• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  HABERLER  |  GÖRÜNTÜLÜ HABERLER  |  ÖZEL RÖPORTAJ  |  İHALELER  |  FİNANS  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Hem sağlıklı hem lezzetli olan yerel tohum yaşatılmalı”

06 Nisan 2017 Perşembe 15:00
12
14
16
18

“Hem sağlıklı hem lezzetli olan yerel tohum yaşatılmalı”

   ► Kırsala yerleşerek yerel tohumun yaygınlaştırılmasına katkı sağlayan Tuğba Avcı, köy köy dolaşarak yerli tohumları toplayarak üreticiyi hibrit tohumdan vazgeçirmek için çalışıyor

           DUYGU GÖKSU     
     Kırsala yerleşerek yerel tohumun yaygınlaştırılmasına katkı sağlayan Tuğba Avcı, köy köy dolaşarak yerli tohumları toplayarak üreticiyi hibrit tohumdan vazgeçirmek için çalışıyor.
     22 yıllık iş hayatından sonra İstanbul’dan Seferihisar’a taşınarak yerel tohumun yaşatılması için çalışmalar yapan Tuğba Avcı, “Son bir kaç yıldır iki haftada bir kırsal bölgelere gidiyordum. 16 yaşımdan bu yana çiftlik kurma hayalim vardı, son dört yıldır ise yerel tohumdan üretim yapmak üzere bir arazi arayışındaydım, Geçen yıl Mart ayında eşimle birlikte bir arazi aldık ve üreticilerle tanışmak üzere pazar pazar, köy köy dolaşmaya başladık. Yerli tohumdan üretim yapan çiftçilerin kazanmasını sağlamayı görev edindik. Bu işe ilk girişimimiz ise yerli tohumdan domates üreten bir üretici ile tanışmamız ile oldu.  Satamadığı domateslerden yaptığı salçaları satın aldık. Yerel tohum üreticilerini keşfettik. Kimi üreticiden 60 kilo fasulye, kiminden 90 kilo patlıcan alarak konserve ürünler yaptık. Böylece yerli tohum eken çiftçilerin ürünleri ellerinde kalmamış oldu. Hibrit tohum, yerel tohumun iki katı kadar ürün verdiği için, onların ürünlerinin hepsini biz satın alarak yerel tohumu bırakmalarını önlemiş oluyoruz” dedi.

     Güvenilir üreticiden güvenilir gıdaya ihtiyaç var
     Son yıllarda gıda kaynaklı hastalıkların artması sonucunnda sağlıklı gıdaya ulaşmanın farkına varan büyük bir kitle olduğunu ifade eden Avcı, “Sosyal medyada yerel tohumu korumak ve yaşatmak için çalışmalar yapanların bir araya geldiği bir grubumuz var. Yerel tohumdan üretilmiş ürünleri ve tarifleri bu platformda yayınladık. Türkiye’nin bir çok yerinden siparişler gelmeye başladı. Raf ömrü uzatılmış gıdayı korumak, stoklamak ve satmak daha kolay. Bu işe 6 üretici ile başladık, şu an 14 üretici ile çalışıyoruz. Bizden ürün sipariş edenlerin büyük bir kısmı kanser hastaları. Kanser hastalığının yaygınlaşması ile birlikte insanların güvenli gıdaya ihtiyacı da attı. Müşterilerimizin yüzde 55’i kanser hastası, yüzde 40’ı bebekli aileler, yüzde 5’i ise sağlıklı olup önlem alanlardır” diye konuştu.

     “Hibrit, kısır tohumdur”
     Yerli tohum konusundaki engellemelerle başa çıkmak için bir topluluk oluşturduklarını ve daha sonra dernek kurulduğunu ifade eden Avcı, “Ata tohumu kendi kendini üretebilen tohumdur ve her sene yeniden ekilebilir. Hibrit tohum ise kısır bir tohumdur, bir kereye mahsus alınır ve elde edilen ürünlerden tohumluk ayrılmaz. Hibrit tohum yeniden ekilse bile ürünün verimi çok düşük olur. Her sene aynı tohumu almak gerekir. Tohum yapısı gereği doğaya uyum sağlar. Yerel tohum 6 ile 12 ekimden sonra coğrafyaya tam uyum sağlar. 2006 yılında çıkarılan yasa ile yerli tohumun üretimi yasaklanmıştı. Tohumlar paketlenecek ve sertifikalandırılacaktı. Böylece üretici atasından kalan tohumu çoğaltamayacak ve hibrit tohum satın alarak ekim yapabilecekti. Sadece hibrit tohum alınması mesele değil, hibrit tohumun iklim şartlarına her zaman uyum sağlayamaması, zararlılar için kullanılan ilaçlar, kimyasal sentetik gübreler ile ürünlerin üretilmesi insan sağlığını tehdit ediyor. Bizler bu yasaklara karşı bir topluluk olduk ve 6 kişi yola çıktık. Yerli tohumun engellenmesine karşı etkinlikler düzenledik, yerli tohumları bulduk. 2014 yılında resmileşmek üzere de bir dernek kurduk. Dernek vasıtasıyla yerel tohumu çoğaltmak ve yaşatmak için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

     “Beslenmiyoruz, karın doyuruyoruz”
     Ürünlerin pazarda yer bulma konusunda sıkıntı yaşandığını belirten Avcı, “İşin bir de pazar tarafı var. Ürünlerin pazarla buluşması için en temel nokta tüketiciyi bilinçlendirmek. Tüketici ürünün dış görünüşüne bakarak değerlendiriyor. Şekli bozuk ürünlerin doğal olabileceğinin farkına varmıyor. Ayrıca besin değeri olarak da birbirinden oldukça farklı. Örneğin, hibrit tohum ile yetişen 9 adet domatesin, yerel tohumdan üretilmiş bir adet domates ile besin değerleri aynı. Hastalıklar beslenmeden yol açılıyor. Bizler sebze yerine sebze posası yiyoruz. Hibrit tohumdan üretilmiş ürünler tüketildiğinde vücut aslında yeterli besini alamıyor ve hastalıklara davetiye çıkıyor. Örneğin ilaç firmaları hem tarım ilacı hem de kanser ilacı satarak kendi döngüsünü yaratıyor. Biz topluluk olarak bu tarıma endüstriyel tarım diyoruz. Bu konu, gıda endüstrisinin bir malzemesi haline gelmiş durumda. Günümüzde yapılan beslenme değil, karın doyurmaktır” dedi.

     “Organik demek, sağlıklı demek değil”
     Organik tarım yönetmeliğinde, hibrit tohuma müsaade edildiğini belirten Avcı, “Belirli bir düzeyde kimyasal ilaca da müsaade ediliyor. Kimyasal ürünlerin kullanıldığı üretim doğal olamaz. Hibrit tohumdan üretilmiş ürün ile ata tohumunundan üretilmiş ürünü gözle ayırt etmek mümkün değildir. Laboratuvar ortamında ancak ayırt edilebilir. Üretici aldığı ürünün şeklinden kokusundan bunu kolaylıkla anlayabilir. Devlet yerli tohumu korumak için ciddi çalışmalar yapmıyor. Bizler ata tohumundan üretim yapan üreticinin kaygısını azaltmak için ürününün alıcısı oluyoruz. Üreticinin tekrar atalık tohum ekebilmesi için tüketicinin bilinçlendirilmesi şarttır. Üreticinin kaygılarını en düşük seviyeye indirmek gerekir bu da tüketicinin bilinçlenmesi ile olur. Bizler bu noktada devreye girip kendi tüketicilerimizi bilinçlendiriyoruz. Üretici aldığı ürünün miktarına bakıyor. Tohumu satın alırken verilen para üretici için fazla bir şey ifade etmiyor. Üretici sonuca, verimliliğe bakıyor. Bu bakış açısını değiştirmemiz zor olacak” diye konuştu.

     “Tüketici kooperatifi şart”
     Avcı, üreticinin kazanması için de tüketici kooperatifi sistemine girilmesi gerektiğini vurgularken Tarım politikalarının üreticinin kazancını ve tüketici sağlığını koruyacak şekilde olması gerektiğini söyledi. Avcı, “Türkiye’nin tarım arazilerinin yüzde 60’ı kullanılmıyor, dünyada 12 milyar tonluk gıda üretimi yapılırken 6 milyar ton gıda ise çöpe gidiyor” dedi.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Haberler
» “Başarı gelmezse istifa ederim”
» İzmir’de ekmekten sonra gevreğe de zam geliyor
» İhracat bizim için olmazsa olmaz
» Umart Mimarlık, koruma duyarlılığı ile İzmir’in tarihi dokusunu ortaya çıkartıyor
» Uluslararası ulaşım sektörü, rotasını İstanbul’da çizecek
» Zeytinyağı ihracatı yüzde 450 arttı
» “Zeytin stoklamada beton havuzlar sağlıksız”
» Günümüzdeki arayışların saklı kenti, "Köy Enstitüleri"
» Türkiye’de otomobil sporlarına ilgi arttı
» "2020’de Süper Lig’e çıkmak, 2023’te Avrupa Lig’i oynamak”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 26.05.2017
  Ticaret 25.05.2017
  Ticaret 24.05.2017
  Ticaret 23.05.2017
  Ticaret 22.05.2017
  Ticaret 20.05.2017
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    1