• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Sağlık bilgisi veren akıllı maske dönemi

22 Temmuz 2020 Çarşamba 07:00
12
14
16
18

   ► Ateş, solunum ve öksürük sayısı ölçen akıllı yerli maske üretildi. Uzun ömürlü maske, her 8 saatlik kullanımın ardından kendine özel tasarlanan kutusunda, UV ışınları ile 15 dakika içinde dezenfekte edilebiliyor.

     Koronavirüs salgını nedeniyle maskeler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. Cerrahi, filtreli, kumaş ve daha onlarca çeşidi olan maskelere, bir de akıllı ve uzun ömürlü olanı eklendi. Türkiye’de tasarlanan ve üretilen akıllı maskeler kullanıcının ateşini, solunumunu ve öksürük sayısını anlık olarak ölçüyor. Maske üzerindeki gösterge ise sadece kullanan kişiye değil, çevresindekilere de sağlık durumunu ile ilgili ipucu veriyor.
     Göstergede yanan yeşil ışık, kişi koronavirüs belirtileri gösteriyorsa kırmızıya doğru dönüyor ve bu durumda, yazılım üzerinde belirlenen kişi ve kurumlara, mobil uygulama aracılığıyla anlık bildirim yapılıyor.
     Sınırsız kullanım, maksimum koruma mottosu ile ürüne “COROMAXX” adını verdiklerini anlatan Coronity Sağlık Teknolojileri CEO’su Mehmet İmrak ile ürünün gelişim hikâyesini, özelliklerini ve Türkiye’deki maske pazarında yaşanan gelişmeleri konuştuk.
 
Sizi ve şirketinizi tanıyabilir miyiz?
     Ben yaklaşık 17 yıldır mikroelektronik üzerine çalışmakta olan, uzun bir süre yurt dışında mikroçip geliştirmeleri ve üniversitelerde öğretim üyeliği yapmış ve şu ana kadar dünyaca ünlü büyük tekstil ve konfeksiyon markalarına son 4 yıldır dünya birincilikleri getiren IoT projeleri tasarlayan ve üreten bir girişim şirketinin sahibiyim.
     Ekibimizdeki herkes, kendi şirketleri olan, kimimiz IoT alanında, kimimiz sağlık alanında çalışan ve inovasyona çok önem veren kişilerdir. Pandemi sonrasında normal olarak hepimiz tüm dünyadaki insanlar gibi negatif etkilendik. Bu süreci yakından takip ederken bir yandan da bilimsel araştırmaları sürekli inceleyerek, öncelikli olarak kendi işyerlerimizde nasıl güvenli şekilde çalışabiliriz diye alınabilecek önlemler konusunda bilgi edinmeye çalıştık. Pandemi öncesi genel olarak tekstil sektörüne IoT teknolojileri, yapay zeka destekli üretim takip cihazları ve yazılımları geliştirdiğim için, çok tehlikeli olan tekstil tozuna maruz kalarak yıllarca çalışmak zorunda kalan insanların sağlığını korumak ve sağlık verilerini takip etmek üzere zaten uzun bir süredir akıllı bir maske üzerinde çalışıyordum.
     Pandemiyi önlemede en önemli unsurun solunum yollarımızı korumak olduğunu öğrendiğimde, elimdeki maske çalışmasında bazı güncellemeler yaparak insanlara fayda sağlayabileceğim aklıma geldi. Bu fikri uzun zamandır beni destekleyen ve birlikte farklı sektörlerdeki firmalarda projeler de geliştirerek çalışmalar yürüttüğümüz Mustafa Can Gül’e açıkladığımda, “Bu projede maddi manevi seninleyim” dedi.
     Tam da bu zamanlarda Coronathon Türkiye insiyatifi bir paylaşım yaptı ve pandemiye ilişkin fikirlerin başvurduğu bir yarışma düzenledi. Hem destek almak hem de fikri doğrulamak amacıyla hemen bu hackhatona başvurduk. Hackhatonda, fikri sunduğumuz herkes bu çalışmanın çok değerli olduğunu ve pandemi konusunda başarılı bir savunma sağlayabileceğini söyledi. Coronathon’da finalist olduğumuzda da doğru yolda devam ettiğimizi anladım. Tabi herkes tarafından kullanılacak bir ürün üretmenin, özellikle de konu insan sağlığı olduğunda ne kadar önem gösterilmesi gerektiği bilinciyle, sadece mühendisliğin yetmeyeceğinin, bunun yanında tıbbi bilgisi yüksek insanların da bu projede yer alması gerektiğinin bilinciyle, Coronathon Türkiye’de mentörlük yapan kişilerden aldığımız yönlendirmelerle Arda Karaduman ile görüştük. Arda Bey, tıbbi cihaz belgelendirmesi konusunda çalışan ve standartlara çok hakim bir insan olarak bize destek olabileceğini belirtti. Arda Bey, bize ekibimizde eksikliğini duyduğumuz, göğüs hastalıklarında uzman olan ve şu anda Marmara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Doç. Dr. Tunç Laçin ile yine tıbbi cihazlar üzerine satış ve pazarlama konularında deneyim sahibi olan Hasan Ulaş Özcan’ı tanıştırdı. Yaptığımız görüşmelerden sonra, bize dışarıdan destek olmak yerine, bizimle birlikte bu girişim yolculuğunun içinde yer almalarını teklif ettik kendilerine ve onların da kabul etmesiyle birlikte Coronity gerçek hayata adım atmış oldu. Son dönemde ise İTÜ Express Çekirdek desteğini aldık.
 
Projelerinizden ve ürünlerinizden bahseder misiniz?
     Öncelikli projemiz toplumu tekrar sağlıklı bir şekilde sosyal hayata döndürmek. Bu nedenle dünyada en çok ihtiyaç duyulan ürüne odaklandık: “Maske”. Tek kullanımlık maskeler, kolay bulunmadığından, üretimleri yetersiz olması nedeniyle insanların aynı maskeyi saatlerce hatta günlerce kullanmasından dolayı çok kullanımlık bir maske üretmek büyük önem kazandı. Tabi, pandeminin ilk aylarında gördük ki maske takmak da tek başına yeterli olmuyor. Çünkü insanlar, Corona virüs taşıyıcısı olup olmadıklarını bilmeden yan yana gezebiliyorlar. Eğer Corona virüsüne yakalanmışsa bunu da hemen fark etmeyebiliyorlar. Bu da bize sadece koruyucu bir maskenin yeterli olmadığını gösterdi. Biz de bu konuda solunumu ve vücut sıcaklığını anlık olarak takip edebilecek bir mikrosensör teknolojisi geliştirerek maskemize entegre ettik. Böylece akıllı maskemiz ortaya çıktı. Sınırsız kullanım, maksimum koruma mottomuzla ürüne “COROMAXX” adını verdik.
     Hemen arkasından insanların iş hayatlarına dönmesi gereksinimini ele aldık. Yazılım ekibimiz, maskemizle işyerlerinde bağlantı kurarak çalışan sağlığını takip edebilecek bir yazılım geliştirdi. Bu yazılım, işyerinde takılan maskelerden topladığı solunum ve öksürük durumu ile vücut sıcaklığı verilerini analiz ederek, işverene işyeri sağlığı konusunda bilgi veriyor. Hastalık belirtisi gösteren bir çalışan olduğunda bunu derhal işverene bildiriyor ve o kişinin bulaş riski yaratmadan sağlık kuruluşuna yönlendirilebilmesini sağlıyor.
     Tabi, yaz aylarının da gelmiş olması nedeniyle insanların tatile rahat çıkabilmesi de bu sırada odaklandığımız konular arasında yer aldı. Bu nedenle, yaz aylarının kurak sıcaklarını dikkate alarak bir de havalandırma özelliğine sahip yeni bir tasarımı da üretime hazırladık : COROSPHERE. Bu maskeye aslında COROMAXX’in klimalı ve günlük sosyal yaşam için hazırlanmış versiyonu bile diyebiliriz basit olarak değerlendirdiğimizde. Şu anda test süreçleri tamamlanmakta, testlerin hemen ardından halkın kullanımına sunacağız.

Geliştirdiğiniz ürünün diğer kitlerden farklı yönünü belirtir misiniz?
     Akıllı maskenin 4 büyük avantajı var: İlk olarak artık maske aramaktan sizi kurtarıyor. Tek kullanımlık cerrahi maskeler aslında yanlış kullanıldığından koruyuculuk görevi yerine tehlike saçar hale de gelebiliyor. Çünkü bu maskelere insanlar sürekli elle temas ediyor, inanılmaz tehlike yaratan bir durum bu ama yapacak bir şey yok, insanlar da haklı, yüzümüzde bir türlü sabit durmuyorlar. Bir de nefes alıp verdikçe nemlendikleri için virüsün yerleşmesi konusunda bir nevi yuva görevi görüyorlar. Siz o maskeleri çıkarıp tekrar taktığınızda, korunmak için taktığınız maskeden zaten virüsü alarak solunum yolunuza taşıma riskine giriyorsunuz. Bir de bu maskelerin bez olan, estetik görünüyor diye takılan yıkanabilir diyerek satılanları var ki asıl onlara tam bir saatli bomba diyebiliriz. Halkın sağlığını hiç kimse önemsemiyor.
     İkincisi geliştirdiğimiz maske kendi kendini dezenfekte etme özelliğine sahip. Normalde insanlar maskelerini sıcak suda yıkayarak dezenfekte etmeye çalışıyorlar ama bu çok yanlış bir davranış, çünkü tek kullanımlık maskeleri yıkadığınızdan por dediğimiz delikleri açılıyor ve maskenin virüsü süzme yeteneği kalmıyor. Biz bu dezenfeksiyonun ultraviyole ile maskenin kutusunda yapmasını sağlayarak çok uzun süreli kullanım için güvenli bir maske dezenfeksiyonu sağlamış olduk.
     Üçüncü bir özelliğimiz ise maskenin üzerindeki sensörlerle kullanıcının sağlığını sürekli kontrol altında tutmasını sağlayabilmesidir. Sensörler, hem ateşinizi, hem nefes alış şiddetinizi ve sayınızı, öksürük sayınızı ve şiddetlerini sürekli kontrol ediyor ve bu sağlık verilerinizi her saat geçmiş verilerinizle karşılaştırarak sağlık durumunuzun iyiye mi yoksa kötüye mi gittiği konusunda size bilgi veriyor. Maskenin burun kısmında yer alan bir led ışık, sağlık durumunuzu yeşil- sağlıklı, sarı-sağlığına dikkat et ve kırmızı-doktora görünmeniz lazım şeklinde hem size hem de çevrenizdekilere bildiriyor. Bu da bizim sosyal mesafe diye adlandırdığımız ve bizi sevdiklerimizden uzak tutmaya sebep olan hastalık takibi yapılamaması sorununu ortadan kaldırarak eski günlerdeki gibi güvenle birbirimize yaklaşmaya imkan yaratıyor.
     Son büyük avantajımız ise değiştirilebilir filtre yapısı. Yani maskeyi aldıktan sonra sadece filtrelerini değiştirerek maskeyi ömür boyu kullanmaya devam edebiliyorsunuz.


Türkiye’deki sağlık teknolojileri pazarı hakkında bilgi alabilir miyiz? Firma olarak bu alanda hedefleriniz nedir?
      Türkiye’de sağlık konusunda girişimde bulunan ve başarılı olmuş birçok girişimci var. Doğru şekilde desteklendiğinde Türkiye’de geliştirilen sağlık teknolojileri tüm dünyaya hızla yayılabilir, ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayabilir. Ancak sağlık konusu çok hassas bir konu. Belgelendirme süreçleri inanılmaz maliyetli ve uzun.

     Yani bugün geliştirdiğiniz bir ürün 12-18 ay sonra yüzbinlerce Euro harcanarak piyasaya çıkabilecek hale geliyor. Bu konuda devletin desteği çok önem kazanıyor. Eğer girişimcilere belgelendirme süreçleri konusunda destek olunursa ve test maliyetleri düşürülürse, eminim ki Türkiye inanılmaz hızla dünyayı domine edecek sağlık teknolojilerini pazara sunacaktır. Bu konu dünyada da aynı; aslına bakarsanız ben bunu büyük şirketlerin pazara kolay girişi önleyerek liderliklerini koruma çabası olarak görüyorum.

     Bizim en büyük hedeflerimizden biri genç girişimcilere pazarda kazandığımız bilgi, birikim ve pazar gücü ile destek vermektir. Bundan sonraki süreçlerde gerek dijital sağlık hizmetleri konusunda gerekse donanımsal sağlık teknolojileri konusunda girişimcilere destek sağlamayı, onlarla uluslararası arenada birlikte yer almayı hedefliyoruz.


Ürün kullanıma sunuldu mu?
     19 Mayıs 2020 tarihi itibariyle ürün Türkiye’de satışa sunuldu. Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya, İspanya, İtalya ve Fransa’da kullanıma sunulacak. Sıkı bir şekilde distribütör olmak isteyen firmaları değerlendiriyoruz, çünkü bizim için sadece maddi kazanç sağlayacak kanallar bulmak değil, halka kulak vererek kuruluşumuzun değerlerine sahip çıkacak firmalarla işbirliği yapmak önemli. Aynı şekilde üreticilerle de görüştük. Bu ürünü biz tek başımıza üretelim diyerek yola çıkmadık, üretim kapasitesi ve altyapısı yeterli tüm üreticilerle işbirliği yapmayı hedefledik. Burada, üretiminde hijyen kurallarına uyan ve üretim kalitesi konusunda azami özeni gösterebilen, denetimlere açık çalışan tüm üreticilere lisansımız altında üretim izni vererek, onların pandemi sürecindeki yaralarını bir nebze olsun sarmalarını sağlamaya da çalışıyoruz.
 
Ürün tamamen yerli bir ürün mü?
     Tamamen yerli bir ürün, kullandığımız sensörler ve mikroişlemciler dışında her şey Türkiye’de üretiliyor. Bu da dışa olan bağımlılığımızı minimize etmemizi sağlıyor. İnsanlardan çok garip tepkiler aldık, ürüne bayılanlar da oldu, Türk malı mı aman aman diyen de. Türk malı olması kötü değil, kaliteye önem verildiği takdirde ki biz bu konuda çok sıkı tedbirler aldık, tam tersine büyük bir avantaj halkımız için. Çünkü kazanç yurt dışına çıkmayacak, milli ekonomiye katkı sağlayacak, yurt dışına satışlar arttıkça istihdamın artışına imkân yaratacak ve en önemlisi bugüne kadar yabancı ülkelerden ithal etmek zorunda kaldığımız yüksek teknolojiyi, şimdi biz Türkiye olarak onlara ihraç edeceğiz.

Maliyet ve yatırım rakamları nedir? Ürün satış fiyatı nedir? Vatandaşlar ürüne hangi kanallardan ulaşabilecek?
     Ürünün tasarım ve AR-GE süreçlerindeki maliyetler yarım milyon Türk Lirası’nı buldu. Ürünün satış fiyatı ülkeden ülkeye lojistik ve gümrüklerden kaynaklanan giderlerle birlikte insanların alım güçlerine göre farklılık gösteriyor. Ortalama bir fiyat vermek gerekirse Avrupa için konuştuğumuzda 99 Euro diyebiliriz. Ancak Türkiye için biz bu fiyatı 499TL olarak belirledik, amacımız maliyetimize en yakın fiyatla kendi vatandaşlarımıza hizmet verebilmek. Ürüne şimdilik www.coronity.com web sitesi üzerinden sipariş vererek ulaşabilmekteler. Ancak vatandaşlarımız, ürünlerimize Ağustos itibariyle çeşitli süpermarket ve açılacak olan Coronity Coroner Satış Noktaları’ndan da ulaşılabilecektir. Bu konudaki görüşmelerimiz tüm hızıyla devam etmektedir.
 
Sağlık ürünlerinin yerli üretiminin önemi malumunuz konu hakkında düşünceniz ve bu konudaki AR-GE faaliyetlerinizi öğrenebilir miyiz?
     Özellikle şu pandemi döneminde göz ardı edilmiş olan bu konunun aslında ne kadar önemli olduğunu herkes anladı. Eğer biz, özellikle sağlık teknolojilerinde dışarıdan tam bağımsız hale gelemezsek, gelecekte çok daha büyük bir küresel hastalıkta daha fazla sıkıntı çekebiliriz. Bu nedenle yatırımlarımızın sağlık alanında artması gerekiyor. Amacımız her zaman toplum sağlığını gelecekte koruyacak teknolojileri geliştirebilecek şirketlere ve girişimlere destek vermek olmalıdır. Zaten bizim asıl ürünümüz maske değil, oluşturduğumuz kültür olacaktır. Şirketimizin bu nedenle ünvanı CORONA ve COMMUNITY (Topluluk) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir. Yani biz korana gibi insan sağlığını etkileyen hastalıklara karşı ürün geliştiren bir topluluk yaratmayı hedefleyerek yol almaktayız. Bu nedenle, sürekli bilimsel verileri takip ederek, gerek yazılım gerekse donanım alanında hem kendimiz çalışmalar yapmakta, hem de bize gelen genç fikirleri değerlendirerek onların da bizimle birlikte ilerlemesine imkan sağlamaya çalışmaktayız. Yaptığımız çalışmaları da gerek klinik gerekse laboratuar ortamlarında yoğun şekilde test etmekteyiz.
 
Ürün üretiminizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Kaç adet satıldı? Satış hedefiniz nedir?
     Ürün satışa sunulduktan itibaren Amerika ve İngiltere de dahil tam 9 ülkeden distribütörlük ve 36 ülkeden 290 yakın bayilik  talebi aldık. Satış tarafında ilk beklentimiz 100bin adet düşünmüştük fakat şuanda bekleyen beklenti bir milyonu aşmış durumda. Dünya devi bazı markaların üzerinde çalıştığı ve halen tasarım aşamasında oldukları bir ürünün biz hem patentine başvurduk hem de seri üretimine başladık. Muhtemelen önümüzdeki iki ay içerisinde Coronity ürünleri dünya pazarında kendisine iyi bir yer edinecektir. Bu da ülkemizin gerek ihracat potansiyeline, gerekse istihdamına olumlu katkılar sağlayacaktır.
  
Koronavirüs ile mücadele sürecindeki faaliyet ve katkılarınız nelerdir?
     Biz bu süreç içerisinde aslında halkımızla el ele vererek birlikte üretelim ve öncelikli olarak sağlık çalışanlarımıza destek olmak amacıyla maske yardımında bulunalım istedik. Fakat Facebook, Instagram, Twitter ve Linkedin gibi sosyal mecraların koyduğu koronavirüs ile ilgili ürünlerin reklamına dair yasaklar nedeniyle kampanyamızı maalesef başlatamadık. Önümüzdeki günlerde bu konuda gerek halkımız gerekse bakanlıklarımızın desteğini almak üzere çalışmalarımıza başlayacağız. Bizim için hayatlarını riske atan, ailelerinden aylardır uzak kalan sağlık çalışanlarımız için hep beraber el ele vermemiz gerekiyor. Onların bu ürünlere ücretsiz sahip olmasını sağlamak bize göre hem bizim hem de vatandaşlarımızın bir vefa borcudur.
 
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi açısından sizce neye ihtiyaç var? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
     Girişimcilere daha farklı noktalardan bakmak gerektiğini düşünüyorum. Standart bakış açısının değişmesi gerekiyor. Çünkü girişimcilikte sınırları yıkmak üzere yola çıkış vardır. Bu anlamda girişimcilere sadece maddi desteğin verilmesi dışında manevi desteklerde önemli. Girişimcilere gelecekte yaratacakları potansiyele göre de değerlendirilmeleri önemli ayrıca. Bu nedenle, eko sistem içinde firmaların bir araya geldiği ve girişimcilerin farklı alanlarda uzman kişilerin olduğu mentorluk hizmetlerinin artması, girişimcileri gelecekte daha iyi noktaya getirecektir. Bu anlamda girişimcilikte farklı kümelenme anlayışının gelişmesinin önemli olacağını düşünüyorum.
 
- Eklemek istedikleriniz…
     Türkiye’de çok başarılı olduğumuz, duruma göre hızlı adaptasyon sağlayabilme yeteneğimizi, inovasyona olan katkılarla arttırmamız gerektiğini bu dönemde çok net şekilde hepimiz gördük. Eğer bu süreç doğru yatırımlarla geçirilirse ve Türkiye’deki girişimlerin gerçekleştirdiği solunum cihazı ve bizim geliştirdiğimiz maske gibi ihracat potansiyeli yüksek olan ürünlere destek sağlanırsa, gerek pandemi süreci boyunca gerekse sonrasında Türkiye, sağlık sektöründe dünyanın parlayan yıldızı olarak yerini alacaktır.


+ Benzer Haberler
» “Yaş meyve sebze sektörünün yol haritasında değişime ihtiyaç var”
» Çalışan sadakati için Hizmetkâr Lider olun
» ‘Tarımda 4. Devrim’ dünyanın açlık sorununu çözecek
» Tarımda yeni bir üretim seferberliği başlatmalıyız
» İşyerinde mutluluk: Başarı, gurur ve güven
» Teknik ve akademik eğitimi harmanlıyor Sanayiye ‘can suyu’ oluyor
» ‘Türk insanı gülsün’ diye evlerini ‘set’ yaptılar
» “Tarımsal nüfusumuzu kaybetmememiz gerekiyor”
» Çırak olarak başladı, pullukta dünyada ‘Ünlü’ oldu
» “Kadının güçlenmesi için toplumdaki önyargı ve kalıp yargıları sorgulatıp, değiştirmeliyiz”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticarit 15.08.2020
  Ticaret 14.08.2020
  Ticaret 13.08.2020
  Ticaret 12.08.2020
  Ticaret 11.08.2020
  Ticaret 10.08.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni