• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Prim desteği 1.5 TL olsa üretici zeytin ağacının altında yatar”

05 Nisan 2018 Perşembe 09:00
12
14
16
18

   ► Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Hilmi Sürek: Artık üretici, zeytinyağı hasadı ile düğününü yapamıyor.

     Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Hilmi Sürek, Türkiye’de zeytinyağına verilen 80 kuruş prim desteğinin 1.5 TL olması gerektiğini belirterek, “Prim desteği 1.5 TL olsa üretici zeytin ağacının altında yatar” diyor. Prim desteğinde beklentilerin Türkiye gerçeğini göz önünde bulundurularak, maliyetler dikkate alınarak, matematik hesap yapılması gerektiğine dikkat çeken Sürek, “Zeytinyağı üreticisinin çok kanaatkâr bir kesim olduğunu düşünüyorum. Zeytinyağcılar, 2.5-3 TL istemezler. Zeytinyağı üreticisi bereket okumasını bilir. Onlar da gerçekleri biliyorlar. Prim desteği 1.5 TL olsa bizim zeytinyağı üreticileri bayram eder. 1.5 TL olursa ağacının dibinde yatar, ağacına iyi bakar ve bu şekilde de üretim ve verim daha fazla artar” diyor.
     Bugün köylerden büyükşehirlere göçün en önemli nedeninin geçim sıkıntısı olduğunu anlatan Sürek, “Babam beni zeytinyağı hasadı ile evlendirdi. Kardeşlerimin düğününü de zeytinyağı hasadı ile yapmıştı. Artık üretici, zeytinyağı hasadı ile düğününü yapamıyor” diyor. Sürek ile zeytin-zeytinyağı rekoltesi üzerinden Türkiye’nin mevcut durumu, yaşanan sorunlar ve bu konuda yapılması gerekenlere ışık tuttuk.

Rekora hazırlanan bir sektör ile karşı karşıyayız. Tariş Zeytin olarak siz bu sürece kendinizi nasıl hazırlıyorsunuz?
     Geçtiğimiz yıllara göre en iyi rekoltenin olduğu sezonu yaşayacağımızı tahmin ediyoruz.  Ama adı üstünde tahmin… 250 bin-300 bin tonluk bir rekolte beklentisi var. İklim şartlarının da bunu bir nebze etkilediğini düşünüyoruz. 
     Türkiye bu rakamları uluslararası ilgili kuruluşlara da deklere etmiş durumda…
     Ama gene de bir tahmin. Aylar önce bu tahminler paylaşıldı. O dönemde daha çiçeklenme yaşanıyordu. Buna göre tespit yapıldı. Yağmur tahminleri gerçeğe taşıması anlamında çok önemli bir veri idi. Yağmurların bu sene az olması rekolte tahminlerini etkiledi. 250-300 bin ton bandında olmasını bizde bekliyoruz. Normal olan da bu…
     Uluslararası Zeytin Konseyi (COI)’ne göre dünya rekoltesinin 2 milyon 985 bin yaklaşık 3 milyon ton olarak tahmin edildiği açıklandı. Bu birkaç yılın en yüksek rekoltesi durumunda. Zeytin üretici  olarak biz bunun pazarında nasıl hareket edeceğimizi düşünüyoruz.  Kendi pazarımızı genişletmeye çalışıyoruz.

Bu süreçte nelere dikkat etmek gerekiyor?
     Biz daha fazla ihracat yapmak istiyoruz. İtalya ile bağlantı yaptık, başkaca bazı bağlantılarımız da mevcut. Varolan pazarımızı  genişletmeyi planlıyoruz. İhracatın yanı sıra iç pazarda da satış rakamlarımızı artırmayı hedefliyoruz.  

Bunu yaparken kutulu mu yoksa dökme mi ön planda olacak?
     İç piyasada daha çok kutulu satışımız var. Ayrıca 49 ülkeye ihracat yapıyoruz.  Geçen yıl yakalaşık bin ton ihracat gerçekleştirdik.  İç piyasayı boş bırakmak istemiyoruz.  İç ve dış pazarlarda Tariş markalı zeytinyağına büyük tevccüh var tüketicilerimizden. Markamıza sadık tüketici oranımız diğer markalara göre daha yüksek. Yağ satışımızda sıkıntı yok.
     Dünyadaki fiyatlar burada etken durumda. İhracat yapmak istesek de dünya fiyatları, rekolte, döviz kurları burada çok önemli. Bu nedenle yıllara göre ihracatımız değişkenlik gösteriyor.
     Biz yıllardır TARİŞolarak pazarda belirleyici olmuş bir kuruluşuz. Üreticilerimize daha fazla yararlı olmaya çalışıyoruz. Yağ fiyatları daha belirlenmedi. Fiyatlar daha oturmadı. Ama bunun üzerinde de çalışıyoruz. Fiyatı göremiyoruz.  Sahadan gelen fiyatlar 13-14.5 TL ama bu tam belirleyici değil. İnşallah bu fiyat düşmez. Düşmesi, üreticinin maliyet anlamında zarar etmesi anlamına geliyor. Ege Bölgesi’nde zeytin alanları dağlık, yamaç arazilerde bu nedenle ağırlıklı olarak ürün elle toplanıyor. Makineli hasata uygun arazi yapısı olmadığından maliyetler de yüksek olabiliyor.  Maliyet bizde belirleyici oluyor. Eski ağaçlar olduğu için bizde mekanik çalışma yok. Yeni teknolojiyi tam olarak kullanamıyoruz.

Ağaç varlığı olarak baktığımızda hemen hemen İspanya ile aynı seviyede olmamıza rağmen verim itibariyle üçte bir seviyesinde bir tablo ile karşılaşıyoruz. Nerede hata yapıyoruz?
     İspanya daha düzenli bahçeler kurarak yol aldı. Biz ise dedemizden babamızdan kalan engebeli arazilerdeki ağaçlarımızda üretim yapıyoruz. İspanya’da teknolojinin rahat işleyebileceği şekilde zeytinlikleri kurmuşlar.
     O zaman bizim böyle bir karşılaştırmaya girmemiz doğru değil…
     Zaten toprak dışında tek bir girdi yok. Hepsi dövize endeksli. İlaç, gübre, her şey… Dolayısıyla bu da maliyetleri arttıran bir başka unsur durumunda… Bizdeki ağaçlar asırlık konumda. Ağaçları sökemezsiniz. Çünkü düz arazi yok. Burada başka unsurların devreye girmesi gerekiyor. Ege Bölgesi’nde bin yıllık, anıt ağaçlar mevcut. Bu toprakların bizden önce ev sahipliğini yapan zeytin ağaçları, bizden sonra da bu toprakların sahipliğini yapacak. Daha çok nesiller büyütsün bu efsane ağaçlar dileğimiz.
     - Başka unsurlar derken…
     Teşvikler… Kullanılamayan arazilerde zeytin yetiştiriciliği konusunda çalışmalar yapıldı. Buraların desteklenmesi gerekiyor. Benim bölgem Bayındır… Benim bölgemde araziler engebeli. İspanyollar oralara çıkıp ağaç bile ekmezler. Burada köylülerimize daha fazla destek verilmeli. Nasıl teşvik verilecek? Bölgeye göre mi, araziye göre mi? Bunu düşünüp oraya sahip çıkılması sağlanmalı. Devletin bunu düşünmesi gerekiyor. Düz arazilere ağaç dikip yoksa bizde zeytincilik yapabiliriz.  Güneyde bu yapıldı. Son zamanlarda zaten 90 milyondan 170 milyon ağaç varlığına ulaşmamızı sağladı. Narenciye ve pamuktan boşalan arazilere zeytin ağacı dikildi. Akhisar gibi. Akhisar bugün sofralık zeytinde çok ilerledi. Zeytincilik bizim bölgelerimizde aile ziraatı konumunda. Bizde 300 yıllı geçen ağaçlar çok fazla.
     Yeni teknolojiler hiç kullanılmıyor değil kullanılıyor. 
     Eskiden sırık ile dibinden toplardık. Zeytin güzel ise bir kişi günde 500 kilogram zeytin düşürebiliyor. Bu eskiden 200 kilogramda kalıyordu. İki kişi, biri ağaca çıkan olursa 500 kilogramı buluyor. İspanya’da 3 kişi 10 ton zeytin çıkarabiliyor. Onların kendilerine has bir destekleme politikaları da var.  Bizdeki gibi 80 kuruş değil.
     Avrupa Birliği’nin 2008 yılındaki tarım başkanına, “AB bütçesinin neden yüzde 40’ı tarıma ayrılıyor?” diye soruluyor. Romanyalı olan tarım dönem başkanın verdiği cevap “Birincisi tarım ekolojik dengeyi sağlıyor.  İkincisi gıda güvenliğini sağlıyor ve destekliyor. Üçüncüsü çevreci bir yaklaşık. Dördüncüsü kırsal kesimi yerinde tutuyor ve doyuruyor. Ayrıca temiz hava sağlayan bir kaynaktır. Yüzde 40 bile yetersiz” diyor.  Tarıma verilen desteğin hiçbir şekilde heba olmaması, akılcı olması gerekiyor. 

Sektör yıllardır bu desteklerin arttırılmasını istiyor ama hiçbir şekilde istediği ölçüde yol alamıyor. Burada sektör nerede tıkanıyor? Sektör, Hükümet kanadında neden sesini duyuramıyor?
     Sektörden ziyade bizim hükümetlerimizin bu konuda bir politikasının olmamasından kaynaklanıyor. Benim köyüm 80 haneden 35 haneye düştü. Devletin bu konuda bir projesi yok. Burada devletin bir planının olması lazım. Kırsal kesimi olduğu yerde tutmak için çaba harcamak gerekiyor. Göçü önlemek içinde önemli bir kilit noktasıdır tarımsal uğraş alanı.
     Bizim bölgemizde köylerin boşalmasının nedeni insanların geçinememesidir.  Babam beni zeytinyağı hasadı ile evlendirdi. O zaman kardeşlerimin düğününü de zeytinyağı ile yapmıştı. Artık üretici, zeytinyağı hasadı ile düğününü yapamıyor.
     Belli bölgelerde zeytincilik tek ürün durumunda. O bölgelerdeki üreticinin durumu çok daha zor. Bizim bölgemizde Menderes havzasında en azından hayvancılık var. Bayırdır ’da çiçekçilik var. Kuzeyde zeytincilik neredeyse tek uğraş alanı ve geçim kaynağı.
     Bir dönem Türkiye’nin her yerine zeytin ağacı dikildi. Bir anlamda seferberlik gibiydi. Bu ağaçların bazıları iklim ve coğrafyasına uygundu. Bazıları ise öyle değil.

Tutanlar artık rekolteye dahil olmaya başladı. Bunların kalitesi nedir? Bunlar nasıl değerlendirilecek?
     Gemlik, Edremit diyoruz. Bunlar sofralıkta değerli, yağlıkta değerli. İklime uygun olmayan yerlerde de bu cins ağaçlar dikildi.  Ama sıcak bölgelerde ürünün kalitesi değişiyor. Gemlik türünün kabuğunda daha da kalınlaşma oldu. Kendini korumaya alıyor. Ürün değişiyor. Körfezde denize açık olduğu için böyle bir sorun olmuyor. Körfezin yağının nefaseti bir başka. Zeytini de öyle. Güneyde bu cinsler dikildi. Benim tasvip ettiğim, kendi bölgesine uygun ağaç dikimi olmalı. Bu aşılar, her yerde tutmadı.
     Tağşişte, gerektiğinde farklı bölgelerin zeytinyağlarının bile karıştırıldığını görüyoruz. Buradan toplayıp, Ayvalık menşeli satışının yapıldığı oluyor.  Buna devletin bir çözüm getirmesi gerekiyor.  Zeytinyağı, zeytinyağı ile karıştırılıyor. 
     Başa geldiğimizde; rekoltenin artmasındaki nedenlerden birisi de işte bu dikilen ağaçlardan ürün elde etmeye başlanması. 2000 yılına kadar 90 milyon olan ağaç varlığı, bugün 170 milyona ulaştı. Bu da Türkiye’nin önüne konulan 700 bin ton zeytinyağı üretim hedefinin gerçekleştirilmesine önemli katkı koyacak. Bu yolda da rekolte yıllar itibariyle hızla artış gösterecek.

Sezonun geneli itibariyle baktığımızda bu seneki mahsulün kalitesi nasıl?
     Çok kaliteli ürün çıkacak. Ortaklarımızın değerlendirmeleri ve kurum mühendislerimizin sahada yaptığı çalışma ve ilk gelen numunelerle görüldü ki bu yıl bölgemizde ürün çok kaliteli.
     - Neden?
     Zeytinler dağda kuraklıktan dolayı yandı ve suyu çekti. Suyu çekince randıman az olur. Sulanmayan zeytinin kalitesi asit bakımından çok düşük olur. Asit oranı da düşük olduğu için kaliteli olur. Rafineri için yağ bulmakta zorlanacağız. Çünkü karşımıza sofralık zeytin çok gelecek.
     Fiyatlar nasıl olacak?
     Tariş olarak alım kampanyasını ön avans fiyatı ile başlattık. 15 Kasım tarihine kadar ürün teslim eden ortaklarımıza ödeme yaptık. Ortaklarımıza piyasa ve maliyetler dikkate alınarak, belirlediğimiz fiyat olan 14.50 TL’den ürün aldık. Devam eden alım kampanyamızı da piyasa değişkenlerine göre değerlendireceğiz.  Bu sene ihracat beklentisi var. Bu ihracat beklentisi ile kendi mevcut fiyat bandının çok geriye gitmeyeceğini düşünüyorum. Bu rekolte bizi ürkütmemeli. Rekoltenin fazla olduğu bir dönemdeyiz. Burada telaşa kapılmamak lazım. Rekolte yüksek olsa bile buna göre gerekli ihracatın üzerinde durmalıyız. Bu sene bizde ihracata odaklanacağız. 10 bin ton alım hedefimiz var malımızın 6 bin tonunu iç pazarda satarsak, geri kalanın ihracata odaklamak gerekiyor.
     Yıllardır Türkiye’de zeytinyağı tüketimini iç pazarda arttırmak için çalışmalar yapılıyor. Ancak buna rağmen kişi başına 1.5 kilogram seviyesinin üzerine çıkamadık.

Burada yaşanan sıkıntı nedir? Neden Türk halkına zeytinyağını sevdiremiyoruz?
     Ben umutluyum. Kişi başına 2.5 litre seviyesine çıkacağına inanıyorum. Genel yağ tüketimimizin sadece beşte biri zeytinyağı tarafından karşılanıyor. Bir paket sigara 13 TL, bir kilogram zeytinyağı 13-15 TL…
     Devletin sağlık ve lezzet kaynağı zeytinyağı tüketimini özendirmesi için KDV’sinin yüzde 1’e çekilmesini istedik. İkincisi zeytinyağına kilogramda verilen 80 kuruş primin daha gerçekçi ve reel olmasını talep ettik. Maliyetler de dikkate alınarak, matematikle bu rakamın belirlenmesi gerekir.

Türkiye koşullarını da göz önünde bulundurduğumuzda olması gereken prim desteği rakam nedir? 2.5 TL deniliyor ama bunun birde olabilirliği açısından bakmak gerekmiyor mu?
     Ben zeytinyağcıların çok kanaatkâr bir kesim olduğunu düşünüyorum.  Zeytinyağcılar, 2.5-3 TL istemezler. Zeytinyağcı üreticisi bereket okumasını bilir. Onlar da gerçekleri biliyorlar. Prim desteği 1.5 TL olsa bizim zeytinyağı üreticileri bayram eder, zeytin ağacının altında yatarlar. 1.5 TL olursa ağacın dibinde yatar, ağacına iyi bakar ve bu şekilde de üretim ve verim daha fazla artar. Sektör de ülkenin önüne konulan üretim hedefine daha hızlı ulaşır ve başarı daha çabuk yakalanır.
Tüketimi özendirmek için ne yapmamız gerektiğini de birlikte düşünmemiz gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanlığı’nın kararı ile bütün tanıtım grupları tek bir çatı altında toplandı. Zeytin Tanıtım Grubu da bu çatı altında birleşti. Bunun sektöre yansımalarını değerlendirir misiniz?
     Tariş logosundan rahatsız olmaya başladık. Tariş markasıyız ama Tariş’ten göbek bağımız ayrıldı. Üzüm bir yanlış yapsa biz çekiyoruz.  Ayrıldık ama onların yanlışları da bize mal ediliyor. Bu bizim için güzel değil. Ticari markamıza zarar veriyor. Markalaşma adına ciddi çaba harcarken, diğer birliklerdeki sıkıntılar bize ciddi anlamda yansıyor.
     Tariş markasından vazgeçemeyiz. Lobi faaliyetleriyle bunu yönetmeye çalışıyoruz. Özellikle siyasetçilerin ve bürokratların Tariş derken bunu ayrıştırmasını istiyoruz. Tariş ve Zeytinyağı, Tariş Pamuk, Tariş Üzüm, Tariş İncir diye bunu ayırmalarını istiyoruz. Bu tabi ki bir süreçtir. Biz dünya genelinde 55 ülkede tescilli bir marka konumundayız, 49 ülkeye Tariş markasıyla ihracat yapıyoruz. Alıcılarımız da zaman zaman marka üzerinde yapılan olumsuz söylemlerden etkilenmektedir. Bu şekilde de bir yere taşıdığınız markanız zedeleniyor.  Biz artık birbirinden ayrıyız. Tariş birlikleri içinde markaya en çok yatırım yapan biz olduk. 100 yaşını aşkın bir marka, bu toprakların ve hepimizin markası. Bu nedenle özenle korumalıyız. Biz bugüne kadar tanıtım çalışmalarımızı hep kendi cebimizden yaptık.

İç pazarda tüketimi teşvik etmek amacıyla Tariş mağaza sayısını arttırmayı düşünüyor musunuz? Anadolu’ya açılma planlarınız var mı?
     Bu konuda çeşitli projelerimiz var. Üzerinde çalışıyoruz.  Özellikle turistik bölgelerde butik mağazalar yapılması düşünülüyor. Bize bu konuda günde ortalama 5-6 franchise yatırım başvurusu alıyoruz.  Aynı şekilde tüketici cephesinden de mağaza açılması yolunda yoğun talepler geliyor. 
     Anadolu özelinde baktığımızda zeytin olarak değer görüyor. Ama zeytinyağına İç Anadolu Bölgesi alışmamış durumda. Düşündüğümüz birkaç noktada olabilir. Pazarımızı genişletmek için birçok argüman üzerinde çalışıyoruz. İlk etapta biraz kontrollü şekilde bu konuda bir çalışma yapmayı istiyoruz. Bu yılı bir tamamlayalım.

Yeni bir başkansınız. Sizin hedeflerinizde neler var?
     İki dönemdir yönetimde görev yapıyorum.  Tariş Zeytinyağı Birliği, güzel bir camia. Kooperatiflerle olan diyaloglarımızı güçlendirmek için dertlerini yerinde dinleyeceğiz. Onlara yönelik projelerimiz olacak. Kooperatiflerin ayakta durmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacağız. Projeleri olanlara destekleyeceğiz. Atılan güzel temeller üzerine Tariş Zeytin’i daha iyi yerlere taşımak arzusundayız. Temeli sağlam bir yapıyı devraldım. Bu benim en büyük avantajım. Biz ortak üreticilerimiz memnun edeceğiz. Bağları güçlendireceğiz, onları tüccarlara ezdirmeyeceğiz, üreticiyi piyasanın insafına bırakmayacağız. Zaten biz bu piyasada belirleyici durumdayız.  Ortaklarımız bize güvensinler.  İmkânlar ölçüsünde bu bayrağı bir üst kademeye çıkaracağız. Bizim tecrübeli bir ekibimiz var.

Sürecek...
Bir Sonraki ► Hidamet Asa: “Sektörde bilgi kirliliğine fırsat verilmemeli”

 


+ Benzer Haberler
» “Yastık altında bekleyen zeytinyağları lisanslı depolarda olsa DİR’e gerek kalmayacak”
» Akhisar ‘Zeytinlik Denizi’ ile ticaretin kalbi olacak
» “Sektörde bilgi kirliliğine fırsat verilmemeli”
» “Üreticiye verilen destek ödemeleri arttırılmalı”
» “Vergi korkusu, üreticiyi kayıt altına almayı engelliyor”
» Bayraktar: Zeytin üretimi ilk kez 2 milyon tonu aşacak
» Zeytindeki rekor, bayram havası estirdi


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 17.11.2018
  Ticaret 16.11.2018
  Ticaret 15.11.2018
  Ticaret 14.11.2018
  Ticaret 13.11.2018
  Ticaret 12.11.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni