• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Sıfır faize rağmen yatırım yapılmıyor”

03 Nisan 2021 Cumartesi 12:00
12
14
16
18

“Sıfır faize rağmen yatırım yapılmıyor”

   ► Ege Üniversitesi İşletme Topluluğu tarafından “6.Egenomi Zirvesi” gerçekleştirildi

           HABER MERKEZİ      
     Ege Üniversitesi İşletme Topluluğu tarafından “6.Egenomi Zirvesi” düzenlendi. Etkinlikte “Pandemi Döneminde Hocaların Gözünden Ekonomi” oturumu online olarak gerçekleşti. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Burak Arzova’nın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin, Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu ve Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez katıldı. Sıfır faize rağmen girişimci yatırım yapma konusunda son derece isteksiz olduğunu söyleyen Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, “Çünkü önümüzde çok büyük bir belirsizlik var. Sıfır faize rağmen yatırım yapılmıyor demek ki faizi düşürürsen yatırımlar artar tezi doğru değil” dedi.

     Parasal genişlemenin, finansal piyasalara yardımcı olduğunu belirten Uzunoğlu, “Özellikle gayrimenkul piyasasında bir balon oluştu. Pandemi ile beraber kapanma daha sonra açılma, ekonomilerin biraz olsun toparlanması, stokların erimesi yerine yeni stok koyma çabaları, dünyada doğal olarak talebi artırıyor. Bu durumda hammadde fiyatları üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor ve enflasyon adeta ülkeleri tehdit ediyor. Hemen hemen her emtiada enfasyonist bir baskı geliyor. Dolayısıyla dünya ekonomisinin zaten sıkıntılı olan durumu pandemi ile beraber içinden çıkılmaz bir hale girdi. Bunun için büyük reset dediğimiz yeni tezler ortaya atılmaya başlandı. Küreselciler bile bu durumu artık savunmaya başladı. Dolayısıyla dünya ekonomisi gelir-borç dengesi ve gelir- servet dağılımı açısından çok ciddi problemlere gebe oluyor. Bunu da zaten çeşitli olaylarla görebiliyoruz. Bu süreçte dünya ekonomisi daha korumacı ve ticaret savaşlarının yoğunlaşmaya başladığı bir döneme doğru gidiyor. Bunun yanı sıra otoriterleşme de artıyor” diye konuştu.

“Türkiye öncelikle sosyal ve siyasal sorunları çözmeye başlamalı”
     Türkiye ekonomisini değerlendiren Ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, “Pandemi sürecinden öncesine bakarsak bizim zaten uzun süredir uğraştığımız ekonomik sorunlar var. Türkiye yaklaşık 40 yıldır yüksek enflasyon ile uğraşıyor. 2001 krizinde enflasyon zirvelere çıktıktan sonra uygulanan güçlü ekonomiye geçiş programı ile enflasyonu yüzde 80’lerden yüzde 7’lere kadar indirerek olayın bittiğini zannettik. Aslında olay bitmemiş yani biz bu durumu sürdüremedik. Bugün açıklanan enflasyon oranı yüzde 15 civarında. Bunun böyle olmadığına inanan büyük bir kesim var, yani insanların kafasındaki enflasyon yüzde 30 civarlarında. Yüzde 30 veya değildir bunu bilemeyiz ama gerçek enflasyon yüzde 15’in üzerindeyse verdiğimiz faiz doğru değil. O zaman insanlar bankaların verdikleri faizi kafalarındaki enflasyona kıyasladıklarında hala reel faiz alamadıklarını düşünüyorlar. O yüzden de dolara dönüyorlar”  ifadelerini kullandı.

     İkinci büyük sorunun işsizlik olduğunu söyleyen Eğilmez, “Yüzde 13 civarında bir resmi işsizlik rakamımız var bir de geniş işsizlik var. İşsiz olduğu halde ben işsizim diyerek başvurmadığı için sayılmayan insanlar var. Hepsini işin içine kattığımızda işsizlik oranımız yüzde 30’lara çıkıyor. İşsizlik sorunu giderek büyüyor. Bir diğer sorunumuz ise borçlar, gerçi bu bütün dünyanın sorunu. Fakat gelişmiş ülkeler kendi bastıkları para ile borçlanıyorlar. Dolayısıyla onlarda dış borç ya da iç borç diye bir ayrım yok. Türkiye ise kendi bastığı para ile belki iç borcunu ödüyor ama dış borcunu ödeyemiyor. Bu sebepten dış borçlanma bizim için önemli bir konu. Toplam dış borcumuz 450 milyar dolara çıkmış, bunun içinde 235 milyar doları özel sektör borcu ve onun içinde aşağı yukarı 180 milyar dolarlık hazine garantisi var. Bu olay bizim riskimizi büyütüyor.

     Dünyanın en yüksek riskli üçüncü ülkesiyiz, bizden önceki ülkeler Venezuela ve Arjantin olarak yer alıyor. Yani pandemi süreci olmasaydı da bu sorunlar ortadaydı. Pandemi sadece üstüne biraz daha yük kattı” diye konuştu. Ekonomik sorunların yanı sıra sosyal ve siyasal sorunlarında olduğunu dile getiren Eğilmez, “Sosyal ve siyasal sorunlar maalesef ekonomik sorunlarımızı tetikliyor. Örneğin, hukukun üstünlüğü, demokrasi, kadın-erkek eşitliği gibi çok önemli sorunlarımız var. Bunun yanı sıra İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak ilave risk yarattık. Türkiye’nin bu sorunlarını diğer ülkeler biliyor ve yatırımlarını da ona göre ayarlıyor. Biz gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sadece ekonomik sorunlarımızı çözerek yola devam edebilecek durumda değiliz. Öncelikle Türkiye’nin sosyal ve siyasal sorunları çözmeye başlaması gerekiyor. Bu sorunları öncelikli çözmeye başlarsak inanıyorum ki ekonomik sorunlarımıza yönelik bir şey yapmasak bile çok fazla yol alırız” şeklinde konuştu.

“Türkiye tezatlar ülkesi”
     Türkiye’nin global demokrasi endeksinde hibrit rejimi olarak yer aldığını belirten Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin, “Hibrit rejim dediğimizde yarım demokrasi ile otorite arasında bir yer. Bu durum Türkiye’nin kuruluş felsefesi ile pek fazla uyuşmadığı için yabancı yatırımcı korku yaşıyor. Ayrıca baktığımızda dünyanın en kızgın altıncı ülkesi olarak yer alıyoruz. Türkiye kritik bir karar alırken öfke, korku ve duyguya yer veriyor. Dolayısıyla iyi sonuçlar elde edemiyoruz. Halbuki kritik kararlara his karıştırılmaz. Türkiye’nin bir şekilde ekonomik sorunları çözülür belki ama biz ülkedeki kafa yapısını çözemiyoruz” ifadelerini kullandı.

     Türkiye’nin tezatlar ülkesi olduğunu söyleyen Alkin, “Bizi ayakta tutan hem mantıklı hem saçma olaylar var. Baktığımızda dünya OECD ülkeleri arasında aynı pozisyonda çalışan kadın ve erkeğin arasında en az maaş farkı yaşanan ülkelerden birisi Türkiye. OECD’de bir çalışma yapmışlar ve çalışmaya göre orta gelir seviyesinde olmadığı halde kendini en çok orta gelirli hisseden ülke Türkiye olarak yer alıyor. Türkiye’de yüzde 48 oranında orta gelirli halk bulunurken halkın yüzde 79’u kendini orta gelirli olarak saymış. Ayrıca Türkiye mutsuz insanlarla dolu ve mutsuz insanların verim alması imkansız. Etrafta ilham alınacak insanlar var ise verim artıyor yani bizim biraz ilham verici olmamız gerekiyor. Ağlamanın faydası yok çözüme odaklı olmalıyız. Direncimiz artırmalı, iç ve dış paydaşlarla konuşmalı, sürekli değişime hazır olmalı ve Cumhuriyet’in değerlerini kucaklamalıyız” diye konuştu.


+ Benzer Haberler
» İyileşen sayısı yeni vak’aları geçti
» KÇÖ’nün uzatılması iş dünyasına can suyu oldu
» Yenilenebilir enerjiye kriz antikor oldu
» Tüketici güveni yılın en düşük seviyesinde
» MB: Politika faizi enflasyonun üzerinde oluşturulacak
» Yetiştiricilere 1,5 milyar TL’lik destek
» TBB’nin yeni başkanı Alparslan Çakar
» EPDK: Tüketicilerin faturalarına ilave bir bedel yansıtılmayacak
» Bazı ürünlerin ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı
» İnşaat sektörünün 2021 yılı rotası


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 23.04.2021
  Ticaret 22.04.2021
  Ticaret 21.04.2021
  Ticaret 20.04.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni