• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

İzmir’in limancılık geleceği için ‘kümelenme’ önerisi

01 Şubat 2017 Çarşamba 10:00
12
14
16
18

İMEAK DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, Kuzey Ege Çandarlı, İzmir Alsancak, Aliağa limanları, Çeşme ve Kuşadası limanlarının birçok farklı yük ve işlemler için görev bölümü yapması gerektiğini belirterek, “İzmir Bölgesi limanları işbirliği içinde büyümeli” diyor.

     İMEAK Deniz Ticaret Odası(DTO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, “Bizim limanların hepsini kümelenmiş şekilde ve kümelenmeleri de bölge olarak değerlendirmemiz lazım. Ege Bölgesi'nin, İzmir'in bir limanlar şehri olduğunu kabullenip ona göre davranmamız gerekiyor” diyor. İzmir ve çevresindeki limanların bir bütün olarak ele alınması, hepsinin kendi özelinde ihtisaslaşması ve birbirini tamamlamasının önemine vurgu yapan Öztürk ile İzmir’in limancılık gerçeğini dünya modelleriyle karşılaştırarak bütün yönleriyle konuştuk.

     Alsancak Limanı, sizce nasıl olmalı? İmar planları askıda… İkiye bölünerek özelleştirilmesi söz konusu… Büyük tonajlı gemiler için açılması planlanan kanal için de, ÇED Raporu’nda son aşamaya gelindi. Türkiye'nin artan ihracatında İzmir Alsancak Limanı’na ne kadar ihtiyaç var? Bu limanlar birbirine rakip mi, yoksa birbirlerini tamamlayıcı mı?
     Sadece biz Türklerde mi var bilmiyorum ama hep geçmişimizle övünürüz. İzmir de, İzmir Limanı’nda aynı şekilde geçmiş ile övünüyor. Kimi der 5 bin yıl, kimi 8 bin yıl; geçmişi olan bir liman kentinden bahsediyoruz. Medeniyetlere baktığım zaman denize yakın her kavim, her millet, her topluluk daha medeni olmuştur. Ticaret daha fazla gelişmiş, dünyaya bakışı daha değişmiş ve daha karışık bir yapıya bürünmüştür. Daha kültürel olmuştur. İzmir şehri de onlardan biridir. Hep bir liman şehri, hep medeni bir şehir olmuştur. Her zaman İzmir'in geçmişindeki medeniyetlerden bahsederler. “Eskiden İzmir ne güzeldi” derler. Bana göre bunu ortaya çıkartan liman. Her yerde limansız bir İzmir'in söz konusu olamayacağını söylüyorum. Fakat bazı noktalarda olaya objektif bakmak gerektiğini düşünüyorum.  Bu konuyu liman özelinde değerlendirmemek gerekiyor. İthalat, ihracat olarak da değerlendirmeliyiz. İzmir Ege'nin dışarı çıkış kapısı. Ege Bölgesi'nin konumunu hepimiz biliyoruz. Marmara Bölgesi ile ilişkilerini biliyoruz. Marmara'nın ne kadar obez büyüdüğünü, Ege'nin İzmir'in bunun gerisinde kaldığını görüyoruz. Şöyle başlayalım: İzmir Limanı olmalı mı, olmamalı mı? Bunun cevabı kesinlikle İzmir Limanı olmazsa olmaz. Normal şartlarda Alsancak Limanı’nın devam etmemesini söyleme şansımız yok. Limanların medeniyet getirdiğini düşünürsek, İzmir de medeniyetiyle ön planda kalmalı.

     Sadece İzmir mi?
     Bölge olarak değerlendirmeliyiz. Aliağa farklı bir bölge, Çandarlı farklı bir bölge, aşağıya bakıyorsunuz Çeşme. Orası da farklı bir bölge. Bu bölgelerin kendi içlerinde mukayeselerinin yapılması gerekir. Bunları daha nasıl verimli kullanabiliriz? Bunu düşünmeliyiz. İzmir Alsancak Limanı bir devlet limanı... Bugün bir Haydarpaşa Limanı ve İzmir Limanı devletin elinde kalan iki liman… Diğerleri özelleşti. Acaba devlet limancılıkta kalmalı mı? Devam etmeli mi? Limancılık bir devlet işi mi olmalı? Yoksa şimdi daha çağdaş, daha teknolojik, daha rekabete açık bir şekilde ihtisaslaşmış limanlar mı olmalı? Değerlendirdiğinizde hepsi olmalı diye düşünüyorum. Türkiye'de 180'in üzerinde kıyı tesisi var. En önemli limanlar güneyimizde Mersin ve İskenderun’da, İzmir Bölgesi'nde ve Marmara Bölgesi'nde kümelenmiş vaziyetteler. Karadeniz'de liman yok mu? Var ama kümelenme modeli yok. Aliağa gibi değil. Modern limancılık anlayışında bölgede bir liman olması değil, birçok terminallerden oluşan liman bölgelerinin yaratılmış olması gerekir. Örneğin; bir Amsterdam-Rotterdam-Antwerp-Ghent bölgesi var. ARAG adını verdiğimiz bu bölge tamamen limancılık yapıyor ve hiçbir liman rekabet etmiyor. Amsterdam'daki liman daha çok turizm, Ghent'teki liman daha çok dökme çeliğe yönelik, Rotterdam-Antwerp daha çok konteynere yönelik. Hangi gemi nereye gideceğini biliyor. Yatırımlar ona göre yapılıyor ve teknoloji o yönde ilerliyor. Kaynakların kullanımı da hesaplı oluyor. Genişleme ve üretim politikası içerisindeler.
     Rotterdam'a bakıyorsunuz, 100 yılda inşa edilmiş, şu andaki hale 700 yılda gelmiş. Rotterdam da bizim şu anki limanımız gibi bir alanda başlamış ve genişleye genişleye -bırakın küçülmeyi- yeni iskeleler açılmaya başlamış. 50 km boyunca rıhtımları var, ihtiyaç hissettikçe genişletmişler. Kaynakları bir anda tüketmemişler.
     Bu işin ekonomisine baktığınızda, İzmir Limanı'ndan bilgi vereyim. 1954 yılında yapılmaya başlamış. Bugün 2016, hala bitmemiş fazları var. İhtiyaç hissedildikçe yapılmasının en mantıklı hali… Limancılığın bilimsel olarak olması gereken hali budur. Limanların şehre yakın veya şehrin dışında olması gerektiğini konuşuyoruz. Bilimsel olarak bakıldığı limanların şehir merkezinde olmayacağı gibi bir kural yok. Dünyanın en büyük limanlarına baktığımızda şehrin merkezinde halkla iç içedir. Halk limanı özümsemiştir, liman da halkı. Merkezde olmayı öğrenmiştir. Bakın Avrupa'ya liman şehrin ortasında. Japonya, Amerika... Bir takım tartışmalar yapmak hatta “kapatılsın, marina yapılsın” demek bence talihsiz açıklamalardır.  Lakin yanlış mı, çok yanlış değil. Bizim limanların hepsini kümelenmiş ve kümelenmeleri bölge olarak değerlendirmemiz lazım. Ege Bölgesi'nin, İzmir'in bir limanlar şehri olduğunu kabullenip ona göre davranmamız lazım.

     İzmir Limanı'nın özelleştirilmesi söz konusu… Daha önceki satışta 1 milyar $’ın üstünde bir rakam vardı. Fakat özelleştirme sürecinde önce mahkemeler, daha sonra dünyada gelişen ekonomik konjonktür ve krizler bunu engelledi. Şimdi yeniden ikiye bölünüp bir turizm limanı, bir de konteyner limanı olarak ihaleye çıkması söz konusu. Konuştuğumuz yetkililer önce yaklaşım kanalının açılması gerektiğini vurguluyor. Limanı alacak olan mı kanalı açsın? Yoksa kanal açıldıktan sonra mı liman satılsın? Burada bir ikilem var. Kanalı açmak ciddi problemleri de getirebilir, yatırımcılar mağdur olabilir. Sonuç olarak bu kanalın açılması ve 14-15 m derinliğe inilmesi lazım. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
     Osmanlı Dönemi’nde 1800'li yıllarda İzmir Limanı yine çok popüler bir liman. Ticaretin çoğu buradan gerçekleşiyor. O dönemlerden beri aynı problem devam ediyor. Efes örneği var. Efes gibi buranın da kara haline dönüşmesini engellemek için de Osmanlılar bu kanalların açılması, kanalın taranması ile ilgili birçok çalışmalar yapmışlar. Ben ilk mesleğe başladığımda, bin konteyner kapasiteli gemi gördüğümde büyük bir şeymiş gibi tepkiler verdim. 25 yıldır bu işin içerisindeyim, Şu an 24 bin TEU'luk gemiler sipariş ediliyor. Gemicilikteki teknoloji ne noktadan ne noktaya gelmiş ama liman aynı, limanın yaklaşım kanalları aynı. Dolayısıyla bu limanın daha verimli olması için, daha maliyetsiz olabilmesi için buradaki limanın maliyetlerinin düşürülmesi gerekir. Eğer ki dışa bağımlı bir ülke olarak yaşıyorsanız ki öyle. İnsanlar yediği sürece, giymek zorunda olduğu sürece limanlar çalışacak. Liman şu haliyle sadece belli kapasitedeki gemilere hitap ediyor fakat artık dünya o kadar hızlı değişiyor ki bizim onlara ayak uydurup o değişen gemi stillerine göre limanlarımızı tekrar dizayn etmemiş gerekiyor. Onun için İzmir Limanı için yapılan tartışmalarda eğer İzmir Limanı'nın bu bölgede bu şekilde olmasını istiyorsak; öncelikle tarama yapmak zorundasınız. Taramasız İzmir Körfezi, liman için bir şey ifade etmiyor. Çünkü taramanın maliyeti herkese göre değişiyor. Ben maliyeti bilmiyorum ama İzmir Limanı'nın özelleştirilmesi aşamasında alacak kişi muhakkak bunları ön planda değerlendirecektir. Nedeni çok açık diyebilirim.  Ben acaba şu kapasitedeki gemilerle devam mı etmem lazım? Burada daha rekabetçi olup bir Yunanistan’ın Pire Limanı, Mısır’ın Port Sait veya Malta Limanları ile rekabet edebiliyor olmalısınız. Acaba bunu kim yapacak? Özelleştirmeden önce mi, sonra mı yapılmalı? Bu neye benziyor; bir harap bir ev alıyorsunuz, yaptırıp satınca kar ediyorsunuz. Bana göre taranması gerek. İzmir'in körfez olarak ihtiyacı olan bir şey. Bu proje tek taraflı bir proje değil. İzmir Körfezi’nin su sirkülasyonunu da sağlayacağı için önemli bir proje. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin TCDD ile ortak çalışması gereken bir proje. Bir an önce önündeki engeller kaldırıp yapılmalı. Bu İzmir için olması gereken bir şey. Bu körfezin daha da temizlendiğini düşündüğümüzde kanalın da açılmasıyla limanın değeri daha da fazla artacak.
     İzmir Alsancak Limanı yıllık 100 milyon $’ın altında para kazanmıyor. Hatta son yıllarda kapasite düşmesine rağmen bu geliri üretebiliyor. Biliyorsunuz kullanımımı 2015’de 600- 650 bin TEU’ye kadar geriledi. Aliağa limanları da yaklaşık 500 bin TEU’nun üstünde iş yapıyor.
     Ama artık yüklerin şekilleri de değişmeye başladı. Eskiden daha çok tarımsal ürünler gelip giderdi. Şimdi bakıyorsunuz Türkiye'deki yatırımlardan ötürü inanılmaz derecede proje yükleri gelmeye başladı. Aliağa bölgesinde inanılmaz yatırımlar var. Elektrik, gaz santralleri gibi… Sadece bu bölgede değil, tüm Türkiye'de yatırım var. Artık bununla da ilgili pahalı yükler gelmeye başladı. Pahalı yükler daha pahalıya tahliye ediliyor, o yüzden rakam ne kadar düşerse düşsün limanın kaybı çok olmuyor. Konteynerda canlı hayvan taşımacılığı dahi yapılabiliyor. Bana insanlar soruyor: 'Denizciliği neden bu kadar seviyorsun?' O kadar ilginç bir şey ki... Bir değişim içerisinde, inanılmaz bir şey. Hep bir strateji belirlemek zorundasınız. Tek düzelik hiç yok. Değişen bir yük ve teknoloji ile karşı karşıyasınız, bu da insana heyecan veriyor.

     İzmir Limanları dediğimizde Kuzey'de Çandarlı Limanı yapılmaya çalışılıyor. Bu limanın mendireği bitti ama liman inşaatı bir türlü başlayamadı. Bu konuda nasıl bir yol izlenmeli?
     “Çandarlı Limanı yersizdir, zamansızdır” diyen herkes yanılıyor. “Kaynaklar yanlış kullanılmıştır” diyen herkes yanılıyor. Dünyada limanlar yarın için yapılmaz. Biz zaten günümüzü, 1 gün sonramızı düşündüğümüz için veya geçmişte yaşadığımız için önümüzü hiç düşünmediğimiz için birçok hata yaptık. Planlı gidemiyoruz. Eğitim sistemimizden mi, kültürümüzden mi?  Anlayamıyorum ama yanlış. Bu tür limanlar 10 sene sonrası için, 20 sene sonrası için planlanır.  Türkiye'de nüfus artıyor, limanlara da ihtiyacımız var, yollara da ihtiyacımız var. Ama siz düşünün ki; Çandarlı Bölgesinde böyle bir yatırıma giriyorsunuz, yanlış bir yatırım mı? Kesinlikle hayır. 2023 deyin, 2035 deyin.  Türkiye hedefleri üzerinde yürümeye mecbur bir ülke. Bu hedeflerine ulaşmak için en önemli kalemlerimizden biri turizm, biri ihracatımız. İhracatımızın gelişebilmesi için maliyetlerimizi düşürmemiz lazım.
     Dünyadaki birçok ülke, önümüzdeki bir Çin örneği var. Çin ile rekabet eden ve bunu başaran iş dünyasından isimler vardır. Siz ne kadar maliyetlerinizi ne kadar düşürürseniz o kadar çok rekabet şansınız olur.  Fakat biz maliyetlerimizi kontrol altında tutamadığımız sürece ne hedeflerimize ulaşabiliriz, ne bundan sonraki 20 yıl içerisinde ne olacağını tahmin edebiliriz.  Çandarlı Limanı'nın konumu, zamanı yanlış mıdır? Değildir. Çandarlı Limanı geç kalmadan ihaleye çıkarılmalıdır. Bir önceki ihalede neden ihale yapılamadı? Şartlar ağırdı. O şartlar ile biz ve bizim gibi kurumlar yatırım yapamaz.  Ulaştırma Bakanlığı şartlarını hafifletmek zorunda.

     O liman çok mu büyük? Parça parça bölerek ihale etmek daha mı doğru olurdu?
     4 + 4 + 4… Sonuç olarak 12 milyon TEU, şu anki dünya standartlarında ilk 10'a girebilecek liman kapasitesi fakat çok büyük bir yatırım. İlk şartname çıktığında bu  4 + 4 + 4 yatırımcıyı korkuttu. Bütün Ege Bölgesi'nden çıkan yük kapasitesi 2 milyon TEU. Siz düşünün ki elinizde böyle büyük bir liman var. Fakat Çandarlı Limanı konusunda unutulan limanın sadece bölgesel yük için planlanmamış olması. Çandarlı Limanı kıtalar arası konteyner aktarma limanı olarak planlandı. Çünkü bizim İzmir Limanımız var. Ayrıca Aliağa'da bu işi yapan çok önemli 2 tane terminalimiz var ve önümüzdeki günlerde çok önemli olan APM'in müthiş bir terminali de devreye girecek. Bunun üzerine arz talep meselesini düşündüğünüzde 1.2 milyon TEU talebin olduğu yerde siz 4 + 4 + 4 milyon TEU'yu düşünürseniz fazla kapasite olur.
     Zaten APM açıldığı zaman mevcut 4 liman birleştiğinde bu 4 milyon TEU kapasiteyi aşıyor.
     Evet, zaten bölgede böyle bir yük yok; işte bundan bahsediyorum. Bugün İzmir Limanı'nın tam kapasite ile çalışması, Aliağa'daki terminallerin ve APM terminalinin yapılması ile beraber bütün limanları düşündüğünüzde Çandarlı Limanı'na lokal kargo olarak çok fazla yükün gelmesi mümkün değil. Zaten bu amaçla da yapılmayacak. Bu proje uluslararası konteyner aktarma limanı olarak değerlendirildi. Fakat unutmayalım ki biz bir şey yaparken başka ülkelerde aynı şekilde yapıyorlar.  Çin Devleti'nin önemli denizcilik şirketlerinin bir tanesi Pire Limanı'nın ortağıydı. Geldi geri kalan hisselerini de satın aldı. MSC geldi, Tekirdağ'da yatırım yaptı. APM geldi, Aliağa'da yatırım yaptı. Limancılık gelişen bir sektör. Bugün yaptığınız bir şey aslında yarın için. Fakat biraz acele etmekte fayda var. Bizim bu limanla Çandarlı’daki limanı ihaleye çıkartılıp; yap, işlet, devret mantığıyla harekete geçilmesi lazım. Nasıl olacağı önemli değil, iskele iskele, terminal terminal, bölge bölge... Fakat bir şekilde yatırım modelinin ortaya çıkarılması lazım. Pire, Malta, ABD ile rekabet edebilecek pozisyona getirmemiz lazım. Buraya konteynerlar gelsin. Buradan Karadeniz ülkelerine, Akdeniz ülkelerine dağılsın. Şu an Yunanistan Pire'nin yaptığı yapılsın. Burada lokal kargo zaten yok. Çandarlı Limanı bunu ne zaman yapabilir? Ne kadarlık bir bölgesiyle bunu yapabilir? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Yeni ihale şartnamesinde 500- 500 bin TEU/ 400-400 bin TEU/ 800-800 bin TEU yapılacağı var.

     Çandarlı’ya ulaşım sorun olmayacak mı?
     Çandarlı Bölgesi gelişen bir bölge. Siz bugün orada liman için işe girişmeseydiniz bundan 5 sene sonra o bölgede yerleşim olur muydu? Başlardı bence. Peki, nerede yapacaksınız limanları? Bana çok yanlış gelmiyor. Siz önce limanın yerini belirlediniz. 5- 10 sene bulamayacağınız bir yer olabilir. Yazlıkların içine liman yapmanız mümkün değil, ama bir bölgeyi liman bölgesi ilan ettiğinizde artık orada yapılaşma olmuyor. Bu yönden iyi. Fakat ulaşım ilk çıkan ihalede de en büyük sıkıntıydı, otoyollara bağlantı yatırımcı şirketin üzerine bırakılmıştı. Şu an yeni ihalede bu yine devletin üzerinde kalacak. Dolayısıyla Türkiye'de şu an en rahat yapılabilecek şey otoyollarına bağlantı yolu. Hele ki İzmir Milletvekili Başbakanımız olduğu sürece. Zaten bu işin matematiğinde de limanları lojistik merkezlere otoyollara bağlayamazsanız o limanlar ölür.

     Çanakkale Köprüsü ve Çandarlı Limanı ile düşünüldüğünde, Güney Ege'den Çanakkale’ye kadar uzanan bir otoyolun Ege'ye getirecekleri, limana kazandırabilecekleri neler olacaktır?
     Marmara Bölgesi birçok yönde genişlemeye başladı.  Sadece İzmit-Kocaeli Bölgesi’ne doğru genişlemeyi düşündüğünüzde o tarafta bir sürü sanayi kuruluşları ve bu kuruluşlara hizmet edecek terminaller yapıldı. Adım atacak yerimiz yok. Marmara Bölgesi bu sefer batı bölgesine doğru genişlemeye başladı. Çorlu Bölgesi’ne doğru. Baktığınız zaman Avrupa'ya geçiş orası. Şimdi İzmir'in Çanakkale Köprüsü ile Batı Marmara'ya bağlanması, Avrupa'ya çıkışlardaki en rahat yol olacaktır. Bütün İstanbul'daki doğu Marmara'dan geçtiğiniz bir taşımacılığı, ticari anlayışı düşünebilir misiniz? Bunu biz en fazla İzmir- Selanik arası bir Ro-Ro hattı kurulması ile ilgili çalışmalar sırasında gördük. Bu konu önemli gelişmeler var. İzmir'den çıkan bir TIR’ın Yunanistan veya Balkan ülkelerine Almanya'nın güneyindeki bir noktaya İstanbul üzerinden gitmesi ne kadar zor oluyor biliyor musunuz? TIR’ların o trafiğin içerisinde çıkarıp İpsala'dan yurtdışına çıkmasına imkân sağladığınız zaman günlerce kazancınız olur.
     İzmir'den bindirip, Selanik'te indirdiğiniz zaman sadece 12 saat sonra Selanik'te aynı noktaya inmiş oluyorsunuz. Günlerce beklemektense hızla sınıra ulaşmanız tabii size maliyet olarak geri dönüyor. Çanakkale Köprüsü de doğru bir yaklaşım. Avrupa'ya çok daha kolay bir geçiş ve aynı zamanda bir de bölgelerin yollardan dolayı gelişmesi önemli. Çanakkale'de, Balıkesir'de çok fazla sektör yok diye düşünüyorsunuz. Çandarlı Limanı'nı biz konuştuğumuzda bazen önerilerde de bulunuyoruz. Türkiye'de çok önemli bir kimya endüstrisi var. Kimya endüstrisinin kümelenmeyi planladığı 2 yer var. Bir tanesi Bandırma Bölgesi, diğeri Çandarlı Bölgesi. Henüz karar verilmedi. Çandarlı Limanı'nda da liman arkası lojistik tesislerini öyle bir sistemle dağıttığınızda siz Çandarlı Bölgesi'ne kimya sektörünü getirdiğiniz zaman, bütün kimyacıları oraya topladığınız zaman o kadar inanılmaz maliyeleri düşürürsünüz ki. Çok yakında TÜPRAŞ var, PETKİM var, Aliağa Organize Kimya Sanayi Bölgesi var. O yüzden Balıkesir Bandırma Bölgesi'nde olsun veya Çandarlı Bölgesi'nde olsun nerede olursa olsun; otoyollara çıkış noktaları her zaman için o bölgenin daha da gelişmesini sağlayacaktır.

NOT: Bu röportaj Cemal Tükel'in katkılarıyla hazırlanmıştır.
YARIN: Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Saka, mevzuatlarda düzenleme yapılması gerektiğine dikkat çekiyor

 


+ Benzer Haberler
» Batıliman; bölge ve ülke ekonomisine maksimum katkı sağlama amacında
» APM Terminals İzmir, Egeli firmaların taşıma maliyetlerini yüzde 25 düşürecek
» İzmir Limanı’na önce körfez taraması sonra özelleştirme
» “İzmir’deki üç liman birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı”
» “Aliağa’nın yolunu ve planlamasını yapın, ticaret hacmimiz 50 milyar dolar olsun”
» “İzmir Limanı’nda hiçbir şey için geç değil”
» İzmir limancılıkta şaha kalkmak için gün sayıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 10.12.2018
  Ticaret 08.12.2018
  Ticaret 07.12.2018
  Ticaret 06.12.2018
  Ticaret 05.12.2018
  Ticaret 04.12.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni