• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Kolay doğumun yolu yogadan geçiyor

15 Eylül 2018 Cumartesi 09:00
12
14
16
18

Kolay doğumun yolu yogadan geçiyor

   ► Hamile yogası, doğum anında kullanılan kasların esnemesi, güçlenmesi, hakimiyetin artması bakımından büyük önem taşıyor.

           SEZA NUR DEMİRPARMAK     
     Hamile yogası, hamilelik dönemini daha rahat atlatmayı sağlıyor. Yogadaki düzenli egzersizin yanında yapılan nefes ve meditasyon uygulamaları annelerin hamilelik sürecine ve doğuma dair endişelerini azaltmada yardımcı oluyor. Hamilelik yogasının fiziksel ve ruhsal faydaları hakkında bilgi veren Yoga Eğitmeni Şerife Kamay Coşkun, “Bebeğiniz büyüdükçe taşıdığınız ağırlık artıyor. Yoga ile o ağırlığı bacakları ve sırtı güçlendirerek eşit şekilde taşımayı öğreniyorsunuz. Beden sürekli çalıştığı için ödem birikmiyor, vücutta şişmeler azalıyor. Yogaya erken başladıysanız eğer mide bulantılarının azalması bakımından da güzel sonuçlar alınabiliyor” dedi.
     Yoganın doğum sonrasındaki toparlanma sürecinde fayda sağladığını söyleyen Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: “Doğumdan sonra bebeği sürekli emziriyorsunuz ve sürekli bir eğilme pozisyonundasınız. Bu da doğum sonrasında annelerde en belirgin şikayetler olan sırt, omuz, boyun, kol ağrılarına neden oluyor. Hamilelik süresince yoga da yaptığınız güçlendirmeler doğum sonrasındaki süreci kolaylaştırıp, annelerin o dönemi daha konforlu geçirmelerini sağlıyor.”

Hamileler 9’uncu aya kadar yoga yapabiliyor
     Hamile yogasının bebeğin anne karnındaki ilk 12’nci haftasından 40’ıncı haftaya kadar yapılabildiğini söyleyen Coşkun, “Yoga koruyucu ve destekleyici hizmet veriyor. Ama doktor aksini söylemediği sürece çok daha dikkatli bir şekilde hamilelik problemi olanlarla da çalışılabiliyor. Bebeğin tutunma dönemi olan ilk 3 ay da daha narin olduğu için düşük tehlikesi olabiliyor. O nedenle doktorlar da 12’nci haftada başlamayı tavsiye ediyor. Eğer her şey yolundaysa o dönemde de daha yumuşak farkındalık ve nefes çalışmalarıyla ilgili yogaya başlayabiliyoruz. Aksi bir durum olmadığı sürece doğuma kadar yapabiliriz. 40’ıncı haftaya kadar doğum ne zaman gerçekleşecekse o zamana kadar devam ediyoruz. Doğumdan bir önceki gün yoga dersine katılıp, ertesi gün doğum yapan hamileler ile çalıştım” diye konuştu.

“Doğru nefes bebeği oksijenle buluşturuyor”
     Yogadaki nefes kontrol tekniklerinin hem anneyi rahatlattığını hem de bebeğin daha çok oksijen almasını sağladığını vurgulayan Coşkun, “Bebek anne karnında büyüdükçe, alanı genişledikçe anne nefes almakta veya nefesi boşaltmakta çok ciddi sorunlar yaşıyor. Anne, nefes alırken çok kullanmadığı ciğerlerin üst bölümlerini doğru tekniklerle kullanmayı öğrendiğinde rahatlıyor. Nefes kapasitesini arttırabiliyor, arttırdıkça hem bedeni rahatlıyor hem de bebeğini daha fazla oksijenle buluşturabiliyor. Siz hareket ettikçe bebeğinize alan açıyorsunuz, daha fazla oksijenle besliyorsunuz” diye belirtti.
     Doğru nefes almanın öneminden bahseden Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: “Nefes almak hepimiz için önemli ama bir can büyütürken daha da önemli hale geliyor. Hepimiz yanlış nefes alıyoruz. Nefes verirken karnı çekip, nefes alırken karnı şişirmemiz gerekiyor. Ters nefes alan birçok anne adayı var ve ters nefesi düzeltmek zor oluyor. Ancak doğru nefes almaya başladığınızda karın bölgenizde uyuyan kaslar da uyanmaya başlıyor, bebek ve anne rahatlıyor.”

Hamile yogası ile diğer yoga türleri gibi değil
     Hamile yogasıyla diğer yoga türlerinin farklılık gösterdiğini belirten Coşkun, “Yoganın diğer türlerinde form odaklıyken, hamile yogasında form odaklı değiliz. Annenin ihtiyaçlarına göre, annenin bedeninin esnekliğine göre nasıl rahat ediyorsa o kadar sınırlarına çok vurgu yaparak, sınırlarını zorlamadan yaptırmaya çalışıyoruz. Diğer yoga türlerine göre birçok harekette daha sınırlı ve koruyucu davranıyoruz. Nefese ve sezgilere içe dönüşe çok yer veriyoruz. Sezginin güçlenmesi bebekle teması güçlendiren bir şey. Anne daha karnındayken bebeği ile ilişki kurmaya başlıyor. Onu dinlemeyi, onu dinlerken bedenini dinlemeyi öğreniyor, iç sesi duyuyor. Bununla ilgili veriler doğum anında hep işine yarıyor. Derin nefes alacak nerde verecek, kasları nasıl gevşetecek, nerede bekleyecek bunların hepsi bu süreci kolaylaştırmasında yardımcı oluyor” değerlendirmelerinde bulundu.  

“Hamile yogası normal doğumun garantisi değil”
     “Hamile yogasıyla annelerin, hamilelikleri boyunca bedenlerini güçlendirmeleri, gevşeme ve sakin kalma tekniklerini öğrenmeleri, hamilelik süresince değişen her duruma daha kolay uyum sağlayabilmeleri, nefeslerini fark etmeleri ve nefeslerini geliştirirken o doğum döneminde bedenlerinin kontrolünü ele alabilmeleri mümkün” diyen Coşkun, “Özellikle kasıklar ve doğum kanalının olduğu bölgeler üzerinde çalışmak annenin o bölgede hakimiyetini arttırması, esnetebilmesi, güçlendirmesi için büyük önem taşıyor. Doğum anında kullanacağınız kaslarınıza hakimiyetiniz artıyor. Yoga tabiki normal doğumun garantisi değil, onu bebek kendisi seçiyor ama doğum anında ve sonrasında da annenin çabuk toparlanmasına ciddi bir katkısı da var. Sezeryan doğum olursa da doğum sonrası için önem taşıyor” diye konuştu.

Yoga doğumdan sonrasını da kolaylaştırıyor
     Yoganın rahatlatıcı etkilerinin doğum sonrasında da devam ettiğini ifade eden Coşkun, “Doğum sonrasında da bir toparlanma süreci var. Bu dönemde de yoga hem bedensel olarak hem de ruhsal olarak fayda sağlıyor. Doğumdan sonra bebeği sürekli kucağınızda taşıyorsunuz, emziriyorsunuz ve sürekli bir eğilme pozisyonundasınız. Bu da doğum sonrasında annelerde en belirgin şikayetler olan sırt, omuz, boyun, kol ağrılarına neden oluyor. Hamilelik süresince yogada yaptığınız güçlendirmeler doğum sonrasındaki süreci de kolaylaştırıp, çoğu annenin o dönemi daha konforlu geçirmelerini sağlıyor” ifadelerinde bulundu.
     Normal doğum yapanlar ile sezeryan doğum yapan annelerin doğum sonrası tekrar yogaya başlama sürelerinin değişiklik gösterdiğini dile getiren Coşkun, “Normal doğum olduysa anne kendini iyi hazır hissettiğinde hemen yogaya başlayabiliyoruz. Eğer sezeryan olursa yine doktorların görüşleri değişiyor, ama genellikle 3 ay gibi bir süre geçtikten sonra başlıyoruz” dedi.

“Kendilerini yalnız hissetmiyorlar”
     Hamile yogasında annelerin birbirinden her konuda destek aldıklarını söyleyen Coşkun, “Anneler yoga sınıfına girdiğinde kendisiyle aynı yollardan geçen, benzer şeyleri yaşayan insanlarla birlikteler. Bu onlara güzel bir paylaşım imkanı sunuyor. Kendilerini yalnız hissetmiyorlar. Daha güçlenmiş bile çıkıyorlar. Çünkü paylaştıkça rahatlıyorlar. Benzer sorunları konuşuyorlar, birbirlerine kendi çözümlerini anlatıyorlar ve bilgi aralarında çoğalıp zenginleşiyor. Yaygılar, kalıplar, şablonlarımız, annelerimizden öğrendiklerimiz yavaş yavaş kırılıyor. Bunları kendileri yaşayarak, birbirleriyle paylaşarak kırıp öğreniyorlar. Yoga bunu anne adaylarına sunuyor” diye konuştu.

“Yoga yaygınlaştıkça fiyatlar ucuzlayacaktır”
     “Yoga diyince akla yaşam standartları yüksek insanların yaptığı bir spor gibi geliyor” diyen Coşkun, sözlerine şöyle devam etti: “Yoga salonlarının açılması yogayı yaygınlaştırıyor. İnsanlar risk alıp yoga salonları açıyor. Salonlar çoğaldıkça ve yoga yaygınlaştıkça fiyatlar ucuzlayacaktır. Ucuzladıkça da talep artacaktır. Her zaman olduğu gibi devletin belirleyiciliği burada en önemlisi. Halk eğitimlerde yoga eğitimi verilse de maalesef çok yaygın değil. Ayrıca yoga eğitiminin okullara da yayılması lazım, beden eğitimi dersinin içinde verilebilir.  Aile sağlık merkezlerinde, halk eğitimlerinde, kültür merkezlerinde ücretsiz olarak herkese verebilse de herkes tanışma imkanı bulabilse. Mutlaka herkes ihtiyacı olduğu bir parçayı yoganın içinden bulup şifalanacaktır.”

“Yogaya başlamadan önce endişelerim vardı”
     Yogaya başlamadan doğuma dair birçok endişesi olduğunu söyleyen 6 aylık hamile Elif Özata, “Yogaya başladıktan sonra hem ruhsal, hem bedensel, hem zihinsel olarak her şeye pozitif bakmaya başladım. Endişelerim vardı,  bebek nasıl doğacak, doğunca ne yapacağım diye en ince ayrıntısına kadar düşünüyordum.  Şu an da her şeyin güzel olacağına inanıyorum” dedi.
     Hamile yogasına 4.ayımda başladığını söyleyen Özata, “Aslında hamile olduğumu öğrendiğim hafta başlamaktı hamile olduğumu öğrendiğimde araştırmaya başladım. birtakım işleimden dolayı gelemedim. 9. ayıma kadar devam edeceğim. Doğumdan sonra da yogaya devam edeceğim” diye belirtti.

“Her kadın hamile yogasının öneminin farkında değil”
     Hamileliğinin ilk aylarında ciddi kasık ağrılarının olduğunu söyleyen Ezgi Beydeş ise, “Hamileliğimin 20’nci haftasında yogaya başladım, başladıktan itibaren de ağrılarım azaldı. Sürekli tekrarlanan ağrılardı, hocamın tavsiye ettiği duruşları evde de yaparak rahatlıyordum. Bence hamilelerin bir pilates topunu mutlaka evine de alması gerekiyor Ağrılarımı tamamen geçridiğini söyleyemem ama çok azalttı. Kalçamda ve kasıklarımda şiddetli ağrılarım vardı ders esnasında çok hafifleyip rahatlatıyordu. Yaptığımız meditasyonlarda kendine odaklanma, ana odaklanma, bebeğe ve enerjiye odaklanma ile zihinsel olarak rahatlıyordum ki ben böyle şeylere daha önce inanmazdım. Doğumdan sonra sırt ağrılarım başladı. Yogadaki kol hareketlerini gögüslerimi ve sırtımı rahatlatan hareketlere devam ediyorum o hareketleri hiç bırakmadım. Her kadın hamile yogasının öneminin farkında değil. Kendi bedenlerine ve çocuklarına iyi geleceğinden süphem yok” diye konuştu.

“Doğumdan sonra 2 buçuk ay ağrım olmadı”
     Hamileliğinin 13’ncü haftasından doğuma 3 gün kalana kadar yogaya devam ettiğini belirten Funda Uzunyayla, “Hamilelik süresince rahatlatıcı konuşmalarımız, neler yaşayacağız, yaptığımız hangi hareket neremize iyi geliyor gibi bilgiler edinip yoga esnasında hem bilinçlendirildim. Ayrıca yoga sınıfı bize sosyal bir ortam oldu, o da bizi rahatlattı. 2 kişilik bir gruptuk birbirimize destek olduk hem duygusal, hem fiziken, hem de ruhen iyi bir süreç geçirdim” ifadelerinde bulundu.
     “Hamilelik süresince hem mutlu bir süreç geçirdik, hem de doğumdan sonra yoganın etkisini gördüm emzirme sürecinde yaklaşık 2 buçuk ay ağrı çekmedim” diyen Uzunyayla, “Doğumdan 2 buçuk ay sonra sonra ağrılarım başladı. Bu nedenle tekrar yogaya devam etmem gerektiğini görüyorum. Bebekle biraz düzene girdiğimizde yogaya devam edeceğim” dedi.

Medya, yogaya ön yargıya neden oluyor
     Hamile yogasının son dönemlerde popüler olduğu için hızla yayıldığını ifade eden Yoga Eğitmeni Şerife Coşkun medyadaki görüntüler nedeniyle hem hamile yogasına hem de yoganın diğer türlerine karşı ön yargıların oluştuğunu vurguladı. Coşkun, “Magazin programlarından gördüğümüz çok zor hareketler var ya da sadece oturup meditasyon yapan görüntüler var. Ama yoga ikisinden de ibaret değil. Yogayla ilgili ön yargılar var. Önce o ön yargının kırılıp imkan bulan herkesin denemesini öneriyorum” dedi.

 


+ Benzer Haberler
» Kahvecilerden merdiven altı satışlara tepki
» Otomobil fiyatı arttı, kasko fırladı
» İstanbul kazandı, İzmir kaybediyor
» “Xylella tehdidine karşı gözümüzü dört açalım”
» İtalyan Zeytinciliği’nin var olma savaşı
» Türkerlerden İzmir ve çevresine 6 milyar liralık yatırım
» Kasaplar memnun marketler durgun
» Dövizdeki artış Türk Pamuğu için fırsat
» İEF’te yerli robot vatandaşlarla buluştu
» Demuraj ücreti ithalatçıyı zora soktu


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.09.2018
  Ticaret 21.09.2018
  Ticaret 20.09.2018
  Ticaret 19.09.2018
  Ticaret 18.09.2018
  Ticaret 17.09.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni