• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Yeni kurulan firmalar oyunun kuralını değiştiriyor

16 Eylül 2020 Çarşamba 00:00
12
14
16
18

Yeni kurulan firmalar oyunun kuralını değiştiriyor

   ► Orta ölçekli şirketleri ‘başaltı’ şirket olarak nitelendiren Akçiğit, küçük şirketlerin değil başaltı şirketlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi

           KÜBRA TOPAL      
     Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ve Sabancı Üniversitesi tarafından kurulan Rekabet Forumu Konferansları online olarak gerçekleşti. Rekabet Forumu Konferansları kapsamında ilk olarak “inovasyon” konusu ele alındı. REF Direktörü, Doktor Öğretim Üyesi Esra Durceylan Kaygusuz’un moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sanayi Politikaları Yuvarlak Masa Başkanı Bahadır Balkır ve Chicago Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Akçiğit katıldı. Etkinlikte, Prof. Dr. Ufuk Akçiğit “Türkiye’de İnovasyon” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Açılış konuşması yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sanayi Politikaları Yuvarlak Masa Başkanı Bahadır Balkır, “Yeni kurulan firmalar oyunun kuralını tamamen değiştiriyor ve oyunu yeniden yazıyor” dedi.
     4’üncü Sanayi Devrimi olarak adlandırılan yeni düzenin küresel rekabetçiliği inovasyon temelindeki yetkinlikleri ile belirlediğini belirten Balkır, “Daha hızlı, daha kaliteli ve daha verimli üretim yapan şirketler üzerlerinde her geçen gün yeni taleplerin baskını artarak hissediyorlar. Real zincirindeki paydaşların talepleri hem artıyor hem de çok çeşitleniyor.  Müşteriler için değer yaratma, çalışanlarını yeni döneme uygun olarak eğitme, çevre duyarlılığını ön planda tutma, toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme ve içinde bulundukları toplumun ihtiyaçlarına cevap verme bu yükümlülüklerden sadece bir kaçı olarak ön plana çıkıyor” diye konuştu.

     Tüm bu görevleri eş zamanlı ve aynı kalitede hayata geçirirken şirketlerin göz ardı etmemesi gereken en önemli konulardan birinin rekabeti şekillendiren yeni aktörler olduğunu söyleyen Balkır, “Artık yıllardır tanıdığımız alıştığımız sektöründe çok güçlü ön plana çıkan kurumsal şirketler rekabetin ana unsurları olmaktan biraz uzaklaşıyorlar. Küçük ve genç şirketler daha hızlı hareket ederek daha esnek bir yaklaşım izleyerek birkaç adım öne çıkabiliyorlar. Aslında bazılarına sorduğunuzda bu genç ve küçük şirketlerin oyunun kurallarına göre oynamadıklarını söylediklerini görüyoruz. Fakat baktığınızda bu yeni kurulan firmalar oyunun kuralını tamamen değiştiriyor ve oyunu yeniden yazıyor. Bu yeni oyunda ayakta kalabilmek dijital araçlar dahil yeni mekanizmaları ve yeni kültürü ne kadar içselleştirdiğinizle çok alakalı. İnovasyon ise bu mekanizmaları besleyen yegane can damarı olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.  

“Küçük şirketler değil başaltı şirketler desteklenmeli”
     İnovasyonun maliyeti konusunda problemler olduğuna değinen Chicago Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, “İnovasyonun maliyetini düşürebilmek için gözümüzü dikmemiz gereken yer üniversiteler. İnovasyonun maliyetini belirleyen şeylerden bir tanesi beşeri sermaye bu yüzden buna dikkat etmek gerekiyor. İkincisi firmaların güdüleri, motivasyonlarının nasıl olduğuna baktığımızda 2012 sonra bir düşüş var. Dolayısıyla bunu canlandırabilmek için politikalarımızı genelde başaltı şirketleri destekleyecek şekilde dizayn etmemiz gerekiyor. Tabi ki her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yıllarca verilmiş sübvansiyonlar gereği genelde bir sübvansiyona vermeye karar vermek daha kolay onu ortadan kaldırmak daha zor. Ama bu zamanla sizin sırtınıza daha fazla yük bindirmeye başlıyor. Yapılması gereken şeylerden bir tanesi Türkiye’deki sübvansiyon programlarının hepsinin gözden geçirilerek işe yaramayanların kapatılması. Diğeri ise daha çok işe yarayacak şekilde tekrar gözden geçirilip dizayn edilmesidir” diye konuştu.

     Şirketlerin büyüklüklerine bakıldığında ilginç bir yığılma gördüklerini dile getiren Akçiğit, “50 kişinin altında çalışanı olan şirketlerin miktarında çok ciddi bir fazlalık var. Detaya indiğinizde, 50’nin üzerindekiler için, engelli çalıştırmaktan, sağlık kurulu oluşturmaya kadar bir dizi kural devreye giriyor. Aynı şehirde 50 çalışanın üzerine çıkan şirketler için getirilen kurallara tabi olmamak için büyümek isteyenler, ayrı şehirlerde şirket kuruyor. Bu da verimlilik kaybı yaratıyor. Her bir büyüklükteki şirketin ortalama ömrüne de baktık. Çalışan sayısı 50’nin altında olan şirketlerin ömürleri, daha büyüklerden uzun çünkü Türkiye’de bazı şirketler yıllardır ‘büyümemeyi ve 49 çalışanda kalmayı’ adet edinmişler. Dinamizmden uzak şirketler topluluğu, sorunu var. Örneğin, sadece küçük ölçekli firmalara destek verildiğinde küçük ölçekli olmak cazip hale geliyor. Bunun da cazip hale gelmesi firmaların büyümesine bir engel teşkil ediyor. Bu uygulanan teşviklerin gerekliği olup olmadığına bakılarak olmayanların ortadan kaldırılması firmaların önündeki engeli ortadan kaldıracak. Ayrıca eşitsiz bir şekilde 50’nin altı ya da üstü yerine belki onu farklı yerlere kaydırmak ya da eşit bir şekilde dağıtmak daha etkin hale getirebilir” ifadelerini kullandı.

“Firma ve üniversiteler arasındaki iş birliğini artırmak gerekiyor”
     İnovasyon bazlı bakıldığında firmaların yanı sıra temel bilimleri oluşturan, beşeri sermayeyi üreten üniversitelerinde sorgulanması gerektiğini vurgulayan Akçiğit, “Bugün Türkiye’deki üniversitelerin yüzde 50’den fazlası 2006 yılı sonrası açılmış üniversiteler. Bu yıldan sonra açılmış üniversiteler verimlilik açısından iyi durumda değiller. Bu üniversiteleri sorgulamak gerekiyor neden verimlilikleri düşük, kaynak eksiklikleri mi var vs. Bu üniversitedeki araştırmacılar, firmaların verimliliği için önemli. Akademisyenlerin profesör olduklarında verimliliklerinde düşüş gözleniyor, bunları da sorgulamak gerekiyor. Devlet üniversiteleri ile vakıf üniversitelerinde hocaların motivasyonlarında farklılık var. Bir akademisyenin devlet üniversitesinden vakıf üniversitesine transfer olduğunda verimliliğinde artış yaşanıyor. Teknolojiler zorlaşmaya başlıyor, ekip çalışması ve disiplinler arası çalışma gerekiyor. Türkiye’de düşünülmesi gerekenlerden biri de disiplinler arası çalışmayı, firma ve üniversite arasındaki iş birliğini nasıl artırabiliriz? Bunları sistematik olarak tartışmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.


+ Benzer Haberler
» Rakamlar yavaş da olsa geriliyor
» İhracat %5.7 azalırken, ithalat %20.4 arttı
» Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) yıllık %16,93 aylık %4,02 arttı
» Türk Eczacıları Birliği: Kabul etmiyoruz alışmayacağız
» İZİKAD’dan başarılı kadınlara ödül
» Vaillant İzmir’de büyümeye devam ediyor
» Demirtaşoğlu: Pandemiye rağmen üretime ve ihracata devam ediyoruz
» “Webagron Büyük Çiftçi Buluşması”nda hedef 2.7 milyon çiftçi
» Gaziantep’te 3 tesiste 170 milyon TL’lik yatırım
» Asya Kayıp Coğrafyalar AASSM’de


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 01.10.2020
  Ticaret 30.09.2020
  Ticaret 29.09.2020
  Ticaret 28.09.2020
  Ticaret 26.09.2020
  Ticaret 25.09.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni