• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“On katlı binanın yanı acil toplanma alanı değil”

08 Ekim 2019 Salı 11:00
12
14
16
18

   ► İnşaat Mühendisleri Odası Afet Komisyonu üyesi Abdullah İncir deprem toplanma alanlarında bulunması gerekenleri anlattı.

     İstanbul’da yaşanan 5,8 büyüklüğündeki depremin ardından olası bir depremin İzmir’e etkileri binaların dayanıklılığı açısından değerlendirilirken afet toplanma alanları gündeme geldi. Uzmanların ‘birinci derece risk taşıyan bölge’ dediği İzmir’de toplanma alanlarının niteliği konusunda bilgi veren İnşaat Mühendisleri Odası Afet Komisyonu üyesi Abdullah İncir, “Acil toplanma alanındaki maksat evine en yakın olan yer. Riskli, yüksek katlı binaların uzağında olmak zorunda buralar. Bu alanların hem altyapısı, elektriği, suyu ve tuvaleti bulunması gerekiyor hem de alanlarda ihtiyaçları karşılayacak bir konteynır” dedi.

     İzmir’in 30 ilçesinde toplam bin 615 deprem veya afet toplanma alanı bulunuyor. İçişleri Bakanlığına bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) biriminin sorumluluğunda olan deprem toplanma alanları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile meslek odalarının ortak projeleriyle geliştiriliyor. Deprem toplanma alanı olarak tayin edilen yerler parklar, yeşil alanlar, okul bahçelerinden oluşuyor. Ancak yüzölçümü, adedi, altyapısı, ulaşımı toplanma alanlarının niteliğini belirleyen faktörler olarak öne çıkıyor. Depreminin ardından AFAD, İstanbul’da 2 bin 864 tane afet toplanma alanı olduğunu açıkladı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine göre ise (TMMOB) 2002 yılında belirlenen 496 alanın dörtte üçü imara açıldı. Farklı zamanlarda farklı sayılar verilse de TMMOB’a göre İstanbul’da 77 adet deprem toplanma alanı kaldı.Deprem toplanma alanları konusunda farklı istatistiklerin bulunmasında alanların niteliği ön plana çıkıyor. Deprem veya afet toplanma alanı dediğimiz zaman ne anlamalıyız?

“Toplanma ile barınma farklı yerler”
    İzmir İnşaat Mühendisleri Odası Afet Komisyonu üyesi ve İnşaat Mühendisi Abdullah İncir, İzmir’deki deprem toplanma alanlarını ve alanlarda bulunması gereken özellikleri anlattı. Afet, acil, deprem toplanma alanı olarak düşünülen yerlerin “depremin ilk 12 saatinde insanların toplanacağı yerler olduğunu” dile getiren İncir, bu alanların barınma alanlarıyla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı:       
     “Diyelim ki İzmir’de 6,5 büyüklüğünde bir deprem oldu. Büyük bir afetle karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü yapı stokumuz çok sorunlu. Bunlardan dolayı büyük bir kaos olabilir. Ama toplanma alanlarının önemini herkese yayabilirsek halk şunu bilecek: Ben ilk 12 saatte toplanma alanına gideceğim. Acil toplanma alanından maksat evine en yakın olan yer. Barınma alanı değil! Toplanma alanı. Orada 10-12 saat bekleyebilecek. O ilk anı panik yaşamadan atlatacak. Sokakta kim enkaz altında, kim dışarıda açıklığa kavuşacak. Ondan sonra oradaki afetzedeleri barınma alanlarına götürebilecek bir planlama olması gerekiyor. Toplanma ile barınma alanları dolayısıyla birbirinden farklı alanlar.”

“Toplanma alanlarının alt yapısı bulunmalı”
     Depremle olayı ile mücadele eden Japonya, Kaliforniya gibi ülkeleri örnek veren İncir, bu ülkelerde açık alanların kullanılmadığını söylüyor: “Onlar binalarına güveniyorlar. Binaları projelendirirken zaten bodrum katlarını bu durumlar için ayırıyorlar. Okullar, belediyeler; kamu kurumları genellikle toplanma alanıdır. Her yıl yapılan tatbikatlarda bir felaket durumunda insanlar nereye gideceğini, ne yapacağını biliyor. Hatta yatacağı yere kadar planlanmış. Hiçbir kaotik durum olmadan doğa olayını atlatabiliyorlar. Bizde tabiî böyle binalar olmadığı için böyle bir şeyi yapabilmek mümkün değil.”
     İnşaat Mühendisi Abdullah İncir, Türkiye’de en uygun yerlerin açık alanlar olduğunu belirtiyor. Nitelikli toplanma alanlarının özelliklerini sıralıyor: “Deprem toplanma alanı park, okul bahçesi olabilir ama metrekare açısından yeterli alan olmak kaydıyla. Bir de riskli binaların uzağında olmak zorunda buralar. On katlı binanın dibine toplanma alanı dersen güvenli bir yer olmaz. Aynı şekilde heyelanın olduğu bir yere deprem toplanma alanı yapamazsın. Eğimi fazla olan bir yerde toplanma alanı yapamazsın.”

“Mutlaka bir konteynır bulunmalı”
     E-devlet sisteminden sorgulandığında afet toplanma alanları çoğunlukla parklar ve yeşil alanlar çıkıyor. Yüksek katlı binalar ise metrekare açısından küçük olan parkların hemen yakınında görünüyor. Gözlemlerimizde acil durumlarda kullanılacak bir konteynıra ise rastlamadık. İncir’e göre bu alanların altyapısı, elektriği, suyu ve tuvaleti bulunması gerekiyor.
     Deprem toplanma alanlarının içinde mutlaka bir konteynırın da yer alması gerektiğini vurgulayan İncir, “Ama bu konteynır muhtarlara zimmetlenerek veya bunun için kişiler görevlendirilerek o alanlara konulmalı. Ne için lazım? Evden çıktın. Kazazedesin. Belki yaralandın. Belki sakatlık veya bir kırık durumu var. İlk müdahale orada yapılacak. Üşüyorsun gece. Bir battaniye olması lazım. Sıcak bir çorbanın yapılabileceği araç gereç olması lazım. Bu gibi kriterleri taşımalı deprem toplanma alanları. Tabiî bu yerlerin bakımı her altı ayda bir yapılmalı” diyor. 

Devlet bütçe ayırıyor mu?
     Marmara’da 17 Ağustos 1999 tarihinden yaşanan depremden sonra 4481 sayılı kanunla Özel İletişim Vergisi (ÖİV) yürürlüğe girdi. Geçici olarak çıkarılan vergi 2000 yılından itibaren kademeli olarak uzatıldı. 2012 yılında dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yapılan açıklamaya göre kamuoyunda ‘deprem vergisi’ olarak bilinen ÖİV kapsamında 46 ila 48 milyar gelir elde edildi. 20. yılını dolduran vergi 2019 yılında 66 milyar 379 milyon liraya ulaştı. 
     “Marmara depremiyle getirilin vergiler niye amacına uygun kullanılmadı?” diye soran İncir, şunları kaydetti: “Maliye bakanının açıklamasıyla bu paraların otoyollar için kullanıldığını öğrendik. Aslında bu vergiler yapı stokunun iyileştirilmesi ve uygun toplanma alanlarının oluşturulabilmesi için kullanabilirdi. Devletin deprem hasarlarını önleyecek net bir politikası yok maalesef. 20 sene içinde en büyük tehlike İstanbul ve İzmir’de. Buralar hem nüfus hem de yapı stoku olarak diğer şehirlerden çok daha kritik. Hükûmetin, belediyelerin bu işe mutlaka bütçe ayırması gerekir. Çünkü deprem ülkesiyiz. Nasıl yağmur, kar yağıyor, deprem de bir doğa olayı olarak kabul edilerek önlem alınmalı.”


+ Benzer Haberler
» Müze ziyaretlerinden 40.1 milyon TL’lik gelir
» İEÜ mezunları çarpan etkisi yaratmaya başladı
» Çocuklar arkeolojik mirası deneyimleyecek
» “İlaç stratejik ürün olarak belirlenmeli”
» Meşe palamudunda kaynak çok, hammadde yok
» “Maxion İnci Jant Grubu yenilikte ve inovasyonda lider”
» Pamukta tek teselli teknoloji
» ‘Harita’da Uzakdoğu’ya ihracat atağı
» “Yabani otların ayırt edilmesi mümkün”
» Sınavlar anlama becerisini desteklemiyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 20.11.2019
  Ticaret 19.11.2019
  Ticaret 18.11.2019
  Ticaret 16.11.2019
  Ticaret 15.11.2019
  Ticaret 14.11.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni