• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Seydibeyoğlu: Sinerji oluşturulmalı ve bu doğru bir potada eritilmeli

07 Eylül 2016 Çarşamba 07:00
12
14
16
18

     İzmir Katip Çelebi Üniversitesi TTO Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Özgür Seydibeyoğlu, İzmir’in teknoparklar konusunda güçlü bir potansiyelinin olduğunu ancak bunu tam kullanamadığını söyledi. Seydibeyoğlu, bu konuda bir sinerjinin oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu gücü doğru bir potada eritmek lazım” dedi.
     Öte yandan Teknoloji Transfer Ofisi olarak değil Bilimi Sanayiye Aktarma Merkezi (BİSAM) olarak yapılanmanın önemine dikkat çeken Seydibeyoğlu ile üniversite olarak teknopark kurma süreci, İzmir’in bu konudaki avantajları ve dezavantajı üzerine konuştuk.

     Teknoparkların yıllar itibariyle gelişimini değerlendirir misiniz?
     - Teknoparklar, teknoloji geliştirme bölgelerinde geliştirilmiş bilgilerin sanayiye aktarılması için bir aracı kurumdur. 1950’li yıllarda Kaliforniya, ABD bölgesinde başlıyor ve günümüzde Silikon Vadisi denilen bölgedir. İnsanoğlu 1600-1700’li yıllardan itibaren buluş ve bilim ile uğraşıyor. Buluşlar yapılıyor ve Ar-Ge kültürü gelişti. Üniversiteler uygulamalı Ar-Ge’ye odaklandılar. Makalelerin yayınlanması tabiî ki güzel ama bunların ülke ekonomisine dönmesi, katma değer yaratması gerekiyor. Türkiye’de yılda üniversitelerde 8-9 milyar TL Ar-Ge’ye harcanıyor ama bunların reel ekonomiye dönmesi yok denecek kadar az seviyede. Sanayi ile entegrasyon zayıftır. Teknoloji Transferi Ofisi yöneticisi olarak da öğretim üyelerimizin daha fazla bu alanda olmasını istiyoruz.
Ben Ar-Ge mühendisi olarak 3 ayrı şirkette görev aldım. Yani sanayi tarafında da çalıştım. Sanayicinin dilinden anladığımı düşünüyorum. “Sadece okulda ders vererek veya üniversite laboratuvarlarında deneyler yaparak sanayi ile işbirliği kurmak çok kolay olmayabiliyor.” Sanayi ile temas halinde olmak zorundasınız. Yaptığınız yeni çalışmaları sanayiye aktarmak zorundayız. Akademik kesime, “Bunu üret” dediğinde “Nasıl üreteceğiz” diyebiliyor.  Üniversitelerde yapılan faaliyetler sanayiciye akmalı. Geçen sene kişisel 2 tane patent başvurum oldu. Üniversitemizde ayrıca Mekatronik Mühendisliği bölümünden hocamızın 4 tane uluslararası patenti tescil edilmiştir. Biz bu sene üniversite olarak 4-5 yeni patent başvurusu yapmayı hedefliyoruz.

     Bu başvurular hangi alanlarda olacak?
     - Ağırlıklı makine, mekatronik, elektronik, kimya, polimer ve malzeme kompozit alanlarında olacak. Nanoteknoloji odaklı olacak. Akademisyenler akıllarına gelen şeyleri geliştirecek yerler arıyorlar. Laboratuarlara ihtiyacı var.  Ben buraya 2012 yılında atandım. O günden beri AOSB ile görüşmeye başladık.  2014 Şubat ayında TTO kurumsal bir çalışmaya başladık.  2015 Nisan ayından beri yeni bir TTO yapılanması oluşturduk. Aslında teknoloji transfer ofisi değil de bilimi sanayiye aktarma merkezi olmalıydı. Burada para kazanmaktan çok sanayide kazandırdığınızda insanlık kazanıyor.  
     Biz de TTO ekibimizde 5 modülümüz var. Her modül için birer öğretim görevimizi atadık. İnternet sitemizden bütün bilgileri paylaşıyoruz. Burada başlarda gönüllülük esasıyla çalıştık. Ancak kadromuzu güçlendirdik. İki arkadaşımız burada sadece bu iş ile ilgili sürekli çalışıyor.  Ekibimizi büyütüyoruz ve yapılanma dönemindeyiz. Bir yandan da teknoloji geliştirme bölgesi kurmak için Ankara ile temas halindeyiz. Nasıl ve ne zaman kuracağımız konusunda altyapı çalışmalarına devam ediyoruz.  Önümüzdeki kışa doğru inşaata başlama hedefindeyiz.

     Bu teknoparkı nerede kuracaksınız?
     - Bu teknopark aslında İzmir’de ilk olabilecek bir yapıya da sahip. Heyecanlıyız. Sanayi ile ortak bir teknopark kurmak istiyoruz. Ankara’da OSTİM ile ODTÜ bu konuda ortak başarılı bir çalışma yaptı. OSTİM ile ODTÜ arasında ciddi yol mesafesi var. Ama biz burada Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ile yan yanayız. AOSB’de ciddi büyük firmalarımız var. Avrupa’nın ve dünyanın en büyükleri arasında olan firmalar burada üretim yapıyor. Öğrenciler üniversite üçten itibaren burada staj yapması sağlanabilir. Teknoparkı kurduğumuzda öğrenciler hem teknopark içinde hem de sanayinin içinde çalışma fırsatını bulabilecek.

     Bu konuda başvuru yaptınız mı?
     - Üniversite alanı ciddi büyüktür. Büyüme potansiyeli yüksektir. Aliağa’ya yakın olmamız bizin için büyük avantaj. Çünkü petrokimya ve demir çelik sektörü açısından burası üs durumunda. Aliağa’ya en yakın devlet üniversitesi biziz. Biz bu yakınlığı avantaja dönüştürmek arzusundayız.

     İzmir, teknoloji geliştirme konusunda bir üs olabilir mi?
     - İzmir’in coğrafi şansları var. Çandarlı’ya büyük bir liman yatırımı yapılıyor. Aliağa’da sanayi gelişiyor. Ama sıkıntı ciddi teknoparklar kuruyoruz da bunlar ne ölçüde Ar-Ge yapıyor sorgulamak gerekiyor. Yazılım ofisleri şeklinde kurulmuş teknoparklar durumundadır.  Yazılımda da her yazdığınız şey Ar-Ge diye gösteriliyor. Benim Ar-Ge’den anladığım laboratuvarda yeni şeyler geliştirmek ve yaratmaktır. Türkiye’de bu eksik. Teknoparklarda gerçek Ar-Ge yapmamız konusunda sıkıntılar var. Zaten yapılan Ar-Ge faaliyetleri de o şirketlerin beklentilerini karşılayabilecek düzeyde değil.

     Teknoparklar üniversiteler bünyesinde mi olmalı?  Ya da teknoparkların kurulması ve üniversitelerin de bunların içinde olması mı daha doğru?
     - ABD’deki sisteme bakın… Güvenliği çok fazla öncelikli olmayan Ar-Ge’yi dışarıya da yaptırabiliyor. Bu yurtdışından gelen üniversite öğrencileri için büyük bir iş imkanı yaratıyor. Bugün üniversitelerde bütün birimlerde cihaz yatırımları yapılıyor. Ama o cihazların hepsi kullanılmıyor. Herkes bunu kullanabiliyor mu? Bu sorulara cevap vermek gerekiyor. Sizin dediğiniz gibi, bugün Çin’de sanayi kesimi tarafından teknopark kuruluyor, üniversiteler onun içine geliyor. Ortak teknopark kurma girişimleri var.
     Sanayiciyi buraya çekmek lazım. Öğrenciyi burada çalıştırabiliyorsunuz. Hem burada tecrübe sahibi oluyor hem de belli bir gelir elde ediyor. Sanayicinin buralara gelmesini kolaylaştırılması gerekiyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi güzel şeyler yapıyor. Bizim teknoparkta güzel bir çalışma olacak. Network’ümüz son derece iyi.
     İzmir’in potansiyelini Ankara ile karşılaştırmak doğru değil. İstanbul’a karşı bir Aliağa gücümüz var. 9 üniversitemiz var.  İzmir burada sağlık ile ön plana çıkıyor. Bioizmir ve DEPARK bünyesinde bu konuda ciddi çalışmalar var. Sağlıkta ciddi yatırımlar yapılıyor. Üniversite ile sanayi bir araya getirmek istiyorsak sorunu tespit etmek lazım. Üniversitelerde cihaza yatırım yapmak Ar-Ge yapmak demek değildir. Üniversitelerde aynı cihazlar alınabiliyor ile. Belli bölümlerde belli cihazların olması yeterli. Milli değer kaybına gerek yoktur. Birlikte aynı cihaz kullanılabilir. Ayrıca bir sanayinin sorunlarının analiz edilmesi gerekiyor. Sorunlar önce tahlil edilmeli.  Sonra gelip biz verimi arttırmak istiyoruz demeliyiz. Hocalarımızda o zaman çözüm üretmek için çalışmaya başlar. Sanayiciyi de bürokrasi ile de yıpratmamız gerekiyor üniversitelere geldiklerinde  Ama ben genede öncelikle üniversitelerin içinde teknoparkların olması gerektiği kanaatindeyim.

     İzmir, önümüzdeki dönemde bu konuda bir üs olabilir mi?
     - Potansiyel var ama bunu tam kullanamıyoruz. Bir sinerji oluşturulmalı. Bu gücü doğru bir potada eritmek lazım…

 


+ Benzer Haberler
» “İzmir’in avantajlarını doğru kullanması gerekiyor”
» “İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz”
» “Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak”
» “İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz”
» İzmir’in geleceğini teknoparklar şekillendiriyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.04.2018
  Ticaret 26.04.2018
  Ticaret 25.04.2018
  Ticaret 24.04.2018
  Ticaret 23.04.2018
  Ticaret 21.04.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni