• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Madencinin 2023 ihracat hedefinde anahtar ‘2019’ olacak

29 Ocak 2019 Salı 07:00
12
14
16
18

   ► Türkiye’nin yaklaşık 4 trilyon dolar maden varlığına sahip olduğu belirtilirken; sektör 2017 yılı sonu itibariyle 4,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2018 yılında bu rakamın 6 milyar dolar olacağı öngörülüyor.

     Ülkelerin kalkınması ve ekonomik gelişiminde madencilik ve entegre üretim sanayi, yüksek katma değer yaratan sektörler olarak kritik önem taşıyor. Bu nedenle de madencilik sektörü, ülkelerin GSMH’sinden kayda değer pay alıyor.
     Türkiye, maden üretim değeri bakımından dünya pazarında 28’inci, maden çeşitliliği bakımından da 10’uncu sırada bulunuyor.
     Sektör, Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 için 15 milyar dolar maden ihracatı hedefliyor. Sektörün bu hedefe ulaşabilmesi için bu yıl ve önümüzdeki 5 yıl içinde her yıl en az yüzde 25’lik ihracat artışını yakalaması gerekiyor.
     Sektörün söz konusu artışı yakalayabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten kanaat önderleri, ancak bunun için uzun süren maden izinlerinin çözüme kavuşturulması ve stratejik yol haritasının belirlenmesinin önemli olduğunda birleşiyorlar.

     Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerine göre, dünyada yaklaşık 90, Türkiye’de ise 60 civarında madenin üretimi yapılıyor. 70 maden çeşidinin bulunduğu Türkiye; bor, zeolit, pomza, selestit gibi madenlerde dünyanın en büyük rezervlerine sahip olarak piyasaya yön veriyor. 
     Krom, manyezit, toryum, nadir topraklar, barit, kil, kömür, feldspat ile doğaltaş rezerv varlığında da söz sahibi ülkeler arasında yer alıyoruz. Bugün dünya genelinde üretim ve ticareti yapılan 90 çeşit maden ve minarelden 13’ünün Türkiye’deki ekonomik ölçekteki varlığı henüz tam olarak bilinmiyor.
     Hâlihazırda 50 çeşit madende yeterli kaynaklara sahip olduğu bilinen Türkiye’nin bugünkü verilere göre yaklaşık 4 trilyon dolar maden varlığına sahip olduğu hesaplanıyor.  Dünyadaki endüstriyel hammadde rezervlerinin yüzde 2,5’i, kömür rezervlerinin yüzde 1’i, jeotermal potansiyelinin yüzde 0,8’i ve metalik madenlerin yüzde 0,4’ü Türkiye’de bulunuyor. Türkiye özellikle dünyadaki bor minarelerinin yüzde 72’sine sahip.
     Ruhsat ve izinlerin eski adıyla Başbakanlık onayına sunulmaya başladığı 2012 Haziran ayından bu yana çok sayıda ruhsat ve izin dosyasının onayda bekletildiğini veya reddedildiğini söyleyen sektör temsilcileri, söz konusu durumdan dolayı yerli ve yabancı yatırımcının sektöre olan ilgisinin azaldığını, planlanan yatırımların gerçekleşmesinin geciktiğini veya yapılamadığını vurguluyorlar.

Büyümek için üretim şart!
     Sektör temsilcileri, pazarı büyütmek için öncelikle üretimin artırılması gerektiği noktasında hemfikir…
     Üretimdeki artıştan ihracatın da olumlu yönde etkileneceğini ve aynı zamanda maden ithalatının önüne geçileceğini belirtiliyor. Sektörün daha fazla zarar görmemesi için madencilik ile ilgili izin süreçlerini olumsuz etkileyen eski sistemdeki adıyla Başbakanlık Genelgesi’nin yürürlükten kaldırılmasını, ruhsat süreçlerinin geçmişte olduğu gibi ilgili kurumlar tarafından yönetilmesini ve sürecin hızlandırılması talep ediliyor.

http://l.j-factor.com/gifs/LittleWheel-Crane.gifTürkiye’nin dünyadaki yeri…
     İstanbul Maden İhracatçı Birliği (İMİB) verilerine göre, gelişmiş ülkelerin GSMH’deki madenciliğin payı ABD’de yüzde 4.5, Almanya’da yüzde 4, Kanada’da yüzde 7.6,  Avustralya’da yüzde 8.7, BDT’de yüzde 14, Çin’de yüzde 15, Hindistan’da yüzde 15 iken bu oran Türkiye’de hammadde olarak yüzde 1.5, entegre ürünlerle birlikte yüzde 3.5 seviyesinde bulunuyor.
     Türkiye’nin madenciliğe daha fazla odaklanması gerektiğini belirten sektör temsilcileri, ancak bunun için sürdürülebilir ve günün koşullarına uygun stratejik planlama ve teşviklerin uygulanması gerektiğini ifade ediyorlar.
     İMİB verilerine göre Türkiye’nin maden ihracatı 2017’de, 2016 yılına göre yüzde 24 artarak 4,7 milyar dolara, miktar bazında yüzde 21’lik artışla 24,7 milyon tona ulaştı.
     Türkiye’nin 2017 yılındaki toplam maden ihracatının 2 milyar dolarlık bölümünü ise doğal taş kaleminden gerçekleştiği görüldü.
     Türk maden sektörünün toplam ihracatı Temmuz sonu itibariyle 2.68 milyar dolara ulaştı. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) verilerine göre sektörün Temmuz ayı ihracatı 404 milyon dolar oldu. Yılın ilk 7 ayında maden ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0.72 oranında artış kaydederek 2.68 milyar dolara ulaştı.
     Maden ihracatımız Temmuz ayında geçen yılın Temmuz ayına göre yüzde 4.57 artışla 404 milyon dolar seviyesine ulaştı. Madencilik sektörünün ihraç ettiği endüstriyel hammaddelerinin tek başına yüzde 44’lük bölümünü oluşturan doğal taş ihracatı ise yılın ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 3.21’lik düşüşle 1,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayı doğal taş ihracatı yüzde 2,1’lik artışla 177 milyon dolara ulaştı.
     Türk maden sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler; Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika oldu. Türkiye’nin en fazla doğal taş ihraç ettiği ülkeler de Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan olarak kayda geçti.
     Sektör temsilcileri; bu yılsonunda 6 milyar, 2023’te 15 milyar dolarlık ihracat hedefliyor. Özellikle 2023 yılı hedeflerine ulaşılması adına 2018 yılı da dahil olmak üzere sektörün, her yıl en az yüzde 25’lik ihracat artışı sağlaması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, 2018’in kaçırılması durumunda yaklaşık yüzde 45’lik bir artışa ihtiyaç duyulacağını ve bunun da gerçekçi bir hedef olamayacağında birleşiyorlar.
     Sektör bu nedenle 2019 yılını en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğini ve yılı sektör açısından ‘kaçırmamak’ gerektiğini ifade ediyorlar.

Yıllara göre sektörün gelişimi
     Türkiye, 2016’da 308 milyar dolarlık maden ihracatı yaptı. Bu değer ile dünya pazarından yüzde 1,2 pay alarak 16’ncı sırada kendine yer buldu.  2016’da toplam ihracatı ürün bazında incelediğimizde yüzde 2,7 olan maden ihracatı idi. Bu değer 2017’de yüzde 3’e çıktı.
     Doğal taş ihracatı ise Türkiye’nin maden ihracatı içinde en büyük kalemi oluşturuyor. 2017 yılında doğal taşlar 7,9 milyon ton ve 2 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. Bu ürün grubunu 5 milyon ton ve 1,4 milyar dolarla metalik cevherler, 11,4 milyon ton ve 874 milyon dolarla endüstriyel mineraller, 261 bin ton ve 365 milyon dolarla ferro alyajlar, mineral yakıtlar ve diğer ürünlerin ihracatı izledi. 2017 yılında en çok maden ihracatı yapılan ilk 10 ülkeyi de sırasıyla; Çin, ABD, Belçika, İtalya, İspanya, Bulgaristan, Hindistan, Suudi Arabistan, Güney Kore ve İsveç oluşturdu.

İzin süreçleri yatırımcı kaçırıyor
     Türkiye Madenciler Derneği(TMD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emiroğlu, izin süreçlerini olumsuz etkileyen fiili durumun yürürlükten kaldırılması gerektiğini söyledi. Emiroğlu, kendi internet sitelerinde yer alan demeçlerinde ruhsat ve izinlerin 2012 Haziran ayı itibarıyla Başbakanlık onayına sunulması, bu alanda birçok sorunu da gündeme getirdiğini belirterek, “Söz konusu süreç içinde çok sayıda ruhsat ve izin dosyası onay için bekletildi veya reddedildi. Mevzuata aykırı şekilde yaşanan bu durum, yerli ve yabancı yatırımcıların sektöre olan ilgisinin azalmasına neden oldu. Ayrıca planlanan yatırımların gerçekleşmesi gecikti veya yapılamadı. Sektör olarak daha fazla zarar görmemek için madencilik ile ilgili izin süreçlerini olumsuz etkileyen bu fiili durumun yürürlükten kaldırılmasını, ruhsat süreçlerinin geçmişte olduğu gibi mevzuata uygun şekilde ilgili kurumlar tarafından yönetilmesini ve böylece sürecin hızlandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Öncelikle üretimi arttırmamız gerekiyor
     İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer de pazarı büyütebilmek ve hammadde ithalatını azaltmak için üretim ve markalaşmaya odaklanılması gerektiğini söyledi. Dinçer, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu:
     “Söz konusu üretim artışı ihracatı olumlu yönde etkileyecek, böylece hammadde ithalatının da önüne geçilmiş olunacak. Dolayısıyla dış açığa da olumlu katkıda bulunarak, iki katı değer sağlamış olacağız. Örneğin; doğal taş sektörü yüksek ihracat potansiyeli, iç piyasa tüketimi, doğal taş makineleri üretimi ve ihracatı ile Türkiye ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Özellikle son dönemde mermer üretiminde, klasik mermer üretim yöntemlerinin değişmeye başlaması, nitelikli işgücü ve ileri teknolojiye dayanan modern üretim yöntemlerinin daha çok kullanılmaya başlanması, büyük ölçekli firmaların yaptığı yatırım ve bütünleşmiş üretim yapan tesislerin de devreye girmesiyle işlenmiş mermer üretiminde kayda değer artış oldu. Uygulanmaya başlanan modern ocak üretim yöntemleri ve son teknikler sayesinde rekabetin yoğun olduğu dünya doğal taş pazarına uygun üretim ve pazarlama yapabilecek ürünler hazırlayan tesislerin Türkiye’deki sayısı arttı. Böylece Türkiye, dünya doğal taş üretiminde lider üç büyük üreticiden biri konumuna geldi. Markalaşmayla ilgili birlik olarak Turkish Stones markasının küresel pazarlarda hak ettiği yere ulaşması ve son kullanıcıda Turkish Stones’un kalite algısının oluşturulabilmesi için ihtisas fuarlarının yanı sıra son kullanıcının ve proje üreticilerinin, tasarımcıların Türkiye mermerini tanıyacağı küresel çaptaki tasarım haftalarında, festivallerinde, mimarlık bienallerinde yer almak için çaba sarf ediyoruz. Turkish Stones markasının tanıtımında tüm üyelerimizin hassas kesim, paketleme ve terminler konusunda titizlik göstermesiyle de önemli yol alabiliriz.”

     Maden ve orman izinlerinin alınma sürecinde yaşanan gecikmelerin sektörü olumsuz yönde etkilediğine vurgu yapan Dinçer, birçok sektörün hammaddesi olan madenleri ithal edildiğini kaydetti. Dinçer, “Hâlbuki Türkiye maden zengini bir ülke. Maden ve orman izinlerini kısa sürede alabilirsek, üretimde artış sağlayabilir ve ithalattan kurtulmuş oluruz. İthalatın da önüne geçeceğimiz için cari açığın azaltılmasında rol oynamış oluruz. Ayrıca, orman bedelleri madenciliğin önemli maliyet unsurlarından birini oluşturuyor. Orman bedelleriyle ilgili herhangi bir indirimin olmaması yüksek bedellerin ödenmesine sebep oluyor. Buna ilave çevreyle ilgili yeni bir düzenleme çıktı. Çıkan yasanın uygulamasını bekliyoruz. İzin alımları konusunda yaşanan sıkıntıların yanı sıra madencilikle ilgili yanlış ve olumsuz algıları değiştirmek, madencilikle ilgili doğruları anlatmak bizim için ayrı bir gündem maddesi oluşturuyor” dedi.

     İMİB Başkanı Aydın Dinçer, ayrıca  “Hedefimizde yeni pazarlar var. Mevcut pazarlardaki payımızı artırmak ve yeni pazarlara ulaşmak için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle pazar çeşitlendirme açısından önemli bir yol haritası sunan UR-GE projelerinin ve Ticaret Bakanlığı desteğiyle Türkiye’de ağırlanan alım heyetlerinin katkısı önemli. Aslına bakarsanız birlik olarak hedefimiz çok net. Türkiye’nin yüksek oranlarda ihracat yapamadığı ülkelerden önemli pay almak. Bu kapsamdaki Hindistan, Vietnam, Kanada, Suudi Arabistan, Avustralya, ABD, Çin, İngiltere, Fransa, Endonezya ve Malezya’yı hedef pazar olarak önümüze koyduk. Bunun yanı sıra özellikle sektörü düşük fiyat sıkıntısından kurtarmamıza olanak sağlayacak Turkish Stones markasını tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Kömür vurgusu….
     İstanbul Ticaret Odası 81. Doğal ve İşlenmiş Katı Yakıt Meslek Komitesi Başkan Vekili ve Meclis Üyesi Hüseyin Akarçeşme, yeni kömür sahalarının özel sektöre devri ile bu yıl 100 milyon tonluk üretim hedeflendiğini söyledi.
     Akarçeşme, “Enerjide yerli kömürün kullanılması, hiçbir çevre ve emisyon sorunu yaşatmadan dış açığın kapatılmasına da katkı sunacak. 2017 yılında Türkiye’nin genel ithalatı, 2016’ya göre yüzde 17,5 artışla 233 milyar dolar oldu. Genel enerji ithalatı ise yüzde 37’lik artışla 37 milyar dolara çıkmıştı. Türkiye’nin kömür enerjisi ithalatı ise 3.5-4 milyar dolar şeklinde gerçekleşiyor. Bu da enerji üretiminde yerli ürünlerin kullanılmasının neden önemli olduğunu net şekilde izah ediyor. Son 15 yılda enerji alanında ilerleme kaydeden Türkiye, kömür üretiminde de atağa kalktı ve yerli kömür üretim ve tüketimine destek arttı. Türkiye, son yıllardaki enerji politikalarıyla doğalgaza bağımlılığını kayda değer oranda azalttı. Yerli kaynaklarımızı değerlendirirsek, bu oranı daha da aşağı çekebiliriz. Yerli enerji stratejisi çerçevesinde yaklaşık 8 bin megavat elektrik üretim kapasitesine sahip olacağı öngörülen yeni kömür sahalarının 30 yıllığına özel sektöre devredilerek ekonomiye kazandırılması planlanıyor. Bu yıl, 100 milyon tonluk üretim hedefleniyor. Yerli kömür kullanımı arttıkça, dış açıktaki ithal enerjiye bağımlılığın da düşmesini bekliyoruz.

     Doğalgaza oranla yaklaşık 18 kat daha fazla istihdam sağlayabilme kapasitesi de yerli kömür üretim ve kullanımının cazibesini artırıyor. Ayrıca devlet politikası ve özel sektöre sunulan teşvikler sayesinde yerli kömürle işletilen termik santral sayısı hızla arttı. Yerli kömür, özellikle termik santrallerde birçok kullanım avantajına sahip. Yapılan araştırmalara göre dünyada kömürün ömrü 350 yıl. Türkiye’nin sahip olduğu kömür kaynağı ise en az 150 sene. Buradan hareketle yerli kömür tüketiminin desteklenmesi, ekonomiye ve dış ticaret açığının azaltılmasına katkı sağlayacak. Enerjinin olmazsa olmaz ölçütlerini enerjide verimlilik, tasarruf ve çeşitlilik oluşturuyor. Biz, termik santrallerde, merkezi ısıtmada ve sanayide kömürün kullanımını destekliyoruz ve bunun teşvik edilmesini istiyoruz. Enerji verimliliği konusunda ilgili bakanlıkta birçok çalışma yürütülüyor. Enerjide çeşitlilik prensibi içinde kömür oranı yükseltilmeli ve doğalgaza bağımlılık da azaltılmalı. Bakanlık bundan böyle faaliyetlerinde kayıtların, veri tabanı bilgilerinin ve raporlama sisteminin daha da ileriye taşınması için Enerji Verimliliği Portalı’nda değişim hazırlıkları yapıyor. Bu çalışmalarla portal, enerji harcamalarının takip edildiği, ileri düzey raporlama yapabilen yapı haline gelecek. Böylece sektörel bazda sağlanan bütün tasarrufların izlenebilmesi sağlanacak. Ayrıca tedarikçi ve dağıtım şirketlerine enerji verimliliği konusunda yükümlülükler getirilecek” değerlendirmelerinde bulundu.

Sürecek...

 


+ Benzer Haberler
» İhracat başlığından ürün bazında maden sektörünün görünümü
» Egeli madencilerin önceliği; Tasarım
» İzin bedelleri yatırımları durma noktasına getirdi


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.09.2019
  Ticaret 20.09.2019
  Ticaret 19.09.2019
  Ticaret 18.09.2019
  Ticaret 17.09.2019
  Ticaret 16.09.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni