• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE
YAZARLAR Koray Tarakçıoğlu ►KÖŞEGEN
12
14
16
18
26/01/2017 17:03
Otomasyon, insanlığı tehdit eden tehlike

Ben tekstilciyim. 1956 seresinin Ocak ayında İzmir Pamuk Mensucat fabrikasında stajyer olarak tekstil hayatıma başladım. Staj sonrası yurt dışında tekstil mühendisliği tahsilini takiben Manisa Sümerbank fabrikasında iplikhane şefi olarak çalışmağa başladım. Fabrika hayatı ile ilişkim 2006 senesi Mayıs ayı sonu itibarı ile son buldu. Böylece tam elli sene kesintisiz olarak fiilen üretimin içinde ve yönetiminde bulundum.
     Bu süre içinde zihnimi en fazla meşgul eden, en fazla dikkatimi çeken makinelerdeki otomasyon ve buna bağlı hızlanma, yani üretim artışı oldu. Bazı misaller vereyim:
     İplik üretiminin ilk safhası pamuk balyalarının üretim sahasına, mekânına girdiği ve pamuk balyalarının açılarak pamukların el ile makinelere doldurulmasıydı. Bu ve takibeden bölümde bir metre eninde ve bir parmak kalınlığında 20 ilâ 25 metre uzunluğunda, rulo şeklinde sarılmış ve “vatka” olarak isimlendirilen, ipliğin birinci aşaması elde edilirdi. Günlük iplik üretimi 17-18 ton olan Pamuk Mensucat ve benzeri Manisa Sümerbank fabrikalarında, yukarıda bahsettiğim ilk iki bölümde ve bir postada on işçi çalışırdı. Bilmeyenler için açıklayalım, bir posta sekiz saatlik çalışma süresi olup, bir günde üç posta işçi çalışır, yani 24 kişi.
     2006 senesinde teknik danışman olarak görev yaptığım Adana’da Mensa isimli fabrikada, yukarıda belirttiğim ilk iki bölüm tam otomatik olarak çalışıyordu ve her bir postada sadece üç işçi vardı.

     Bir misal de dokumahaneden verelim: Şef olarak işe başladığım 1961 yılında, bir dokumacı dokunan kumaş tipine göre 10 ilâ 15 dokuma tezgâhı çalıştırırdı. Her bir tezgâhın günlük üretimi ise yine kumaş tipine göre 50-60 metre kadardı. Bugün bir dokumacı otomasyonu en ileri düzeyde altı geniş dokuma tezgâhını çalıştırırken 1500 metre üretim sağlayabilmektedir.
     Bu otomasyonlar sayesinde işveren kapalı alan, işçi, makine bakım, enerji, yedek parça, işletme malzemesi, nakliye, yemek, sosyal giderler gibi bir fabrikanın faaliyetini devam ettirebilmesi için gerekli bütün masraflardan çok ciddi tasarruflar sağlarken diğer taraftan geçmiş zamanlardaki üretim maliyetlerine kıyasla çok ciddi maliyet düşüşlerini de elde etmektedir.
     Böylece işveren daha çok malı daha ucuza temin etmek olanağına kavuşurken çalışanlar otomasyonun kurbanları olarak işten çıkarılmaktadır. Buna karşı alınabilecek hiçbir önlem de yoktur.

     Aynı sorun diğer bütün üretim sektörlerinde de yaşanıyor. İlginç bir misâl de toplu taşımacılıktır. Hepimizin bildiği İZBAN, bir dizi üç vagondan müteşekkildir ve her bir vagon en az yüz yolcu alabilmektedir. İhtiyaca göre üç dizi yani dokuz vagon birleştirilebilmektedir. Böylece dokuzyüz yolcu bir seferde nakledilmekte ve böyle bir katarı BİR TEK makinist yönetmektedir.
     Misaller çoğaltılabilir: Eski 30- 40 kişilik otobüsler yerine şehirler arası 60 kişilik, şehir içi otobüsleri 150 kişilik otobüsler kullanılıyor. 400 yolcu kapasiteli yolcu gemisi yerine 4.000 yolcu kapasiteli gemi, 50 kişilik uçak yerine 500 kişilik uçak vs.

     Bunların hepsi medeniyetin nimetleri olup otomasyon ve modernizasyon, teknolojik ve teknik gelişmenin tabii sonuçlarıdır ve hiç kimsenin itirazı da yoktur, olamaz. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var ki, tehlike orada yatmaktadır.
Ben ilk defa dünya nüfusunu 1940'lı yıllarda öğrendiğimde 2,5 milyardı. Bugün 7 milyara ulaşmıştır. Bu miktar yıllık ortalama 62-63 milyon nüfus artışıdır. Bir yandan insanların ömrü uzarken diğer yandan daha iyi sağlık tedbirleri geliştirilmektedir. Bu insanlar yaşamak için beslenmek, beslenmek için çalışarak ve para kazanmak zorundadır. Fakat açıkça görülüyorki otomasyon, yani gelişen teknoloji ile insanların yaşamak için çalışma zorunluluğu birbirine ters iki faktördür. Ve biliyoruz ki dünyada işsiz sayısı dolayısı ile aç insan sayısı artmaktadır. İşte bu durum insanlık için en büyük tehdittir.

     İşsiz ve aç insanların neler yapabileceklerini Türkiye Osmanlı döneminde olabilecek en acı şekilde yaşamıştır. Osmanlı tarihi, hamasetten uzak düşünceler ile incelendiğinde görülür ki “Şanlı Osmanlı” sadece bir efsanedir. Bu şanlı dönem Osmanlı beyliğinin genişleme çağı olan 1300'lü yıllardan başlar ve 1500'lü yıllarda yani 200 sene sonra sona erer.
     1500'lü yıllar ise Yavuz Sultan Selim’in (1512/20) tahta çıktığı yüzyılın tam başıdır. Daha o zamandan açlıktan şikâyetçi köylülerin isyanı başlamış olduğun biliyoruz. İlerleyen yıllar içinde bu isyanlar organize bir şekle dönüşmüş, daha sonra işsiz medrese talebelerinin isyanları, Celâli isyanları ile devam ederek, iki asır sürmüştür. Bu uzun süre Osmanlı İmparatorluğunun çökmesindeki en büyük etkenlerden biridir.
     Bu konu, yani isyanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli sosyal olayı olup ayrıca üzerinde konuşulması gereken bir konudur. Bu konuyu gelecek hafta ele alırız.

Önceki Yazılar :
Haberler
  İstanbul Sabiha Gökçen’de yolcu sayısı Kasım’da %11 arttı

  İskandinavya’ya odaklanan hazırgiyimci 1 milyar dolar çıtasını iki yılda aşacak

  E-ticaret “üçüncü çeyreği” 5’e katladı

  Firmalara Bakanlık teşviki ISK-SODEX fuarında

  Yıl sonu fırsatları Türkiye Finans’tan

  55 yaş ve üstü telefon kullanım oranları, gençleri yakaladı

  LG Türkiye, Therma V ailesinin en yeni üyesini tanıttı

  Huawei Mate 10 Pro, en beğenilen telefonu seçildi

  “EXPO’yu sizin için alacağız”

  Girişimcilere büyük destek

  Kestane için “kurtarma operasyonu”

  Buca Belediyesi’nden uygulamalı yangın eğitimi

  Büyükşehir’in 2017’deki son sanat etkinlikleri

  Bu önlüklerin anlamı çok büyük

  Çim kaplama çöp kutularıçok beğenildi

  En özel yeni yıl armağanı

  Bayraklı’ya çok yakıştı

  İnönü anısına yarıştılar

  TEKSTİL-GİYİM-DİKİM

  İLAÇ-TIBBİ MALZEMELER

  MÜTEFERRİK

  İAŞE

  ELEKTRİK-ELEKTRONİK-SU

  YAKIT-AKARYAKIT

  HARİTA-PLAN-PROJE

  İNŞAAT

  SU ÜRÜNLERİ HAL FİYATLARI

  SEBZE-MEYVE HAL FİYATLARI

  15 Aralık 2017 Tarihli ve 30271 Sayılı Resmî Gazete

  14 Aralık 2017 Tarihli ve 30270 Sayılı Resmî Gazete - Mükerrer

  Karayollarında Durum

  İstihdam seferberliğinde “Artı 2” çağrısı

  “İzmir Kumrusu” coğrafi işaretle tescillendi

  Sanayi ciro endeksi %31,7 arttı

  Çin 4. Sanayi devrimine hazırlanıyor

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 03.01.2018 - 14:00

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 03.01.2018 - 14:00

  SOSYAL GÜVENLİK KURU MU BAŞKANLIĞINDAN GA YRİMENKUL SATIŞ İLANI

  İHALENİN TARİHİ ve SAATİ ► 10.01.2018 - 13:30

  İZMİR 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN KAMULAŞTIRMA KANUNU 10. MADDESİ GEREĞİNCE İLAN TUTANAĞI

  İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN İLAN

  Enflasyon yüksek olduğu için faiz artıyor

  MB’den 50 baz puanlık faiz artışı

  Vodafone Gartner’ın liderler kadranında

  İTO üyelerine Vakıfbank’tan uygun şartlarda kredi

  7 farklı fakülteden 10 öğrenciye ‘Sergileme Ödülü’

  KalDer, Uzay Kampı Türkiye’yi iyi uygulama olarak gösterdi

  Axess Mobil 1 ayda 1 milyon cebe girme rekorunu kırdı

  Bornova Kent Gezileri başlıyor; 8500 yıllık tarihe keyifli bir yolculuk

  İzmir’in yeni cazibe merkezi; Savanda

ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 15.12.2017
  Ticaret 14.12.2017
  Ticaret 13.12.2017
  Ticaret 12.12.2017
  Ticaret 11.12.2017
  Ticaret 09.12.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni