• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

İzmir Limanı’na önce körfez taraması sonra özelleştirme

04 Şubat 2017 Cumartesi 06:00
12
14
16
18

Arkas Holding CEO’su Önder Türkkanı, İzmir Körfezi’ndeki yaklaşma kanalı probleminin çözülmesiyle liman ihalesine ilginin artacağına dikkat çekiyor

     Ne kadar liman kapasitesi, o kadar yeni yatırımcı… Arkas Holding Başkanı Önder Türkkanı, İzmir ve çevresinde liman sayısının fazla olmasının yatırımcı için cazip bir unsur olduğunu söylüyor. Türkkanı, “Alternatiflerin bol olduğu bir ortamda yatırımları arttırırsınız. Sanayicisi, ihracatçısı, ithalatçısı… Her kesim bundan fayda görür. Tek bir limana mahkûm kalmazlar. Gerektiğinde Aliağa’dan gerektiğinde İzmir Limanı’ndan yükleme yapılabilsin.  Altyapı yatırımları yapmak Türkiye’nin rekabet gücünü de artıracaktır. Ayrıca Aliağa limanlarındaki yükseliş önemlidir. Türkiye, dış ticaretinde son dönemde biraz duraklama olsa da büyüyen bir ekonomidir. Aliağa Limanı’na da İzmir Limanı’na da ihtiyaç var. Bu iki limanın karşılaştırılması doğru değil. Birbirinin engelleyicisi gibi görmek doğru değil. Neticede ne kadar liman yatırımı yapılırsa bu Türkiye için o kadar yararlıdır. ‘Eyvah Aliağa Limanı açıldı, İzmir Limanı ne olacak?’ diye bir şey yok. İzmir Limanı’na bakın; hiç de öyle bir acıklı bir durumu sözkonusu değil” diyor.

     İzmir’in limancılık alanında daha hızlı gelişimi için İzmir Körfezi’nde derin suyolu taramasının yapılması, limanların ulaşım konusundaki altyapı yatırımlarının tamamlanması ve sonrasında İzmir Limanı ihalesinin sonuçlanması gerektiğini belirten Türkkanı, bu yatırımlar sayesinde Türk iş dünyasının rekabet gücünün daha da artacağını ifade ediyor. Önder Türkkanı ile İzmir Limanı üzerinden Ege Bölgesi’ndeki limancılığa, bu alanda holding olarak hedefleri ve sektörün gelişimine ışık tuttuk.

     Arkas Holding, İzmir Limanı’ndan en fazla hizmet alan gruplardan birisi. Aynı zamanda 2007 yılındaki özelleştirme ihalesine katılan bir Holding ve bu süreci iyi bilen birisi olarak bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
     İzmir Limanı’nın derinlik problemi var. Bu sorun çözümlenmediği sürece ve sorunun ihale sonrasına bırakılması halinde limanın konteyner ayağında çok ilgi çekmeyeceği kanaatindeyim. En azından bizim için böyle. Çünkü İzmir Körfezi’nin yeni jenerasyon gemilere ev sahipliği yapabilmesi için bu şarttır. Bunu da devlet ihale öncesi yapmalı ki ihaleden sonra ihaleyi alan şirket olası çevre problemleriyle baş başa bırakılmamalı. Aksi takdirde; limanı aldınız ama bir takım hukuki engellemelerle derinleştirme çalışmaları yapılamazsa o zaman eksik kapasite ile çalışır durumda kalırsınız. Bu büyük bir risktir. Mutlaka bu sorun çözümlenmesi gerekiyor.
     Öte yandan Aliağa’daki limanlardaki yükseliş önemlidir. Türkiye dış ticaretinde son dönemde biraz duraklama olsa da büyüyen bir ekonomidir. Aliağa Limanı’na da İzmir Limanı’na da ihtiyaç var.
     Bu iki limanı birbirinin engelleyicisi gibi görmek doğru değil. Neticede ne kadar liman yatırımı yapılırsa bu o kadar Türkiye için yararlıdır. “Eyvah Aliağa Limanı açıldı, İzmir Limanı ne olacak?” diye bir şey yok. İzmir Limanı’na bakın; hiç de öyle bir acıklı bir durum sözkonusu değil.

     İzmir Limanı’nın yılın ikinci altı aylık döneminde ikinci kez ihaleye çıkması öngörülüyor. Burada özellikle konuşulan başlıklardan birisi; konteyner ve kruvaziyer limanı olarak ikiye bölünerek mi özelleştirilsin başlığı. Bir yatırımcı olarak siz bu konu ne düşünüyorsunuz?
     Ayrı ayrı olabilir. Bölünebilir. Arkas olarak ilgi alanımız konteyner limanı bölümüdür.

     Liman, 2007 yılında 1.275 milyon dolara ihale edilmişti. Ancak sonrasında konsorsiyumların geri çekilmesi ile limanın işletmesi yeniden TCDD’ye geçti. Aradan 9 yıl geçti. Liman yine aynı değerde alıcı bulabilir mi?
     Sanmıyorum. O rakamları yakalayamaz. O rakamın, o günün koşullarında bile çok yüksek olduğunu düşünüyorduk. İhalede biz 3. olduk. Konsorsiyum olarak o ihalede düşündüğümüz rakamların üzerine çıkmamıza rağmen 3. olduk.

     Bu yıl özelleştirme gerçekleşir mi?  Öngörünüz nedir?
     Bilemiyorum.

     Yeni özelleştirme sürecinde sizce dikkat edilmesi gereken hususlar neler?
     Liman özelinde altyapı sorunlarının giderilmesi ya da gideriliyor olması lazım. İzmir Limanı’nda derin su yolu taramasının yapılması gerekiyor. Diğer limanlar  için konuşacaksak, karayolu ve demiryolu bağlantılarının gerçekleştirilmesi önemli. Limanı harekete geçirecek olan yoldur. Yolu olmayan bir limanın fizibilitesi çıkmaz. Bu tür özelleştirilecek limanlarda yola ilişkin altyapının çözülmesi halinde ihale bedelinin beklenen rakamlara ulaşması mümkündür.

     Yine ihaleye girecek misiniz?
     Şartnameyi gördükten sonra bir şey söylemem mümkün. İzmir Limanı’nı en yüksek oranda kullanan gruplardan birisiyiz. O çerçevede limanın bundan sonraki akıbeti bizi ilgilendiriyor. Önemli olan kimin aldığından çok, doğru yatırımların yapılması ve verimli bir liman olarak çalışıyor olmasıdır.

     Siz aynı zamanda Türkiye’nin en büyük liman işletmecisi konumundasınız. İstanbul’un nabzını tutuyorsunuz. Sadece liman değil aynı zamanda arka planda da çok büyük lojistik yatırımlarınız olduğunu görüyoruz. İzmir özelinde baktığımızda lojistik yatırımları konusunda ne kadar şanslı ve ne kadar geliştirilebilir?
     Eğer İzmir Limanı’nda bu bahsettiğim derinlik sorunu çözülürse ve ihale yapılırsa, Aliağa’da kara ve demiryolu altyapısına destek verilirse İzmir lojistik konusunda önemli bir üs haline gelecektir. İzmir Limanı Projesi kendi içinde büyümeyi de çözüyor. Bir önceki ihale şartnamesinde taramadan gelecek malzemenin dolguda kullanılıp iki katı alana çıkarılabilecek bir alandan bahsediyoruz. İzmir Limanı’nın üretim noktalarına yakınlığı çok önemlidir. Aliağa, Manisa için önemli bir noktada. Artık limanları kendi hinterlandı içinde düşünmek gerekiyor. Bir çap oluşturup olaya öyle bakmak ve ulaşımın uygunluğunun hesabı yapılarak yol alınması gerekiyor. Limanlar ve yolları birbirinden ayırmadan düşünmeliyiz. Yol yapmadığınız sürece muazzam bir liman yapmanın bir anlamı yok. Limanlar için yol belirleyici bir unsurdur.

     İzmir Limanı için ne kadar bir altyapı yatırımı gerektiriyor?
     İhaleye girdiğimiz tarihte yaptığımız çalışmada kademeli olarak 300 milyon dolar bir yatırım gerektiriyordu. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama bu rakamda önemli bir yükselme olduğunu düşünmüyorum.

     İzmir Limanı ile şehrin bütünlüğü konusunda eleştiriler var. İzmir Limanı’nın şehirden kalkması mümkün mü?
     İzmir’e güç kaybettirmek istiyorsanız limanı kaldırabilirsiniz. Ekonomik anlamda şehri aktif tutmak istiyorsanız limanı olmak zorundadır. Efes’e bakın. Liman şehri iken zaman içinde denizin dolması nedeniyle liman şehri olmaktan çıkıp hayalet şehir olmuştur.

     APM, Aliağa’daki yatırımı için geri sayım yaşıyor. Bu pozitif olarak bölgeye farklı bir sinerji getirir mi?
     Getirir. Dış ticaretin çok güçlendiği bir bölge haline gelirse o bölgede çok daha fazla antrepoculuk yatırımı gerçekleşir ve bölgenin bir hub haline gelmesine katkısı olur. Bunu geçtiğimiz ihale sürecinde liman ile ilgilenen bir Hintli firmanın buraya yönelik hedeflerinde gördük. Burada limanın alternatiflerinin olması yatırımcı için caziptir. Alternatiflerin olduğu bir ortamda yatırımları artırırsınız. Sanayicisi, ihracatçısı, ithalatçısı… Her kesimi bundan fayda görür. Tek bir limana mahkûm kalmazlar. Gerektiğinde Aliağa’dan gerektiğinde İzmir Limanı’ndan yükleme yapılabilsin.  Altyapı yatırımları yapmak Türkiye’nin rekabet gücünü de artıracaktır.

     Geçen ihale sürecinde İzmir Limanı’na 5 konsorsiyum talip olmuştu. Bu sefer de aynı ilgiyi görür mü?
     Görür. Aynı isimler olmasa bile farklı konsorsiyumlarla olabilir. İzmir Limanı her zaman tarihsel olarak bir değeri var. Derin su yolu sorunu çözülürse büyük ilgi görür.

     Başbakan Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanlığı döneminden itibaren İzmir Limanı sürecini bilen bir isim. Yeni ihale ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasından bu bir avantaj olur mu?
     Ulaştırma Bakanlığı yapmış bir ismin Başbakanlığa gelmiş olması altyapı yatırımlarının sonuçlandırılmasında büyük bir şanstır. Kaldı ki, İzmir Limanı ile ilgili bütün ayrıntıları bilen bir isimden bahsediyoruz. Çözümlerini de biliyor.

     Son dönemde yatırım ölçeği çok büyük olan Çandarlı Limanı’nda; aynı Rotterdam Limanı’nda olduğu gibi iskelelerinin farklı farklı işletmeci firmalar tarafından işletilmesi modelini konuşuyoruz.  Bu işletme modeli konusunda ne düşünüyorsunuz?
     Olabilir. Ama unutulmamalı ki, yatırımcı öncelikle yol ve altyapı yatırımı var mı buna bakıyor.

     İzmir Limanı’nda yaşanan sıkıntılar nedeniyle yükün Pire, Malta ve Mısır Limanı’na kaydığı değerlendirmelerini dinledik. Buralara büyük oranlarda kaçış oldu mu? Yoksa bu bir şehir efsanesi mi?
     Bu bir şehir efsanesidir. İzmir Limanı aktarma limanı değil ki. İzmir Limanı, lokal yük limanıdır. Lokal yükü, niye Pire’ye götürsün ki?... Derin suyolu yatırımı yapılırsa doğrudan İzmir’e gelebilecek gemi sayısı artacaktır.  Limanlara gelir getiren lokal yüklerdir bunu da unutmamak gerekiyor. Aktarma limanları büyük karlar bırakmaz.

     “Biz organik büyüyoruz”
     Arkas olarak Avrupa ve Akdeniz çanağına Afrika ve Karadeniz’de taşımacılık yapıyorsunuz. Gemi kapasiteleriniz ve büyüklükleriniz de bu ölçeğe uygun planlanmış durumda. Nasıl bir büyüme planınız var?
     Bunu yüzmedeki gibi düşünebilirsiniz. Önce daha kısa kısa mesafede yüzersiniz, adalelerinizi güçlendirdikten sonra daha uzun yüzmeye başlarsınız. Yakın çevremiz ile başladık. Karadeniz ve Akdeniz ülkeleri ile Batı Afrika ve Doğu Afrika’da hizmet veriyoruz. Biz, organik büyüyoruz. Belli bir fiziki kapasiteye ulaşınca yeni hamleler yapıyoruz.

     “Konteyner, ticarette demokrasiyi getirdi”
     “Dünyada konteyner taşımacılığına baktığımızda; konteynere konan mal miktarı her geçen yıl artıyor. Konteyner taşımacılığının avantajları çok yüksek. Konteyner, ticarette demokrasiyi getirdi. Artık gerektiğinde bir konteynerin dörtte birinin doldurarak ithalat ihracat yapabilirsiniz. Daha küçük işletmeler doğrudan ithalat ya da ihracat yapabilir hale geldi. Konteyner ticaretteki tekelleşmeyi kırmış önemli bir buluştur. Stok maliyetlerini düşürdü. Bu ticaretin büyümesini ve yaygınlaşmasını da sağladı. Denizcilik sektörü açısından arz-talep dengesinde fark yaşanıyor. Kar marjlarının çok düşük olduğu bir alan. Ama bu yaşananlar yeni çözümleri üretmeyi de beraberinde getiriyor. Birleşmeler oluşmaya başladı. İş yapış kültürü de değişiyor. Yükleri birleştirme ve tek gemi ile taşıma ve beraberinde maliyet ciddi bir tasarruf sağlıyor. Ama dünyada hala arz talep arasında arz lehine ciddi bir fark var.”

 


+ Benzer Haberler
» Batıliman; bölge ve ülke ekonomisine maksimum katkı sağlama amacında
» APM Terminals İzmir, Egeli firmaların taşıma maliyetlerini yüzde 25 düşürecek
» “İzmir’deki üç liman birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı”
» “Aliağa’nın yolunu ve planlamasını yapın, ticaret hacmimiz 50 milyar dolar olsun”
» İzmir’in limancılık geleceği için ‘kümelenme’ önerisi
» “İzmir Limanı’nda hiçbir şey için geç değil”
» İzmir limancılıkta şaha kalkmak için gün sayıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
  Ticaret 04.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni