• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

İzmir’in geleceğini teknoparklar şekillendiriyor

06 Eylül 2016 Salı 06:00
12
14
16
18

Teknoparklardan bugüne kadar 2.4 milyar dolarlık ihracat yapılırken, İzmir’deki gibi uzmanlaşmış teknoparkların bu rakamı hızlı bir şekilde yükselteceği tahmin ediliyor

     Türkiye’de 2015 sonu itibariyle 63 teknoloji geliştirme bölgesinin 49’ı aktif olarak faaliyet gösteriyor. 14’ünün ise altyapı çalışmaları devam ediyor.
     Diğer adıyla bu teknoparklardan yılda bugüne kadar 2,4 milyar dolar ihracat yapıldı ve en önemlisi burada geliştirilen ürünler sanayi hayatımızda kartopu etkisi yaparak katma değeri yüksek ürünler olarak dünya pazarında alıcı buluyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Aralık 2015 verilerine göre bugüne kadar bu teknoparklarda 20 bine yakın proje tamamlanırken, 8 bin 525 devam eden proje bulunuyor.
     Bu teknoparklarda 3 bin 744 firma faaliyet gösteriyor. Bunların 174 tanesi yabancı-yabancı ortaklı firma iken, geri kalan 862’si ise akademisyenlerin kurduğu ortaklı firma olarak karşımıza çıkıyor.
     Teknoparklarda resmi rakamlara göre 40 bine yakın istihdam sağlanıyor. Bunun dağılımını incelediğimizde 31 bin 394 Ar-Ge Personeli, 8 bin 252 kişi yazılım personeli olarak çalışıyor. Bunun dışında bin 818 kişi destek personeli, 5 binin üzerinde de kapsam dışı personele istihdam imkanı yaratılıyor.
     Bugüne kadar Türkiye genelindeki teknoparklarda toplamda 1643 patent geliştirilirken, bunun 591 adedi tescil edildi. Başvuru aşamasında olan sayı ise 1022 olarak kayıtlarda yer alıyor. Ayrıca faydalı model olarak ise 159’unun tescili yapılırken, 51’i başvuru aşamasında olduğunu görülüyor.

     Teknopark nedir ve dünyadaki yeri…
     Teknoparklar, üniversiteler, araştırma kurumları ve sanayi kuruluşlarının aynı ortam içerisinde araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarını sürdürdükleri; birbirleri arasında bilgi ve teknoloji transferi gerçekleştirdikleri; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği organize araştırma ve iş merkezleri olarak özetleyebiliriz.
     İngiltere Teknoparklar Birliği (UKSPA) tanımlamasına göre ise teknopark;  bir üniversite, yüksek öğrenim kurumu ya da bir araştırma merkezi ile resmi ilişkiler kurmuş,  içinde teknoloji kökenli firma ve işletmelerin oluşmasını özendirecek ve büyüyüp gelişmelerine destek verecek biçimde tasarlanmış, yönetiminin ilgili firmalara teknoloji ve işletmecilik becerilerinin transferi konusunda etkin uğraş verdiği bir girişim...
     Teknoparkların temel hedefleri arasında üniversite ve araştırma merkezlerindeki akademik bilgi ve araştırma potansiyelinin teknolojik ürünlere dönüştürülüp ticarileştirilmesi ve teknoloji transferi için uygun bir ortam yaratmak, teknoloji odaklı firmaların oluşmasını ve gelişmesini teşvik etmek, firmalar ve kurumlar arası sinerji ve işbirliği fırsatlarını artırmak, nitelikli kişilere iş ve girişimcilik imkanları yaratarak beyin göçünü önlemek sayılabilir. Bu bağlamda teknoparklar bölgesel ve ekonomik kalkınmada önemli rol oynuyor.

     Dünyada ve Türkiye teknopark gelişimi
     Gelişmiş ülkelerde, dünya ekonomik dengelerinin 1970’li yıllardan itibaren değişmesi ve sanayi ağırlıklı üretimin azalmasıyla, üretimi artırmak ve sanayi sektörünü canlandırmak amacıyla Ar-Ge’ye ayrılan kaynaklar artırılmış ve araştırma sonuçlarını sanayiye aktarma mekanizmaları oluşturulmuştur. Bu konuda geliştirilen en etkili mekanizma teknoparklar... 1970'li yıllardaki ekonomik krizden kurtulmak isteyen gelişmiş ülkeler, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarındaki Ar-Ge sonuçlarını uygulamaya geçirerek, bölgesel kalkınma, işsizliğin giderilmesi, arazilerin değerlendirilmesi ve bilime dayalı üretimin sağlanması bakış açıları ile teknopark girişimine önem vermişler. 1980'li yıllarda bu konuda önemli gelişmeler kaydederek, amaçlanan konularda önemli sonuçlar alınmış. Dünyada teknopark faaliyetleri 1951 yılında Silikon Vadisi-Stanford Araştırma Parkı ile başlamıştır. Silikon Vadisinin başarısı ve yükselişi, Amerika ve Avrupa’da 1970’li yıllarda teknopark faaliyetlerinin yayılmasına ve artmasına yol açmış, 70’lerin sonuna doğru bu hareketlilik Japonya’ya ulaşmıştır. Bugün dünyada 900’e yakın teknopark bulunmakta. Bu sayı inkübasyon merkezleriyle birlikte 4 bine ulaşmakta. Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardan beri önemli bir kalkınma aracı olarak kullanılan teknoparklar ülkemizde 90’lı yılların ortalarında gündeme gelmiş. Teknoparklar konusundaki yasal düzenleme 06 Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası” ve 19 haziran 2002 tarihinde yürürlüğe giren “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği” ile sağlanmış ve bu bölgelere yönelik teşvikler sağlandığını görüyoruz. Ülkemizdeki TGB’ler oldukça sınırlı kaynaklarla ve 10 yıldan kısa bir sürede önemli sonuçlar elde etmeye başladı.

     Türkiye’de ilk oluşum ODTÜ ve TÜBİTAK mam…
     Türkiye’de ilk teknopark oluşumları Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK MAM...  Günümüzde 59 teknoloji geliştirme bölgesi ilan edilmiş ve 40 teknoloji geliştirme bölgesi ise faaliyet gösteriyor. Kuruluş aşamasında olan teknoparkların faaliyete geçme çalışmaları ise devam ediyor. Son dönemde finans ve sağlık alanlarında tematik teknoparklar kurulma sürecinde… Boğaziçi Üniversitesi ile Borsa İstanbul ortaklığında kurulan finans teknopark projesi bu konuda iyi bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Teknoparkların Türkiye genelinde dağılımına baktığımızda ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul odaklı bir yapılanma olduğunu görüyoruz.

     Teknoparkların Türkiye ekonomisindeki rolü
     Teknoparklar; üniversite, sanayi ve kamunun el ele vererek katma değerli yüksek ürünleri üretilmesini sağlamak için kendi dünya markalarını yaratarak rekabet gücünü arttırmayı hedefleyen bir yapıya sahip.
     Teknoparkların toplam cirosu 32 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Bu rakam teknoparklarda üretilen projelerin getirdiği gelir. Buralarda düşünce ve buluşlar ürüne dönüştürülüyor. Buluşların, sonrasında seri üretimi yapılıyor.  Bu, kartopu şeklinde artarak büyüyor. Öte yandan üniversite-sanayi işbirliğinde teknoparklar önemli bir iletişim kanalı olarak karşımıza çıkıyor. Teknoparklar ağırlıkla üniversite kampüslerinin içinde yer alıyor. Bununla birlikte, organize sanayi bölgelerinde yer alan Teknoparklarda da üniversite ortaklığı ve katkısı var. Bazı Teknoparklar kendi bünyelerinde birden fazla üniversitenin araştırma ve geliştirme çalışmalarını bünyelerinde yer vererek bulunduruyor. Teknoparklarda bulanan firmalar üniversitelerin bütün insan gücünden yararlanabiliyorlar ve ortak bir dili konuşmaya başlıyorlar. Ayrıca teknoloji Transfer Ofisleri’nin kurulmasına TÜBİTAK’ın destek vermesi üniversite-sanayi arasında ortak dilin oluşulması için önemli bir ara yüz durumunda.

     Teknoparklar kuruluş aşamasında hangi sorunları yaşıyor?
     Üniversite kampüsleri içerisinde teknopark yapılanmasına yeterli alan olamayabiliyor. Teknopark alanlarının oluşumunda kamu desteği hem maddi, hem de TGB alanlarının genişletilmesi konusunda gerekiyor.
     2001 yılında Teknoloji Geliştirme Bölge sayısı 2 iken, 2015 yılına geldiğimizde sayı 63’a yükseldi. Kamunun teknoparklara desteğine bakıldığında; Bakanlığın tüm Teknoparklar için ayırdığı bütçe yılda 30 milyon TL’nin üzerinde. Teknoparklar başvuruları doğrultusunda yaptıkları yatırımlar için bu desteklerden yararlanabilmekte.
     İstanbul ve Ankara’daki teknoparkların çoğunda ofis alanları mevcut talebe yeterli gelmiyor. Diğer bölgelerdeki teknoparklarda da kapasitenin büyük bir bölümü kullanılmakta… Ancak unutulmaması gereken, teknoparklar ölçek ve yapı olarak birbirinden çok farklı... Ama hepsinin ana hedefleri; Ar-Ge projeleriyle Türkiye ekonomisine katkı vermek.

     İzmir ve ege bölgesi’nde durum…
     Ege Bölgesinde; İzmir ilinde 4 adet, Muğla, Denizli, Afyon-Uşak, Kütahya ve Manisa illerinde birer adet olmak üzere toplam 9 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi mevcut.
     Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre; Ege Bölgesi’nde kurulan ilk TGB olan İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi bugün itibariyle faaliyette olan 135 firmasında 707 personel istihdam etmekte ve bölgeden yapılan 21 Milyon Dolarlık ihracatı ile ülkemize ekonomisi için bir katma değer yaratıyor.
     İzmir ilinde yer alan Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Bölgesi daha sonra kurulmasına rağmen hızlı bir gelişim göstererek 3 yıl içerisinde 67 firmasında 920 personel istihdam etmiş ve 1 milyon Dolarlık bir ihracat rakamına ulaştığı görülüyor.
     Bu gelişimini, 2014 yılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi sonuçlarına göre, 5 yıldan az Erken Aşama Teknoparklar kategorisinde Dokuz Eylül Üniversitesi Teknopark-DEPARK birincilik ödülünü alarak teyit etti.
     İzmir ilindeki diğer iki Bölge de yolun henüz başında olup, ilerleyişlerini olumlu şekilde sürdürüyor.
     Denizli ilindeki Pamukkale Ünwiversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde bugün itibariyle faaliyette olan 95 firmasında 273 personel istihdam etmekte ve bölgeden 143.000 dolarlık ihracat yapıldığını kayıtlarda yer alıyor.  Kütahya Dumlupınar Tasarım Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde ise bugün itibariyle faaliyette olan 20 firmasında 46 personel istihdam edildiğini görüyoruz.

     İzmir, üçüncü bir üs olabilir mi?
     Bu araştırmada, mevcut durum, yaşanan sorunlar, yapılması gerekenler dışında; İzmir’in önümüzdeki dönemde teknoloji geliştirme merkezi olma konusundaki artılarını ve eksilerini bütün yönleriyle sizler için ele aldık.
     Ankara ve İstanbul’dan sonra teknoparklar konusunda yıldızı parlayan İzmir, bu alanda özellikle uzmanlaşma eğilimi ile diğerlerinin arasından sıyrılıyor. Sağlık ve teknik tekstil başta olmak üzerine kendine belirlediği alanlarda emin adımlarla ilerliyor.  9 üniversitenin bulunduğu İzmir’de 4 üniversitenin kendi teknoparkları faaliyet gösteriyor. Diğer üniversiteler ise teknoloji transfer ofisleri ve kuluçka ofisleri ile bu alanda çalışmalar yürütürken, teknopark kurulumu konusunda çalışmaları da yürütüyorlar.

     63 Teknoparkta 3 bin 744 firma
     Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde yapımına başlanılan idare binası, kuluçka merkezi ve altyapı inşaatlarına 2004 yılından günümüze kadar 253.614.571,00 TL hibe destek verildi.
     Bilim Bakanlığı’nın verilerine göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde yapımına başlanılan idare binası, kuluçka merkezi ve altyapı inşaatlarına 2004 yılından günümüze kadar 253.614.571,00 TL hibe destek verildi.
     Ülkemizde ise ağırlıklı olarak kamu desteği ile gelişimlerini sürdüren Teknopark/Teknokentlerde özel sektör eliyle yapılan yatırımların 2023 hedefleri doğrultusunda artması bekleniyor.

 


+ Benzer Haberler
» “İzmir’in avantajlarını doğru kullanması gerekiyor”
» “İzmir’de rekabet içinde işbirliğine çok inanıyoruz”
» “Bugünden sonrası, teknoparkların değişim ve dönüşüm süreci olacak”
» “İzmir’in inovasyonda başkent olacağına inanıyoruz”
» Seydibeyoğlu: Sinerji oluşturulmalı ve bu doğru bir potada eritilmeli


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 23.01.2018
  Ticaret 22.01.2018
  Ticaret 20.01.2018
  Ticaret 19.01.2018
  Ticaret 18.01.2018
  Ticaret 17.01.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni