• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz”

10 Eylül 2016 Cumartesi 05:00
12
14
16
18

     Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Levent Kandiller, İzmir’de teknoparkların gelişimi için rekabet içinde işbirliğine inandıklarını söyledi. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Dr. Emrah Tomur ile birlikte sorularımızı yanıtlandıran Kandiller, İzmir’in ulusal değil uluslar arası alanda rekabet için ortak hareket etmesinin gerektiğine vurgu yaptı. Öte yandan sanayi içindeki Ar-Ge merkezlerinin dağınık durumuna dikkat çeken Kandiller, “Bir iki proje ile gidiliyor. İzmir derken; İzmir ile Manisa’yı da ayıramazsınız. Manisa’da endüstriyel devler var. Ege Bölgesi’nin senkronize çalışması önem taşıyor. Aydın, Denizli, Muğla, Manisa’daki üniversitelerle de ortak çalışıyorlar. Bugün İzmir’de bu konudaki akil adamlar işbirliği içinde çalışıyorlar” dedi.

     Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Dr. Emrah Tomur da İzmir’in bu alanda stratejik avantajları olduğunu söyledi. Tomur,  “İstanbul ve Ankara’dan birçok şirket buraya geliyor. Tersine bir beyin göçü var. İhtisas teknoparkları burada çok önemli. Rekabet içinde işbirliğini de çok olumlu etkileyecektir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da ihtisas teknoparklarını önemsiyor ve destekleyecek” dedi. Kandiller ve Tomur ile İzmir’in teknoparklar ve TTO gerçeğine ışık tuttuk.

     Yaşar Üniversi tesi’nin teknopark sistemine bakış açısı nedir?
     KANDİLLER:
Yaşar Üniversitesi bir yıllık yoğun bir çalışma sonrasında 3. Nesil Üniversite olmak için ana strateji belirledi. Bunu izleyen süreçte organizasyonda da değişiklik yaptık. Eskiden akademik birimlere bakan rektör yardımcılıklarını fonksiyonel hale getirdik. Rektör yardımcılıklarından birisi de Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilikten sorumlu ve ben bu birimden sorumluyum. Bu değişim sürecinde uzmanlarımızın sayısını arttırdık. Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi’ni kurduk. Eşgüdümlü çalışan bir Proje Destek Ofisimiz var. Bu organizasyonun oluşması aslında Kasım ayında oldu. Bu süreçte ayrıca bir kuluçka merkezi yarattık. Orada öğrencilerimizin, çalışanlarımızın ve mezunlarımızın girişimlerini destekliyoruz. KOSGEB ve Melek Yatırımcılarla işbirliği içindeyiz. 15 üniteli Kuluçka Merkezimiz çok yeni olmasına rağmen şu anda yedi girişimci grup burada çalışıyor. Ayrıca, Bilimsel Araştırma Fonumuzu bu yıl 10 misline çıkardık. Bu fon ile yalnızca bilimsel girişimcilik çalışmalarını da destekliyoruz. Sınaî mülkiyet haklarıyla ilgili olarak patent faydalı model ve endüstriyel tasarımları da destekliyoruz. Bu destek ile son 6 ay içinde üniversite kanalı ile başvurulan patent sayısı 6 oldu. Bunların ikisi uluslararası patent. Ayrıca, 3 faydalı modelimiz ve 8 tane tasarım tescilimiz var.
     Bu gelişmeler üniversite içinde paradigma değişikliğine neden oluyor. Bu girişimleri tetiklemeye çalışıyoruz. İç paydaşlarımızda farkındalık yaratmanın ötesinde projelere yöneltmeye başladık. Dış paydaşlarımız ile görüşmelerimiz sürüyor ve bu anlamda İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz. Dolayısıyla diğer teknoparklar ve kuluçka merkezleri ile ortak çalışıyoruz. Ayrıca İTÜ ve ODTÜ ile de yakın çalışmalarımız var. Ön kuluçka ve kuluçka merkezimiz burada, kendi kampüsümüzde. Ancak kuluçkadan başarıyla çıkan şirketlerimizi İzmir’deki mevcut teknoparklara yönlendirmek istiyoruz.

     Rekabet içinde işbirliği dediniz. Bu başlıktan İzmir’e baktığımızda neler yapabiliriz?
     KANDİLLER:
İz mir’de farklı kurumlar benzer yapılanmalar ile hoş bir rekabet içerisinde. Biz istiyoruz ki, rekabeti yurtdışında yapalım. Rekabeti; Silikon Vadisi’nde, Kore, Çin ve Rusya ile yapalım. Kıt olan imkânları akıllıca kullanalım diye tartışıyoruz. Çok başarılı olduğunu düşündüğüm İzmir Üniversiteler Platformu var. Rektörler toplanıyor, çalışma grupları kuruluyor. TTO’lar birlikte çalışıyor. Benzer bir başka platform Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından yürütülen sanayi-üniversite işbirliğini arttırmaya yönelik çalışma. Ayrıca, İZKA üzerinden Kalkınma Kurulunun bir alt komitesi olan bir platform var. Birde şimdi Sanayi Bakanlığı nezdinde kurulan Kamu-Üniversite İşbirliği Platformu kuruldu.

     Bu kadar çok platform gerekli mi?
     KANDİLLER:
Bunu biz de ifade ettik. Bu kadar çok platformu birbiri ile nasıl senkronize edebiliriz diye sorduk. Genellikle üniversiteler içinde Ar-Ge, inovasyon ve teknolojiden sorumlu TTO yöneticileri birlikte çalışıyoruz. Bu alanı ve imkânları daha nasıl etkin yönetebiliriz diye hareket ediyoruz. İşte burada tematik teknoloji geliştirme bölgeleri merkezleri devreye giriyor.
     Bugün sanayi içindeki Ar-Ge merkezleri de son derece dağınık durumda. Tabiri mazur görün ama güdük kalıyor. Bir iki proje ile gidiliyor. İzmir derken; İzmir ile Manisa’yı da ayıramazsınız. Manisa’da endüstriyel devler var. Ege Bölgesi’nin senkronize çalışması önem taşıyor. Aydın, Denizli, Muğla, Manisa’daki üniversitelerle de ortak çalışıyorlar. Bugün İzmir’de bu konudaki akil adamlar işbirliği içinde çalışıyorlar.
     Tematik teknokentler önemli. Bu teknokentlerin kalbinde olduğu tematik organize sanayi bölgeleri önem arzediyor. Bunların dalga dalga gidiyor olması lazım. Üniversite olarak genellikle ODTÜ’nün hikâyesine bakın. Döneminin bir Bakanının olayı tetiklemesi ile başlayan bir süreçten bahsediyoruz.  Bir yazılım şirketi ile başlayan süreçti. Ama sonrasında sizinde dediğiniz gibi savunma sanayi odaklandılar.
     Yaşar Üniversitesi olarak iki-üç tane niş alan belirledik.  Bunları belirlerken de İzmir’in ekosisteminde olan büyük teknoparklar ve tematik teknokentlerini de dikkate alarak ne yapabiliriz diye baktık.
     Birincisi; nesnelerin interneti üzerine çalışan arkadaşlara öncelik vereceğiz. İkincisi yenilenebilir enerji sektörü üzerinden neler yapabiliriz ona bakıyoruz. Bir tarafta Bergama Organize Sanayi Bölgesi tematik bir OSB olabilir diye düşünüyoruz. Buna paralel olarak da orada tematik bir teknopark olabileceğini düşünüyoruz. Bugün Bergama OSB’yi tematik OSB’ye dönüştürmek için bazı girişimler var. Bu gidilebilecek bir yöndür ve biz buna destek veriyoruz. Ama ana alanımıza almayı düşünmüyoruz.
     Biz arkasında endüstriyel bir holding olan ve zaman içinde İzmir’de başarılı girişimcilik ve inovasyona imza atmış bir holdingin kurduğu vakıf üniversitesi durumundayız. Holdingin üst yönetimi ile çok yakın ilişki içindeyiz. Grubumuza baktığınızda kimya ve gıda grubudur. Gıda da tedarik zincirinin bütün halkaları mevcuttur. Grubun yaptığı birçok ilk yatırımlar var. Bu sistem aslında Pınar ürünlerini besleyen bir sistemdir. Bu tedarik zincirinde aslında bir sosyal sorumluluk başlığında sadece kendileri üretmezler. Etraftaki yetiştiricilere de ürettirirler. Ürünleri toplayıp endüstriyel bir ürün haline getirirler. Bu tedarik zincirine bakmak istiyoruz. Yeni teknolojileri ve kaliteli tarım ürünlerinden gelen iyi gıda sektörüne odaklanmak istiyoruz. Gözleme, otomatik besleme ve ürün kalitesini belirleyecek sensör sistemleri ile büyük verileri toplayıp, o verileri analiz edip bir verimlilik yaratmak istiyoruz. Bunun çekirdeğini Yaşar Üniversitesi’nde yapıp, ilgili başka bir teknoparkta yapabiliriz. Gıda Bakanlığı ile de ortak bir çalışma içerisindeyiz.

     Bu ortak çalışma hakkında biraz daha bilgi verir misiniz?
     KANDİLLER: Araştırma merkezimizin tetiklemesiyle ve onların teşkilatıyla birlikte bu girişimi birlikte yapmak istiyoruz.

     Bu aldığınız patentlerin kaç tanesi gıdaya yada enerjiye yönelik idi?
     KANDİLLER:
Bu saydıklarım sürecin birinci aşaması idi. Yani farkındalık yaratma süreci. “Hangi alanda ne olursa olsun yeterki bu tohum yeşersin ve anlaşılsın” ile üniversitenin desteğinin olduğunun insanlara aktarılması gerekiyordu. Bir anlamda öncelikle havuzun dolmaya başlaması gerekiyor. Türkiye’deki en büyük sıkıntılardan birisi yeterince güçlü girişimlerin çıkmaması... Uluslararası platformlara yeteri kadar girişim akmıyor. Öncelikle bizim bu akışı canlandırmamız gerekiyor. Özetle, birinci aşamada; farkındalık yaratma sürecini yaşadık. Şimdi ikinci aşamaya geçiyoruz. Belirli alanlara konsantre oluyoruz. O alanlardaki girişimleri bir araya getirmek ve bireysel güçleri kadar, onların birbirleriyle etkileşimini arttırmayı hedefliyoruz.
     Dünyada teknolojinin gittiği yöne baktığınızda, sensör teknolojileri ve üretim teknolojilerinin artık dağın başında uygulanabilir düzeye geldiğini göreceksiniz. Artık bir roket bilimi değil bunlar. Gıda sanayini besleyen tedarik zinciri savunma sayesinden daha kritik bir sektördür. Bu sektöre daha teknolojik yaklaşımlarda bulunmamız gerekiyor.

     İzmir ekosistemine baktığımızda nasıl bir tablo ile karşı karşıyayız?
     TOMUR: Türkiye genelinde Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisleri TÜBİTAK ve diğer desteklerle hızlı bir şekilde kurulmaya başlandı. Teknoparklar ile bu ofislerin şöyle bir bağlantısı var. Teknoparklar esasında araştırma ve geliştirme yapılacak merkezler olarak planlandı. Ancak bugüne kadar Ar-Ge faaliyetlerinin nihai hedefi olan ekonomiye hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde katkı sağlanması ana amacına henüz ulaşılamadı. Yeni ürün geliştirmek, yeni pazar yaratmak, yeni müşteri bulmak, rekabet avantajı sağlamak Ar-Ge ile başlayan zincirin önemli halkalarıdır.
     Türkiye’deki ekosistemde şu anda eksik olan da budur. Örneğin, yıllarca hibe destek alarak Ar-Ge çalışması yapmış ancak tek bir fatura kesememiş şirketler var birçok teknoparkta. 10 yıldır Ar-Ge yapmış ama satılabilir ürün çıkaramamış yapılardan bahsediyoruz. Yazılım şirketlerinde bu sorun nispeten daha az. Çünkü yazılım Ar-Ge’si tamamlandığında hemen satılabilir ürün çıkıyor.
     Buradan teknoloji transfer ofislerine dönecek olursak; bu yapıların esas amacı hem üniversitelerde yapılan çalışmaları hem de teknoparklardaki Ar-Ge şirketlerinin çalışmalarının ticarileşmesini hızlandırmaktır.  Bir diğer önemli noktada kuluçka merkezleridir. Kuluçka merkezleri, biraz önce Ar-Ge tabanlı şirketlerde eksikliğinden bahsettiğimiz iş modeli, iş planı, pazar ve rekabet analizi, ürünümü nasıl konumlandırmalı kime ne kadara fiyata satmalıyım boyutunda teknolojik start-uplara destek veren önemli yapılar. Günümüzde araştırma yapmak inovasyonun ön şartı olmaktan çıktı; yazılımlar ve mobil uygulamalarla da büyük ticari başarılar getiren yeni ürün ve servisler yaratılabiliyor. Tabii önemli bir husus sadece parlak fikir başarı için yeterli değil, fikrin doğru müşteriyi hedefleyen doğru ürüne dönüştürülmesi de önem arzediyor. Biz kuluçka merkezinde bunu vermeye çalışıyoruz.  Bir eğitim programımız var. Çok deneyimli mentorlarımız var. Melek yatırımcı ağları ile temas halindeyiz. Kuluçka merkezimizde hem öğrenci hem akademik girişimcilerimize destek vereceğiz. Verimlilik sorununu yaşamamak için önceliğimizi kuluçka merkezi ve teknoloji transferine veriyoruz.  Bir yandan da İzmir ve Türkiye genelindeki diğer teknoparklar ile ciddi bağlantılarımız var, ortak çalışıyoruz.

     İzmir’de platformlar var. Gerçekten bir işbirliği yapabiliyor musunuz?
     TOMUR: Yapıyoruz.  Ama ne kadarı verimli çalışıyor buna bakabiliriz. İşbirliklerinin etkin olmasına set vuran şeyler olabiliyor. Örneğin; tüm teknopark ve TTO’lar varlıklarını sürdürebilmek için çoğunlukla kısa vadeli belirli performans hedeflerine ulaşmak zorunda uzun vadeli ve sinerji yaratacak büyük ölçekli projelere yönelmek yerine mecburen kısa vadeli kendileri için belirlenen hedeflere ulaşmak için çaba harcamak zorunda kalıyorlar. Bu da birlikteliği belli ölçüde olumsuz etkiliyor.

     Teknopark Performans Endeksi uygulamasının revizyonu mu gerekiyor?
     TOMUR:
Aslında bu endeks de gerekli. Kendinizin nerede olduğunu görebiliyorsunuz. Ama birlikte yapılan projelere çalışmalara daha fazla puan verilmesi ve desteklenmesi şeklinde yol alınabilir. Böylece sinerji yaratılabilir. Yurtdışındaki endekslerde ne kadar uzun vadede katma değer yaratır ona bakılır.
     KANDİLLER: Dünyadaki üniversitelerin gelirlerine baktığımızda birincisi öğrenci gelirleri ve araştırma gelirleridir. Birde ayrıca öğrencilerin okula yaptıkları bağışlardır. Bu son söylediğim Türkiye’de oturmuş bir sistem değil. Araştırma gelirlerinde artık fonlar değil girişimciliklerle yarattığı ekonomik değere bakılıyor. Türkiye’de de hayırsever vatandaşların yaptırdığı tesisler ve binalar var. Türkiye üniversite ve vakıf üniversitelerde var. Binaya ve teçhizata yapılıyor. Ama bunlar işletilemedi. Başkalarının kullanmasına izin verilmedi. İzmir’de bunu istemiyoruz. İzmir’deki alanları herkes gelip doldursun. Çünkü bir laboratuara zaten çok büyük talep yok. Teknokentleri dolduracak kadar talep yok. Yerel yatırım meleklerini dolduracak kadar iyi öneri yok. Bunları hızlandırmalıyız hep beraber.
     TOMUR: İzmir’in burada stratejik avantajlarını göz ardı etmeyelim. Lokasyon avantajı var. İstanbul ve Ankara’dan birçok şirket buraya geliyor. Tersine bir beyin göçü var. İhtisas teknoparkları burada çok önemli. Rekabet içinde işbirliğini de çok olumlu etkileyecektir. Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığıda bu ihtisas teknoparklarını önemsiyor ve destekleyecek.
     KANDİLLER: İzmir, üniversite konusunda Türkiye’nin 3. Büyük kenti. Bu devam edecek. Uluslararası öğrencilerin daha yoğun olduğu bir kent olacak. Daha farklı olaylara bakan yeni nesilin ihtiyaçlarına cevap verecek bir kent olacak. İzmir, 50 yaş üstü üretken insanların sağlıklı yaşlanma için tercih ettiği bir destinasyon durumunda. Bu da çok iyi bir uzman beyin göçünün tersine gelmesine neden oluyor. Tecrübeli, aktif ve 50’lili yaşlarda geliyor. Hayat birikimi yapmış ve buraya yerleşiyor ve buradaki gücü doğru kullanmalıyız.
     İşbirliği tetiklenmeli, teknoparklar önemli dedik. Tematik teknokentin bir mükemmeliyet merkezi olarak durduğu alanın etrafında örgütlenmiş tematik sanayinin de olması gerekiyor. Belki bununla daha fazla uğraşmalıyız.

 


+ Benzer Haberler
» “İzmir’in avantajlarını doğru kullanması gerekiyor”
» “Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak”
» “İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz”
» Seydibeyoğlu: Sinerji oluşturulmalı ve bu doğru bir potada eritilmeli
» İzmir’in geleceğini teknoparklar şekillendiriyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
  Ticaret 04.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni