• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Offset, “orkestra şefi”ni arıyor

28 Mayıs 2014 Çarşamba 13:00
12
14
16
18

Offset, “orkestra şefi”ni arıyor

           SEDA GÖK     
     Kelime anlamı “denge meydana getirmek” olan Offset terimi, kamu kurum ve kuruluşları, kamu ortaklıkları ve kamu iştirakleri tarafından açılan uluslararası ihalelerde, alıcı ülkeden çıkacak dövizi telafi etmek ve bu ülkelerin ihracat potansiyelini artırmak amacıyla, kazanan yabancı firma tarafından ana ihale anlaşmasına ek olarak verilen taahhütleri kapsıyor. Bu taahhütler; ihaleyi açan ülkeden yapılacak ihracat, ihaleyi açan ülkeye yönelik yabancı sermaye yatırımları, ortak yatırımlar, teknoloji transferi, lisans ve know-how transferleri, Ar-Ge çalışmaları ve yatırımları ile diğer döviz sağlayıcı hizmet ve işlemleri içerebiliyor.

     Halen 130’u aşkın ülkede uygulanan Offset yöntemi, kamu harcamalarının bir bölümünün telafisi, üretim ve istihdamın artırılması, cari işlemler dengesinin korunması, yeni teknoloji ve yetenek kazanımı, ihracatın geliştirilmesi, yeni pazarlara açılma, yabancı yatırımın sağlanması açılarından yararlı kabul ediliyor. Türkiye’de bugüne kadar savunma sanayiinde başarılı bir şekilde uygulanan Offset yöntemiyle Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranının yüzde 50’yi aştığı belirtiliyor.
      Dünya genelinde otomotiv, kimya, elektronik, gemi inşaatı, tekstil, demir çelik, savunma, telekomünikasyon ve otomotiv yan sanayi alanlarında tercih edilen Offset yönteminin Türkiye’de de sağlık, ulaştırma ve enerji gibi ithalatın yüksek olduğu sektörlerde uygulanması konusunda çalışmalar yürütülüyor.

     GEÇMİŞİ 1960’LARA DAYANIYOR…
      Geniş manada “Telafi edici mukabil ticaret” olarak da tanımlanabilecek offset’in dünya genelinde yaygınlık kazanması 1960’lı yıllara dayanıyor.
Gelişmekte olan ülkeler offset’i ithalat finansmanı ve döviz çıkışını azaltmak, yerli sanayiyi geliştirmek, ödemeler dengesini iyileştirmek, teknoloji transferi yapmak gibi amaçlarla uygulamaya koymuşlar. Gelişmiş ülkeler ise pazar payını korumak ve diğer ülkelerle işbirliğini sürdürebilmek için offset işlemlerini gerçekleştirilmiş. Dünyada 50 yıl aşkın zamandır kullanılan offset, Türkiye gündemine 1980’li yıllarda girdi ve halen de uygulanıyor.

     Bugün offset anlaşmalarının katkısıyla savunma sanayinde yerli üretim payı yüzde 56’lar seviyesine yükseldi.  Türkiye’de offset önceleri büyük ölçüde askeri anlaşmaları çerçevesinde gerçekleştirilmiş. Türkiye’nin elde ettiği en önemli sivil offset anlaşması ise 1998 yılında THY’nın Amerikan Boeing firmasından yolcu uçağı tedarik programına bağlı olarak oluşturulmuş. Bugün dünyada 130’dan fazla ülke offset yönetimini uyguluyor.
      Dünya genelinde otomotiv, kimya, elektronik, gemi inşa sanayi, tekstil,  demir-çelik, savunma sanayi, telekomünikasyon ve otomotiv yan sanayi alanlarında offset kullanılıyor.  Bugün halen dünyada toplam ticaretin yaklaşık yüzde 15’inin offset anlaşmalarıyla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
      Offset uygulamaları başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde kamu alımlarında zorunlu olarak uygulanıyor. Hollanda, İspanya, İspanya, İtalya, Norveç, Polonya, Yunanistan, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Güney Kore, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerde yüzde 30’dan başlayan oranlarda offset uygulaması yapılıyor.

     Türkiye’de savunma sanayinde offset uygulamalarıyla sektörün ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranı son 10 yılda yüzde 20’lerden yüzde 50’lere yükselmiş.
      Sağlık ulaştırma haberleşme bilgi teknolojileri ve enerji gibi ithalatın yüksek olduğu sektörler offset anlaşmalarının yürürlüğe konabileceği alanlardır.
Türkiye’nin 2023 yılına kadar haberleşme bilgi teknolojileri ulaştırma enerji ve sağlık alanında 500 milyar doları aşkın bir harcama yapacağı tahmin ediliyor. Bu süre boyunca kamu alımlarında yüzde 50 oranında offset uygulanması halinde sanayi katılımı, ihracat ve teknoloji işbirliği yollarıyla Türkiye ekonomisine yapılacak katkının yıllık 30 milyar doları bulacağı hesaplanıyor.

     ABD “Buy American” yasasıyla devlet alımlarında tüm ürünlerin ABD üretilmesini ve ABD hammaddesi kullanılmasını zorunlu tutuyor. Benzer yasal düzenlemeler pek çok ülkede de var.  
      Türkiye’nin de aynı şekilde yerli sanayisini koruması ve geliştirmesi gerekiyor.
      Sanayi, teknoloji ve bilimsel çalışmalar alanlarında teknolojik donanımdan insan unsuruna kadar tüm envanter doğru bir şekilde çıkartılması öneriliyor. Sanayileşme ve teknoloji geliştirmeye yönelik bir politika belirlenmeli ve uygulamaya geçilmesi gerekiyor.
      Modern bir sanayi oluşturmayı hedefleyen Türkiye’nin offset konusunda bir politika belirlemesi ve bu politikayı uygulayacak birimleri koordine edecek bir çatı kurul oluşturulması isteniyor.  Olumlu gidişatı kuvvetlendirmek için de kamu alımlarında yerli üretime getirilen yüzde 15 fiyat avantajı kuralının işletilmesi isteniyor.  

     “HEDEF; ÖMÜR BOYU OLMALI”
      Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, "Yerli katkı mecburiyetiyle iş alan şirketlerimizin nasıl olsa iş bana geliyor rahatlığından çıkıp, ben bu işi ömür boyu nasıl devam ettirebilirim anlayışında olması gerekiyor" dedi.
      Offsetin, savunma alımlarında 25 yıldır uygulandığını kaydeden Demir, "Son çıkartılan kanundaki hüküm dolayısıyla bir kısım yabancı şirketler alarma geçtiler. Offset kelimesinin kendi başına bir iticiliği oldu" dedi.
      Demir, meseleye iki taraflı bakmak gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi: "Offset yükümlülüğünü getirdiğimizde, rakamların nasıl eritileceğiyle ilgili bir sorun ortaya çıkıyor. Bu da yabancı şirketlerin yerli katkı oranının nasıl yapacaklarıyla ilgili kendilerine yol gösterilmesi kavramını gündeme getiriyor ve bizim de kendi yerli endüstrimizin envanterini çıkarıp, offset kullanımıyla ilgili yol arayan şirketlere rehberlik etmemiz gerekiyor. Biz bu anlamda ne kadar yol gösterici olabilirsek hem yerli katkı oranımızın teknolojik ağırlığı daha fazla olacaktır hem de geçmişte örneklerini gördüğümüz 'uyduruk' kavramlarla offset’in kullanılması ve eritilmesi gibi olayların önüne geçebileceğiz.

     Offset’in rakamı ve kendisi kadar, nasıl kullanıldığının, yerli sanayiye ne kadar katkıda bulunduğunun, şirketleri nereden nereye getirdiğinin çok önemi var. Yerli katkı oranının kullanılacağı kritik alanları belirlememiz ve kendi ödevimizi çok iyi yapmamız gerekiyor."
      Meselenin ikinci kısmına da değinen Demir, söz konusu uygulamaların sanayinin o endüstriye girmesi için başlangıç teşkil etmesi gerektiğini ifade ederek, "Bir anlamda marş motorunun arabayı çalıştırmak için gördüğü görev gibi. Ondan sonra motorumuzun tüm aksamının yerli yerinde olması, offsetle başlayan sürecin kendiliğinden bir işbirliği olarak devam etmesi gerekiyor. Uzun vadeli işbirliğini asıl parametresi budur. Yerli katkı mecburiyetiyle bir şirketimizi işe dahil ettiysek, katkı oranı mecburiyeti bittiği anda o iş de bitiyorsa biz burada başarısız olduk demektir. Başarı onun sürekli olarak devam ettirilmesidir" değerlendirmesinde bulundu.

     “İŞ DİSİPLİNİ GEREKİYOR”
      Türkiye'yi tecrübe eden birçok şirketin, olumlu tecrübeler yaşayarak işi devam ettirme kararı alabildiğini belirten Demir, "Olumsuz tecrübelerin önüne geçmemiz, iş disiplinini sağlamamız gerekiyor. Yerli katkı mecburiyetiyle iş alan şirketlerimizin nasıl olsa iş bana geliyor rahatlığından çıkıp, ben bu işi ömür boyu nasıl devam ettirebilirim anlayışında olması gerekiyor" diye konuştu.

     “YERLİ ÜRÜNE YETERLİ GÜVEN GÖSTERİLMİYOR”
      Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de kamu alımlarının devletin ihtiyaçlarına en ucuza temin etmek olmadığını belirterek, bu alımlara sanayinin gelişmesi, Ar-Ge ve inovasyona teşvik edilecek şekilde bir gelir aktarma olarak bakmak gerektiğini söyledi.
      Türkiye'nin son 10 yılda ciddi bir sanayileşme hamlesi gösterdiğini kaydeden Özdebir, "İhraç pazarlarında Türk malı artık bir kalite sembolü haline geldi. Ancak maalesef, aynı özgüveni biz kendi ürünlerimize gösteremiyoruz. Çok kolaylıkla yerli malı yerine ithal ürünleri tercih edebiliyoruz. Bu bana göre kolaycılık" diye konuştu.
      Özdebir, offset uygulamalarının ülkeye teknoloji transferi getirmek, ithal edilecek ürünlerden tasarruf noktasında önemli bir yer tuttuğunun altını çizerek, ancak söz konusu uygulamanın nihai hedef olamayacağına işaret etti. Özdebir, offset uygulamalarında Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın tecrübelerinden faydalanılması gerektiğine işaret etti.

     YILDA 30 MİLYAR DOLAR GELİR
      Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Koray Güngör Şanal ise "Dünyada 50 yılı aşkın zamandır kullanılan offset, Türkiye'nin gündemine 1980'li yıllarda girdi.  Savunma sanayi alanında başarıyla uygulandı ve halen de uygulanıyor. Offset anlaşmalarının katkısıyla savunma sanayiinde yerli üretim payı yüzde 56'lar seviyesine yükseldi" ifadelerini kullandı.  

     YERLİ SANAYİYE 9 YILDA 200 MİLYAR DOLAR AKTARILABİLİR
     Türkiye’de bu konuda ilk komisyon olma özelliği taşıyan ATO Kamu Alımlarında Yerli Katkı ve Offset Uygulamaları Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Musa Pireci ise "Türkiye, offset uygulamalarını sağlık, enerji ve ulaştırma alanlarında da geliştirmeyi başarabilirse ülkemizin yerli sanayiye aktaracağı miktar önümüzdeki 9 yılda 200 milyar dolar civarında olacak" dedi.

     SAĞLIK BAKANLIĞINDA OFFSET HAZIRLIĞI
      Sağlık Bakanlığı Yatırım Modelleri Daire Başkanı Züfer Arslan, offset’in finans yönetimine dikkat çekti. Arslan, “Bu ülkenin öncüsü Sanayi Bakanlığı ama Sağlık Bakanlığı olarak mevzuat, taslak yönetmelik, insan gücü ve uygulanma gücü konusunda nelerde offset uygulayıp ne de uygulayamayacağımızı belirledik. Ülkelerin politikalarında istihdamı arttırmak için yürütülüyor. Önümüzdeki dönemde yenilikçi ürünler devreye girecek. Türkiye’nin bu konuda yetişmiş insan gücü var. Sağlık Bakanlığı olarak biz bir altyapı çalışması hazırlıyoruz. Yerli sanayi neyi ne kadar yapıyor. Ne oranda yapıyor bunları bilmemiz çok önemli. Tedarik edilecek cihazların özellikleri çok önemli. Bu ürünlerin yerli sanayinin üretim hattı nedir, yetişmiş eleman ve becerisi ne derece var? Bu bizim için çok önemli. Firmaların hangi ürünler konusunda taahhütte bulunabileceği de çok önemli” dedi.
      Sağlık Bakanlığı olarak 5 milyon dolar ve üzerindeki alımlarda offset uygulanacağını ifade eden Arslan, “Sonrasında da yüzde 50 offset uygulamasını devreye alacağız. Taslak yönetmeliğimizde bu var” dedi.

     ENVANTER VE TAKİP ÇOK ÖNEMLİ…
      Offset taahhütlerinin gerçekleştirilmesinin zor olduğunu ve bu nedenle sözleşme sonrasında takip edilmesi gerektiğini anlatan Arslan, “Firmalar, ne kadar erken offset sözleşmesini yerine getirirse ihaleyi kazanma şansı o kadar çok artar. Teknoloji transferinin çok hızlı gerçekleştirilmesi gerekiyor. Burada kümelenme ve envanter çok önemli… Yabancılar bize geldiğinde öncelikle yerli sanayimizin bu konudaki envanterini istiyor” dedi.

     OFFSET UYGULAMALARINDAKİ SORUNLAR
      ATO Sağlık İhtisas Komisyonu Başkanı Dr. İhsan Şahin, yaptığı değerlendirmede öncelikle Dünya Bankası’nın Türkiye’ye yaptığı ikazlara dikkat çekti. Şahin, “Dünya Bankası, Türkiye’ye “2023 hedefi belirlediniz ama bu ihracat nitelikli ihracat olmaktan uzak. Teknoloji ağırlıklı bir ihracata yönelmiyorsunuz, her ülkenin yapabileceği şeylerde emek harcıyorsunuz. Bu Türkiye ekonomi için çok da hoş görünmüyor ‘diyor. Bu tarz ikazları dikkate almak lazım” dedi.

DEVAM EDECEK


+ Benzer Haberler
» Offset’in 2023 rotası belirleniyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
  Ticaret 04.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni