• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

STK’ların geleceğini Z kuşağı belirleyecek

13 Şubat 2021 Cumartesi 09:00
12
14
16
18

“Hem beşerî sermayenin geliştirilmesi hem de yerel tedarik zincirlerinin oluşması için Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini derneğimizin merkezine koyacağız”
STK’ların geleceğini Z kuşağı belirleyecek

   ► Yelkenbiçer: Yeni ekonomi kavramı ele alındığında; girişimcilik, oyun girişimciliği ve e-spor alalında, kentin rekabetçi avantajlarını insan kaynağını çekme konusunda bir cazibe merkezi olduğunun farkındalığıyla gelecek için ümitliyim

           DUYGU GÖKSU      
     Kendisini sivil toplum kuruluşlarına sıkı sıkıya bağlı bir iş insanı, yatırımcı ve sporcu bir kişi olarak nitelendiren Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD)’nin yönetim kurulu başkan adayı Alp Avni Yelkenbiçer ile adaylık sürecini, hızla dönüşen dünyada sivil toplum kuruluşlarının oluşturması gereken modeli ve EGİAD’ın Ege Bölgesi’ne katkılarını konuştuk. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi için belirlenen yol haritasının temel taşlarını sürdürülebilirlik ve dinamizmin oluşturduğunu ifade eden Yelkenbiçer, “Sürdürülebilirlik bizim dengemiz, dinamizm ise itici gücümüz olacak” dedi.
     Sivil toplum kuruluşlarının Z kuşağının taleplerine cevap verecek kadar daha güncel olması gerekliliğine dikkat çeken Yelkenbiçer, Z kuşağını kazanıp kazanamamanın sivil toplum kuruluşlarının geleceğini çok önemli derecede etkileyeceğini vurguladı. Kaynakların sınırlı olduğu bilicinin yerleştirilmesi gerektiğinin de altını çizen Yelkenbiçer, “Tüket ve yok et anlayışından bilinçli kullan, sonra geri dönüştür ve yeniden kazan anlayışına geçmek için kendimize bu konuda yol gösteren, yol açan rolü biçiyoruz” dedi.

Vekilliğini yaptığınız EGİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine adaysınız… Sizi tanıyabilir miyiz? Adaylık süreciniz nasıl gelişti?
     Kendimi sivil toplum kuruluşlarına sıkı sıkıya bağlı bir iş insanı, yatırımcı ve sporcu bir kişi olarak görüyorum. 1984 İzmir doğumluyum. Sırasıyla Bornova Anadolu Lisesi, Bilkent Üniversitesi işletme fakültesi, Cal State East Bay Uluslararası Ticaret Programı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Lojistik Yönetimi yüksek lisansımı tamamladım. 2007 yılında İzmir’e döndükten sonra kendi aile işimizde çalışmaya başladım. Aile işimiz, akaryakıt, lojistik, inşaat ve otomotiv üzerine çalışan 48 yıllını yeni dolduran köklü bir kurum. İş yaşantımın yanında aktif bir sosyal hayatım ve sivil toplum hayatım var. EGİAD’a 11 yıldır üyeyim. EGİAD Melek Yatırım ağında BKY Lisanslı bir melek yatırımcıyım. Bornova Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı Mütevelli Heyet üyesiyim. Endeavor Etkin Girişimci Yetiştirme Derneği’nde mentörlük yapıyorum. Ege Teknopark’ta yönetim kurulu üyesiyim Geçmiş dönemde Karşıyaka Spor Kulubu 3 dönem yönetim kurulu üyeliği yaptım. KSK One Team adında omurilik felçliler yararına kurulan bir koşu takımın kurucu üyesiyim.
     EGİAD’da sürekli çalışanın, üretmeye talip olanın önünü açan bir liyakat düzeni var. Ben de üye olduğum 11 yıldan bugüne EGİAD’ın her kademesinde keyif alarak çalıştım. Zaman içerisinde çalışmalarımın toplum için, bölgemiz için oldukça faydalı olduğunu, toplumları yukarı çeken etkisi olduğunu gözlemleme fırsatı buldum. Bunları gözlemledikçe de daha çok çalışma şevkiyle derneğimize gelmeye başladım. Bu yolun sonunda da tohumlarını attığımız, filizlenen projelerin takibi yapabilmek, üzerlerine yenilerini eklemek için, beraber mesai harcadığım bütün arkadaşlarımın teveccühü ile bu sorumluluğa talip oldum.

Sivil Toplum Kuruluşları, hızlı bir dönüşüm içerisinde olan dünyaya ayak uydurmak için sizce günümüzde nasıl bir model oluşturmalı?
     Tüm örgütler gibi sivil toplum kuruluşları da bence geleceğinin hikayesini arıyor. Belirsizliğin her alanda olduğu gibi, sivil toplum alanlarında da yoğun olduğu bir dönemden geçiyoruz. Hem dijital platformlardan projelerini yapabilmek hem de üyelerini bir arada ya da örgütlerine bağlı tutabilmeye çalışmak büyük maharet gerektiren, kesin olarak bir doğru yapının olmadığı, her derneğin kendi doğru yolunu bulacağı bir döneme girmiş bulunuyoruz.

“STK’lar formal yapıdan çıkmalı”
     Bütün bunların yanında da sivil toplum kuruluşlarının yeni üyeleri Z kuşağı mensupları. Gerek kafa yapıları gerek tüketim alışkanlıkları gerekse de iş yapış biçimleriyle ticaret dünyasını değiştirecekleri gibi, sivil toplumculuğu da değişip dönüştürecekleri, pandemi döneminin de bunu hızlandırdığını düşünüyorum.  Bu sebepten sivil toplum kuruluşlarının daha esnek, daha günceli takip eden, biraz daha formal yapıdan çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bence Z kuşağını kazanıp kazanamamak sivil toplum kuruluşlarının geleceğini çok önemli derecede etkileyecek. Bu sebeple sivil toplum kuruluşlarının onlara daha cazip, onların taleplerine cevap verecek kadar daha güncel olması gerekliliği vardır ve bizim de derneğimizde önemsediğimiz konuların başında gelmektedir.

Türkiye ekonomisindeki payı ile Ege Bölgesi’ni değerlendirirseniz, bulundurduğu potansiyeli ve bu potansiyelin İzmir ekonomisine ne kadar yansıdığı ile ilgili değerlendirmeleriniz ne olur?
     Ege Bölgesi ve İzmir özelinde baktığımızda potansiyelini tam olarak yansıtamadığını düşünüyorum.  İzmir’in yıllardan beri süre gelen lojistik komunu onu önemli bir liman şehri yapmış, Akdeniz çanağında, ülkemiz için önemli bir ihracat liman merkezi pozisyonundadır. Bunu gerçek anlamda avantaja çevirmek için biraz daha yolumuz olduğunu öngörebiliyorum. Öte yandan yeni ekonomi kavramı ele alındığında, girişimcilik, oyun girişimciliği ve e-spor alalında, kentin rekabetçi avantajlarını insan kaynağını çekme konusunda bir cazibe merkezi olduğunun farkındalığıyla da gelecek için ümitliyim. Birçok nitelikli insan gücü, toplumun sosyal kültürel seviyesinin yüksekliği, yaşam standartlarının kalitesinin günden güne artması sebebiyle tersine beyin göçünün de başladığını görebiliyoruz. Kısa ve orta vade de kentimizde girişimcilik ve yatırımcılık alanında bir sıçrama beklemekteyim. Özellikle nitelikli insan gücünün ekonomiye gireceği bir yol bulacağını da ümit ediyorum.

Ekonomik kalkınma, yerel kaynakların sürdürülmesi, beşeri sermayenin geliştirilmesi açısından STK’ları nasıl konumlandırırsınız? Bu kapsamda EGİAD’ın rolü nedir? EGİAD’ın bölgemize katkılarını sizden dinleyebilir miyiz?
     Sivil toplum kuruluşları, günümüzde bizleri bekleyen en büyük krizlerden biri olan kaynak tüketimi konusunda elini taşın almak zorundadır. Bu bizim gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. EGİAD’ın rolü de tüzüğünde yazdığı üzere toplumsal rekabet gücünü arttırmak yönünde çalışmalar yapmaktır. Bu sebeple ekonomik kalkınmanın yanında sosyal kültürel alanda da kalkınma yönünde çalışmak bizlerin birincil önceliği olmalıdır. Hem beşerî sermayenin geliştirilmesi hem yerel tedarik zincirlerinin oluşması için Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini derneğimizin merkezine koyacağız. İş dünyasına uygun amaçları seçip bunların en iyi örneklerini inceleyeceğiz. Günümüz dünyasında işbirlikçi rekabet anlayışının, paydaş yaklaşımıyla beraber birlikte kalkınma hedeflerinin konulması bölgemiz ve ülkemiz için önümüzdeki dönemde sivil toplum kuruluşlarında farkındalık yaratarak, üyelerinde uygulamaları başlatmak, gerekse de kamuda bununla ilgili başlayan projelerin devamı ve yenilerinin eklenecek olan projelere destek olmak durumdadır. Hükümetimizin Sıfır Artık Projesi’ni, AB’nin Yeşil Mutabakat Projesi’ni inceleyerek, dernek içinde ve üye iş yerlerimizde uygulamaya geçirmek öncelikli çalışma alanlarımızdan biri olacak. Döngüsel ekonomi kavramını öne çıkarıp bu konuda EGİAD Think Tank raporu yazmayı planlıyoruz. Sürdürülebilir Tarım, Sürdürülebilir Perakende, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri çalışmalarını inceleyeceğiz.

“Tüm kaynakların sınırlı olduğu bilicinin yerleştirilmesi gerekiyor”
     Tüm bunların yanında 2013 yılında imzacısı olduğumuz Global Compact ile ilgili yoğun çalışmalar yapmayı planlıyoruz. İş dünyasına yakışır kalkınma için, insan hakları, toplumsal eşitlik, çevre ve çalışma standartları alanında projeler üretip, üyelerimizin bu ilkeleri benimsemesi için çalışacağız.
     Özetle kaynaklarının limitli olduğu farkındalığı, bizlerden önceki kuşakların kaynakları sınırsız ve sonsuz olarak algılamasının artık net bir şekilde bitmesi ve ortak sorumluluklar geliştirerek, başta çevre olmak üzere tüm kaynakların sınırlı olduğu bilicinin yerleştirilmesi gerekmektedir. Sivil toplum kuruluşu olarak da bizlerin öncülük etme sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Tüket ve yok et anlayışından bilinçli kullan, sonra geri dönüştür ve yeniden kazan anlayışına geçmek için EGİAD olarak kendimize bu konuda yol gösteren, yol açan rolü biçiyoruz.

Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine geldiğinizde çizeceğiniz yol haritasını ve hedeflerinizi paylaşır mısınız?
     Ekip arkadaşlarımızla beraber belirlediğimiz yol haritamızın temel taşlarını sürdürülebilirlik ve dinamizm oluşturuyor. Sürdürülebilirlik bizim dengemiz, dinamizm ise itici gücümüz olacak. Sivil toplum kuruluşları için zor bir dönem olacağını öngörüyoruz. Bu zor dönemde dinamik olup derneğimizin tüm çarklarını çalıştırmak zorundayız. Derneğimizin en büyük zenginliği olan insan kaynağından mümkün olan en güçlü şekilde faydalanmamız gerekiyor. EGİAD’ın kurum kültürünü yeni nesillere aktarmanın, dernek içi sürdürülebilirliği sağlamanın yegane yolunu üyelerimizin bütün nitelikleriyle beraber çalışabilme, beraber üretebilmekten geçiyor.

“Birlikte etkileşim kültür aktarımının güçlü bir yolu”
     Böylesi köklü kurumlarda, birlikte etkileşim halinde olmak kültür aktarımının güçlü bir yoludur. Buna inandığımız için de çok farklı ve etki alanı geniş projelerle, katılımcılığı ön plana alarak, çalışmak isteyen herkesle kol kola girerek, üretmeye talip olan herkesin önünü açarak, şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyeceğiz. EGİAD’ın en güçlü yönlerinden biri fiziksel olarak bir araya gelen, birbiriyle görüşmekten hoşlanan, sosyal bir ortam kuran, birbirinden öğrenen ve ortak aklı yaratan kuruluş olmasıdır. Oysa son bir yıldır bir araya gelemediği halde aynı etkiyi yaratmaya çalışan bir derneğiz.  Bu bizim için büyük bir sınama, büyük bir zorluk ancak bu zorluğu şu ana kadar çok başarıyla yürüttüğümüzü düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde de en büyük önceliklerimizden biri sosyal birlikteliğimizi, pandeminin yavaşlamasıyla beraber hızlıca geri kazanmak olacaktır.

EGİAD Melekleri Yatırım Ağını genişletmek ve EGİAD’ın sektörel zenginliğini artırmak üzere hayata geçirmeyi planladığınız projeleriniz var mı?
     İzmir girişimcilik ekosisteminin gün geçtikçe geliştiğine şahit oluyoruz. İzmir’in rekabetçi avantajlarını tam olarak avantaja çeviremediğini fakat özellikle yerel yönetimlerin, odaların ve sivil toplum kuruluşlarının bir arada hareket etmesiyle, şehrimizde girişimcilik anlamında çalışmaların yoğunlaştığı, şehrin odağına yavaş yavaş girişimcilik çalışmalarının oturacağını düşünüyorum. Bu anlamda İzmir Ticaret Odası liderliğinde tüm odaların, valiliğin, belediyenin, ESİAD ve EGİAD’ın ortak olduğu İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi önümüzdeki dönemde en önem verdiğimiz projelerden biri olacağını söyleyebilirim. EGİAD Melek Yatırım Ağı çalışmalarımıza bu dönem oyun girişimciliği ve e-spor alanlarını eklemeyi planlıyoruz. Oyun girişimciliği alanında ülkemizin dünya ölçeğinde lider duruma gelmesi, en başarılı girişimcilerin bu alandan çıkması oldukça ümit verici buluyorum. Yine buna ilaveten e-spor endüstrinin çok büyüyeceği, geleneksel spor endüstrilerinin önüne geçeceği ön görüyle de çalışmalara alanlarımıza bu sektörü de ekledik. Bu iki alanda yapılan yatırımların nasıl yapıldığı, çıktılarının nasıl olduğunu, sektördeki örnek uygulamalarla beraber incelemeyi düşünüyoruz.

Yaratıcı endüstriler için yatırımcılık
     Bunlara ilaveten Ege Üniversitesi ile beraber başvurup onay alınan Derin Teknoloji konusundaki AB fonunun ve İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İZKA ile beraber başvurduğumuz ve onay alınan “Create in İzmir” yaratıcı endüstriler projesinin yürürlüğe girmesiyle beraber derin teknoloji için yatırımcılık ve yaratıcı endüstriler için yatırımcılık kavramlarını ele alacağız. Girişimci dostu üyeler yaratmak ve EGİAD Melek Yatırım Ağı’nı büyütmek isteğiyle de her zaman dernek içi veya başka sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız ticaret köprüsünü bu sefer İzmir bölgesindeki girişimciler ve üyelerimiz arasında yapmayı planlıyoruz. Tüm bunların yanında da hem desteklenecek girişimlerin niteliğinin artması, hem de başarılı örneklerin çıkmasıyla beraber potansiyel yatırımcıların da sayısının artması, katma değerli işleri daha da arttıracak, bölgemiz girişimcilik ekosisteminin daha da güçlenmesine sebep olacaktır. Bu alanda girişimcilik alanında yapılacak tüm çalışmalarda var gücümüzle destek vermeye devam edeceğiz.

“Bir referans noktası olmak zorundayız”
Pandemi süreci tüm dünyada ekonomide durgunluğa sebep olmuşken, bu süreçte EGİAD’ın vereceği katkılar ne olmalı?
     EGİAD gibi bölgesinde öncü, yol açan, yol gösteren etkisi olan bir sivil toplum kuruluşunun böylesi dönemlerde her zaman olduğundan daha çok sorumluluk alması gerektiğini düşünüyorum. Tüm kamuoyuna EGİAD bu dönemde neler yapıyor dedirtmeli, bir referans noktası olmak zorundayız. Bunun da yöntemi pro-aktif olarak, daha dinamik olarak ülkemizdeki ve bölgemizdeki en iyi uygulamalarını incelemek, üyelerimiz ve kamuoyu arasında deneyim aktarımı mekanizmalarını çalıştırmamız gerekmedir. Üyelerimizin zorlandığı alanlarda, her sektörün sorunlarını ele alıp kamuoyu oluşturmalı, dayanışma ve yardımlaşma kültürümüzü güçlendirmeliyiz. Bunun da yöntemi katkı vermek isteyen, üretmek isteyen herkese açık olarak, hepsiyle kol kola girerek olmalı. Bu dönemin bir diğer önemli zorluklarından bir tanesi de sektörler ve toplumlar arası eşitsizliğin artacak olmasıdır. Bunu ortadan kaldırmak için tüm paydaşlarımızla iş birliklerine açık olacağız, iş birlikleri talep edeceğiz.

“Girişimci insanlık için bir umut olması gereken kişidir”
‘Girişimci’ sizin için kimdir? Genç girişimcilere neler söylemek istersiniz?
     Girişimci bir problemi tespit edip, o probleme çözüm bulma iddiası olan, bunu çözebilmek için de elindeki kaynakları ve dış kaynaklarını bir araya getiren, risk alan kişidir. Bu geleneksel tanımın yanında bence günümüzde girişimci, yeni nesil bakış açısıyla, yenilik getiren, toplumun kalkınmasına çalışan, kendi kaynakları büyürken, etrafını da büyütmek arzusu olması gereken kişidir. Biraz daha açmak gerekirse, geleneksel, konvansiyonel işlerle dünyamızdaki kaynakları hızlıca tükettiğimiz ve aynı bakış açısıyla da bir iş dünyasının devam edemeyeceği ön görüsüyle, insanlık için bir umut olması gereken kişidir. Teknolojinin son gelişmelerini kullanan, dünyadaki ve bölgesindeki trendleri takip eden, bunları hızlıca öğrenen ve toplumun hizmetine sunan kişidir. Yeni ekonominin, geleceğimizin can damarı, toplumların gelişmesi ve kalkınması için risk alan kişidir. Toplumlar için de en önemli sorunlardan biri olan genç işsizliğin kaldırılması yönündeki en önemli çıkış noktası da girişimciliktir.

“Genç girişimciler yeniyi deneyen cesaretlerini kaybetmemelidir”
     Girişimcilere Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını iyi irdelemelerini, işlerinde bunları uygulamalarını, kendi seçecekleri bir alanda girişimlerini geliştirmelerini önerebilirim. İş birlikçi rekabete açık olmaları, ürünlerini nasıl daha ucuza geliştireceklerini düşünmek yerine, nasıl daha iyi değer önerebilirim üzerine çalışmalarını, eski nesil rekabet anlayışı ile aslında kimsenin kazanamadığını ve rekabet anlayışını kendilerinde geliştirerek tüm topluma yaymalarını önerebilirim. Konvansiyonel iş dünyasının pastayı büyütmek çok pastadan daha çok pay alma anlayışı var. Bunun uzun süreli sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Doğru olan ahlaklı olmak, kazanırken paylamak anlayışıdır. Bu anlamda da doğru olan yeni bakış açısıdır ve yeniyi deneyen cesaretlerini kaybetmemelidir. Biz hem kurum olarak hem üye iş yerlerimizle hem de şahsen her zaman doğrunun yanında olacağımızı, yeni girişimcilere moral olarak da destek olmak konusunda hazır olduğumuzu belirtmek isterim.


+ Benzer Haberler
» Patates üreticisi alternatif pazarlama istiyor
» Dokak: 81 il düğün tarihi bekliyor
» Yağmur suyu hasadıyla kentler geleceğine yön veriyor
» İzmir Limanı’nda planlı yatırımlar hız kesmiyor
» Gelinlikçiler hükümetten düğün tarihi bekliyor
» “Turistleri ‘işaret dili’ ile ağırlayacağız”
» “Kur düzelmezse ihracatta zor günler gelecek”
» Kuruyemişte ‘ev dışı tüketim’ azaldı
» Kısıtlamalar mahpusların ruh sağlığını hapsediyor
» Aztekin: Esnaf, yasal düzenlemeleri bekliyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 26.02.2021
  Ticaret 25.02.2021
  Ticaret 24.02.2021
  Ticaret 23.02.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni