• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Tavuk gübresi, destek verilirse katma değer ’yumurtlayacak’

24 Nisan 2019 Çarşamba 08:00
12
14
16
18

   ► Sungur:  Tavuk gübresi, atık olmaktan çıkarılmalı. Toprağın organik madde eksikliğine tavuk gübresi çare olabilir

     Türkiye’de 8 milyar TL büyüklüğe sahip olan yumurta pazarı, 7 başlıkta belirlediği sorunları için çözüm arayışında…
     2018’de üretim, tüketim ve ihracat açısından iyi bir dönem geçiren sektör, bu sorunların çözülmesi halinde daha planlı ve istikrarlı bir büyüme grafiği yakalamayı hedefliyor.
     YUMBİR (Yumurta Üreticileri Merkez Birliği) Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Sungur, sektörün sorunlarını kontrolsüz büyüme ve plansız üretim, üretici birliklerin yaptırım gücünün olmayışı, üretici/tüketici fiyat farkı, tavuk atığının gübre olarak kullanılmaması, tavuk hastalıkları, bilgi kirliliği ile ilaç-aşılarda yaşanan yüksek fiyat olarak sıralıyor.
     “Tavuk gübresi, atık olmaktan çıkarılmalı” da diyen Sungur, bu konuda “Gerekli destekler sağlanarak tavuk dışkılarının ve kümes atıklarının enerji ya da gübre üretiminde kullanılma imkânlarının geliştirilmesi ve bu konuda yerel yönetimlere sorumluluk verilmesiyle bu sorunu aşmak mümkün.  Tavuk dışkısı organik madde zengini ve çok değerli... Fakat bu işlenmeden kullanılamaz. İşlenerek gübreye dönüştürülmesi veya biyogazda kullanılması gerekiyor. Enerjiye yönelik yatırımlar çok pahalı. Her işletmenin böyle bir tesis yatırımı yapması mümkün değil. Bunun için bölgesel yatırım yapılabilir. Bitkisel ekilebilir tarım arazilerdeki toprakların yüzde 85’i organik madde fakiri durumunda. Bunların gübre ile desteklenmesi lazım. Kimyasal gübre, ithal ve döviz kaybı... Tavuk gübresi, atık olmaktan çıkarılmalı. Biz bununla üreticiye ilave gelirde sağlayabiliriz, çevre kirliliğini önleyebiliriz. Ekilebilir arazilerin verimini arttırabiliriz. Toprağın organik madde eksikliğine tavuk gübresi çare olabilir. Organik gübre yönetmeliğine uygun bir şekilde işlenmesi ve pazara sunulması lazım” diyor.
     TİCARET Sohbetleri köşemin bu haftaki konuğu olan Sungur ile sektörün yaşadığı sorunlar, yapılması gerekenler ve geleceği üzerine konuştuk.

Türkiye’nin dünya yumurta üretimindeki konumu nedir?
     Türkiye, üretim alt yapısını sürekli geliştirerek ve kalitesini yükselterek dünya yumurta üretiminde önemli bir konuma sahip. Sürdürülebilir bir yapıya sahip Türk yumurta sektörü, hem kendi insanının hayvansal protein ihtiyacını karşılamakta, hem de birçok ülkeye yaptığı ihracat ile insanlığın beslenmesine katkı sunmakta.
     Dünyada hayvancılığın tüm üretim dallarında bir endüstrileşme süreci yaşanırken, Türkiye’de sadece kanatlı sektörü bu gelişime ayak uydurabilmiş, hayvancılık sektörünün diğer dallarına göre daha hızlı bir gelişim göstermiştir.
     Tavukçuluk;  üretimden tüketime değişik alanları ilgilendiren bir endüstri kolu... Genetik, ıslah, yem üretimi, aşı ve ilaç kullanımı, pazarlama ve yetiştirme teknikleri sektörün iç içe olduğu konular. Türkiye’de tavukçuluk her bölgede yapılmakla birlikte Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi’nde özellikle Ankara, Afyonkarahisar, Bolu, Balıkesir, Konya, Karaman, Kayseri, Çorum, İzmir ve Gaziantep illerinde yoğunluk arz etmekte.

Rakamlarla sektöre baktığımızda nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?
     Ülkemizde yumurta üretimi, tüketimi ve ihracatı her yıl artmakta. 2018 yılı verilerine göre 1080 işletmede 22,3 milyar adet yumurta üretildi, 5,8 milyar adedi ihraç edildi.
     Öte yandan ülkemizde 2 milyar âdeti aşan bir kayıt dışı yumurta üretiminin olduğu tahmin edilmekte. Kayıtlı ve kayıt dışı üretim beraber düşünüldüğünde toplam yumurta üretimimiz 24,3 milyar âdete ulaşmakta.
     Organik yumurta üretim miktarımız ise 160,8 milyon adet. Bu rakamlara göre kişi başına 294 adet yumurta üretilmekte, 224 âdeti tüketilmekte ve geri kalanı ihraç edilmekte.

2018 yılını nasıl geçirdiniz?
     2015 yılından bugüne baktığımızda yumurtacılık sektörünün göreceli olarak en iyi geçirdiği yıldı. Üretim, tüketim ve ihracatta artış rakamlarını gördük. Yılın ilk aylarında zararına satışlar yapılsa da yıl genelinde sektör karlı bir dönem geçirdi.
     Ancak yem fiyatlarında ciddi artış yaşandı. Yemin yüzde 50’si ithal, ilaç-aşı ithal, damızlık ithal… Bu da üretim maliyetlerinin artmasına neden oldu. Bunun yanında kredi faizlerinin yüksek olması sıkıntı yarattı. Çünkü sektörde öz sermaye sıkıntısı var.

Sektörün toplam büyüklüğü ne kadar?
     Sadece yumurta pazarının cirosu 8 milyar TL. Bu yılın ilk üç ayında fiyatlar makul seviyelerinde. Mayıs- Temmuz döneminde ise fiyatlarda düşüş yaşanmaya başlanır. Yem fiyatlarında ise artışların olduğu dönemdir. Ters bir orantı var. Maliyet ile yumurta fiyatının en fazla açıldığı dönemdir. Şu ana kadar en büyük endişemiz, döviz kurlarındaki belirsizlik.
     Son 10 yılda sektör ihracata dayalı büyüme gösteriyor. Her yıl üretimin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. İhracatta yaşanacak sıkıntı, iç pazara yansır ve fiyatların düşmesine, zararına satışa neden olur. Ancak ihracat rekorlarına imza atan, üretim ve tüketimde her geçen yıl önemli bir ivme artışı yakalayan sektörümüz kronik sorunlarla baş etmeye çalışmakta. Farklı zamanlarda çeşitli platformlarda dile getirdiğimiz uzun süredir çözüme kavuşturulamıyor.

Kontrolsüz büyüme ve plansız üretim
Tüketim ve ihracat artışını gözetmeyen büyüme modeli ve plansız üretimin sektörde yarattığı sıkıntılar neler?
     Üretim kapasite artışlarının, yumurta tüketimi ve ihracat miktarlarına paralel bir seyir izlemesi ve arz fazlası oluşmaması için sektörde üretim planlaması yapılması şart.
     Üretim planlaması yapılırken yumurta sektörünün geliştiği ülkelerdeki modellerin incelenerek benzer planlamaların uygulanması, yurt dışı damızlık girişlerinin bu planlamaya paralel hale getirilmesi, başka bir deyişle yeni üretim tesislerinin kurulmasının kontrollü olması gerekiyor.
     Kanatlı işletmelerinin Bakanlık tarafından ruhsatlandırılması aşamasında birliklerden görüş alınması bu konuda atılacak önemli bir adım olacak. Yumurta sektörüne verilecek teşvik ve desteklerin de kapasite artışlarına değil, modernizasyon, gübre işleme, güneş ve rüzgâr enerjisinden yararlanma, paketleme yatırımlarına yönlendirilmesi bir diğer önemli husus.

5200 Sayılı tarımsal üretici birlikleri yasasının yetersizliği ve üretici birliklerin yaptırım gücünün olmayışı
Üretici Birliklerinin yaptırım gücü olmadığı için yeterince güçlü etkin olamayışı uzun süredir çözüm aradığımız bir diğer konu. Bu konuda neden yol alınamıyor?
     Üretici Birliklerinin üreticiler üzerinde etkinliğini sağlamak için 5200  sayılı yasada yeni düzenlemeler yapılarak tarım politikalarının belirlenmesi ve uygulanması aşamasında aktif katılımının ve beraberinde yaptırım gücünün sağlanması bu konuda önemli bir dönüşüm sağlayacaktır.
     Birliklere üye üreticilere kredi kullanımında, tarımsal ve ihracat desteklerinde ve TMO’dan hammadde temininde pozitif ayrımcılık sağlanarak birliklerin cazip hale getirilmesi sağlanabilir. Tahsislerin üretime yakın şubelerden yapılması yetiştiricilerin TMO tarafından satılan mısır ve buğdaya daha kolay erişebilmesini sağlayacaktır.

Üretici/tüketici fiyat farkı ve olumsuz etkilenen üretim/tüketim
Yıllardır KDV’nin düşürülmesi gündemde… Bu konuda ne söylemek istersiniz?
     Hayvan ürün maliyetlerinin kısmen yüksek olması ve tüketicinin alım gücünün düşüklüğü, hayvansal ürün tüketimini kısıtlamakta. Bu yüzden her yaşta insan için vazgeçilmez bir gıda olan yumurta da KDV oranının düşürülmesi tüketime olumlu yansıyacaktır. Diğer yandan yumurta pazarlama ağının zayıflığı da üretim tüketim dengesini etkilemekte, yumurta tüketimini arttırmak için yumurta ürünlerinin sanayisinin gelişmesi teşvik edilmeli.

“Tavuk gübresi, atık olmaktan çıkarılmalı”
Tavuğun gübresi aslında değerli bir madde ama biz bunu kullanamıyoruz. Bu konuda neler yapılabilir?
     Tavuk gübresinin değerlendirmesine dönük alt yapı yetersizliği ve gübrelerin oluşturduğu çevre kirliliği sektörün bir diğer kronik sorunudur. Gerekli destekler sağlanarak tavuk dışkılarının ve kümes atıklarının enerji ya da gübre üretiminde kullanılma imkânlarının geliştirilmesi ve bu konuda yerel yönetimlere sorumluluk verilmesiyle bu sorunu aşmak mümkün.
     Tavuk dışkısı organik madde zengini ve çok değerli... Fakat bu işlenmeden kullanılamaz. İşlenerek gübreye dönüştürülmesi veya biyogazda kullanılması gerekiyor.
     Enerjiye yönelik yatırımlar çok pahalı. Her işletmenin böyle bir tesis yatırımı yapması mümkün değil. Bunun için bölgesel yatırım yapılabilir. Ama bu seferde farklı kümeslerden gübre geldiği için hastalık yayılma riskini arttırabilir.
     Bitkisel ekilebilir tarım arazilerdeki toprakların yüzde 85’i organik madde fakiri durumunda. Bunların gübre ile desteklenmesi lazım. Kimyasal gübre, ithal ve döviz kaybı…  Tavuk gübresi, atık olmaktan çıkarılmalı. Biz bununla üreticiye ilave gelirde sağlayabiliriz çevre kirliliğini önleyebiliriz. Ekilebilir arazilerin verimini arttırabiliriz. Toprağın organik madde eksikliğine tavuk gübresi çare olabilir. Organik gübre yönetmeliğine uygun bir şekilde işlenmesi ve pazara sunulması lazım.

Önemli tavuk hastalıkları...
Tavuk hastalıkları sektörü çıkmaza sokmakta ve önemli ekonomik kayıplar oluşturmakta. Bu hastalıklarla başa çıkmak için atılması gereken adımlar neler?
     Yapılması gerekenleri maddelendirmek gerekirse şöyle sıralayabiliriz.
     İşletmelerde biyogüvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde uygulanması için bilinçlendirme çalışmalarının yapılması ve denetimlerin etkin hale getirilmesi.
     Biyogüvenlik talimatının etkin uygulanması, mezbaha dışına çıkma tavuk satışının, kanatlı nakil araçlarının kayıt altına alınması için İl ve İlçe Müdürlüklerinin gerekli hassasiyeti göstermesi.
     Kanatlı sağlığı ve gıda güvenliği açısından önem arz eden önemli girdilerimizden olan aşı, ilaç ve yem güvenliğinin sağlanması.
     İhbarı mecburi ve ihracat kısıtlamalarına neden olan hastalıklar ile etkin mücadele edilerek ülke düzeyinde ariliğin sağlanmasına ve salgın hastalıkların tarım sigortası kapsamına alınması. Kanatlı sağlığı ve gıda güvenliği açısından önem arz eden önemli girdilerimizden olan aşı, ilaç ve yem güvenliğinin sağlanması.
     İhbarı mecburi ve ihracat kısıtlamalarına neden olan hastalıklar ile etkin mücadele edilerek ülke düzeyinde ariliğin sağlanmasına ve salgın hastalıkların tarım sigortası kapsamına alınması.

Yumurtaya dönük kamuoyunda yaratılan olumsuz algı ve bilgi kirliliği
Yetkisiz kişilerin gıdalara ve yumurtaya dönük kamuoyunda yarattığı olumsuz algı ve önü alınamayan bilgi kirliliği var. Bunun önüne geçemiyorsunuz. Neden?
     Bu durum sektörümüzü derinden etkilemekte ve diğer yandan işini kurallara göre layıkıyla yapan üreticileri de zor durumda bırakıyor.
     Bu durumun sektöre, kanatlı sağlığına ve gıda güvenliğine verdiği zararların/risklerin önüne geçmek için Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği ve Yumurta Tebliği hükümlerine aykırı bir biçimde yapılan tüketiciyi yanıltan satışların engellenmesi ve kayıt dışı tavukçuluk ile etkin mücadele edilmesi gerekmekte.
     Yetiştirme kodu 1 ve 2 olmadığı halde, yumurta kabuğuna bu kodların yazılarak yumurtaların pazarlanmasının engellenmesi yetiştirme kodu 1 ve 2 olan işletmelerin organik yumurta üretiminde olduğu gibi sertifikalandırılmasıyla mümkün.
     Yumurtaya ve diğer gıdalara dönük karalamalara ve yanlış beyanlara karşı da hukuki tedbirlerin yanı sıra ve bilgi kirliliği ile etkin mücadele şart.
     Ayrıca yumurtada hormon tam bir şehir efsanesidir.  Bir tavuk ancak biyolojik olarak 25 saatte bir yumurtlar, siz ne yaparsanız yapın daha öne çekemezsiniz. Bazıları 30 saatte bile yumurtluyor. Bilimsel olmayan yorumlar yapılıyor. Buna inanılmaması gerekiyor.  Antibiyotik kontrollü kullanılıyor.

Veteriner ilaçları ve aşılarda yaşanan yüksek fiyat sorunu
Veteriner ilaçlarının fiyatları üretici veya ithalatçı firmalar tarafından belirlenmekte ve  farklı fiyatlarla   satılmaktadır. Bu konuda ne yapılabilir?
     İlgili Bakanlık veteriner ilaçlarındaki fiyat karmaşasının önüne geçmeli, üreticinin makul fiyatla ilaç kullanması için gerekli denetimleri yapmalı. Kullandığımız ilaçların büyük çoğunluğu ithal. Yurt dışı firmaları yurt içindeki ilaç fiyatlarını yakından takip etmek, köpürtülmüş etiket fiyatlar üzerinden  kendi fiyatını belirlemekte buda  ülkemizin daha afzla döviz ödemesine yol açmaktadır.

Komşu ülkelerde yaşanan gelişmeler sektörü nasıl etkiliyor?
     Görünür bir risk yok. Bizim en büyük pazarımız Ortadoğu. Güvenlik nedeniyle zaman zaman sıkıntı olabiliyor. Suriye’de istikrarın sağlanması ile pazarda genişlemede olur. Ama sıkıntı olursa bizi olumsuz etkiler.
     İhracatta beklenmedik bir duraklama sektörü doğrudan etkileyecek. İhracat fiyatlarında son bir aydır düşüş yaşıyoruz ama gene de ihracata devam ediyoruz. Yakın coğrafyadaki gelişmeleri takip ediyoruz. 432 milyon dolarlık ihracat yaptık. Aynı seviyeyi öncelikle korumak ve bunu arttırmak önceliğimizdir. Sektörde küçülme beklemiyoruz. Yem fiyatlarındaki gelişmeleri sürekli takip halindeyiz.



+ Benzer Haberler
» 2023’te nakit kullanımı tarih olacak!
» Türkiye - Miami arasında emlak köprüsü kurdu
» “Destek terazi gibi olmalı, piyasayı ayarlamalı”
» Doğuda yatırım var, işçi yok
» Yer fıstığı ve ay çekirdeği alarm veriyor
» Yeni ‘5’li paket’ modeli, Türkiye’yi üretim ve ihracat üssü yapacak
» Kore ve Çin’i geçtik, Avrupa’ya kafa tutuyoruz
» Çelik üreticisi ithalatta ‘ülke-ürün’ koruması istiyor
» “Hal Yasa Taslağı ile fiyatlar düşmez”
» "Tarım, decletin ’Kırmısı Kitabı’nda yer almalı"


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.07.2019
  Ticaret 20.07.2019
  Ticaret 19.07.2019
  Ticaret 18.07.2019
  Ticaret 17.07.2019
  Ticaret 16.07.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni