek yatırımcıya ihtiyacı var”
» “Ekosistemin büyüme hızı artacak”
» “Melek yatırımcı sayısı ve yatırım hacminde ilerleyen yıllarda önemli bir artış olacak”
» Girişimciyi ‘melek’ yatırımcılar kanatlandırıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 16.07.2018
  Ticaret 14.07.2018
  Ticaret 13.07.2018
  Ticaret 12.07.2018
  Ticaret 11.07.2018
  Ticaret 10.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni