• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Sunay Akın: Keşke Türkiye, İzmir gibi olsa

08 Ocak 2018 Pazartesi 16:00
12
14
16
18

Sunay Akın:  Keşke Türkiye, İzmir gibi olsa

   ► Edebiyatçı, yazar Sunay Akın “Keşke Türkiye, İzmir olsa. Yanlışıyla doğrusuyla, İzmir bu coğrafyanın en aydınlık kentidir” dedi.

           TUĞÇE OTUK     
     Edebiyat ve sanat hakkında görüşlerini Ticaret Gazetesine aktaran edebiyatçı, yazar Sunay Akın “Keşke Türkiye, İzmir olsa. Yanlışıyla doğrusuyla, İzmir bu coğrafyanın en aydınlık kentidir. Genele baktığımız zaman, İzmir’in çok çağdaş ve ilerici olduğunu görüyoruz. Kültürüne, inançlarına, tarihine sahip çıkan bir kenttir” diyerek İzmir hayranlığını dile getirdi.

     Sahnenin dilinin çok farklı ve güçlü olduğunu belirten Akın, “Beni izleyenler aynı zamanda kitap okurlar” diyerek sahnede edebi metinler üzerine durduğunu söyledi. Ülkemizde okuma oranlarının düşük olduğunu belirten usta yazar, gösterilerindeki en büyük amacının, kitap okumaya teşvik etmek olduğunu ifade etti.  Türkiye’deki ilk Oyuncak Müzesi’ni kuran Akın, müzeye yeni oyuncaklar katmak için çabaladığının altını çizdi. Ülkemizde son zamanlarda tiyatro sanatının gereken ilgiyi görmediğine değinen Akın, bunun büyük eksiklik olduğunu ifade etti.

“Edebiyat olmazsa tiyatro olmaz”
     Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlediği gösteriler hakkında konuşan Akın,  “Ben bir edebiyatçıyım. Şiirlerim var, denemelerim var. Bir edebiyatçı neden sahnede yer alır? Tiyatro sanatının kökleri edebiyattır. Edebiyat olmazsa tiyatro sanatı da olmaz. Sonuçta sahneye çıkan insan, edebi bir metni canlandırmaktadır. Ben, Müjdat Gezen Tiyatro Okulu’nda 5 yıl hocalık yaptım. Ders verirken, aynı zamanda bir öğrenci olarak ders aldım. Yani ben okulun hem öğretim görevlisi, hem öğrencisiydim.

     Tiyatro sanatına bu kadar ilgi duymamın amacı, geleneğimizde olan meddahlığı sürdürmekti. Meddah, kıraathanelerde ortaya çıkan bir tanım. Meddah, okuyan insanların sohbetinden doğmuştur. Bize, meddah diye tanıtılan çok değerli sanatçılar aslında meddah değillerdir. Onlar bir başka gösteri sanatını sunan ortaoyunu temsilcileridir. Meddah, sahnede edebi metinler üzerinde durur. Meddah, 1 saatte bin kitabın ışığını sığdırır. Bende, bu doğrultuda gösterilerimi yapıyorum. Beni izlemeye gelenler, aynı zamanda kitap okurlar. Kitapla kurduğunuz iletişim ile sahnede  kurduğunuz iletişim tabi ki aynı olmaz. İkisinin de hazzı ayrıdır. Gösterilerime  genel olarak beni okuyan, bilen insanlar geliyor. Sahnede farklı bir Sunay Akın görüyorlar. Sahnede edebi çalışmalarımı hazırlarken yakaladığım küçük ayrıntıları da aktarıyorum. Sahnede daha farklı bir dilim var. Bunu 15 yıldır sadece Türkiye’de değil, dünyanın çeşitli yerlerinde sahneliyorum” dedi.

     Sahne dinamiklerinin kitap ile kıyaslandığında başka olduğunu aktaran Sunay Akın, “Bir kitap okursunuz, çok şey alırsınız fakat sahnenin gücü farklıdır. Bu tiyatronun gelişmesiyle ilgilidir. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde tiyatronun da gelişmiş olduğunu görürüz. Bu tesadüf değildir. Kitabında şöyle bir avantajı vardır, unuttuğunuz zaman tekrar elinize alıp bakabilirsiniz. Ama tiyatro oyunu için bu söz konusu olamaz. Tiyatro anlıktır” değerlendirmesinde bulundu.

     Türkiye’de tiyatroların durumu hakkında görüşlerini dile getiren Akın, “Türkiye’de tiyatronun gelişim sürecinde Cumhuriyet döneminin altını çizmeliyiz. Tiyatro deyince direkler arasını, hacivat ve karagözü de unutmamalıyız. Osmanlı döneminde de İstanbul’da bir tiyatro algısı var. Örneğin, Ahmet Vefik Paşa, Moliere’i çevirmiştir. Fakat dediğim gibi Cumhuriyet ile birlikte tiyatro halka inmiştir. Şehir tiyatrolarının çok büyük önemi vardır. Muhsin Ertuğrul’u unutmamalıyız. Devlet tiyatrolarının büyük başarıları vardır. Yakın döneme baktığımız zaman ise, demokrasinin güçlenmesi için gerekli olan tiyatro sanatına karşı büyük bir ilgisizlik mevcuttur. Burada bir devlet politikası olarak dışlamadan söz ediyorum” dedi.

“Gerçek Okullar Sanat Merkezleridir”
     Tiyatroya ilgi duyan bir insanın, oradan aldığı ışığı  ailesinde, günlük hayatında, arkadaşlık ilişkilerinde çok rahat kullanabildiğini dile getiren Akın, “Tiyatro öyle bir sanattır ki, elimde olsa tiyatroyu ortaokul düzeyine indiririm. Çünkü tiyatro insan ilişkisi demektir, tiyatro karşındakine cinsel obje olarak bakmamak demektir, tabuların yıkıldığı yerdir tiyatro. Tiyatro, insanın insana insanca davrandığı mekandır. Demokrasinin olmazsa olmazı kadın-erkek eşitliğidir. Tiyatro hiç değilse  buna hizmet eder. Zaten gerçek okullar sanat merkezleridir” şeklinde konuştu.

     Türkiye’de ilk oyuncak müzesini kuran Sunay Akın, müzelerin toplumların hafızası olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti; “Müzeleri olan topluluklarda demokrasi gelişebilir. Kitaplarım, sahne oyunlarım, kurduğum müzeler, aydınlanma sürecinde demokrasinin gelişmesi içindir. Biz, insana en büyük kaynak olarak değer vermezsek geleceğimizi sağlıklı kuramayız. Yaklaşık 20 yıl önce Almanya’nın Nurnberg kentinde bir oyuncak müzesi görmüş ve çok etkilenmiştim. Orada gördüğüm şuydu, düşlerin ve hayallerin de bir tarihi vardır.

     Gerçeği var eden her zaman hayaller olmuştur. Gerçek, hayallerin ayak izini takip eder. Ben, sahne oyunlarımdan, kitaplarımdan televizyon programlarımdan kazandıklarım ile antik oyuncaklar satın aldım ve hala alıyorum. Koleksiyonerler çok değerli insanlardır. Oyuncakları onlardan alıyorum. Koleksiyoner paraya sıkıştığı zaman oyuncağını satar. Koleksiyonerin oyuncağını istemeye, kızını istemeye gider gibi gideceksin. Cebinde paran olması, oyuncağı sana satacağı anlamına gelmez.  Bir ilki gerçekleştirip, İstanbul Oyuncak Müzesi’ni kurdum.”

     Bu coğrafyanın en aydınlık kentinin İzmir olduğunu dile getiren Sunay Akın, “Ben, İzmir’i anlatmayı İzmirli yazarlara bırakıyorum. Bir kentin belleği o kentteki yazarların sorumluluğundadır. Ama ben şunu hep söylüyorum, keşke Türkiye, İzmir olsa. Yanlışıyla doğrusuyla, İzmir bu coğrafyanın en aydınlık kentidir. Genele baktığımız zaman, İzmir’in çok çağdaş ve ilerici olduğunu görüyoruz. Kültürüne, inançlarına, tarihine sahip çıkan bir kenttir” dedi.

 


+ Benzer Haberler
» “Yangın riskine karşı yeterli bilinç yok”
» Torba yasa işlerlik açısından faydalı olmayacak
» “İthalat değil, ihracat yapan bir Türkiye”
» “İşi ticarete çevirince zor”
» “İstenilen kaygı orta düzey kaygıdır”
» Diyabette büyük başarı
» Endüstri 4.0 sayesinde Avrasya’nın üretim üssü olacağız
» PTT gönderi ücretlerine farklı oranlarda zam yapıldı
» Okyay’dan, esnafa ‘kredi’ sözü
» Midilli’den İzmir’e uzanan halk müziği


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 23.01.2018
  Ticaret 22.01.2018
  Ticaret 20.01.2018
  Ticaret 19.01.2018
  Ticaret 18.01.2018
  Ticaret 17.01.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni