• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“İzmir Limanı’nda hiçbir şey için geç değil”

31 Ocak 2017 Salı 10:00
12
14
16
18

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş:

     İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, İzmir Limanı’nın 10 bin yıllık geçmişi ile ilancılık tarihinde önemli bir yeri olduğunu ve konumunu önümüzdeki dönemde de koruyacağını söylüyor.
     Zaman zaman yaşanan 'İzmir Limanı buradan kalksın' tartışmalarını “akıl dışı” olarak nitelendiren Demirtaş, sadece gerekli yatırımların zamanında yapılmaması nedeniyle bu bölgedeki üstünlüğünü Malta ve Pire'ye kaptırdığına dikkat çekiyor. “Ama hiçbir şey için geç değil” diyen Demirtaş, İzmir Limanı’nın Akdeniz'de önemli bir liman haline gelebilmesi için mutlaka derin suyolu taranmasının yapılması gerektiğini vurguluyor.
     “Bu yapılmadıkça İzmir Limanı'ndan atılım yapmasını beklemek hayaldir” diyen Demirtaş ile İzmir Limanı’nın ticari ve turizm hayatındaki rolü, yaşanan sıkıntılar, bu konuda yapılması gerekenler ile Dalgakıran Projesi’nde gelinen nokta üzerine konuştuk.

     İzmir Limanı’na baktığımızda nasıl bir gerçekle karşı karşıyayız?
     İzmir Limanı, İzmir kurulduğundan beri İzmir'e hizmet veren ve Asya'nın Avrupa'ya en yakın noktası olarak da geçmişte en önemli rolleri üstlenmiş bir liman. İskenderun'dan Çanakkale'ye kadar bütün kıyıların, bütün Anadolu ve Adalar’ın ticaretinin yapıldığı, İpek Yolu’nun başladığı-bittiği nokta. İzmir'in geçmişiyle ilgili olarak 10 bin yıldan bahsediliyor. Bir 10 bin yıl daha geçse mutlaka bu liman görevine devam edecek, bu gerçeği unutmamak gerekiyor. Zaman zaman 'İzmir Limanı buradan kalksın' gibi akıl dışı bir takım öneriler ortaya atılıyor, tartışılıyor. Her konu üzerinde tartışılmasına hazırım ama doğru bir zemin üzerinde tartışılmalı. İzmir Limanı, 100 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Bugün Devlet Demiryolları'na bağlı bu liman zamanında yeterli yatırımlar yapılamadığı için bu bölgedeki üstünlüğünü Malta ve Pire'ye kaptırmış durumda. Şu anda da Pire Limanı'nı Çinli bir işletmeci işletiyor, Malta'yı da o tarzla Akdeniz'de transit ticaretin merkezi haline getirdiler. Oysa İzmir, Akdeniz’in tam işaret noktasıdır. Zamanında bu yatırımları yapabilseydik, İzmir Limanı Akdeniz'in ilk 5 limanından birisi olacaktı. Ama hiçbir şey için geç değil. Biz liman için kısa, orta ve uzun vadeli projeler hazırladık. Bu kısa ve orta vadeli projeler Binali Yıldırım'ın desteği ile uygulanmaya başlandı, ekipman desteği yapıldı ve şu anda hizmete devam ediyor. Fakat İzmir'in kapasitesinin artması, Akdeniz'de önemli bir liman haline gelmesi için mutlaka derin suyolu taranması gerekiyor. Bu yapılmadıkça İzmir Limanı'ndan atılım yapmasını beklemek hayaldir.

     Öncelikli olarak tarama ardından yatırım yapılması gerektiğini vurguluyorsunuz...
     Elbette. Tarama yapılacak yer 11km uzunluğunda-200m genişliğinde bir kanal ve bunun geçmişte hesaplarını yaptırmıştık, 50 milyon dolarlık bir yatırım. Küçük bir yatırım olmasına rağmen bugüne kadar çeşitli engellerle yapılamadı. Urla Belediye Başkanı bu kanaldan çıkacak olan malzemenin Urla açıklarında bir çukura dökülmesinin, Urla Denizi'ni kirlenecek diye karşı çıkmasıyla başladı ve ÇED raporu iptal edildi, o günden bu güne hala tartışmalar devam ediyor.  Hala ÇED raporu konuşuluyor. Bu işlem ile birlikte İzmir Limanı, Akdeniz'in en önemli ve en özel limanlarından birisi haline gelecektir. Geçtiğimiz ay içerisinde de özelleştirme hazırlıkları sonuçlandı, plan askıya çıktı, bunun sonucunda bir özelleştirme sürecine girmiş olacağız.  İzmir Limanı'nın 2'ye ayrılması kruvaziyer ve konteyner limanı olarak ayrılması konusunda projeler bizim tarafımızdan da yapıldı ve takip ediliyor. Özelleştirmesi ve plan ile ilgili tüm çalışmaları biz de çalıştık ve Özelleştirme İdaresi'ne verdik. Büyük bir bölümü de kabul edildi. Özelleştirme İdaresi buranın özelleştirmesine başlayacak ama konjonktür uygun değil.

     Sizce, limanda 2'ye bölünerek mi özelleştirme süreci yaşanmalı?
     Elbette. Konteyner işletmeciliği farklı bir iştir, onun dışında kalan kruvaziyer alanını ve işletmeciliği farklı bir iştir.  Aslında turizm işletmeciliğinde kruvaziyer limanı işletmeciliği de ayrı bir iştir. Burada 3 parçalı bir iş var. Kruvaziyer limanları aslında para kazandırmaz. Para; orada yapılacak olan turistlik otel ve tesisten kazanılacaktır. Ama kruvaziyer turizmi şehre moral ve hareket getirir. Bizim için vazgeçilmezdir. 2 parmak iskele ile 5 geminin yanaşacağı bir liman haline getirme projeleri İzmir Ticaret Odası tarafından yapıldı ve yine planları işlendi. Kruvaziyer limanı yapılmalıdır, fakat bugün kruvaziyer gemilerinin gelmeme nedeni bu değildir, çünkü pek çok Yunan Adası'nda, pek çok kruvaziyer destinasyonunda İzmir Limanı gibi duraklar da yoktur aslında, şu andaki durumu için söylüyorum.
     Burada bir otelin yapılması İzmir'in kongre turizmine çok büyük katkı yapacaktır. Kapasitenin artması, taramanın yapılmasıyla birlikte limanda 500 bin metrekarelik bir konteyner hareket alanı da ortaya çıkacak ve liman 3 milyon TEU kapasitesine ulaşacaktır. İzmir Limanı; üzerinde tartışılmaması gereken Türkiye'nin en önemli limanıdır. Türkiye’nin üzerinden bir çizgi çekin, Batı'da bulunan her yerin yükünü taşıyan yükleri getiren İzmir Limanı'dır. Yaptığımız bir araştırmada İzmir limanının yükünün %88’i İzmir dışından gelmektedir.

     2006 yılından beri özelleştirmeyi konuşuyoruz. Siz 2016'nın ikinci yarısında özelleştirmenin gerçekleşeceğine inanıyor musunuz?
     İnanmıyorum. Çünkü dünya konjektörü buna uygun değil. Dünyanın lokomotifi olan Çin'de büyüme durdu, ihracatında yüzde 25' e varan düşmeler söz konusu. Dolayısı ile dünya ticaretinde durgunluk söz konusu. O nedenle limana yatırım yapacak insanlar çıkabilir ama liman değerini bulmayabilir.

     İlk ihale sürecinde ulaşılan 1 milyar 275 milyon dolar değerini bu özelleştirme sürecinde göremez miyiz?
     Çok zor. Avrupa'da büyüme eksiye düşüyor, Amerika'nın, Çin'in durumu ortada, dünya terörle boğuşuyor. Her şeyi hazır olsa dahi yatırımcı bulmakta zorluk çekebilir.

     İhale sürecinde taliplisi çok olur mu? Geçtiğimiz dönemdeki gibi 5'li 6'lı konsorsiyumlar olur mu? 2'de, 3'te kalır mı?
     Onu bilemem.  Şu anda bu konjektürde liman değerini bulmaz.

     Çandarlı Limanı'na dönersek… Bugün itibariyle bu proje ne aşamada?
     Çandarlı Limanı, Akdeniz'in en büyük limanı. 30 milyon metrekare alana sahip. Çandarlı Limanı da ÇED macerası ile epey geride kaldı. Bugüne kadar çoktan tamamlanmalıydı. İzmir Ticaret Odası olarak gelişmeleri yakından takip ettik. Hatta bir gün gazetede bir haber çıkmış. Kararname yayınlanmış. Çandarlı Limanı'nın arkasını turizm alanı kabul etmişler. 5 bin dönüm kadar bir yer. Haritaya baktığımız zaman limanın yeri, sahası yok oluyor. Bu kararın altında da Bakanlar Kurulu'nun imzası var. Hemen uyardık. Ulaştırma Bakanı'mıza konuyu aktardık ve karar değiştirildi.  Biz bu konuda o kadar takipçiyiz. Birebir Çandarlı Limanı'nı ÇED raporunu takip ettik ve nihayet derindeniz limanı olduğu için, dalgakıranın da maliyeti pahalı olduğu için devlet bu işi kendi imkanlarıyla yaptı, ihaleye de çıktı ama büyük bir liman olduğu için teklif bulamadı.  
     Oysa bu limanın moller hallinde istekli firmalara kiralayarak veya ihale ederek önemini arttırmalıydık. Bu liman çok önemli bir konumda olacaktır. Baktığınız zaman da Rotterdam Limanı, Hamburg Limanı;  1km bir firmaya, 2 km 2. firmaya vb. kiralamalar yapılabiliyor.  Bu modeller yatırımcı bulabilir. Tümüyle ihaleye çıktığı zaman dünyanın içerisinde bulunduğu noktada müşteri bulmak zor olabilir.
     Dönem dönem gündeme gelen bir öneri var. Arka sahada özellikle kimya sektöründe bir bölgenin kurulması, kimya sanayi alanında daha cazibeli bir hale getirmenin gerektiği konuşuluyor.  Orayı sadece kimya özelinde tutmak ne ölçüde doğru? Spesifik bir alan oluşma konusunda siz ne düşünüyorsunuz?
Aliağa, petrokimya açısından gelişmiş bir bölgemizdir. PETKİM ve PETKİM’e yeni yapılacak yatırımlarla birlikte çok önemli bir tesis olacaktır.
     PETKİM’in bir takım yan ürünlerinin başka bir ürüne dönüştürülmesiyle ilgili küçük fabrikaların kurulması önemlidir. Ama Aliağa'da bu iş için liman geri alanının kullanılması yerine şuanda her türlü alt yapısı hazır Aliağa OSB'nin kullanılması daha akıllıcadır. O bölge kimyevi ürünlerin ihraç edildiği bir liman olarak kullanılabilir ama PETKİM Limanı da şu anda yapılıyor. Dolayısıyla PETKİM Limanı ile aynı konuda çalışan iki liman olarak düşünmek yerine bu noktayı Akdeniz'in transit merkez limanı haline getirmek, üst düzey hızlı servisle müşteri çekebilmesi mümkündür. Aynı zamanda Çandarlı Karadeniz'in, Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin de transit limanı olarak kullanılabilir. Bu sebeple Çandarlı her dönem stratejik olarak kullanılabilecek transit bir limandır.

     Kruvaziyerdeki son duruma bakarsak, bu sene hiç gemi gelmedi. Bu durum bize özel değil, Akdeniz çanağının tamamı terör endişesi ile aynı durumu yaşıyor.  İzmir olarak biz bu dönemi altyapı yatırımlarını tamamlamak açısından fırsata dönüştürebilir miyiz?
     Şuan gemi gelse 4 tane 3 bin kişilik büyük gemiyi limanda ağırlayabilecek imkanlara sahibiz. ‘Gemi gelmediğinde alt yapıyı iyileştirelim’ gibi bir düşünce çok doğru olmaz. Zaten özelleştirme kavramında burayı alan kurum iyileştirme yapacak. Dolayısıyla kruvaziyerlerin bize gelmesi için büyük şehirlerde meydana gelen canlı bomba haberlerinin gündemden çıkması gerekir. Hala Paris ve Brüksel'de bombalar patlıyorsa, İstanbul Sultan Ahmet Meydanı’nda turistler canlarını kaybediyorsa, Ankara'da patlamalar oluyorsa… İzmir'de de zaman canlı bomba haberleri gündeme geliyor. Costa, MSC gibi büyük kruvaziyer firmaları risk almak istemiyor. Burada bir yolcusunun kılına zarar gelse büyük sorun.
     Costa, Tunus'ta böyle bir olay yaşadı. 5 kişi hayatını kaybetti ve Costa büyük sıkıntıya girdi. Çin ve Latin dünyasına doğru seferlerini kaydırdı. Şu anda gemiler İzmir Limanı'na gelmiyor. Biz tabi Miami ve Cenova'da firmaların yönetim kurulu başkanlarıyla görüştük. Bize söyledikleri şu: "Bilet satamadıktan sonra biz İzmir'e gelemeyiz." Marmaris Bodrum, Çanakkale'ye geliyorlar, oralarda canlı bombanın daha az olduğunu düşünüyorlar. Yunan Adaları'na gidiyorlar. Bu gemiler sürekli İskandinav ülkelerine gidemez. Çin'de zaten çok mutlu değiller, Latin dünyasında her gece bir limanda kalacağınız bir deniz coğrafyası yok.
     Bizim her limanımız cennet köşesi. Bu geziden tamamen vazgeçemezler. Şimdi Venedik'ten çıkıp Adalar'dan dönecek müşteriyi bulabilirler ama sürekli bunu bulamayacaklardır ve bu seferlerin fiyatları tatmin etmeyecektir. Onlar da İzmir Limanı'na gelmek için can atıyorlar, bunu biliyorum. Ama müşteri belirleyicidir. Müşteri olduğu takdirde elbet geleceklerdir ama kafalarında 'Acaba bir canlı bomba var mıdır, bir olay yaşar mıyız' şüpheleri olacaktır. Bu günler geçecek. Biz firmalara "Haklısınız ama bizim limanımızdan uzaklara gitmeyin, bizi radarınızdan çıkartmayın. Biz sizi bekliyoruz" diyoruz. Lafla beklemek olmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanı'mıza dedik ki, "Cazip olmak için, eskiden ayakbastı paralarını biz ödüyorduk, yine öyle yapmak istiyoruz." Sayın Bakan'ımız Bülent Tüfenkçi izin verdi ve Bakanlık'tan izni çıkarttı şu anda ayakbastı paralarını verebilen durumdayız. Sadece bu cazip olmayabilir. Sayın Başbakanı’mızdan talebimiz, uçak başına verilen 6 bin dolar yakıt desteğinin 3 bin yolcu getiren kruvaziyer gemilerine de verilmesi. O zaman gerçekten düşüneceklerdir.

     Kruvaziyer gemiler için 6 bin dolar önemli bir rakam mı?
     Tabii ki. 3 bin kişilik bir gemi olursa örneğin bu yılsonuna kadar aldığımız onay ile 3 bin dolarını biz ödüyoruz. Ayakbastı parası için 6 bin dolar da verilirse 9-10 bin dolar iyi para kruvaziyer firması için.

     Sayın Yıldırım'ın bu konudaki tutumu ne oldu?
     İnceleyeceğini belirtti. Turizm Bakanı'mız da değişti onun da konuyu incelemesi gerekecektir. Bu destek çıkarsa bugüne kadar hiç bir olay yaşamamış İzmir'de güzel bir dönem olacak. 2003'te kruvaziyerler buraya gelmeye başladı, o süreçten beri hiçbir şikâyetleri olmadı. İzmir Emniyet Genel Müdürlüğü de gereken dikkat ve özeni gösterdikleri takdirde rahat rahat tatil yapabilirler. Umut ediyorum ki çok fazla beklemeyeceğiz. İzmir, yine önemli kruvaziyer destinasyonlarından birisi haline gelecektir.

YARIN: İMEAK DTO İzmir ubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk İzmir’in limancılık geleceği için ‘kümelenme’ önerisi

 


+ Benzer Haberler
» Batıliman; bölge ve ülke ekonomisine maksimum katkı sağlama amacında
» APM Terminals İzmir, Egeli firmaların taşıma maliyetlerini yüzde 25 düşürecek
» İzmir Limanı’na önce körfez taraması sonra özelleştirme
» “İzmir’deki üç liman birbirinin rakibi değil tamamlayıcısı”
» “Aliağa’nın yolunu ve planlamasını yapın, ticaret hacmimiz 50 milyar dolar olsun”
» İzmir’in limancılık geleceği için ‘kümelenme’ önerisi
» İzmir limancılıkta şaha kalkmak için gün sayıyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 16.07.2018
  Ticaret 14.07.2018
  Ticaret 13.07.2018
  Ticaret 12.07.2018
  Ticaret 11.07.2018
  Ticaret 10.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni