• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak”

09 Eylül 2016 Cuma 06:00
12
14
16
18

Türkiye’de kurulan ilk teknoparklardan birisi olan İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi AŞ’nin (Teknopark İzmir) Genel Müdürü Yücel Yaşar, teknoparkların kümelenme modeli ile yol olmasının önemine dikkat çekerek, “Enerjimizi daha odaklı ve etkin kullanmalıyız” dedi.
Önümüzdeki dönemde teknoparklarda ‘uzmanlaşma’nın ön plana çıkacağını ifade eden Yaşar, “Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak. Teknoparkların uzmanlaşma sürecine gireceği ve kendi kapasitelerini arttırmaya odaklanacakları bir süreci yaşayacağız” dedi. Yaşar ile teknoparklar konusunda Türkiye’nin ve İzmir’in geleceği üzerine konuştuk.

     Teknoparkların dünyada ve Türkiye’deki gelişimini değerlendirir misiniz?
     - Teknoparkların dünyada yapılanması ve gelişimi, 60 yılı geçmiş durumda. 1950’li yıllarda ABD ve İskandinav ülkeleri başlangıç noktası durumunda ve ABD çok önemli bir noktada... Batı Avrupa ülkeleri önemli bir gelişim göstermiş; Almanya dikkat çekiyor. Ayrıca Kore örneği var.
     Türkiye’de de ar-ge ve inovasyon anlamında, ismi teknopark olmasada değişik isimler altında bu konuda çalışmalar yapılmış. Ama teknoloji geliştirme bölgelerinin geçmişi çok genç. Yasası 2001 yılına dayanıyor.  2001 yılında 4691 Sayılı Yasa çıkmış ve teknoparklar kurulmaya başlanmıştır. Biz de 2002 yılında kurulan Türkiye’deki ilk dört teknoparktan birisi olma özelliği taşıyoruz.
     Bugün Türkiye’de lisans almış 63 teknopark var. Bunlar içinde aktif olan teknopark sayısı 49’dur. Geri kalan 14’ü zaman içinde faaliyete başlayacaktır. Bu anlamda teknoparklar Türkiye’de genç bir oluşumdur.

     İzmir özelinde baktığımızda nasıl bir tablo ile karşılaşıyoruz?
     - İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) bünyesinde teknopark kurulurken muhtemelen İzmir’de tek bir teknopark kurulacağı düşünülerek yol alınmış. Bana göre de bu doğru bir yaklaşım olurdu. 21 ortaklı bir yapıyla kurulmuşuz. Bu ortaklar içinde İzmir’dekidiğer üniversitelerimiz de var. Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, Esnaf SanatkarlarOdaları Birliği gibi kenti ilgilendiren temel dinamikler de bizim ortaklarımızdır ve Teknopark İzmir ekosistemin güçlü bir aktörü olarak kurgulanmıştır. İkinci bir nokta, Teknopark İzmir’in önemli bir lokasyon avantajı var. 2 milyon metrekareyi aşkın alanıyla Türkiye’nin alan olarak en büyük teknoparklarından birisi olma özelliğindedir. İleride,ar-ge odaklı üretim aşamasında, bu alanımızın büyük avantajını görüyor olacağız.İYTE’nin yanı başında, İYTE’den aldığı güçle Silikon Vadisi’nin Türkiye’deki modeli olarak kurgulanmıştır.Üçüncüsü de sonuçta burası bir ar-ge bölgesi; denizi, doğası, havaalanı ve şehir merkezine 20 dakikalık mesafesiyle çalışanlara eşsiz bir ortam sunuyor.

     İzmir özelinde teknoparkların sürecini konuşacak olursak nasıl bir noktadayız? Bugün 4 üniversitede teknopark var. Ayrıca yeni oluşumlar için de girişimler var. İzmir özelinde bu bölünme doğru mu? Artıları ve eksileriyle baktığımızda nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?
     - Mutlak anlamda bir doğru sözkonusu değildir. Her uygulamanın artı ve eksileri var. Kore modeline baktığımızda her eyalette tek bir teknopark olduğunu görüyoruz.  Her türlü kaynağın tek bir teknoparkta toplanıyor olmasının avantajları var. Ama birden fazla teknoparkın aynı kentte olmasının yarattığı bir sinerji hatta bazen tatlı bir rekabeti beraberinde getirme avantajları var. Önemli olan sizin sistemi ne ölçüde etkin olarak kullanıp çalıştırdığınızdır.

     Neyin rekabeti yaşanıyor?
     - Sonuçta bizler ticari faaliyetleri olan oluşumlarız, anonim şirketiz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, her sene teknoparkları performans endeksine göre sıralıyor. 40’a yakın alt kriterin, 6 ana faktörde birleştiği bir sıralamadan bahsediyoruz. Firma sayısı, çalışan ar-ge personelisayısı, ciroları, patent sayısı, üniversite sanayi işbirliği ve ihracat gibi başlıklarda başarılarınızı belirliyor ve sıralıyor.
     2015 yılı endeksine göre Türkiye’nin en başarılı ilk 4 teknoparkı içinde yerimizi aldık. Bu rekabet; fiziksel mekanlarınızıgeliştirmeyi, firma, girişimci, yatırımcı ve hatta yeni fikirler için cazibeli olmanızı zorunlu kılıyor. Ar-ge firmaları ve çalışanlarına sunacağınız teknik ve sosyal imkanlarile de yapınızı güçlü kılmanız gerekiyor. Girişimcilerimizin başarısı ve ürettikleri projelerin katma değeri, değerimize değer katmaktadır.
     Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi sizin ortağınız durumunda. Ama teknoloji geliştirmeyi kendi bünyelerinde yapıyorlar.

     Rekabet adı altında herkes gücünü kendi içine çekmiyor mu?
     - Kentte tek bir teknopark olma modeli bana sorarsanız iyi bir model olabilirdi; ama mutlak bir model değildir. Biz o modeli geçmişiz. Bugün Türkiye genelinde 2’den fazla teknoparkı olan 4 ilimiz var; İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli… Kapasite el verdikçe, kentin dinamikleri el verdikçe, bu işe sahip çıkıldıkça teknoparkların sayısı artabilir.  Türkiye model olarak bir şehirde bir lokasyonda birden fazla teknoparklı modeli benimsemiştir. Bu süreç beraberinde kümelenmeyi ve buna bağlı olarak da uzmanlaşmayısonuç verecektir.

     Siz kendinize bu konuda bir ya da birkaç alan belirlediniz mi?
     - İzmir özelinde, başta tıp fakültesi olmak üzere sağlık bilimleri ve ziraat fakülteleri olan üniversitelerin gelecekte, daha çok bu alanlara yoğunlaşacağı düşünülebilir. İYTE’nin Türkiye’nin tek yüksek teknoloji enstitüsü olduğu düşünüldüğünde Teknopark İzmir’in de yazılım, bilişim, ileri malzemeler, nano-teknoloji gibi alanlara daha çok yoğunlaşacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

     Türkiye’deki teknoparklarda bir değişim dönemi yaşanacak diyebilir miyim?
     - Yapısal süreçlerini önemli ölçüde tamamlamış ‘olgun kategorideki’ teknoparklarımız olduğu gibi, gelişim süreçleri devam eden ve henüz kurulmakta olan teknoparklarımız da var. İzmir’i olgun teknopark kategorisinde biz temsil ediyoruz.
     Bundan sonraki aşama teknoparklarınuzmanlaşmaya yönelecekleri, yönetimsel kapasitelerini arttırmaya odaklanacakları ve kurumsal yapılarını güçlendirecekleri aşama olacaktır.
     Türkiye ve diğer ülkelerin, ülke gelişmişlikleri sadece GSYH ile ölçülmüyor. Artık ülkelerin ligi belirlenirken,ar-ge ligindeki konumları da çok belirleyici oluyor. Bunu da birçok kriter belirliyor. Patent başvuru ve tescil sayıları, ar-ge harcamalarının yurtiçi hasıla içindeki payı ve ar-ge çalışan sayıları gibi kriterlere de bakılıyor. Türkiye’deki ar-ge harcamalarının yurtiçi hasılaya oranı, son 10 yılda yaklaşık 3 kat artmasına rağmen, yüzde 1’i yeni geçti. Ar-ge’ye yaptığımız harcama 8 milyar dolar civarında. Türkiye’nin 2023 vizyonu içinde bu hedef yüzde 3.5 olarak belirlenmiş. Bu harcamayı ancak bir kapasite oluşturarak yapabilirsiniz. Firma sayısını ve ar-ge personeli sayısını arttırarak ancak bunu yapabilirsiniz. Üniversiteler, teknoloji geliştirme bölgeleri, özel sektör ar-ge merkezleri gibi yapılarla bu başarılabilecektir.

     Şu anda 63 teknopark var. Bunların kapasitesini ne ölçüde doğru kullanabiliyoruz? Önümüzdeki dönemde teknopark sayısını arttırmaya mı odaklanmalıyız? Yoksa mevcut olanların verimliliği mi arttırılmalı?
     - Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 40’a yakın kriterleteknoparkların performansını takip etmektedir. Türkiye, 500 milyar dolar ihracat hedefine ancak inovasyon ve katma değeri yüksek ürünlerle ulaşabilir. Teknolojik ürün ve hizmet üreterek bu hedefleri yakalayabilir. İhracatımızın kilogram fiyatı bugün için 2 Dolar’ın altındadır. Bunu daha yüksek değere çıkarmamızın yolu, katma değeri yüksek ürün ve hizmetten geçer. Beklenen bu çıktılarla teknoparkların sayısı, performansı, istihdam edilen ar-ge çalışanlarının sayısı arasında pozitif bir korelasyon vardır. Aslında yumurta tavuk misali…Tümüne önem vermek durumundayız.
     Bugün için baktığımızda sayıca artışın çok iyi etüt edilmesi gerekiyor. Her iki modelin artıları ve eksilerini analiz etmeliyiz. Sayı arttığında; ar-ge ve inovasyon çalışmasını tabana yaymış olursunuz. Bu bir kültür meselesidir; aileden ve ilköğretim aşamasından itibaren kültür haline getirerek yol alınmalıdır. Çokluk bu nedenle avantajdır. Bizim stratejik olarak teknoparkları nasıl konumlandırdığımız da ayrı bir önem taşımaktadır.

     Teknoparklarda üretilen katma değer ne kadar? Bugün Türkiye’deki teknoparklardan ne kadarlık ihracat yapılıyor? Teknopark İzmir özelinde baktığımızda nasıl bir tablo ile karşı karşıyayız?
     - Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın verilerine göre 2015 sonu itibariyle, teknoparklar, 2.4 milyar dolar ihracat ve 32 milyar TL’lik de toplam satış gerçekleştirmiş. Teknopark İzmir olarak 2015 sonunda yıllık 70 milyon TL satış ciromuz var. Şimdiye kadar ise 20 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.  

     Teknoparklara rakamlarla baktığımızda nasıl bir durumdayız?
     - Teknoloji geliştirme bölgelerinde, Türkiye genelinde, 3 bin 744 firmada 38 bin çalışan var. Bunun 31 bini Ar-Ge personeli durumunda.
     27 bin proje bugüne kadar bölgelerde ele alınmış; 18 bini tamamlanmış; 8 bini devam ediyor. Ayrıca, 1643 patent başvurusu olmuş. Bunların 591’i tescillenmiş; 1022’sinin süreçleri devam ediyor. Teknopark İzmir olarak ise 150 firmamız ve 900’ün üzerinde ar-ge personelimiz var. Geçen yılı 70 milyon TL ciro ile kapattık.

     Peki kendinize nasıl bir hedef belirlediniz?
     - Biz, Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin güçlü bir paydaşı olma konumumuzu sürdüreceğiz. Bu bağlamda, bölgemizde çalışmalarını sürdüren ar-ge firmalarımızın, startup’larımızın ulusal ve uluslararası arenadaki başarılarını sürekli kılacağız.
     Yine, önümüzdeki 5 yıl içinde ar-ge firma sayımızı 250’ye, ar-ge personeli sayımızı bin 500’e çıkarmayı ve yıllık 100 milyon TL ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Yeni ar-ge binalarımızın tamamlanmasıyla da kapasitemizi daha da yükseğe taşımayı planlıyoruz.

 


+ Benzer Haberler
» “İzmir’in avantajlarını doğru kullanması gerekiyor”
» “İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz”
» “İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz”
» Seydibeyoğlu: Sinerji oluşturulmalı ve bu doğru bir potada eritilmeli
» İzmir’in geleceğini teknoparklar şekillendiriyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
  Ticaret 04.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni