• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Milli ilaç teşvik edilecek, faturası düşecek

12 Temmuz 2016 Salı 07:00
12
14
16
18

Sağlık Reformu ilaç pazarının büyümesine katkı sağlarken, Türkiye’nin ilaçta bölgesel güç olabileceğine dikkat çekiliyor

     Türkiye, son dönemde ilaç konusundaki algıyı değiştirme hamlesi ile dikkat çekiyor.  
     Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu yerli ilaç sanayisinin ve tıbbi cihaz üretiminin yapılması için etkin çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar doğrultusunda sektörün hedefi,  bugüne kadar “maliyet yaratan”  algısını yıkarak “değer yaratan” bir imaja kavuşmak…
     Türkiye’nin ithal ilaca kestiği fatura, gün geçtikçe katlanıyor. Hükümetin ithal ilaç yerine yerli ilaç kullanımına yönelik çalışmaları, yeni düzenlemelerle teşvik ediliyor. SGK, milli ilacı vergi teşvikleriyle destekleyecek. İthal ilacın muadilini üreten yerli firmaya vergi indirimi sağlanacak. Böylece ithal ilaç faturalarının düşürülmesi hedefleniyor.
     Türkiye'nin kabaran ithal ilaç faturası, hükümeti harekete geçirdi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ithale karşı yerli ilacı desteklemek için alternatif ödeme modeli getiren düzenlemeyi yaptı. Hükümetin, vizyon projeleri arasına aldığı Milli İlaç Projesi’nde, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu yerli ilaç sanayisinin ve tıbbi cihaz üretiminin ülke içinde yapılabilmesi için ortak çalışma başlatacak. Bu çerçevede yerli ilaç geliştirilmesi amacıyla bilimsel çalışmalar desteklenecek ve ilaç sanayi teşvik edilecek. Hükümet, 'iyi klinik uygulamaları' ile ilgili araştırma merkezlerini kurmak için de teşvik ve vergi mevzuatında değişiklik öngördü.

     Milli ilaç ruhsatta öncelikli olacak
     Türkiye'de ithal ilacın muadilini üreten yerli firma, vergi teşvikleriyle desteklenecek. Böylece ithal ilacın fiyatı yüksek kalacak. SGK, ilaç fiyatı ve ruhsat tanırken önceliği milli ilaca verecek. Milli ilaç, yerli üreticiyle Türkiye sınırları içinde üretilen ilaçları kapsayacak. Yabancıların üretimi teşvik kapsamına alınırken, ithale bu hak tanınmayacak. Bu kapsamda ilk adımı atan SGK, "SGK İlaç Geri Ödeme Komisyonu", "SGK GSS Alternatif Geri Ödeme Komisyonu" ve "Tıbbi ve Ekonomik Değerlendirme Komisyonu"nun çalışma usul ve esaslarını içeren yönetmelikleri hazırladı. Komisyonlar, ihracata yönelik ilaç üretimi, Türkiye'de ruhsatlı olmadığı için yurtdışından getirilen ilaçlar, yüksek teknolojililerin üretimi, yerlinin desteklenmesi amacıyla karar almak ve uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunacak. Yerli firmalara ne kadar teşvik verileceğini komisyonlar belirleyecek.
     Öte yandan gereksiz ilaç tüketimini önlemek üzere doktor, eczane ve hastalara yönelik denetimler sıkılaştıracak ve bazı yaptırımlar hayata geçirilecek. Ayrıca sağlık eğitimi müfredatlarına ilaç kullanımı eğitimleri dahil edilecek. SGK veri bankası da kullanılarak akılcı ilaç kullanımına yönelik izleme-değerlendirme sistemi geliştirilecek.

     Dünyada neredeyiz?
     Yaklaşık 1 trilyon dolarlık Dünya İlaç Pazarı’nda Türkiye yaklaşık 7 milyar dolarlık ilaç bütçesi ile 16. sırada yer alıyor. Türkiye ilaç pazarı 2013 yılında Avrupa’da yedinci olurken, dünya ilaç pazarında ise 19’uncu sırada idi. 2018 yılında Türkiye ilaç pazarının dünyada ilk 15 arasında yer alacağı öngörülüyor. Demografik değişim, ortalama yaşam süresinin artışı, hastalık paternlerindeki değişimler, sosyal küreselleşme, sağlık hizmetlerine erişimdeki anlamlı artış ve sosyal devlet olgusunun doğuşu, dünya ilaç endüstrisinin büyümesinde önemli rol oynuyor. Dünya ilaç pazarı 2014 yılında 934.4 milyar dolar, 2015 yılı sonunda 1 trilyon dolar büyüklüğe ulaştı. Dünyanın en büyük ilaç pazarları ise ABD, AB ülkeleri, Japonya ve Çin oldu.
     Dünya ilaç pazarının yüzde 95’ine, uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketler hakim durumda. Gelişmiş ülkelerdeki yoğun tüketim yine gelişmiş ülkelerdeki üretimle karşılanıyor. Avrupa İlaç Endüstrileri ve Birlikleri Federasyonu (EFPIA) verilerine göre, 2013 yılında dünya ilaç satışlarının yüzde 41’ini Kuzey Amerika (ABD ve Kanada), yüzde 27,4’ünü ise Avrupa oluşturdu.
     2013 yılında dünya ilaç endüstrisinde onkoloji, ağrı, diyabet, hipertansiyon gibi tedavi gruplarının satışlarının diğer tedavi gruplarına göre, daha yüksek olduğu görülüyor. Dünya ilaç pazarında hızlı büyüyen pazarlar arasında onkoloji ve kan ürünleri, insülin ürünleri ile vitamin ürünleri gibi katma değeri yüksek niş alanları öne çıkıyor. Bunun yanı sıra özellikle son yıllarda, dünya ilaç pazarında biyoteknolojik ilaçların payının giderek arttığı görülüyor.

     Pazarın yüzde 20’sine biyoteknolojik ilaçlar hakim
     Günümüzde dünya ilaç pazarının yaklaşık yüzde 20’sini biyoteknolojik ilaçlar oluşturuyor. Bu payın ilerleyen süreçte artacağı tahmin ediliyor. 2011 yılında biyolojik ilaç endüstrisinin yaklaşık yüzde 1,1’ini oluşturan biyobenzer ilaçların payının önümüzdeki 10 yıl içinde 10 kat artması öngörülüyor. Avrupa’da başlayan biyobenzer ilaç üretimi günümüzde gelişmekte olan ülkelerde yani Çin, Hindistan ve G. Kore’de yoğunlaşırken, Brezilya ve Meksika gibi ülkelerde de biyoteknolojik ürünlere yönelik kaynak ayrılması dikkat çekiyor.

     “Türkiye’nin biyoteknolojik ilaca kayıtsız kalması düşünülemez”
     Koçak Farma CEO’su ve Genel Müdürü Uzm. Dr. Hakan Koçak, Türkiye’nin bölgesinde ilaç Ar-Ge ve üretim üssü olabilecek koşullara sahip olduğunu söyledi. Koçak, “Türkiye ilaç sektörü, sahip olduğu yetişmiş insan gücü ve teknoloji üretebilecek yetkinliğe ulaşmasına rağmen yüksek katma değerli, ileri teknoloji gerektiren onkoloji ve biyoteknoloji ürünlerinde ithalata bağımlıdır. Bu nedenle Türkiye İlaç Sanayi ihracatta ve global ilaç pazarında hak ettiği payı alamadı” dedi.
     Türkiye ilaç sanayinin uluslararası standart ve kalitede katma değeri yüksek yenilikçi ürünler üretmesi ve üretimde üs haline gelebilmesi için güçlü bir Ar-Ge yapılanmasına ve yeni yatırımların yapılması gerektiğine vurgu yapan Koçak “Türkiye özellikle ABD, Güney Kore, Çin, Hindistan, Malezya, Güney Amerika ülkeleri gibi birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin Ar-Ge teşvik politikalarının ekonomik kalkınma ve gelişmeye pozitif etkilerini görmüş ve Vizyon 2023 ekonomik ve teknolojik hedeflerine ulaşabilmek için Ar-Ge ile ilgili teşvikleri büyük ölçüde yasal zemine kavuştu. Ancak, İlaç Ar-Ge’si; insan kaynağı, proje geliştirme ve araştırma süresi itibariyle uzun vadeli bir çalışma. Bu nedenle Ar-Ge teşvik ve yatırımlarından kısa sürede sonuç beklenmemeli. Ancak, Ar-Ge çalışması yapılmadan yenilikçi ve katma değeri yüksek ilaçların geliştirilmesi olanağı yok.  
     İlaç sektörünün geleceğini oluşturan biyoteknoloji dünyada yenidir. Ülkemizde ise, son zamanlarda özellikle hükümetin ilaç eylem planları ve yatırım teşvik politikaları ile gündeme geldi. Biyoteknolojik ilaç üretimi güçlü Ar-Ge desteği, ileri teknoloji, yetişmiş insan kaynağı, özel altyapı donanımlı tesisi gerektiren uzun ve zor bir süreç. Bu nedenle yatırım teşvik politikaları ile Ar-Ge ve teknolojik yatırımlara devlet desteği sağlanması uluslararası uygulamalara uygun ve isabetli” diye konuştu.

     “Türkiye bölgesinde ilaç arge ve üretim üssü olabilecek koşullara sahip”
     İlaç üretiminde Dünya pazarındaki gelişmeler hakkında da bilgi veren Koçak, “Geleceğin ilaçları biyoteknoloji ürünü akıllı moleküller olacaktır. Biyoteknolojik ilaçlar tedavi üstünlükleri nedeniyle dünyada pazar payını gittikçe artırmakta. Türkiye sahip olmadığı yeni teknolojilerin, ülkemize kazandırılması ve ilaçta ithalata bağımlılığın ortadan kaldırılarak yerli üretimi için eylem planları çerçevesinde çalışmalarını sürdürmekte” diye konuştu.
     Türkiye için ihracatta hedef Pazarını ve bu alandaki süreci değerlendiren Koçak, şunları söyledi: “Ülkemizi çevreleyen komşu ülkeler doğal pazarlardır. Ancak Ortadoğu ve özellikle Suriye’deki savaşlar ve komşu ülkelerle yaşanan sorunlar bu pazarlarda daralma riski yaratabilmekte. Bu risklerin ortadan kalkması büyük ölçüde global siyasi konjonktürün değişmesine bağlıdır. Bu nedenle Türkiye ilaç sektöründe ABD, Çin, Uzakdoğu, Güney Amerika ülkeleri gibi uzak coğrafya ülkelerini de hedef pazarlar olarak öngörmekte ve ekonomik ilişkilerini güçlendirmekte. Kuşkusuz Avrupa Birliği ülkeleri birinci sırada hedef pazarımızdır. Ancak, global ekonomik durgunluk bu pazardaki performansımızı da etkilemekte.”

     İlacın yüzde 95’ini devlet alıyor
     İlaç Fiyatlandırma Sistemi konusunda görüşlerini aktaran Koçak, “İlacın en büyük alıcısı yüzde 95 oranında devlet. 2009 sonunda yaşanan küresel ekonomik kriz ve daralma sonrasında kamu ilaç harcamalarında tasarruf amacıyla Global Bütçe Uygulaması’na geçildi. Bu uygulamayla ilaç harcamaları bütçe ödenekleri ile sınırlandı. İlaç fiyatlarına baz alınan Euro kurunun güncel değeri üzerinden işleme alınmaması ve ilaç fiyatları belirlenirken referans alınan 5 ülkedeki en düşük olan ilaç fiyatının baz alınması da fiyatı yetersiz hale getirebilmektedir” dedi.
     Yabancı üreticilerin Türkiye’deki konumu ve pazardaki rolünü de değerlendiren Koçak, “Günümüzde, iletişim ve ulaşım olanaklarındaki gelişmelerin etkisiyle dünya global bir köy haline gelmiş, yabancı şirket ortaklıkları ve satın almaları yaygınlaştı. Kuşkusuz, yabancı yatırımlar ülkemiz ekonomisi açısından olumlu bir gelişmedir.  Ancak, yerli ilaç üretiminin stratejik yönü ve halk sağlığı ile bağlantısı da göz ardı edilmemeli” dedi.
     Türkiye’deki ilaç sektörünün büyüklüğünün 7 milyar dolara ulaştığını da anlatan Koçak, şunları söyledi: “Türkiye 2015’de 878.160 bin dolar eczacılık ürünü ihraç etti. 2015’de ithalatımız 4.296.427 bin dolar olup, ihracatımızın ithalatı karşılama oranı yüzde 20.4’tür. Türkiye’nin nüfus artışı, Suriyeli mülteciler ve genel sağlık sigortasının yaygınlaşması nedenleriyle giderek artan bir ilaç ihtiyacının olacağı kaçınılmaz. Buna ilaç ihracatımızdaki hedeflenen artış da eklendiğinde ilaç sektörünün önümüzdeki dönemde büyüme trendine girmesi beklenmekte.”

     Sektör neleri konuşuyor?
     Türk ilaç endüstrisinde ‘ithalden yerele geçiş’ öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Hükümetinin bu yıl itibariyle ilaç ithalatını azaltmak üzere başlattığı yerli üretim atılımı sektör açısından yeni bir hamle olarak kabul edilebilir.  İlaç sektörünün geleceğine yön veren biyoteknolojinin küresel gelişimi ışığında Türkiye’nin biyoteknoloji serüvenine girişini de bu süreç hızlandıracak.
     Ancak 2004 yılından bu yana Türkiye’de uygulanmakta olan fiyat politikalarının avantajları ve dezavantajlarının şirketler üzerindeki etkisi yadsınamaz. Öte yandan Türk ilaç sektörünün özellikle geçtiğimiz yıl kaydettiği büyük ihracat artışı, sektörün geleceğinin parlak olduğunun güzel bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
     Bugün itibariyle Türkiye’deki ilaç üretim tesisi sayısı 67…  İhracat yapılan ülke sayısı ise 160 olarak kayda geçiyor. Tıbbi ürün pazarının büyüklüğü 16.86 milyar TL iken, sektörün büyüme hızının yüzde 15.5 olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yılda 1.87 milyar kutu ilaç satılıyor. Yurt içinde 1.4 milyar kutu ilaç üretiliyor. Pazardaki onkoloji ilaçlarının payı ise yüzde 11.11 olarak ifade ediliyor.

     Herşeye rağmen temkinli iyimserlik  
     Son yıllarda hızla büyüyen ilaç sektörü, geçtiğimiz yıl çift haneli büyüme rakamlarına ulaştı. Sektör bir önceki yıla göre yüzde 15.6 büyüyerek; değer bazında 15.87 milyar liraya ulaştı. Hacim ölçeğinde ise 1.87 milyar liralık kutu satışıyla yüzde 6.8 büyüme kaydetti. Sektörün kanaat önderleri, bu büyümenin altında yatan nedenleri; özellikle 2004’te devreye sokulan Sağlık Dönüşüm Programı çerçevesinde sigorta kurumlarının birleştirilmesi, hastane sayılarının artırılması ve ilaç fiyatlarında referans sistemi getirilmesi gibi atılan adımlar olarak sıralıyorlar.

     Düşük karlılık büyük sıkıntı…
     Bütün bu gelişmelere karşılık sektör düşen kârlılık oranları ile karşı karşıya... Kamu harcamalarının kontrol altına alınması amacıyla getirilen fiyat referans sistemi ve sabit kur uygulaması şirketlerin gelirlerinde büyük düşüşe yol açarak hem yatırımların ve AR-GE harcamalarının düşmesi hem de bazı ilaçların pazara girmesinin zorlaşması gibi temel sıkıntılara yol açtı.
     Sektör temsilcileri, bu yılın ilk aylarında sabit uygulanan Euro kurunda iyileştirilme yapılsa da ilaç üreticilerine yapılan ödemelerde uygulanan kurun, gerçek seviyelerinden hala çok uzak olması, şirketlerin bu konuda yaşadığı sıkıntıların bir süre daha devam etmesine neden olacağını belirtiyorlar. Ancak hükümetle yakın çalışmanın önemli katkısı olduğunu ifade eden sektör temsilcileri, sorunları anlayan bir bürokratların olmasından dolayı umutlu olduklarını da vurguluyorlar.

     İlaçta yeni bir serüven, yerelleşme
     İlaç sektöründe bu yıl yaşanan en büyük gelişme kuşkusuz hükümetin cari açığa etki yapan unsurlardan biri olan ilaç sektöründe ithalatı azaltıp, yerli üretimi artırmak için başlattığı girişim oldu.
     İthal ilaçlar geçtiğimiz yıl da değerde ve hacimde sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 8 oranlarında büyüdü. Böylece bu ürünler değerde 9 milyar liraya ulaştı. Yurt içinde üretilen ürünler ise 2015’te 6.85 milyar TL ve 1.4 milyar hacim seviyesinde seyretti.
     64. Hükümet Planı’nda göre, yerelleşme girişimi kapsamında hem tıbbı ürünlerin hem de stratejik ve yerli ilaçların geri ödeme, fiyatlandırma ve ruhsatlandırma süreçleri iyileştirilmesi hem de geri ödeme listesinden çıkarılacak ithal ürünler belirlenmesi hedefleniyordu.
     Özel sektör üretim kapasitelerinin artacak talebi karşılayacak seviyelerde olduğuna emin, ancak insan kaynakları ve teknolojik altyapı sıkıntılarının karşılaşılabilecek muhtemel zorluklar olduğu belirtiliyor.
     Bu girişimi memnuniyetle karşılayan şirketler, henüz sürecin başlangıç aşamasında olmasından dolayı temkinli tutumlarını sürdürse de orta vadede bu atılımın sektörün yapısını değiştirecek önemli bir köşe taşı olacağına dikkat çekiyorlar. Hükümetin yerelleşmeyi artırmadaki başarısı; Türk ilaç sektörünün önümüzdeki yıllarda kaderini belirleyecek.

     Biyoteknolojiye odaklanma…
     Biyoteknoloji,  canlı organizmaların ya da bunların türevlerinin kullanılmasıyla insanlık için yeni ürünler ve üretim yöntemleri geliştirmeyi içeriyor.
     Hem düşen kârlılıklarla baş etmek hem de sektörün ilaçta küresel bir üretim merkezi haline gelme hayallerini gerçekleştirebilmesi için şirketlerin işaret ettiği en temel yol yüksek katma değerli ilaçların üretilmesi olarak belirtiliyor. Tam bu noktada biyoteknoloji devreye giriyor.
     Geçen sene itibariyle küresel ilaç pazarının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan biyoteknolojik ürünler, Türkiye ilaç pazarında da 2.57 milyar TL ve yüzde 17’yle önemli bir paya sahip. Türkiye ilaç pazarında halen mevcut 183 referans ve 38 biyobenzer ilaç bulunurken, biyobenzer ilaçların yüzde 34’ü ya da 13 tanesinin üretimi yerel olarak yapılıyor. Biyoteknolojik ilaçlar, 2015’te 2,57 milyar TL ile reçeteli ilaçların yüzde 17’sini oluşturdu. Biyoteknolojik ilaç üretiminde düşük klinik ve üretim maliyetleriyle genç nüfus potansiyeli Türkiye’nin gelişmiş ülkelere göre en önemli avantajı. Ancak biyoteknolojide henüz emekleme aşamasının bile başında görülen Türk ilaç sektörü için hala teknolojik altyapı yetersizliği, kalifiye insan gücü eksikliği, düzenleme yetersizlikleri ve yeterli akademik araştırma bulunmaması gibi pek çok sorun çözülmeyi bekliyor.
     Bu noktada sektörün geleceğini belirleyecek şey kârlılık sıkıntılarına rağmen şirketlerin araştırma ve geliştirme yatırımlarına ne kadar ağırlık verebileceği olacak. Resmi rakamlara göre, ilaçta AR-GE harcamaları 2015 yılında yüzde 4.3 artarak 219 milyon lira oldu. Türk ilaç sektörünün ithalata bağımlılığını ne kadar azaltabileceğini de AR-GE’deki başarısı belirleyecek.

     Yeni trend; eşdeğer ilaçlar
     2014 yılında 9,65 milyar TL düzeyinde olan referans ilaç pazarı, 2015’te yüzde 15,1 büyüyerek 11,11 milyar TL’ye ulaştı. Eşdeğer ilaç pazarı ise 2015’te pazarın üzerinde büyüme göstererek yüzde 16,2 artışla 4,76 milyar TL’ye ulaştığı kaydedildi.

     Katma değerin en yüksek olduğu ihracat kalemi; ilaç
     Türkiye’de güçlü üretim ve ihracat olanağına sahip olan ilaç sektörü, özel üretim teknolojisi gerektiren ürünler dışında her türlü ürünü üretebilecek güce sahip. Geçtiğimiz yıl bir önceki yıla göre yüzde 14,2 artarak 18.9 milyar TL’ye ulaşan ilaç pazarı, yaklaşık 27 dolar olan kilo başı ihracatıyla katma değer yaratmaya devam ediyor.
     Kıtalararası Pazarlama Hizmetleri (Intercontinental Marketing Services-IMS) verilerine göre, Türkiye ilaç pazarı 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9,8 büyüme göstererek, 15.9 milyar TL'ye ulaştı. Türkiye’de 311 adet ilaç firması, 71 adet ilaç üretim tesisi (58’i yerli) ve 11 ham madde tesisi (8’i yerli) bulunuyor. 2014 yılında 4.7 milyar dolar ithalat yapan sektör, 856 milyon dolar da ihracat yaptı. Bu tablodan görüldüğü gibi ihracatın ithalatı karşılama oranı yaklaşık yüzde 18,05’i buluyor.
     İlacın, Türkiye’de önemli miktarda ve çeşitlilikte üretim ve ihracat olanağına sahip, katma değeri yüksek sektörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenen ve ülkemizde 1984 yılından itibaren yürürlüğe giren "İyi Üretim Uygulamaları” çerçevesinde gerekli yatırımları yaparak teknolojik altyapısını güçlendiren sektörün sürekli büyüyor.

(Sürecek)


+ Benzer Haberler
» “Fiyat düşürülürken; ilaca erişim zorlaşmamalı”
» İlaç, ‘maliyet’ değil ‘değer’ yaratacak
» İlaçta yeni bir serüven; yerelleşme


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 27.04.2018
  Ticaret 26.04.2018
  Ticaret 25.04.2018
  Ticaret 24.04.2018
  Ticaret 23.04.2018
  Ticaret 21.04.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni