• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Sebzeler yerini tropikal bahçelere bırakıyor

20 Ağustos 2019 Salı 16:00
12
14
16
18

   ► Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ali Yalçın: Tropikal meyve bahçeleri son 2 yılda yüzde 50’lik bir ivme kazandı.

     Muz, avokado, mango, ejder meyvesi, longan, passiflora, liçi gibi birçok tropikal meyvenin yetiştirildiği Antalya’da üreticiler, getirisi fazla ve üretimi kolay olduğu için son yıllarda tropikal meyve üretimine yöneldi. Kentte sebze bahçeleri azalırken, tropikal üretim alanları her geçen gün artıyor.
     Üreticilerin tropikal meyve üretimine yöneldiğini dile getiren Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ali Yalçın, üreticilerin sebze seralarını söküp tropikal meyve sera alanları oluşturduğunu dile getirdi. Sebze seralarının tropikal bahçelere çevrilmesinin yanı sıra yeni tropik sera bahçelerin sayısının arttığını vurgulayan Yalçın, “Tropikal meyve bahçeleri son 2 yılda yüzde 50’lik bir ivme kazandı. Gazipaşa’da kayıtlı 25 bin dönüm tropikal üretim alanı var” dedi.

“Her bölgede yetişmediği için rakibi yok”
     Akdeniz bölgesi ılıman kuşağa sahip olduğu için tropikal meyvelerin kolay yetiştiğini belirten Yalçın, “30-40 yıl önce muzla başlayan, avokadoyla devam eden bir süreç var. İnsanlar bu meyvelerin Akdeniz bölgesinde yetiştiğinin farkına varınca yavaş yavaş tropikallere yöneldi. Her bölgede yetişmediği için de rakibi yok. Üretimi daha kolay, getirisi çok daha fazla sebze üretimine göre, işçilik biraz daha düşük. O yüzden tropikal meyve yetiştiriciliğine yönelim her geçen gün artıyor” diye konuştu. 
     Üreticilerin sebze seralarını söküp tropikal meyve seraları kurduğunu belirten Yalçın, “Sebzeden tropikal meyveye dönüşü 2 aşamada değerlendirebiliriz. Birisi sebze seralarının sökülüp tropikallere geçilmesi, ikincisi sera kurulurken yeni bahçelerin kurulması. Tropikal meyve bahçeleri son 2 yılda yüzde 50’lik bir ivme kazandı. Gazipaşa’da kayıtlı 25 bin dönüm tropikal üretim alanı var” açıklamalarında bulundu.

“25 çeşit tropikal meyve üretilebiliyor”
     Türkiye’de 25 çeşit tropikal meyve üretildiğini kaydeden Yalçın, “Muz, avokado, ejder meyvesi, mango, passiflora (çarkıfelek), starfruit (yıldız meyvesi), liçi, longan, papaya, türk kahvesi, guava gibi 25 çeşit tropikal meyve üretilebiliyor. Bunların hepsinin birlikte olduğu bahçelerimiz de var” dedi.
     Türkiye’de avokado tüketiminin hızla arttığını belirten Yalçın, “İç pazarda muz zaten biliniyor, avokadonun tüketimi hızla artıyor. 20-25 yıllık avokado ağaçları verim vermeye başladığında nasıl tüketilmesi gerektiği bilinmiyordu. Günümüzde avokado sosu, mezesi, yağı, taze tüketimi hızla yayılıyor. Ejder meyvesi son 2 yıldır revaçta. Ejder meyvesi taze olarak tüketiminin haricinde smoothie yapımında ve dondurma sanayinde tercih ediliyor. Biz burada amatör olarak dondurma deneyimimizi yaptık çok beğenildi. Mango damak tadımıza uygun olduğu için hızlı bir şekilde yayılıyor. Çarkıfelek dinlendirici özelliğinden dolayı tüketimi artıyor. Liçi, longan, yıldız meyvesinin tüketimi daha az oluyor” ifadelerinde bulundu.

“Tropikalde Avrupa pazarına açılacağız”
     Avrupa pazarına açılarak üreticilerimizin ve ülkemizin gelirini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Yalçın, “Avrupa tropikalde büyük bir pazar. Avrupa’da özellikle Fransa ve Almanya’da tropikal meyvelere ilgi çok büyük. Tropikalde ana vatanlarından bu pazarlara ürün gelene kadar kalite kaybı oluyor, fiyatlar yükseliyor. Biz daha yakın bir noktadayız” diye konuştu.
     Gazipaşa’da tropikal meyve üretim ve pazarlama kooperatifinin Türkiye’de bir ilk olduğunu dile getiren Yalçın, “Gazipaşa Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’nin 12 Nisan’da resmi kuruluşu gerçekleşti. Temmuzda açılışını yaptık. Kooperatifi Gazipaşa’da kuruldu ancak Alanya, Anamur gibi ılıman bölgelerin hepsini kapsıyor. Dalaman’a kadar ejder bahçeleri var. Tropikal meyve üreticilerinin hepsine kapımız açık. Hedefimiz üreticilerimize üretim aşamasından pazarlamaya kadar hep birlikte güzel işler başarmak” açıklamalarında bulundu.

“Üretimde süreklilik ithalatı azaltacak”
     Tropikal meyvede üretim arttıkça ithalatın azaldığını kaydeden Yalçın, “Muz, mango ve ejder meyvesi ithal geliyordu, pazarda sadece ithal meyveler bulunuyordu. Hatta bir kısım passiflora da ithal ediliyordu. Tropikal meyvelerin üretimi arttıkça iç piyasaya yeterli oluyor. Üretim arttıkça ithalat düşüyor. Üretimde sürekliliği sağlayabilirsek ithalatın daha da azalacağı kanaatindeyiz. Ülkemizin değişik tatlarla buluşturmak bizim de hoşumuza gidiyor. Tropikal ürünler katma değer üretiyor, yeni iş alanları açıyor. Üreticilerimizin daha iyi kazanmalarını sağlıyor. Ayrıca sebze üretim alanlarında talepten fazla üretim alanları kısıtlandığı için o konuda da bir rahatlama gerçekleşiyor” diye belirtti.

4 mevsim tropikal meyve üretimi hedefleniyor
     Yılın 12 ayında üretim yapılabilmesi için adaptasyon denemelerinin devam ettiğini söyleyen Yalçın, “Yılın 12 ayında avokado bulundurmaya çalışıyoruz, muz da bu durum kısmen aşıldı. Muz kapalı sera ortamında 12 ay bulunabiliyor. Avokado da çeşitleri geliştirilerek, kışın baharın ilk dönemleri gibi farklı iklimlerde ürünleri hasat etmeyi düşünüyoruz onun için bilimsel bilgiler ışığında adaptasyon denemeleri devam ediyor” dedi.

“Üretim alanları doğru değerlendirilmeli”
     Muzda ve avokadoda ihracat yapıldığını, diğer meyvelerin üretimi henüz yeterli miktara ulaşmadığı için şu an iç pazara ancak yettiğini belirten Yalçın, “Dünyada tarımda adını söz ettiren Hollanda’nın toplam tarım geliri 8 milyar dolar civarındayken, sadece mango 1 milyar dolarlık getiri sağlayabilir. Avrupa pazarına açılıp üretim alanlarımızı doğru değerlendirirsek mango, muz, avokado, ejder meyvesi gibi birçok tropikal meyve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır” dedi.
Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tropikal meyveler ülkemiz için yeni bir konu. Biz bölgemizde bu çeşitleri görüyoruz ama Türkiye’de duymayanlar var. Türkiye’de bu işe ilgili olup imkanları el verenleri kooperatifimiz çatısı altında birleştirip güç birliği yaparak hak ettiği yere gelmesini istiyoruz. Yeni bir kooperatif olduğumuz için üye sayımız 16 civarında ancak başvurularını değerlendirdiğimiz üreticiler var. Bunlarla birlikte bir hafta içerisinde 50 üyeyi aşacağız.”

 

 

 

 

Türkiye’de tanınmayan bazı tropikal meyveler hakkında:

Ejder Meyvesi (Pitaya)

     Anavatanı Vietnam olan, ağırlığı 300 gramdan bir kiloya kadar çıkabilen pitaya, narenciye ve sebze üretimine alternatif ürün olarak tercih ediliyor. Ejder meyvesi, dragon fruit, pitaya, kaktüs meyvesi olarak da adlandırılıyor. Meksika’dan dünyanın birçok yerine yayılmış kaktüsgillerden biri olan kaktüs meyvesi, son yıllarda Akdeniz’de de yetiştirilmeye başlandı. 15 TL civarında satılan ejder meyvesi raf ömrü ithal olanlardan daha düşük oluyor. İç piyasa da tüketimi artan tropikal meyvenin önemli bir bölümü ihraç ediliyor. Ejder meyvesi ihracatında Rusya, İran, Ortadoğu ülkeleri en önemli pazar olarak dikkat çekiyor.

 

 

 

Starfruit (Yıldız Meyvesi)

     Malezya, Endanozya, Hindistan ve Filipinler’de yetişen starfruit, bulunduğu ülkerlede şifa kaynağı olarak adlandırılırken, kabuğundan çekirdeğine kadar, her kısmı yeniyor. Ekşi-tatlı bir tada sahip olan Starfruit doğal antioksidan özelliği ile hastalıklara karşı vücut direncini artırıyor. Güneydoğu Asya kökenli bir tropikal meyve olan starfruit, sıcak, nemli, tropik koşulları seven küçük, yaprak dökmeyen bir ağaçta yetişen karambola, genellike salatalarda, sorbelerde, içeceklerde garnitür olarak kullanılıyor. Güneydoğu Asya’da karanfil, şeker ve bazen de elma ile pişirilerek servis edilen yıldız meyvesi, Çin’de balıkla birlikte, Avustralya’da sebze olarak pişirilir, turşu veya reçeli yapılıyor.

 

Papaya

     Ana vatanı Güney Meksika ve Orta Amerika olduğu bilinen Papaya, Carica papaya bitkisinin meyvesi ve Carica cinsinin bir üyesidir. Çalı ya da ağaç görünümündeki papaya, güneş ve suyu sevmesi yönüyle Kamkat ve Durian gibi Tropikal iklimin ağacıdır. Olgunlaşmadan toplanan papayalar ise, sebze olarak kullanılıyor.
     Papaya çiğ olarak yenebildiği gibi pişirilerek de yenebilir. Özellikle olgunlaşmamış meyveler zararlı etkilerinin önlemesi için pişirilerek yenmektedir. En dayanıklı carica papaya türleri en fazla -2 derece sıcaklığa dayanır ve bir papaya ağacı en fazla 8 yıl yaşar. Papaya tohumdan çoğalabilmekle beraber, kendi kendini tozlayamadığından meyve üretimi için 2 veya daha fazla ağacın bir arada yetiştirilmesi gerekiyor. Günümüzde Akdeniz’de de yetiştirilerek yaygınlık kazanmaya başlayan papayanın tanesi 49,90 TL’den satılıyor.

 

 

 

 

Liçi

     Çin’in yanı sıra, Hindistan, Vietnam, Filipinler, İsrail, ABD’nin Teksas, Florida, Hawaii eyaletleri ve Kaliforniya eyaletinin kıyı kesimleri ve Endonezya’da da yetişen Liçi meyvesi Türkiye’de de Akdeniz Bölgesi’nde yaygınlaşmaya başlıyor. 200 gramı 29,90 TL’den satılan liçi meyvesi, C vitamini açısından oldukça zengindir. Selenyum, bakır, fosfor, magnezyum ve kolin bulundurmasının yanı sıra, zeytinyağında da bulunan oleik asit ile metabolizma hızlandırıcı etkiye sahip ve kalp hastaları için faydalı bir meyvedir.


+ Benzer Haberler
» “Sağlıklı bir gelecek ve yaşam için sorumluluk almak gerekir”
» “Doğal bir avcı türemezse palmiyeleri kaybedeceğiz”
» “Çevre mevzuatından muafiyet ile ‘kirletme hakkı’ getiriliyor”
» Müze ziyaretlerinden 40.1 milyon TL’lik gelir
» İEÜ mezunları çarpan etkisi yaratmaya başladı
» Çocuklar arkeolojik mirası deneyimleyecek
» “İlaç stratejik ürün olarak belirlenmeli”
» Meşe palamudunda kaynak çok, hammadde yok
» “Maxion İnci Jant Grubu yenilikte ve inovasyonda lider”
» Pamukta tek teselli teknoloji


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.11.2019
  Ticaret 20.11.2019
  Ticaret 19.11.2019
  Ticaret 18.11.2019
  Ticaret 16.11.2019
  Ticaret 15.11.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni