• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz”

08 Eylül 2016 Perşembe 05:00
12
14
16
18

     Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme A.Ş.(DEPARK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Özgören, İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inandıklarını ve bunun için emek verdiklerini söyledi.
     DEPARK Sağlık Akademik Koordinatörü Prof. Dr. Adile Öniz ve DEPARK Genel Müdürü Necip Özbey ile birlikte bizi kabul eden Murat Özgören, İzmir’in bu konuda her türlü argümana sahip olduğuna dikkat çekti.
     “İzmir olarak dezavantajımız; bu alanda çok az bir geçmişimiz var. Avantajımız ise kirlenmemiş bir geçmişimiz var” diyen Özgören ile teknoparkların gelişimi, bu alanda İzmir’in yapması gerekenler ve DEPARK olarak faaliyetleri hakkında konuştuk.

     Ankara’da ODTÜ, savunma sanayi ile birlikte bu alanda bir üs durumunda. TÜBİTAK MAM, İstanbul ve Kocaeli’ndeki sanayi ile birlikte ayrı bir üs konumunda. İzmir’de; İstanbul ve Ankara’dan sonra teknoparklar ve teknoloji geliştirme konusunda üçüncü bir üs olabilir mi?
     - Bırakın üçüncü olmayı, biz İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz. Bununla ilgili çok sayıda argümana sahibiz. Bunlardan birisi bizim sağlık alanında ilk tematik teknoparka sahip olmamızdır. Biz iki yıl önce kurulduğumuzda Türkiye Teknoparklar Endeksi’nde 35. sırada idik.  Şimdi ise 7. sırada yer alıyoruz. Bu aynı zamanda bizim değil İzmir’in de kapasitesini gösteriyor. İvmelenme konusunda ise erken aşama teknoparklar kategorisinde birinci sıradayız. Yapılan araştırmalarda İzmir’in aslında İstanbul ve Ankara’dan daha fazla inovasyon konusunda avantajlı olduğunu gösteriyor. Bizim teknopark yönetim kurulumuzda ODTÜ bulunuyor.
     Odaklama ile gidiyoruz. Bizim yaptığımız ‘Ne iş olursa yaparım’ mantığından çok daha ötededir. Tematik çalışmalarla ciddi hareketlerle dik gelişmeler yapma arzusundayız. Büyük ölçekli projelere odaklandık. Örneğin; 25 milyon liralık biyoteknolojik ilaç üretme çalışmamız var. Örneğin, İzmir Biyotıp ve Genom Enstitüsü (İBG) kapsamında 220 milyon Liralık bir yatırım var. Bu bağlamda Sağlık Teknoparkı, İBG ve diğer kaynakların ortaklaşmasını sağlayan Bioİzmir Projesi’ni yürütüyoruz. Bu odaklanma becerisi ile eğer gölge olunmaz ve yanlışlar olmaz ise liderlik yapmak ve ardından 6-7 şehri de tetiklemek istiyoruz.

     Hangi şehirler?
     - Bu şehirlerin başında İstanbul,  Ankara, Bursa, Gaziantep, Samsun, Mersin ve Kayseri geliyor. Hedefimiz, çok kapsamlıdır. Aziz Sancarda dahil olmak üzere son derece güçlü bir uluslar arası yönlendirme komitesi ile çalışıyoruz.  Aziz Bey, Mayıs ayında yine buraya gelecek. Odaklı temalar içinde yapılan faaliyetlerde; EXPO sürecindeki tanıtım faaliyetlerindeki elimizdeki bilgileri harmanlayarak bu amaca uygun kullanıyoruz. Teknoloji faaliyetlerimiz çok özgün ve kimsenin duymadığı faaliyetlerdir. Bu sayede ulusal ve uluslararası birçok projenin içinde yer alıyoruz.
     Sizin de dediğiniz gibi Havelsan ve Aselsan gibi kuruluşların Ankara’da olması ODTÜ’ye çok iyi geldi. Buna benzer bir çalışmanın sağlık ile burada kurgulandığını söylemek mümkün.
     Sadece sağlık başlığımı odaklandığınız alan…
     - Bir diğeri ise teknolojik tekstil... Egeli ihracatçılarla ortak yürüttüğümüz bir çalışma var.  Buradaki olanaklar rekabet öncesinde kritik bir başlangıçtır. Bunu yaparken yeni bir çalışma alanı ve katma değerli üretim için ciddi katkılarda bulunuyoruz. Benzer şekilde diğer temalarımızı da böyle kurguladık.

     Bugüne kadar neler yaptınız?
     - Bu kısa dönemde 100 firmaya ve 1000 çalışana ulaştık. İzmir’de de vilayetten sonra en büyük bütçeye sahibiz. Bunları çok iyi işleme amacındayız. Bizim 80 bin kişilik akademik bir kadro gücümüz var. Bunu inovasyona hizmet eder bir noktaya getirmek amacındayız. Amacımız, İzmir’deki 9 üniversiteyi tetikleyerek, bu olayları farklı açmaktır. Sonuç gösteriyor ki, üçüncü odak olmanın ötesinde eğer doğru kurgularsak birinci odak haline gelebileceğimizdir. Burada mütevazı gitmiyoruz. İstanbul’un finansman gücü, Ankara’nın bürokratik gücüyle yarışmaya girecek halimiz yok. Fakat girişimcilik anlamında ise doğru faaliyetler yaptığımızı biliyoruz.
     Örneğin…
     - Dokuz Eylül Girişimcilik Akademisi, alanında bence Türkiye’nin mantıklı yapılarından birisidir. Burası vasıtasıyla büyük yaz kampları yaptık.  Özel sektör ve kamu kesiminden paydaşları alarak, durumu tartıştık ve paylaştık. Türkiye genelinde girişimcilik ile ilgili yeni programların açılmasını tetikledik.
     Biz şehir yarışmasına inanmıyoruz. Biz uluslar arası bir hub olmak istiyoruz. Bizim kurgumuz;alanında dünyadaki önder merkezlerden biri olmak. Biz inovasyonda başkent olmak istiyoruz. 8500 yıllık bir şehir olduğumuzu vurgulayarak; bu süreçte aslında şehrin marka yönetimine de katkı sağlıyoruz. İzmir’de inovasyon markası yaratmak istiyoruz. Türkiye, G20 ve T20 Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. İnovasyon toplantılarına ev sahipliği yaptık. Antalya’nın turizm konusundaki markalaşması gibi, İzmir’in de inovasyon konusunda markalaşmasını koordine ediyoruz. Biz ortamı hazırlıyoruz. Bazıları görülür bazıları görülemez faaliyetlerle.

     Önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde de trend uzmanlaşma odaklı mı gidecek?
     - Kesinlikle… Çünkü ne iş olursa yaparım ile olmaz. Karma fonksiyonlarını kaybetmemek kaydıyla odaklanma konusunda açılım yapmaları gerekecektir.
Sizin pazarlama faaliyetinizin çok güçlü olduğunu fark ettim…
     Evet, bu konuda iyi gidiyoruz. Biz arka plandaki birçok pazarlama kanallarını da kullanabiliyoruz. Markalaşmayı ülkeler arasında yapmak konusunda ısrarlı gidiyoruz.  İzmir’in EXPO 2020’den gelen altlığını, kendi çalışmamız ile birleştirebildik. Böylece o altlığın çöpe gitmesinin önüne geçip, bir sinerji yarattık.
     Bazı şeylerde çok iyi ilerlerdik. Bazıların da çok daha ağır ilerliyoruz. Sağlık inovasyonu bazen 20 yıllık bir döngüdür. Benim bunu 20 saate indirmem hayalci olur. Diğerlerinden farkımız; söylemlerimizin gerçekçi ve mütevazı olması ama büyük ölçekli ve odaklı gitmemizdir.
     İkincisi; burası 7/24 açıktır. Burası eğlenceli bir mekandır. Doğru kişilerle gitmeden doğru şekilde yol alamazsınız. Doğru teşhis ile doğru tedavi uygulayabilirsiniz. Bu kurguları biz stratejik planlamalarla yapıyoruz. Örneğin; sağlık konusunda Türkiye’nin iki yıl önündeyiz. Teknoparklar konusunda konumlandırmayı farklı yapıyoruz. Biz kimseyi rakip görmüyor, Teknoloji transfer ofislerinin(TTO) kurulmasına destek veriyoruz. Çünkü bir şehir olarak iki tane teknopark ve iki tane TTO ile inovasyon merkezi olamam.
     Ülkeler arasında bir yerim olacaksa birlikte yol alabiliriz. Önemli olan bu büyüklüğü çok daha dinamik kullanmayı becerirsem, işi tetiklerim. O yüzden burada hiç faaliyet durmuyor.
     Burada çuvaldızı kendimize batıralım. Türkiye’nin bilim temelleri olup küresel ölçekte oyun değiştiren bir adet ürünü yok. Bizim sorunumuz budur. Yaptıklarımız Türkiye için bayi ağı oluşturan çalışmalar gibi. Buna küresel bakkaliye de denilebilir.  Bilime dayalı ürün üretimine odaklanmalıyız.

     Peki, buradaki sorunumuz nedir?
     - Ticaret odaları ve sanayi odalarımızın cirolarında artış olmadığı için bunlara yatırım yapamıyor. Dar bir marjla gidebiliyorlar. Gerçekçi bir Ar-Ge için kaynak yetmiyor. Üniversiteleri gerçekçi Ar-Ge yapan durumuna getirebilirsek o zaman KOBİ’lerin Ar-Ge’sine umut bağlayabiliriz. Çünkü firmalarımızın 7 yıl Ar-Ge’ye kaynak ayırıp, bu kadar süre bekleme lüksleri yok. Bırakın; 7 haftaları bile yok.  Bazı hizmetleri kurumların ayaklarına getireceğiz. Kritik kütleyi oluşturduktan sonra işlerin açılacağını düşünüyoruz. ABD yaşayan Türklerin yüzde 75’i bugün emekli olunca veya fırsat bulunca İzmir’e dönmek istiyor. İzmir’in böyle bir popüleritesi var. Eğer bunu doğru kullanabilirsek, bu iş olur.  Bunun için yeterince zaman, firma,  para ve insan gerekiyor. Bizim yeterli sayıda örneğimiz yok. Biz ona doğru çalışıyoruz. İyi işaretleri doğru koordine edersek adam gibi yol alabiliriz.Şu anda volümümüz yetmiyor.

     İzmir’de ortak hareket etme kültürünün yerleştiğini düşünüyor musunuz?
     - Çok daha iyi… Çünkü üniversiteler platformu var. Bu platform etkin bir şekilde yol alıyor.  Kıvam iyi durumda ve kapılar açık. İdeal boyutlarda mı hayır… Ama gidişat hiç fena değil.

     Dünyada süreç nasıl işliyor?
     - Tematik, planlı programlı, uzun hedefli sürdürülebilir süreçler her yerde öne çıkacaktır.

     Sağlık ve tekstil dışında diğer uzmanlaşma noktası ne olacak?
     - Bilişim alanında çok güçlüyüz. Nesnelerin İnterneti Zirvesi’ni yapacağız (3-4 Mart 2016). Önemli bir grup İzmir’e gelecek. Dünya genelinde önemli bilişimcilerin İzmir’e gelmesine neden olduk. Deniz ve denizcilik ile ilgili faaliyetler ön plana çıkıyor. Önemli bir kuluçka merkezi yürütmeye başladık. Bununla ilgili şirket kurma maratonu yaptık ve ikincisini de yapacağız.  Lojistik ile ilgili bir mükemmeliyet merkezi oluşturulma çalışması ortaya çıktı. Bununla ilgili önemli bilgiler toplanıyor. Engelsizlikle ilgili önemli çalışmalar yapıyoruz. Çevre ve enerji ile ilgili de mükemmeliyet merkezi girişimimiz var. Bu odaklardakini yapmak için de doğru kişilerle doğru stratejilerde yol alıyoruz.

     Peki, Türkiye koşullarını düşündüğümüzde teknoparkların sayısı sizce artmalı mı?
     - Artabilir. Sakıncası yok. Tek bir çekincem var. Türkiye’nin işinin “yapmakmış” gibi bir görünme derdi olduğunu düşünüyorum. Birilerini mutlu etmek için olmamalı.  Küçük şekilsel faaliyetler yapıldığı için bazı faaliyetlerin ucunun görülmesi daha güçtür. Bu birazcık büyük girişimleri gölgeleyebilir. Bu tabiatı gereği böyle olabilir.
     Ağaç dikmezsen orman olmaz ama… İkincisi devletin esas görevi kar amaçlı değil ülkenin sürdürülebilir geleceği için başka şeyleri desteklenmelidir.
Bu dediğinizi Kalkınma Bakanlığı yapıyor. Programların çapına yönelik şeyleri yapabilmesi için zeminin oluşması lazım.  Özel sektörde fonlar yetersizse inovasyondan çok biraz daha taklitçi bir şekilde dışarıdan ürünleri alıp biraz üzerine birkaç şey koyup gitmek zorunda kalıyor. Ar-Ge merkezleri ile ilgili sorunda buradan çıkıyor. Dünyanın her yerinde Ar-Ge merkezlerinin üzerinde ciddi bir ticari baskı var. Bu baskı nedeniyle adamın iki yıl sonra üç yıl sonra patronu tarafından sen ne yapıyorsun diye baskı yaşaması son derece dramatiktir. 5 yıl sonra daha korkak ve ürkek haline getiriliyor. Ar-Ge merkezlerinden bu nedenle de çok fazla bir şey çıkmasını engelliyor. Süreç; işi doğru tanımlayıp, doğru teşhis yapmak, doğru yerler ve doğru faaliyetler yapmaktan geçiyor.
     Bioizmir’e üyelik parası almadan üye yapabiliyoruz. Normalde bu olabilecek bir şey değil. Kamusal bir yapı olmasak bunu yapamayız. Bizim bunu yapmamızın nedeni ortamı hazır ve kıvamlı hale getirmektir.
     İBG’nin ana kapısının girişine bir maket ağaç koyduk. Bu ağaca da her bir yaprağı için bağışçı bulmak istedik. Ama bir yaprak dolmadı. Bu bizim hatamız belki ama Ar-Ge’ye bağış kültürümüz yok. Bu da kültürel bir sorunumuzdur. ABD’de Harvard Üniversitesi’nin gelirlerinin çoğu bağışlardan geliyor. Türkiye’de bunu duydunuz mu? Bizde böyle bir duyguda yok. Bugün bir evlilik programına olan ilginin binde biri kadar bir ilgi olsa sadece bir hareketlilik olur diye düşünüyorum.
     İzmir olarak dezavantajımız; çok az bir geçmişimiz var. Avantajımız ise kirlenmemiş bir geçmişimiz var.
     Bazen geç başlamak avantaj olarak da geri dönebiliyor…
     - Kesinlikle. Show yapmadan güzel bir işbirliği yapılabilirse kurumlar arasında başarılı yol alabiliriz. Daha iyisini yapabilecek güçteyiz.

 


+ Benzer Haberler
» “İzmir’in avantajlarını doğru kullanması gerekiyor”
» “İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz”
» “Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak”
» Seydibeyoğlu: Sinerji oluşturulmalı ve bu doğru bir potada eritilmeli
» İzmir’in geleceğini teknoparklar şekillendiriyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 16.07.2018
  Ticaret 14.07.2018
  Ticaret 13.07.2018
  Ticaret 12.07.2018
  Ticaret 11.07.2018
  Ticaret 10.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni