• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Sektörlerin dönüşümü için Yeşil Dönüşüm Fonu gerekiyor

28 Eylül 2020 Pazartesi 11:00
12
14
16
18

Avrupa Yeşil Mutabakatı, Türkiye için bir risk olduğu kadar, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir dönüşümün aracı olabilecek yeni bir fırsat

Sektörlerin dönüşümü için Yeşil Dönüşüm Fonu gerekiyor

   ► TÜSİAD’ın Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi Raporu, küresel riskler arasında ilk sıralarda yer alan iklim değişikliğinin, ülkemiz sanayisi açısından olası etkilerini ekonomik modellerle ele alıyor.

           SEZA NUR DEMİRPARMAK     
     Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Enerji ve Çevre Yuvarlak Masası faaliyetleri kapsamında hazırlanan Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi Raporu’nda, iklim değişikliğinin Türkiye sanayisi açısından olası etkileri ekonomik modellerle ele alınıyor. Raporda, stratejik bir dönüşüm çerçevesinde, emisyon azaltımını, elde edilen fonların şirketlerin yeşil dönüşümü amacıyla kullanılmasını ve yenilenebilir enerji ile enerji verimliliğini merkeze alan alternatif bir ‘Yeşil Ekonomik Dönüşüm’ senaryosu sayesinde, gerek milli gelirde gerekse sera gazı emisyonlarında anlamlı iyileştirmelerin sağlanabileceğini öngörülüyor. Yeşil ekonomik düzen stratejisinin, emisyon azaltım hedeflerinin ulusal ekonomide üretim ve istihdamı artırarak sağlanabileceğini gösterdiği ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma stratejisi arayışlarına önemli bir alternatif sunduğu ifade edilen raporda, Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM)’nin Türkiye için bir risk olduğu kadar, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir dönüşümün aracı olabilecek yeni bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
     Sınırda Karbon Düzenlemesi altında AB Emisyon Ticaret Sistemi’ne ödenmek zorunda kalınacak tutarların bir karbon fiyatlama sistemi kurularak Türkiye’de sektörlerin dönüşümü için Yeşil Dönüşüm Fonu gibi bir havuza aktarılmasının mümkün olduğu vurgulanan raporda, bu fonun sera gazı emisyonları bakımından yoğun sektörlerin kendilerini dönüştürebilmeleri için kullanılabileceği belirtiliyor.

“Türkiye’de sektörlerin dönüşümü için Yeşil Dönüşüm Fonu gerekiyor”
     Sınırda Karbon Düzenlemesi altında AB Emisyon Ticaret Sistemi’ne ödenmek zorunda kalınacak tutarların bir karbon fiyatlama sistemi kurularak Türkiye’de sektörlerin dönüşümü için Yeşil Dönüşüm Fonu gibi bir havuza aktarılmasının mümkün olduğu vurgulanan raporda, bu fonun sera gazı emisyonları bakımından yoğun sektörlerin kendilerini dönüştürebilmeleri için kullanılabileceği ifade ediliyor. Elektrik sektörünün toplam sera gazı emisyonu içindeki payının yüzde 30’a yakın olduğu belirtilen raporda, üretim sürecinde elektriği yoğun olarak kullanan gıda, tekstil, kimya, demir-çelik, makina, otomotiv gibi ihracatçı sektörlerin, Sınırda Karbon Düzenlemesi riskine karşı kırılgan durumda olduğu aktarılıyor.
     Makine ve Beyaz-Eşya sektörünün, 2018 yılında toplam ihracatının yüzde 57’sini AB 28 ülkelerine yaptığı ifade edilen raporda, Sınırda Karbon Düzenlemesi sonucunda katlanılacak karbon maliyetlerinin ihracat gelirine oranı düşük olsa da AYM’nin temel bileşenlerinden biri olan döngüsel ekonomi çerçevesinde atılacak adımların sektörün önünde yeni bir risk oluşturabileceğinin not edilmesi gerektiği aktarılıyor. AB pazarına girecek üreticilerin, ürün dayanıklılığı, geri dönüştürülmüş içeriğin artırılması, karbon ve çevre ayak izinin düşürülmesi, ürünlerde tek kullanımın ve erken eskimenin önüne geçilmesi, üreticinin üründen ürün ömrü boyunca sorumlu olması gibi konulardaki düzenlemelere kendilerini hazırlamaları gerektiği vurgulanıyor.  
İnşaat sektörünün, istihdam yaratma kapasitesi bakımından önemli bir sektör olduğu ifade edilen raporsa, binaların elektrik, dolayısıyla sera gazı emisyonları içindeki payının, bu enerjinin cari açık içerisinde oynadığı rol düşünüldüğünde inşaat sektöründe enerji verimliliği alanında atılacak, ‘pasif bina’ standartlarının geliştirilmesi ve mevcut binaların enerji verimliliğinin artırılması için kolay erişilebilir kredi imkanlarının geliştirilmesi gibi adımların ek getirisinin söz konusu olacağı aktarılıyor.  
     Otomotiv sektörünün, Türkiye’nin ihracat motorlarından biri olması rolünün devamının AYM hedeflerine uyumlu biçimde dönüşmesine bağlı olduğu belirtilen raporda, AB ve dünya otomotiv piyasasında elektrikli ve hibrit araçların payı her geçen gün artmakta olduğu, AYM ile 2050’de iklim-nötr olma hedefindeki bir bölgeye ihraç edilebilecek otomotiv ürünlerinin niteliği de hızla değişeceği aktarılıyor.  

“Karbon düzenleme mekanizmasının maliyetleri yüksek olacak”
     Ekonomik Göstergeler Merceğinden Yeni İklim Rejimi Raporu’nda, AYM ile birlikte önümüzdeki yıldan itibaren gündeme gelecek olası bir sınırda karbon düzenleme mekanizmasının maliyetlerinin yüksek olacağını belgelendiği ifade ediliyor. Bu gözlemden hareketle alternatif bir senaryoyla 2030’da varsayılan baz patikadan yüzde 21 azaltım hedefiyle uyumlu olarak karbonun fiyatlamasına dayalı bir emisyon azaltım stratejisi kurgulandığı belirtiliyor.  Emisyon azaltımına ek olarak gerçekleştirilecek enerji verimliliği kazanımları, uluslararası finansmana erişim kolaylıkları ve toplam faktör verimliliğindeki artışlar doğrultusunda kurgulanan alternatif AB_AYM senaryosu kapsamında uygulanacak yeşil dönüşüm odaklı politikaların, sektörel ve makroekonomik görünümü verimlilik, üretim, ihracat ve emisyon performansı bakımından olumlu yöne çevireceği bulguları sunuluyor.
     AB_AYM senaryosunun, 2030’da toplam CO2 emisyonunu 608 milyon tondan 481 milyon tona gerilettiği ve milli geliri 2030’da baz patikaya kıyasla yüzde 3 yükselttiği ifade ediliyor. Modelin simülasyon sonuçları sınırda karbon düzenlemesini kurgulayan senaryoyla karşılaştırıldığında özel harcanabilir gelir düzeyinin yüzde 10,9; tüketim harcamalarının ise yüzde 8,6 daha yüksek gerçekleşebildiğini gösterdiği belirtiliyor.

“Makine-otomotiv, çimento ve petro-kimya sektörü ivmeleniyor”
     2030 itibarıyla demir-çelik sektöründe baz patikaya kıyasla üretim kazancının yüzde 5 olarak gözlendiği raporda, duyarlı sektörlerden olan makina-otomotiv de ise sektörün toplam faktör verimliliği artışlarıyla ivmelenmesi sayesinde 2030 itibarıyla üretim kazancının yüzde 49 olduğu aktarılıyor. Çimento sektörünün analiz ufkunun sonunda baz patikaya kıyasla üretim kazancının yüzde 12 olduğu gözlenen raporda, petro-kimya sektörünün genişlemesinin sürdürdüğü ve üretim kazancının yüzde 17 olduğu aktarılıyor. Bu artışlara paralel olarak adı geçen sektörlerin demir-çelik hariç tümünde baz patikaya kıyasla ihracat artışları ve emisyon azalımları görüldüğü belirtiliyor.
     Emisyonlarda önemli ölçüde azaltım sağlamasına, karbonun fiyatlanmasına, enerji verimliliğine ve uluslararası finansmana erişime dayalı alternatif senaryoda tespit edilen ekonomik kazançların hayata geçebilmesinin, büyük ölçüde bu tasarımdan elde edilecek fonların nasıl kullanılacağına bağlı olduğu ifade ediliyor. Demir-çelik, makina-otomotiv, çimento, petro-kimya başta olmak üzere tüm karbon-yoğun sektörlerin bu fonları kullanarak kendilerini dönüştürmelerinin elzem olduğu vurgulanıyor.

“Yenilenebilir enerjinin yaygın kullanımı milli geliri artırabilir”
     Karar vericilerin ve politika yapıcıların gündeme alabileceği ek tedbirlerle, sektörlerin istihdam, ihracat, ileri-geri bağlantı, karbon-yoğunluğu gibi özellikleri dikkate alınarak tasarlanabileceği belirtilen raporda, düşük karbon ekonomisine geçişi kolaylaştıracak alternatif teknolojilere yatırımı özendiren vergi avantajlarının büyük fayda sağlayacağı vurgulanıyor. İklim değişikliğiyle mücadele amacıyla yeni bir politika aracının uygulanması söz konusu olduğunda, sektörel ve küresel rekabet gücünü ve sosyal / ekonomik politikaları da gözeten ve tek bir araçla sınırlı olmayan kapsamlı bir paketin kurgulanması gereğinin ortaya koyulduğu belirtiliyor. Böylesi bir paketin, karbonun fiyatlanması ve emisyon azaltımıyla eş zamanlı olarak enerji verimliliğini artıran yeni tedbirleri ve teknolojileri, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygın kullanımına yönelik teşvikleri ve uygulamaları içerecek şekilde kurgulandığı taktirde, milli gelirde uzun vadede bir artışın dahi söz konusu olabileceği değerlendiriliyor. Bu çerçevede, AR-GE, teknolojik gelişim ve inovasyona yönelik desteklerin önemli olduğu aktarılıyor.


+ Benzer Haberler
» İzmir Gaz’da 2021 sonu hedefi; 1,5 milyon abone
» Özel Sağlık Hastanesi, kapılarını yeniden açtı
» Eylül’de 105 bin 732 taşıt trafiğe kaydoldu
» Afrika’dan ilk Otokar ARMA 8x8 siparişi
» Allianz Türkiye işbirliği yapacak startup’lar arıyor
» Aydem Enerji’nin Parla’sına Bakan ziyareti
» Tarımın geleceği; toplumların, dünyanın ve insanlığın geleceği demek
» ‘Turkcell Biz’in ilk ayında 300 binden fazla kişi GB’larını paylaştı
» Sertap Erener’le 97. Yıl Cumhuriyet Konseri
» Kısa çalışma ve işten çıkarma yasağı 2 ay uzatıldı


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 28.10.2020
  Ticaret 27.10.2020
  Ticaret 26.10.2020
  Ticaret 24.10.2020
  Ticaret 23.10.2020
  Ticaret 22.10.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni