• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Kanun’da kadın el işçiliğinin tadı başka”

02 Şubat 2019 Cumartesi 11:00
12
14
16
18

   ► Türkiye’nin ilk ve tek eğitimli kadın kanun yapım ustası Babaoğlu, kadınların kanun yapım mesleğini tercih etmediğini kaydetti.

     Türkiye’de ilk ve tek eğitimli kadın kanun yapım ustası Burçin Bayar Babaoğlu, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çalgı Yapımı Bölümü’nde kanun yapımı eğitimi aldı. Herkes karşı çıkarken ‘çok çalışıp bu mesleği yapan ilk kadın usta olacağım’ diyen Babaoğlu, eğitimine devam ederken bir yandan da ünlü kanun yapımı ustası Ejder Güleç’in atölyesine giderek orada kanun yapımı işinin inceliklerini öğrendi. Mezun olduktan sonra okuldan bir hocasıyla beraber Karşıyaka’da açtığı atölyesinde meslekteki ilk ve tek eğitimli kadın kanun ustası olarak kanun imal ediyor. Mesleği yapan eğitimli tek kadın usta olmanın farklı bir duygu olduğunu kaydeden Babaoğlu, kadınların kanun yapım mesleğini çok tercih etmediğini ancak kadın el işçiliğinin tadının farklı olduğunu, kadınların yaptığı kanuna daha farklı bir duygu kattığını vurguladı.

“Kadınlar bu mesleği tercih etmiyor”
     Kadınların kanun yapım mesleğini çok tercih etmediğini açıklayan Babaoğlu, “Çalgı yapımı bölümü denildiğine marangoz mu bakış açısı oluyor. Ben de çalgı yapımı denildiğinde ilk olarak şaşırmıştım, hatta ben kadınım beni alırlar mı diye düşünmüştüm. Ama bölüme girdikten sonra bütün fikrim değişti. Yani kadınlar bu mesleği tercih etmiyorlar. Ben bölüme girdiğimde ailemden marangoz mu olacaksın diyenler oldu. Hatta ilk yıldan sonra bölüm değiştireceğimi düşündüler ama ben hiç düşünmedim. Çalgı yapımı bölümünde benim dönemimde 2 kadın öğrenciydik. Kanun imalatı anlamında diplomalı ve atölyesini açmış tek kadın kanun yapım ustasıyım” diye belirtti.
     Kadınların yaptığı kanunun ince işçiliği bakımından erkeğin yaptığı kanundan daha hassas olduğunu dile getiren Babaoğlu, “Kadın el işçiliğinin tadı farklı oluyor, yaptığı kanuna daha farklı bir duygu kattığını düşünüyorum” diye konuştu.

“El değmeyen kanundan istenilen ses alınamaz”
     Eski usul çalıştığını kaydeden Babaoğlu, “Zımparayı bile el zımparasıyla yapıyorum, hiçbir makine kullanmıyorum. Yeni usulde lazer kesim var, kıl testereyle kesilecek yerleri el testeremle kesiyorum. Yani baştan sona kadar el işçiliği. İkinci bir ustanın dokunma şansı da yok. Mandallarını da kendim çakıyorum, her şeyini kendim yapıyorum. Eski usul ile temiz çalışıldığı zaman güzel bir şey ortaya çıkıyor. İşin içine makineleşme girmemeli, çünkü el değmeyen bir şeyin istenilen sesi alabileceğini düşünmüyorum. Kanunu yaparken o duyguyu vermek lazım” diye konuştu.

“Bir kanun yapımı 2 buçuk ay sürüyor”
     El yapımı kanun yapmanın uzun ve meşakkatli süreç olduğunu dile getiren Babaoğlu, kanun yapım sürecini şöyle anlattı: “Kanun siparişi geldiğinde önce ağacın cinsini seçiyoruz, eğer daha önce ayırdığım ağaçlar varsa zaten iskeleti bir günde kurabiliyoruz. Daha sonra arka kapağı takıyoruz ve kanunun ara balkonunu yerleştiriyoruz. Sonra üst kapak geliyor, deriyi yerleştiriyoruz. Bu arada burgu yerleri açılıyor ve sonrasında da derisi, çıtası, eşiği ve mandalları takıldığında ortaya bir kanun çıkıyor. Tek başıma yaptığım için bu sürecin hepsi yaklaşık 2 buçuk ay sürüyor.”

“Kanun imalatıyla geçinilmiyor”
     Kanun yaptığını ancak çok iyi çalamadığını söyleyen Babaoğlu, “Kanun için iyi bir icracı değilim, okuldaki enstrümanım kavaldı. Kaval, kopuz ve gitar çalıyorum. Okulda kanun dışında bağlama ve tambur yaptık. Birçok enstrümanın da tadilatını yapabiliyorum. Yani geçim kaynağı olarak kanun imalatı yapıyorum ancak kanun imalatıyla geçinilmiyor” diye konuştu.
     Seri imalat yapan ustaların piyasadaki kanun fiyatlarını düşürdüğünü dile getiren Babaoğlu, “Son dönemde dolar yükseldiği için malzemelerde çok pahalandı. Malzemelerin, ağaçların bazıları yurt dışından geliyor. Üst kapakta çınar ve ladin ağaçları kullanılıyor bu ağaçlar Türkiye’de var ancak burgu için kullanılan abanoz ağacı işlenmiş bir biçimde yurt dışından geliyor. Amerikan cevizi ağaçları yurt dışından geliyor. Ben önerilerde bulunuyorum hangi ağaçtan istiyorsunuz diye. Hepsi özel tasarım oluyor zaten seri imalat değil. Seri imalatta standart çıkartırsınız daha ucuz olur ama ben seri imalat tercih etmiyorum” açıklamalarında bulundu.

“Mesleği eğitimliler değil alaylılar yapıyor”
     Türkiye’de bu mesleği daha çok eğitimliler değil alaylıların yaptığını dile getiren Babaoğlu, kendi ustasının da alaylı olarak enstrüman yapımına başladığını ifade etti. Babaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu işi eğitimli olarak yapanların sayısı çok az gerisi hep alaylı. İzmir de yanında çırağı ya da makineleri olmayıp çalışan tek usta benim. İnsanlar fabrikasyon işe devam ediyorlar. Eski usul ve ağacın kıymetini veren usta az kaldı” dedi.

“Yurt dışından Arap kanunu istiyorlar”
     Son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı kanun taleplerinin azaldığını dile getiren Babaoğlu, “Kanuna talep oluyor ama geçen dönemlerde daha fazlaydı, şimdi insanlar daha uygun fiyatta kaliteli kanun arıyorlar. Ama hem daha uygun hem daha iyisini arıyorlar böyle bir şansları yok. Türkiye’de ağırlıklı olarak İstanbul, Konya ve İzmir’den talep alıyoruz. Türkiye’nin doğusunda Türk müziğinin olduğu üniversitelerden de oldukça fazla kanun talebi geliyor. Öğrenciler daha iyi çalmaya başlayınca daha iyi bir kanun istiyor yine sipariş veriyorlar” dedi.
     Yurt dışından da çok talep olduğunu açıklayan Babaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikten Dubai’den talep oluyor. Arap ülkelerinden genellikle Arap kanunu isteyenler oluyor. Arap kanunu ile Türk kanunun ses farkı var. Arap kanununun kasası daha büyük, Türk kanuna göre daha geniş bir kanun modeli 6-7 ses daha fazla. Ama Arap kanunu yapmıyorum, başka yerler yönlendiriyorum.”

“El emeği kanunlar daha dayanıklı”
     Rahmetli ustamın 20 sene önceki yaptığı kanunlar hala şu an çok iyi çalışabiliyor ama makineleşme sonucunda ortaya çıkan kanunlar kısa bir sürede şekil değiştirebiliyor. Çünkü usta ona dokunmuyor makineden kapağı geçiriyor ağacın yönü belli değil. Bu nedenle el emeği sonucunda ortaya çıkan kanunlar daha dayanıklı oluyor. Ben el planyası ile ağacın hangi yönlü olduğunu biliyorum kapağı yerleştirirken de o yöne göre yerleştiriyorum. Isıdan kaynaklı şekil değiştirmesine engel olmaya çalışıyorum. Ama makineden geçirenlerin ağacın yönünü bilmiyor.

“Ömrümün sonuna kadar bu mesleği yapacağım”
     Nesli tükenmiş bir mesleği yaptığını vurgulayan Babaoğlu, “Ömrünün sonuna kadar bu mesleği yapmak istiyorum. Bazen bu işi yaparken iğne ile kuyu kazdığımı düşünüyorum. İşimi çok seviyorum ama gelecek kaygım olmadan yaşamak istiyorum. Devlet desteği çok önemli, inşallah Türkiye’de sanat ve sanatçının kıymeti daha çok bilinir. Geçtiğimiz günlerde İzmir Valisi Erol Ayyıldız ile görüştük, enstrüman ve kanun imalatını bir kurs haline çevirip halk eğitimde bir kurs açmayı düşünüyoruz. Onun için çalışmalarımız olacak” diye belirtti.

Kanundaki tel sayısı ülkelere göre değişiyor
     Rivayete göre Farabi’nin telli çalgılardan yola çıkarak kanunu ortaya çıkardığı söylenmektedir. Farabi’den sonra yaygın olarak Araplar tarafından kullanılan kanun, santur ve klavsen ile aynı grup içerisinde yer alır. Ülkelere göre ve müzik seçimlerine göre kanunlarda değişen tek şey tel sayısıdır. Tel sayısı tınıyı da tonlamaları da hiçbir şekilde etkilemez yalnızca müzisyene daha fazla seçenek sunmaktadır. Dik ve yamuk bir gövdeye sahip olan bu enstrüman ahşap olarak üretilmektedir. Dik kenara bitişik üzeri özel bir deri ile kaplanmış daha doğrusu gerilmiş bir bölüme sahiptir. Teller gerilerek eğik kenardaki burgulara bağlanır, bu burgular telli enstrümanların genelinde mevcuttur ve akort işlemi bu bölgelerden yapılmaktadır. Tellerin boyu yamuk bir gövdeye sahip olan Kanun’da kısa ve uzun olarak şekillenir bu da tını konusunda farklılıklar yaratmak içindir.
     Geçmişte kanundaki teller bağırsaktan yapılıyordu fakat günümüzde özel olarak üretilen naylonlardan yapılıyor. Kanunda diğer telli çalgılara nazaran farklı bir sistem vardır. Özel mandallar sayesinde aynı tel pes ve tiz tonlara çok daha farklı şekilde ulaşabilir. Bu özellik sayesinde diğer telli çalgılardan farklı bir yerdedir.

Kanunun akordu hiç bozulmuyor
     Kanun, genellikle oturarak ya da bağdaş kurarak çalınan bir enstrümandır. İki elin yüzük parmağına takılan metal mızrap adı verilen alet ile tellere dokunularak çalınır. Sesleri ayarlamak adına mandalları indirmek ya da kaldırmak gerektiğinde bir elle çalma işlemi devam ederken diğer elle de ses ayarı kolayca yapılır. Kanun çalan kişiye ‘kanuni’ adı verilmektedir. Türk müziği topluluklarının vazgeçilmez enstrümanlarından olan kanun akordunun bozulmaması ve tel sayısının fazlalığı sayesinde ses ve akort konusunda sıkıntı yaşatmayan ve sabit sesli enstrüman olarak bilinir. Hatta diğer tüm enstrümanların akordu kanuna uydurulur.

Kanun Hakkında Genel Bilgiler
     17. yüzyılda bir süre kullanılıp, çalındıktan sonra beklediği ilgiyi göremeyen bu enstrüman, Kanuni Hacı Arif Bey ve eserleri sayesinde beklediği ilgiyi görmeyi başarmıştır. Arif Bey sayesinde ise günümüzdeki önemini kazanmıştır. Kanun, 3.5 oktavlık bir ses aralığına ve genişliğine sahiptir, bu özelliğiyle de farkını ortaya koymayı başarmıştır. İşçilik konusunda çok fazla sıkıntı yaratan bir enstrüman değildir, marangozlar tarafından hazırlanabilecek bir gövde yapısına sahiptir. İşlenecek ağaç bu noktada büyük önem arz eder. Gövde kısmından sonra tellerin gerilmesi, mandallar ve derinin gerilme işlemi ise ustalık ve hüner isteyen bir iştir. Enstrümanın sağ tarafında oğlak derisi ile kaplı farklı 4 bölüm mevcuttur. Farklı bölümler ses konusunda enstrümana ayrı bir ahenk ve tını kazandırmaktadır. Tarihi geçmişine bakılacak olursa özellikle saraylarda kullanılan kanun, kadınların da o dönemlerde çalması ve eserlerini sunması sebebiyle estetik bir görüntü kazanmıştır.

 


+ Benzer Haberler
» Sürdürülebilir pamukla dışa bağımlılık azalacak
» Hayvanlar kısırlaştırma ile koruma altında
» Sıfır konut fiyatları alıcıyı ikinci ele yöneltti
» “Marketler bayramı fırsat biliyor”
» Müze ziyaretlerinde yüzde 18,88’lik artış
» Sünnet kıyafetleri artık alınmıyor
» “Tohumlar çeyiz sandıklarından çıkıyor”
» Organik sabun cilde ilaç oluyor
» “Anneannemin el emeğini nesilden nesile aktarmak istiyorum”
» Yemlik mısır talebi karşılanamıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.05.2019
  Ticaret 21.05.2019
  Ticaret 20.05.2019
  Ticaret 18.05.2019
  Ticaret 17.05.2019
  Ticaret 16.05.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni