• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Teknik ve akademik eğitimi harmanlıyor Sanayiye ‘can suyu’ oluyor

21 Nisan 2020 Salı 07:00
12
14
16
18

     Teknik ve akademik eğitimi başarılı şekilde harmanlayarak, normal ve Anadolu Liselerinden hiçbir farkı kalmayan mesleki ve teknik eğitim veren bu okullardan, iş bulma olanağı daha yüksek olan gençler mezun ediliyor.
     İzmir’de de bu misyonun öncülüğünü yapan Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, “Geleceğin Mühendislerini Yetiştiriyoruz “sloganı ile çıktığı yolda, çok kısa sürede İzmir’in en iyi okulları arasına girmeyi başardı.
     İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kurucu Temsilcisi Hilmi Uğurtaş ile okul ile ilgili bütün merak edilen başlıkları konuştuk.
 
“Sanayiye can suyu verme” hedefiyle hayat bulan okulunuzun kuruluş hikâyesini paylaşır mısınız?
     İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi; kendi genel kurulunda, katılımcı sanayicileri arasından seçilen başkan ve yönetim kurulu tarafından yönetilen, özerk yapıdaki bir Organize Sanayi Bölgesidir. Bu yapılanma, Bölge ve Bölge sanayicilerinin sorunlarını en doğru şekilde tespit ederek, verimli çözüm önerilerinin geliştirilmesine imkân sağlamaktadır. Bizler de gerek ülke gerekse bölge sanayimizin sorunlarına yönelik yaptığımız araştırmalarda, bölgesel ve ulusal ölçekte sanayicilerin nitelikli işgücü bulamamasından kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını tespit ettik. Herhangi bir sanayi tesisi, en iyi üretim altyapısına, en uygun tedarik gücüne, lojistik imkanlarına ve rekabet edebilir bir teknolojiye sahip olsa da bu değerleri üretime katacak ve o işletmeye güç verecek insan kaynağı yoksa ne yazık ki başarılı olamaz. Sanayicimiz, makinesini emanet edecek, düzgün üretim yapabilecek, iş ortamı kültürüne sahip insan kaynağını ne yazık ki bulamamaktadır.
     Bu tespitten hareket ederek, ülkemizde yetişmiş insan gücüne yönelik eğitim ve öğretim faaliyetlerini inceledik. Gördük ki bugüne değin devlet kaynakları ve devlet bakış açısı ile bu sistemin kısa sürede kendini toparlaması mümkün değil.
     Öyleyse biz sanayiciler bu stratejik ihtiyacımız için elimizi taşın altına sokmalı, sorumluluk almalı ve her şeyi devletten bekleme alışkanlığından vazgeçmeliyiz.
     Bu vizyon ile oluşturulan Yönetim Kurulu kararımız, tüm Bölge sanayicilerinin de desteğini alınca, bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kurma yolculuğumuz başladı ve 2014 yılında okulumuzu açtık.
     Okulumuzu kurmaya karar verdiğimiz dönemde, Türkiye’de mesleki ve teknik eğitime bakış açısının istenen düzeyde olmadığının ve bu nedenle zorlu bir yola çıkacağımızın da farkındaydık. Tespit ettiğimiz olumsuzlukları, kurduğumuz yapılanma ile asgari seviyeye indirmeye çalıştık.
     Okulumuzda açılacak bölümleri tespit ederken, sanayicilerimizle yaptığımız araştırma ve görüşmeleri-olabilirlikleri dikkate alan bir çalışma yaptık.
     Okulumuza gelecek öğrencilerin mesleki ve teknik eğitimleri ve öğretimleri dışında bir şeye kafa yormalarını istemediğimiz için yüzde 100 burs sistemini çalıştırmaya başladık. Bu sistem sayesinde öğrencilerimizin tüm gereksinimleri eşit ve yeterli bir biçimde karşılanıyor, ekonomik anlamda da aileler sıkıntıya girmiyor ve okula yönelik aidiyet duygusu pekişiyor.
     Okulumuzun fiziki yapısını şekillendirmek için bir proje yarışması açtık. Kazanan projeyi hayata geçirdik. Bu projede öğrencilerimizin mesleki, sosyal, kültürel gelişmelerini de sağlayacak birimleri inşa ettik. Okulumuzda 14 bin m2 kapalı alanda; 21 dersliğin yanında konferans salonu, spor salonu, sosyal etkinlik ve proje hazırlama odaları ile açılan mesleki ve teknik alanlara yönelik, modern teknolojiye sahip atölye ve laboratuvarlar oluşturuldu.
     Bu yapılanma her yılsonunda ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere ve ortaya çıkan ihtiyaçlara göre revize edilmekte, günümüze uyarlanmaktadır. Okulu kurmak ve eğitim-öğretime açmak belki de bu çalışmanın en kolay bölümüydü. Esas gayret ve çalışma, Bölgemize ve ülkemize fayda sağlayacak bir uygulamanın hayata geçirilmesi ve sürekli hale getirilmesiydi.
 
Türkiye’ye rol model olan okulun bugün öğrenci sayısı, akademik kadro yapısı, eğitim verdiği bölümler ve gelişimini anlatır mısınız?
     Okulumuzda 3 alan altında 4 ana dal yer almaktadır. Bunlar
             - Elektrik-Elektronik Teknolojisi Alanında Endüstriyel Bakım- Onarım Dalı
             - Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri Alanı, Mekatronik Dalı               
             - Makine Teknolojisi Alanı altında Bilgisayarlı Makine İmalatı Dalı (CNC) ve Endüstriyel Kalıpçılık Dalı’dır.

     Akademik kadromuz okulumuzun ve öğrencilerimizin gelişimi ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulmaktadır. Bugün alanında değerli deneyimlere sahip 50 öğretmenden oluşan bir kadromuz var. Okulumuzda ise 2019-2010 eğitim-öğretim yılında 440 öğrencimiz olacak. Bu yapılanma, her eğitim-öğretim yılı sonunda tekrar değerlendirilmekte ve gereken gelişim ve değişimler okulumuza adapte edilmekte.
 
Mesleki ve Teknik olarak iki ayrı alanda, üniversiteye hazırlık odaklı bir eğitim modeli dikkati çekiyor. Bu model hakkında bilgi verir misiniz?
     Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde mesleki ve teknik program olarak iki ayrı program uygulanıyor. Bizim okulumuzda ise uyguladığımız Anadolu Teknik programı ile öğrencilerimiz hem daha fazla kültür dersi alabilmekte hem de uygulamayı öğrenerek üniversiteye hazırlanmaktadır. 
     Öğrencilerimiz sağladığımız burs programı içinde yer alan ücretsiz kurslar ve sınavlar ile desteklenmektedir. Ayrıca, TÜBİTAK projeleri, katıldıkları ulusal ve uluslararası yarışmalar, robot/drone turnuvaları, İngilizce Kulüp çalışmaları gibi etkinlik ve çalışmalar ile seviyelerini en üst düzeye çıkarmaları için daima desteklenmektedirler.
     Klasik eğitim-öğretim düzeni dışındaki bu tür faaliyetlerin etkili olduğu bir diğer konu ise, ülkemizdeki ailelerin genelde mesleki ve teknik eğitime yönelik oluşturulan çok da olumlu olmayan bakış açısının yıkılmasına verilen katkıdır. Örneğin, öğrencilerimiz katıldıkları çeşitli yarışmalarda dereceler almış, ulusal ve uluslararası organizasyonlara katılarak hem okulumuzun adını duyurmuş hem de kendi kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağlamışlardır. Bu tür başarı hikayeleri ve çağdaş eğitim ve öğretim ortamı, gençlerin ve ailelerinin mesleki ve teknik eğitime bakış açılarını olumlu bir biçimde etkilemektedir.
 
Rahmetli Mustafa Koç tarafından başlatılan “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” projesinin bugün çok önemli bir gelişme kaydettiğini, İAOSB olarak sizlerin de bu çalışmanın çok önemli bir noktası ve temsilcisi haline geldiğinizi görüyoruz. Bugün sizce Türkiye’nin bu alandaki karnesi nasıldır?
     Türkiye eğitim ve öğretim politikalarının ve uygulamalarının şekillenmesinde çok uzun yıllar devam eden yanlış algı ve tespitlerin kurbanıdır. Gençler ve aileleri diplomanın iş ve aş olduğuna inanmışlardır. Bunun için de tüm eğitim ve öğretim hayatları ‘diploma alma’ odaklı geçmiştir. Oysa insanlara istihdam, gelir ve dolayısıyla refah sağlayan unsur diplomalar değil, mesleklerdir. Meslekler de toplumun ihtiyaçlarına cevap verebildikleri ölçüde refah sağlayabilmektedir.
     Türkiye gelişmek ve büyümek zorunda olan bir ülkedir. Türkiye’nin ekonomi modeli sanayi üretimine dayanmalıdır. Uzun yıllardır ülkenin gelişmesi ve büyümesi için farklı alanlar tespit edilmiş, ancak bu alanlardaki başarılar asla kalıcı olmamıştır. Kalıcı olan, istikrarı temin edecek olan üretime dayalı büyüme modelidir.
     Türkiye’nin bu modele uygun insan kaynağına ihtiyacı vardır. Fakat, uzun yıllar mesleki ve teknik eğitim kirli, paslı, tozlu, az ücret verilen ortamlarla tarif edilmiştir. Bu alan, okul yaşamında çok başarılı olamayan, devam ve davranış sorunu yaşayan gençlerin “hiç olmazsa elleri ekmek tutsun” diye yönlendirildikleri alan olmuştur. Bu yaklaşım ile şekillenen sistem, beraberinde alt yapısı yetersiz, akademik kadroları sayı ve bilgi olarak sınırlı, teknolojiden uzak okulları ortaya çıkarmıştır. Birbirine bağlı bu neden-sonuç ilişkisi neticesinde mesleki ve teknik eğitim, beklenen ve istenen sonucu vermemiştir.
     Ancak, küreselleşen dünya ekonomisi içinde ayakta kalabilmenin tek yolunun rekabet edebilir bir ekonomik sisteme sahip olmaktan geçtiği acı tecrübeler ile anlaşılmıştır. Bu nedenle bugün teori yanında pratik uygulamalara sahip, teknolojiyi takip eden hatta yaratan, yenilikçi, sürekli öğrenen, yaptığı iş ile fark ve katma değer yaratan işgücüne ihtiyacımız çok daha açık bir biçimde anlaşılmaya başlanmıştır.
     Ancak, bu hususta gerek kamunun gerekse özel sektörün attığı tüm adımlara, yapılan tüm lobi faaliyetlerine rağmen olumsuz algı ve yapılanmaların tümüyle önü kesilmemiştir. Kısacası, daha yapılacak çok şey vardır.
     Örneğin, Anadolu Teknik programlarından mezun olacak öğrencilere Mesleki Teknik Ortaöğretim Kurumları (MTOK) Kontenjanı bulunan okullarda olduğu gibi tüm mühendislik fakültelerinde ilave puan verilerek, bu okulların cazibesi artırılmalıdır. Ayrıca, sınırlı sayıdaki üniversite de bulunan MTOK kontenjanlarının tüm üniversitelere yayılması ve kontenjan sayılarının artırılması çok faydalı olacaktır.
     Ayrıca, mesleki ve teknik eğitimden yüksek öğrenime geçişi sağlayacak bütünleşik bir sistemin kurulması; mesleki ve teknik eğitim sisteminde görev yapan öğretmenlerin sürekli ve düzenli eğitimlerinin, özellikle iş başı eğitimlerinin sağlanması; mesleki eğitim içinde okulların sanayi ile entegrasyonunun sağlanması; öğrencileri ve ailelerini ilgi ve yetenekler çerçevesi içinde yönlendirecek bir rehberlik sisteminin kurulması; kamu ve özel sektör  kaynaklarının mesleki ve teknik eğitim altyapısını ve donanımını değişen ve gelişen teknolojiye göre adapte etmeye yönlendirilmesi önemlidir. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) bu tür uygulamaların gerçekleştirilmesi için en doğru alanlardır. Bu nedenle OSB’lerin de desteklenmesi sağlanmalıdır.
 
Avrupa ile karşılaştırdığımızda ülkemizdeki mesleki ve teknik eğitimdeki konumumuz nedir?
     Bu konuda bize ciddi bir fikir sunacak olan “Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Görünümü” raporundaki birkaç örneği sizlere aktarmak isterim:
     Almanya’da ikili bir sistemde öğrencilerin akademik ve meslekî eğitimleri net bir şekilde ayrılmakta, meslekî ve teknik eğitim kapsamında öğrenciler genel akademik dersler ve meslekî dersleri birlikte almaktadır. Öğrenciler haftada bir ya da iki gün meslekî okullarda alanlarına ilişkin teorik derslerde, ekonomi, sosyal bilimler, yabancı diller ve diğer ana disiplinlerde eğitim verilmektedir. Haftanın diğer günlerinde ise çeşitli işletmelerde alanlarına ilişkin işbaşı eğitimi verilmektedir. İkili sistemin önemli bir özelliği, işbaşı eğitime odaklanılması nedeniyle okul ile özel sektör kuruluşları arasında sıkı bir etkileşim içinde olması gerekliliğidir.
     Avusturya’daki meslekî ve teknik eğitiminin güçlü yanları; meslekî eğitimde işbaşı eğitimin odak noktası olması ve uygulamanın sürekli izlenmesi, mezunların kısa sürede özel sektörde istihdam edilmesi, geleneksel ikili meslekî eğitim sistemine göre öğrencilere esneklik tanınması, öğretmenlerin önemli bir kısmının okulla beraber özel sektörde de çalışmasıdır.
     Meslekî ve Teknik Eğitimde son dönemlerde ortaya çıkan eğilimlere baktığımızda; bu eğitime alınan çocuklardaki yaş sınırının düştüğünü görüyoruz. Eğitim üzerindeki olumsuz yargı ile ise politikalar ve uygulamalar yardımıyla mücadele edilmektedir. Okul-Sanayi iş birliği güçlendirilerek, işbaşı tecrübelerinin aktif olarak artırılması sağlanmaktadır. Bu durum neticesinde, genel eğitim ile mesleki eğitim arasındaki keskin ayrımın zamanla azaltılması hedeflenmektedir.
     Türkiye’nin bu alandaki konumuna baktığımızda son yıllarda gerek kamunun gerekse özel sektörün bakış açısında ciddi değişimleri görmek umut vericidir. Bu değişim, beraberinde destek ve teşvik mekanizmalarının geliştirilmesini sağlamıştır. Bu desteklerin sağladığı güven ile özel sektör, özellikle OSB’ler mesleki ve teknik eğitim alanında ciddi adımlar atmış, önemli yatırımlar yapmaya başlamıştır. OSB’ler içinde bulunan Mesleki ve Teknik okullarımızın sayısı gittikçe artmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, eğitim ve öğretim kalitesi ve standartlarından ödün vermeden bu yapılanmanın sağlanmasıdır. Ülkemizde destek ve teşvikin olduğu her alanda, bu kaynakları heba eden yatırımlar görebilmekteyiz. Mesleki ve teknik eğitimde bu kayba asla izin verilmemelidir.
Bu konuda İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi olarak örnek olma sorumluluğumuzu asla unutmadan yolumuza devam etmekteyiz.
     Ayrıca, kurucusu olduğumuz ve başkanlığını da yürüttüğümüz Organize Sanayi Bölgeleri Derneği (OSBDER) çatısı altında da bu sorumluluk ve bilince sahip okullaşmanın sağlanması için çalışmalarımız sürmektedir.
 
İş dünyası ile akademik kesim arasında köprü durumundasınız. İş dünyası özellikle hangi talepler ile size geliyor? Gençlerin eğitimde pratik eğitimde sanayinin verdiği destek nedir? Bu konuda entegrasyonu arttırmak için yapılması gerekenler neler?
     Biz, Üniversite-Sanayi, Okul-Sanayi iş birliğine gönülden inanan ve bu inancı çalışmaları ve projeleri ile uygulamaya koyan bir OSB’yiz. Bu sene Sanayi-İzmir Üniversiteleri buluşmasının ve sektör çalıştaylarımızın dokuzuncusunu, Ar-Ge ve İnovasyon yarışmamızın üçüncüsünü yapacağız. İzmir’deki tüm üniversiteler ile iletişim halindeyiz. Pek çok alanda ortak çalışmalarımız oldu.
     Aynı yaklaşım okulumuz ile bölge sanayicimiz arasında da uygulanmaktadır. Okulumuzdaki programlar, özel alan ve eğitimler tespit edilirken, Bölge sanayicimizin düşünce ve talepleri dikkate alınmaktadır.
     Öğrencilerimizin başta staj olmak üzere bölgemizdeki sanayi tesisleri ile kontak ve iletişimleri verimli bir düzeydedir. Okulumuzda atölye ve laboratuvarlar sanayicimizin talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılmıştır. Okulumuzu değişen ve gelişen teknolojileri adapte etme hususunda titiz bir takip sistemimiz vardır.
     Öğrencilerimizin kişisel gelişimleri de çalışma ortamına uyum, takım çalışması, analitik düşünme, yaratıcılık gibi temel fonksiyonlara odaklı şekillendirilmektedir.
     Bölge sanayicimizin okula destekleri çok değerlidir. Sanayi-Okul entegrasyonun çok daha üst düzeye çıkması için ihtiyacımız olan şey sadece zamandır. Okulumuzda yetişen öğrencilerimizin başarı hikayeleri bu entegrasyonu hızlandıracak, Bölgemiz fabrikalarında istihdam edilecek gençlerimiz ile birliktelik daha çok artacaktır.
 
Burslu eğitim konusunda yaptığınız çalışma nedir? Bu konuda Türkiye’deki genel uygulamadan farkınız nedir?
     Sizlerle görüşmemizin ilk bölümünde özellikle vurgulamaya çalıştığım gibi Türkiye’deki mesleki ve teknik eğitime bakışta ve bu alana yapılan yatırımlarda ciddi sorunlar ve yetersizlikler mevcuttur. Yani bu alanda bir yatırım yapmak ve sorumluluk almak, beraberinde pek çok zorluğu getirmektedir.
     Bu zorluklarla baş edebilmek, yanlış algıları yıkarak, doğru prensipler üzerinde yürüyen ve en önemlisi gençlerimizin sorumluluğunu taşıyan bir sistem yaratabilmek için farklı olmak zorundasınız.
     Bizler elimizde kaynak olduğu sürece Bölgemizin gelişimi için, Bölge sanayimizin gelişimi için yeni projelerin ve atılımların peşinde koştuk. Bu okulu da açarken, istedik ki maddi durumu ne olursa olsun, mesleki ve teknik eğitime gönül veren çocuklarımız gelip en üst düzeyde eğitim görebilsinler. Öğrencilerimiz okullarında ailelerinin farklı ekonomik boyutları nedeniyle birbirilerinden farklı olmasınlar. Aileler mesleki ve teknik eğitime yönlendirdikleri çocuklarına odaklansınlar, çocuklarının eğitim-öğretim masrafları ile yıpranmasınlar. Bu değerlendirmeler neticesinde yüzde 100 bursluluk sistemini hayata geçirdik. Öğrencilerimizin eğitim-öğretim, ulaşım, yemek, kıyafet, kitap, kırtasiye, eğitim materyalleri, gerekli kaynak ve malzemeler dahil olmak üzere tüm ihtiyaçları tarafımızdan karşılanmaktadır.
     Bizim bu sistem neticesinde tek beklentimiz öğrencilerimizin ve ailelerinin sadece eğitim ve öğretimlerine odaklanarak, tam konsantrasyon ile çalışmalarıdır.
     Burada şu soru akla gelebilir. Bu sistem nereye kadar devam edecek, İAOSB’nin kaynakları yetecek mi? Bu hususta da ciddi adımlarımız vardır. Bugün Bölgemizin kaynakları bu çalışmalar için yeterlidir. Orta ve uzun vadede de bu durumun sürdürülebilir hale gelmesi için geliştirdiğimiz finansal modeller vardır. Örneğin, bölgemizde üst kullanım hakkı vererek inşa edilecek AVM’nin gelirleri, okulumuz için sürekli ve düzenli bir kaynak olarak planlanmıştır.
 
Bu yıl öğrenci kontenjanınız arttı mı?
     Aslında okulumuza başlarken her yıl için 96 öğrenci planlamamız vardı. Ancak, gelen yoğun talep neticesinde, okulumuzun fiziki yapısını düzenleyerek bir sınıf daha açtık ve kontenjanımızı 120 öğrenciye çıkardık. 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılı için de bu kontenjan doldu.
 
Okul bünyesinde ek yatırım söz konusu mu? İş dünyasından destek anlamında beklentileriniz nelerdir?
     Bu ciddi finansal kaynak gerektiren projede sanayici dostlarımızın desteği de çok önemli. Bu noktada değerli sanayici büyüğümüz Norm Holding Onursal Başkanı Sayın Nedim Uysal’ın projenin başlangıcında verdiği destek çalışmamıza can suyu olmuştur. Bu vesile ile kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim.
     İAOSB olarak okulumuzun yüklendiği misyonu, artan ilgiyi ve talebi de değerlendirerek daha neler yapabiliriz, hususundaki araştırma ve değerlendirmelerimiz ise sürekli gündemimizdedir.
     İş dünyamızdan özellikle Bölgemiz sanayicilerimizden ilk beklentimiz, okulumuzu kurarken bize verdikleri güven ve gönül desteklerinin artarak devam etmesidir.
Mesleki ve teknik eğitim, finansal açıdan zorlu bir yatırım alanı… Ayrıca, değişen ve gelişen teknoloji ve sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda hızla değişen bir alan. Bu nedenle sanayicilerimizin okulumuza verecekleri her destek çok anlamlı ve faydalı olacaktır. Örneğin bazı sanayicilerimiz okulumuza makine ve ekipman desteğinde bulunmuşlardır. Bu tür destekler artıkça, örnekler çoğaldıkça yolumuz daha açık olacaktır.
 
Okulunuz Türkiye’de bir rol model olmuş durumda. Bu konuda farklı şehirlerden gelen destek talepleri var mı? Okulunuza kamuoyunun ilgisi nasıl?
     Okulumuz gerçekten sizin de belirtiğiniz gibi kuruluş vizyonu ve misyonu, yapılanması, fiziki şartları, yönetim ve uygulama anlayışı, finansal modeli ile örnek alınan bir okul olmuştur. Toplumun her kesiminden ilgi ve alaka görmektedir. Okulumuz pek çok ziyaretçi ağırlamıştır. Siyasetin temsilcileri, Meslek Odaları, Yerel Yönetimler, STK’lar, OSB’ler okulumuzu ziyaret etmiş ve daha sonra olumlu görüş ve beğenilerini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Burada hepsine özellikle de okulumuzun tanınması ve anlaşılmasında bize büyük destek veren basındaki dostlarımıza da ayrıca teşekkür etmek isterim.
     Okulumuzun tanınmışlığı arttıkça, yeni okul kurmak isteyen, özellikle OSB’lerdeki dostlarımız Bölgemizi arayarak bilgi desteği almaktadırlar.
     Bu durum bizleri çok mutlu ettiği gibi, sorumluluğumuzu da sürekli hissetmemizi sağlamaktadır.
 
Eklemek istedikleriniz…
     Bizler bu okulu hayata geçirerek ülkemizin çok büyük boşluk yaşadığı bir alanda örnek olacak bir çalışma ortaya koymak istedik. Okulumuzda eğitim-öğretim gören öğrencilerimizin akademik-mesleki ve kişisel gelişmelerine ciddi katkı koyarak yetkin bireyler yetiştirmeyi hedefledik. Eğitim sürecini etkinleştirerek araştıran, düşünen, eleştiren, tartışan ve üreten bireyler yetiştirmek istiyoruz. Öğrencilerimizin, Atatürk ilke ve devrimlerini tanıyan, kendi kültürlerini bu anlamda oluşturan, iyi vatandaş ve bireyler olmalarını istiyoruz.
     Bu okul şahsımın, çeşitli dönemlerde ve bugün görev yapan Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımın, çalışanlarımızın, Bölge sanayicilerimizin; en mutlu oldukları ve gurur duydukları bir eser olmuştur. Emeği geçen herkese buradan bir kez daha teşekkür etmek isterim. Dileğimiz bu tür örneklerin artarak devam etmesidir.


+ Benzer Haberler
» “En büyük sevdam yatırım yapmak”
» Buzdolabı satarak başladılar, yurtdışı projelere yelken açtılar
» “Biz güzele doğru olduğu zaman güzel deriz”
» “Turquality, ‘Kazan-Kazan’ bakış açısıyla fırsat olarak görülmeli”
» Markalaşma Yolunda Turquality Hikâyesi...
» “Uluslararası düzeni koruyun, istikrarı güçlendirin, çok taraflı olun”
» “Destek verilirse toparlanmamız hızlı olur”
» Sağlık bilgisi veren akıllı maske dönemi
» “Yaş meyve sebze sektörünün yol haritasında değişime ihtiyaç var”
» Çalışan sadakati için Hizmetkâr Lider olun


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 28.11.2020
  Ticaret 27.11.2020
  Ticaret 26.11.2020
  Ticaret 25.11.2020
  Ticaret 24.11.2020
  Ticaret 23.11.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni