• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Savunma Sanayii’nin gücü; inovasyon ve yerli teknolojide

03 Ağustos 2016 Çarşamba 07:00
12
14
16
18

Savunma sanayii ihracat artışı, Türkiye ortalamasının dört katından fazla oldu

Son 10 yılda Türk savunma sanayine ilişkin politikalar yeniden kurgulanıyor. Daha önce ortak üretim ve lisans altında üretimle karşılanan savunma ihtiyaçları, günümüzde yurtiçi çözümlere dayalı, ekonomik değer yaratacak kritik ürünlerin özgün tasarım ve geliştirilmesi aşamasına geldi.
Bugün Türkiye’deki savunma sanayii; millileşme çalışmaları çerçevesinde kendi uydusunu, insansız hava aracını, eğitim uçağını, helikopterini, piyade tüfeğini, muharebe gemisini, zırhlı aracını, füze ve roket sistemlerini üretebilen bir konuma geldi.

     Son 10 yılda yerli teknolojiye dayalı bir savunma sanayinin altyapısı için çalışmalara ağırlık veriliyor.  Savunma ihtiyaçlarının yerli kaynaklardan karşılanma oranı 2007 yılında yüzde 41,6 iken 2011 yılında yüzde 54’e yükseldi. Bu oranın 2016 yılında yüzde 70'e çıkarılması hedefleniyor.  Konu, 10'uncu Kalkınma Planı'nın da özel olarak ele alındı.
Türkiye'nin kendi uydusu olan 30 ülkeden biri konumuna geldiğini belirten sektörün kanaat önderleri, Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK)’nin ise X Bant uzay kapasitesini kullanan altı NATO üyesi silahlı kuvvetleri arasında yer aldığına dikkat çekiyorlar.

     Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi Projesi, Türkiye'nin kendi milli muharip uçağını yapma amacıyla üzerine çalıştığı bir proje. Projenin en geç 4 yıl içinde ön tasarım aşamasının tamamlanacağını belirten yetkililer, 2023 yılında milli muharip uçağın ilk prototip üretiminin gerçekleştirileceğini söylüyor. Sektörün kanaat önderleri, 2030'a kadar 100 adet tedarik edilmesi planlanan yeni nesil F-35 savaş uçağıyla da daha önce iki adet siparişi verilen uçaklardan, dört tane daha sipariş verme kararının alındığını belirtiyorlar. Öte yandan Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) Projesi'nde de seri üretime geçme kararı verildi. İlk aşamada 35 bin milli piyade tüfeği üretileceği belirtiliyor.

     Yerli sanayi, itici kuvvet olacak
     Türkiye'de simülasyon ve yazılım geliştiren F35 ve A400M gibi uluslararası çapta projeler de yer alıyor. Uydu üretim ve test merkezlerinin inşa edildiğini aktaran sektör temsilcileri, uydu fırlatma üssü inşa çalışmalarına ve özgün helikopter projelerine başlandığını bildiriyor. Türkiye'nin savunma sanayindeki yerli oranını artırma hedefinde yeterli nitelikli insan kaynağı, araştırma enstitüleri, Ar-Ge laboratuarları ve KOBİ gücü bulunduğuna vurgu yapılırken, Ar-Ge çalışmalarının da savunma sanayini geliştirme çabalarında önemli yer tutuyor.

     Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından 2014 yılında yaklaşık 34 milyon liralık Ar-Ge projesi imzalandı. Sektörde, Ar-Ge harcamaları 2014 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 15 artışla 1 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayinde 2000 yılında iki olan patent sayısı,  2013'te 52, geçen yıl ise 59'a ulaştı. Başlatılan ulusal projeler, TSK'nın yerli tedarike ağırlık verme politikası, sektör şirketlerinin Ar-Ge harcamalarını artırarak silah geliştirmesi, bu sektördeki patent ve faydalı model başvurularında da artışa yol açtı.

     Rakamlarla sektör…
     Savunma ve havacılık sektörü, 2014 yılında yüzde 7 büyüme ile 5,4 milyar dolar ciroya ulaştı. Savunma ve güvenlik teşkilatlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın ayırdığı bütçe bu yıl 59 milyar liraya ulaştı. 2014 yılı itibarıyla 30 bin 500 kişinin istihdam edildiğini kaydeden sektör temsilcileri, söz konusu dönemde dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında iki Türk firmasının da yer aldığını açıkladı.

     Hedef; 2023’de 25 milyar dolar ihracat
     Türkiye’nin savunma ürünleri ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına girmesi hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor. “Sektörümüz ürettiklerinin üçte birini ihraç eder duruma geldi. Hedefimiz; dünyada ilk 100 firma içinde en az yedi Türk firması” diye konuşan Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Savunma ve Havacılık Tanıtım Grubu Başkanı Latif Aral Aliş, ihracatın üç yıl gibi kısa bir sürede, 884 milyon dolardan 1 milyar 647 milyon dolara çıktığına dikkat çekti.

     2016 Hedefi ise 2 milyar dolar ihracat
     Hedefleri bölgesel bir çerçevede sınırlı kalmayan Türkiye, savunma sektöründe uluslararası piyasanın yükselen ülkelerinden biri konumuna geldiğini söyleyen Aliş, “Savunma ve havacılık sektörü, istikrarlı bir şekilde büyüyor. Yazılımdan donanıma, kara, deniz ve hava platformlarından lojistik hizmetlere farklı alanlarda uluslararası piyasanın karşılayabilecek konuma geldik. Artan ihracat rakamlarından da sektörün içinde bulunduğu durum rahatlıkla anlaşılabilir. Yedi sene önce 800 milyon dolar olan sektörün ihracatı, geçen yıl 1,6 milyar doları aştı. Bu yılsonu için hedefimiz ise 2 milyar doların üzerine çıkmak” dedi.

     Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği (SSI) olarak yeni pazarlara ulaşmak için tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine büyük önem verdiklerini anlatan Aliş, “SSI ve Savunma ve Havacılık Tanıtım Grubumuz ‘Turkish Defence Alliance’ (TDA) tarafından yapılan çalışmalar, Türk savunma ve havacılık sektörünün uluslararası tanınırlığını artıyor.  Sert rekabet ortamı içinde dünyanın radarında olmak, tedarik listesinde yer almak hiç de kolay değil. Bunun için üretmek kadar, uluslararası ilişkiler ve tanıtım da önemli. SSI olarak sektörün tanıtımı konusunda etkili çalışmalar yürütüyoruz, yürütmeye devam edeceğiz. Sektörün güçlenerek varlığını sürdürmesinin ihracat yoluyla olacağı bilinciyle, mümkün olan her mecrada ve ortamda daha fazla tanınırlık ve bilinirlik için çalışıyoruz” diye konuştu.

     SSI Başkanı Aliş, 2023 yılında 25 milyar dolar ihracat hedeflediklerini hatırlatarak, “Bugün kendi uydusunu, insansız hava aracını, eğitim uçağını, helikopterini, piyade tüfeğini, muharebe gemisini, zırhlı aracını, füze ve roket sistemlerini üreten, simülasyon, yazılım geliştiren, F35, A400M gibi dünya çapında projelerde ortak olan, uydu üretim ve test merkezini inşa eden, uydu fırlatma üssü inşa çalışmalarına başlayan ve özgün helikopter projelerini başlatan bir ülke olarak, nitelikli insan kaynağımız, araştırma enstitülerimiz, Ar-Ge laboratuarlarımız, KOBİ'lerimiz ve büyük firmalarımızla bunu başaracak güçteyiz. Ötesi, başarmak zorundayız” diye konuştu.

     “Paradigma değişmeli”
     Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir de üretilen tüm ürünlerde en ileri teknolojiyi yakalamak gerektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklar, özel şirketler ve üniversitelerin, belirli stratejiler ışığında çalışması gerektiğini söyleyen Demir, Müsteşarlık olarak gerekli koordinasyonu sağlayacaklarını söyledi. Demir, “İhracat hedeflerimizi tutturmak için paradigma değişikliği ve ürünlerde özgünlük oldukça önemli” dedi. Demir, devletten devlete satışlar konusunda bir düzenleme hazırladıklarını ve ilgili kurumlara sunacaklarını da sözlerine ekledi.

     İhracatta hava araçları lider
     Sektörün ihracatı, 2014 yılında yüzde 18,7 büyüyerek 1,6 milyar dolar oldu. 2015 yılında 2 milyar doları zorladı ve 1 milyar 656 milyon dolar olarak gerçekleşti. Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliği'nden (SSI) alınan verilere göre; Türkiye savunma sanayii sektörü, ürettiklerinin üçte birini ihraç eder duruma geldi.

     İhracatta, ürün grupları bazında hava araçları ilk sırada yer alıyor. Kara araçları ikinci, silah sistemleri ise üçüncü konumda. Bu açıdan, Türkiye savunma sanayii, ihracatta dünyada ilk 10 ülke arasına girmek için devlet tarafından ayrılan bütçesi her geçen yıl artmaya devam ediyor. Türkiye’nin hedef pazarları arasında; ABD, Bağımsız Devletler Topluluğu, Avrupa Birliği üyeleri, Hazar Bölgesi ve Körfez ülkeleri bulunuyor. Bunların yanı sıra, sektör Uzakdoğu ve Afrika'ya da ürün ihraç ediyor. İhracat dağılımında yüzde 33,8 ile NAFTA ülkeleri ilk sırada yer alıyor. Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 23,5 ile ikinci olurken, bu bölgeleri yüzde 15,1 ile Ortadoğu ülkeleri, yüzde 10,2 ile Uzakdoğu ülkeleri ve yüzde 8,6 ile Bağımsız Devletler Topluluğu takip ediyor.

     Müsteşarlık, savunma sanayinde imal edilen ürünlerde en modern teknolojinin yakalanması gerektiğini vurguluyor. İlgili bakanlıklar, özel şirketler ve üniversitelerin, belirli stratejiler ışığında çalışması gerektiğini söyleyen yetkililer, ihracat hedeflerini tutturmak için ürünlerde özgünlüğün önemli olduğuna dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerine göre; üniversite ve araştırma kurumları aracılığıyla yürüttüğü kritik teknolojilere sahip Ar-Ge projeleri ile Türkiye, birçok ülkeye ana ve alt yüklenici konumunda kara, deniz ve hava platformları ile çeşitli savunma sanayim ürünleri ihraç edebilen bir ülke konumuna geldi.

(Sürecek)


+ Benzer Haberler
» Savunma sanayinin stratejik hedefleri…
» "Türkiye’de 15 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyaç var"
» Savunma sanayi 2016’da hızlı yol alıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.04.2018
  Ticaret 26.04.2018
  Ticaret 25.04.2018
  Ticaret 24.04.2018
  Ticaret 23.04.2018
  Ticaret 21.04.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni