• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Planlı ilaçlama gezici arıcılıkta ’varroa’ riskini azaltıyor

06 Ekim 2018 Cumartesi 13:00
12
14
16
18

   ► Gezici arıcık yapılırken arıların götürüldüğü bölgelerde ilaçlamaların eş zamanlı yapılmaması, varroanın yok edilmesinin önündeki en büyük engellerden biri.

     İstatistiklere göre, yılda 1,5 milyon tondan fazla gerçekleşen dünya bal üretiminin yüzde 30’unu Çin elinde bulundururken, Türkiye yüzde yaklaşık 7’lik pay ile ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’de ve tüm dünyada bal üretimini olumsuz etkileyen en önemli sebeplerden birisi arı hastalıkları ve parazitler olarak karşımıza çıkıyor.
     Arıcılık sektörünün en önemli sorunlarından birisi olan ‘varroa’ paraziti ise bal üretimini her yıl düşürüyor. Varroa kovana girdikten sonra kimyasal ve biyolojik yöntemlerle yapılan mücadelede parazitin sayısında azalmalar gözlemlense de çeşitli nedenlerle parazit tekrar üreyebiliyor. Özellikle gezginci arıcılıkta varroanın tekrar oluşma riski daha da yükseliyor. İlaçlamaların arıların götürüldüğü bölgelere eş zamanlı yapılmaması ve kullanılan kimyasal ilaçlara karşı parazitin direnç geliştirmesi varroa ile baş edilmesinin önünde duran en büyük engeller olarak karşımıza çıkıyor. Varroa parazitinin bal üretimine etkisi ve varroayla mücadele ile ilgili Muğla İli Arı Yetiştiriciler Birliği (MAYBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Şahin ile konuştuk.

Varroa paraziti nedir,  son yıllarda bal üretimini nasıl etkiledi?
     Varroa arılarda bulunan bir ekto parazittir. Arının kanını emerek vücudunun zayıflamasına ve varroa aracılığıyla taşınan virüslerin arıya bulaşmasına sebep olmaktadır. Bu durumda da arıların hastalanmasıyla arı ölümlerine ve kolonilerin arı popülasyonunda azalmalara neden olarak koloni çöküşlerine gitmektedir. Dolayısıyla varroanın yoğun görüldüğü kovanlarda arı sayısının yetersiz olması ve kovanın güçsüz olması nedeniyle arının ürünlerini üretmesi sekteye uğramaktadır. Bu durum bal üretimini ve diğer arı ürünlerin üretimini etkilemektedir. Sayısal olarak bal üretiminde varroanın etkisini net rakamlarla ifade etmek mümkün olmayabilir. Nedeni ise, varroa sadece bir etmen değildir. Varroanın taşıdığı virüslere bağlı olarak gerçekleşen diğer hastalıklarda bal üretimini etkiler. Varroanın yoğun olduğu kovanlarda arı sayısında azalma nedeniyle sadece varroa ile taşınan hastalıklar değil ortamda hali hazırda bekleyen fırsatçı mikroplarında gelişimi söz konusu olacağından bal verimi etkilenmektedir.  Akılda bulundurulması gereken en önemli nokta bal veriminde iklim ve bitki örtüsünün durumudur.
     Dünya genelinde en belirgin arı kayıpları 2007 yılında yaşanmıştı. Bu dönemde Türkiye’de de yapılan bir çalışma ile varroanın da içinde bulunduğu bir dizi nedenin arı ölümlerinden sorumlu tutulabileceğini ortaya koymuştur. Koloni kayıplarına örnek olarak, ülkemizin çeşitli bölgelerinde üreticiler ile yapılan anket çalışması sonucu, 2004, 2005 ve 2006 yıllarındaki koloni kayıpları yüzde 10 civarında olurken, 2007 yılında bu oranın yüzde 40’a kadar yükseldiği görülmüştür. ABD’de ise koloni kayıp oranı 2007 yılında yüzde 60’a kadar çıkmıştır. Bu durum çeşitli ülkelerde sadece arıcılık sektörünü olumsuz yönde etkilemekle kalmamış, bal arılarının bitkisel üretimde tozlaşma görevinden dolayı, bitkisel üretim sektörünün de olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Bu durum karşısında ülkeler yeni arıcılık modelleri ve araştırma stratejileri oluşturmak zorunda kalmışlardır.

Varroa özellikle hangi bölgelerde daha yoğun görülüyor? Yoğunluğun nedeni nedir?
     Varroa için bir bölge sınırlaması yapmak doğru olmaz. Varroa, ülkemize 1977 yılında Trakya’dan girmiş ve çok kısa sürede tüm ülkeye yayılarak ilk yıllarda 600 bin koloninin sönmesine yol açmıştır. Şu an da ülke genelinde yaygındır ve sadece ülkemizin değil tüm dünyada en önemli sorunlardan birisi olarak karşımızda durmaktadır.
     Yoğunluğun nedenleri konusunda bir sürü faktör söz konusudur. Burada arıcılık uygulamalarından tutunda varroanın kullanılan ilaçlara direnç geliştirmesine kadar pek çok faktör göz önünde tutulmalıdır. Örnek verecek olursak gezginci arıcılık önemli bir faktördür, ilaçlamaların her bölgeye göre eş zamanlı yapılmaması ve kullanılan kimyasal ilaçlara karşı parazitin direnç geliştirmesi varroa ile baş edilmesinin önünde duran engellerdir.

Parazit kovana bir kere girdikten sonra kimyasal veya fiziksel müdahale ile tamamen kurtulmak mümkün mü?
     Varroa kovana girdikten sonra gerek kimyasal gerekse biyolojik yöntemlerle yapılan mücadelede parazitin sayısında azalmalar gözlemlenmektedir. Fakat varroanın üreme biyolojisine bakıldığında ergin varroa yavru gözü kapanmadan yavru gözüne girmekte yavru gözleri kapandığında üreme sürece başlamaktadır. Kısacası varroanın yaşamının başlangıç dönemi kapalı gözlerde başlar. Yapılan müdahalelerde kapalı yavru gözlerinde bulunan ergin veya yavru varroaları etkisi yok veya azdır. Bu noktada siz kimyasal mücadele yapınca sayıda çok ciddi azalma olsa da gözlerde kalan varroalar, sayısı kovanda artarak devam etmektedir. Diğer yandan kovandan tamamen yok ettiğinizi düşünseniz bile çevreden kovanını şaşırarak gelen arılarla veya sizin arılıktaki arınızın şaşırmasıyla bulaşma olabilmektedir. Ayrıca ticari arılı kovanda veya çerçeveli arı satışları da kovanınıza tekrardan varroanın bulaşmasına neden olabilmektedir. İşte bu noktada ülkeler varroaya karşı ıslah stratejileri geliştirmeye başlamışlardır.

Varroa parazitine karşı mücadele nasıl sağlanıyor?
     Ülkemizde çeşitli sentetik ve bitkisel ürünlerle varroa mücadelesi yapılmaktadır. Ayrıca erkek gözlü petek kullanımı da varroa mücadelesinde kullanılan metotlardan birisidir. Burada asıl sıkıntı varroa mücadelesinde kullanılan kimyasalların yoğun kullanılması halinde arılara zarar verebilmekte, diğer yandan akarların direnç kazanmasına neden olmaktadır. Ayrıca balda kalıntıya yol açmaktadır.

Parazitin oluşmaması için bakım ve beslenme nasıl olmalı?
     Hastalıklarla mücadele etmek istiyorsak yeterli ürün almak istiyorsak ‘güçlü arı güçlü koloni’ sloganını unutmayacağız. Uygun zamanlarda ilaçlamaları yapılmalı burada da dikkat edilmesi gereken nokta arı için belirlenen ilaçların kullanılması ve dozları aşmadan kullanmaları gerekmektedir. Nektar ve polen akışına göre ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde hatta hasat sonrasında arılara iklimsel ve bitki örtüsünün durumuna uygun beslemenin yapılması gerekmektedir.

‘Varroaya Karşı Islah’ projeniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 2015’ten bu yana bu proje bal üretimine ve verime katkısı nasıl oldu rakamsal verilerle değerlendirmelerde bulunabilir misiniz?
     Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TAGEM tarafından desteklenen proje Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yürütücülüğünde Akdeniz ve Namık Kemal Üniversitelerinden bilim insanları ile MAYBİR’in lojistik desteği ile 2015-2018 yılları arasında yürütülmektedir. Proje kapsamında oluşturulan sürüde bulunan kolonilerde varroaya karşı ıslah kolonilerinin geliştirilmesinde genetik ilerleme sağlanmıştır. Özellikle yavrulu çerçeve sayılarında artış gözlenirken, ergin arı üzerinde varroa ve yavru gözlerinde varroa sayılarında önemli düşüşlerin olduğu gözlenmiştir. Dünya genelinde özellikle varroaya karşı gerçekleştirilen ıslah çalışmalarının oldukça uzun dönemlere yayılması, başarıyı getiren süreçlerin oldukça yavaş ilerlemesi ve çok fazla emek istemesi ve oldukça kırılgan yapıda olan bu süreçler çevresel faktörlerden de yüksek seviyede etkilenmektedir. Bu kadar kısa bir sürede elde ettiğimiz olumlu sonuçlar hem bu alanda gelecekte gerçekleştirilecek olan ıslah çalışmaları için cesaret verici hem de ıslah programlarının daha uzun soluklu olarak gerçekleştirilmelerinin gerekliliği açısından bir kanıt niteliğindedir.
     Proje süresince varroa varlığına karşı doğal koşullarda arılarda mücadele yetenekleri gelişmeye başladığı gözlenmiştir. Islah programlarının devam ettirilmeleri sayesinde varroaya toleranslı veya dirençli hatların geliştirilebileceği göz önündedir. Böylece varroaya bağlı koloni kayıpları engellenebilecektir.
     Şu an için ıslah programı sadece hastalığa karşı mücadele yeteneklerinin geliştirilmesi şeklinde yürütülmüştür. Bal verimi mevsime ve bitki örtüsüne bağlı olarak gerçekleşen bir durumdur. Arıda yapılan davranış ıslahında bal verimine göre ıslah yapmak doğru bir yöntem değildir. Bal verimi öncelikli konu olmamıştır. Şu an için projenin önceliği varroaya karşı ıslah kolonilerinin geliştirilip yetiştirilmesi ele alınmıştır.

 


+ Benzer Haberler
» Müze ziyaretlerinde yüzde 56,9’luk artış
» İZELTAŞ Türk malını dünya pazarına sunuyor
» Elektrik fiyatında istikrar sanayiciye kolaylık sağlayacak
» Kübik; pratik, ekonomik ve sağlıklı
» Basılı gazete azaldı, viyol fiyatları arttı
» Akaryakıt dağıtımında ‘Tekel’ endişesi
» Yükü artan fırıncı ‘zam’ bekliyor
» Şehrin en parlak yıldızı: Folkart Vega
» Kurdaki oynaklık ayakkabıcıları zora soktu
» Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olması için çalışıyoruz


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 19.10.2018
  Ticaret 18.10.2018
  Ticaret 17.10.2018
  Ticaret 16.10.2018
  Ticaret 15.10.2018
  Ticaret 13.10.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni