• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • İletişim  • Üyelik  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  HABERLER  |  MÜNAKASA  |  FİNANS  |  FİYATLAR  |  TİCARET BORSALARI  |  IMKB - FONLAR - VOB  |  RESMİ GAZETE  |  RESMİ İLAN

Porsuk: Tek ve güçlü bir yumruk olmalıyız

21 Kasım 2011 Pazartesi 09:22
12
14
16
18

◆ BASİFED Başkanı; "Bilişimde 'BİM'leri, tarımda 'TİM'leri kuruyorlar, 'Kümelenme' ile yol alıyorlar"

Batı Anadolu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu(BASİFED) Başkanı Hüseyin Porsuk, sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Tek ve güçlü yumruk olmalıyız” diyen Porsuk, özellikle federasyonları oluşturan derneklerin üs kuruluşlarına destek olmasının önemine dikkat çekti. Porsuk, iş dünyasında STK kültürünün yeni öğrenildiğini belirterek, “Federasyonlaşma sürecinde emek verildi. O nedenle sahip çıkalım. Bunu da zaman zaman anlatıyoruz. Ancak birçok kişi bunun farkında değil. Yaşamayan bunu bilemiyor. Dernek yönetim kurulları, federasyonlaşmanın önemli olduğuna inanmaları ve üyelerini inandırmaları gerekiyor. Tek tek yol almak yerine ‘tek yumruk’ olmak mümkün. Böylece ‘güçlü yumruk’ olabilirsiniz” dedi.
Öte yandan İzmir’in EXPO 2020 adaylık sürecinde daha organize hareket ettiğini vurgulayan Porsuk, “Birincisi kavga etmemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Öncelikle projenin tüm Türkiye için önemli olduğunu içimize sindirmemiz lazım. Ondan sonra da omuz vermeliyiz” dedi. Hüseyin Porsuk ile federasyonların STK’lar içindeki yeri ve önemi ile EXPO 2020 adaylık sürecini konuştuk.
 BASİFED’in son dönemdeki gündem maddelerinde neler var?
TÜSİAD’ın da içinde bulunduğu Türkiye Girişim ve İş Dünyası Konfederas-yonu(TÜRKONFED)’nu oluşturuyorlar. Bu oluşum her üç ayda bir bölgede toplantı yapıyorlar. BASİFED ilk kurulan federasyon olma özelliği taşıyor. Bizim üs kuruluşumuz da TÜRKONFED…Önemli bir güç durumundadır. BASİFED kurulduktan sonra bazı projeleri hayata geçirmek için yola çıktı. Öncelikli hedefimiz koordinasyonu sağlamaktı. Ayrıca kalkınma ajanslarının kurulmasına, gelişmesine ve bölgeselleşmesine yardımcı olmaktı. Biz de bunu yapma anlamında yol alıyoruz.
BASİFED olarak ayrıca Batı Akdeniz Sanayicileri Federasyonu’nun kurulmasını önerdik ve kurulmasını sağladık.
Aynı şekilde Çanakkale-Balıkesir hattında ve Uşak-Afyon-Kütahya üçgeninde federasyonlar kurulmasına destek verdik. Böylece kalkınma ajanslarının uygulamış olduğu sisteme göre federasyonları paylaştırdık.
İkinci amacımız ise teknoloji ve gelişmelerden üyeleri haberdar etmekti. Üs kuruluş olarak bu konuda TÜBİTAK ile ortak; TÜSİAD, Sabancı Üniversitesi ve TÜRKONFED’in desteklediği ama bizim yürüttüğümüz bir proje yürüttük.
Bu proje kapsamında İzmir’de Bilişim İnovasyon Merkezi kurduk. Bu projenin içinde EBİLTEM ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü(İYTE) var. Bu merkez bünyesinde şu anda 6 tane proje yürütülüyor. Ayrıca 4 yeni proje için de çalışmalar sürüyor. Bilişim İnovasyon Merkezi bürokrasi nedeniyle biraz ağır ilerledi. İYTE’nin konuyla ilgili ciddi desteği var. Yer konusunda bize bir alan vermek için söz verdiler. Halen EBİLTEM bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu projeyi bir kümelenme olarak değerlendirebiliriz. Yani bir anlamda inovasyonda kümelenme modeline odaklandık.
Sosyal sorumluluk olarak buradaki görevimiz TÜBİTAK ile iş dünyasını bir araya getirmekti. Ayrıca üniversiteleri bu organizasyona dahil etmeyi başardık. Biz sadece koordinasyon görevini yürütüyoruz. Onun dışında tarım ve tarım teknolojileri ile yenilenebilir enerji başlıklarındaki projelerimizi de hayata geçirmek istiyoruz.
 Bilişim İnovasyon Merkezi’nde taşlar yerine oturmuş. Bundan sonra hangi projelere odaklandınız?
Bunun arkasından da bizim tarım konusunda bir projemiz var. Ama bu projenin daha hızlı ilerleyeceğini düşünüyorum. Bir de yenilenebilir enerji ile ilgili projemiz var. Yaklaşık bir yıl geçti. Tarım İnovasyon Merkezi’ni kurmak konusunda ilk toplantımızı da yaptık.
Bir anlamda Tarım’ın ‘TİM’ini kuruyorsunuz. Bu yapılanmada kim yer alıyor?
İzmir Ticaret Borsası, İzmir Ziraat Mühendisleri Odası, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Sumer Tömek’in yönetiminde olan Tarım Grubu var. Altyapısını oluşturduk. Tabi Bilişim İnovasyon Merkezi’nin kuruluş çalışmaları gecikince bu projeye de belli oranda yansıdı. Ama şimdi daha hızlı yol alacağız. Tarım için ‘TİM’leri kuruyoruz.
 Kurumlar arasında entegrasyonu sağlamaya odaklandık dediniz. Bu konuda biraz daha bilgi verir misiniz?
Diğer federasyonlar kendi bölgelerinde daha güçlü olup, daha fazla ön planda olabiliyorlar. Çünkü bulundukları bölgelerdeki dernekler çok da güçlü değil. Bu nedenle federasyonlar daha fazla ön plana çıkıyor. Ege Bölgesi’nin en büyük şans mı şansızlık mı bilemiyorum ama bulunduğu yerlerde dernekleri son derece güçlü. Federasyonundan daha güçlü bir yapıya sahipler. Her dernek de kendi etkinliğini yapmak istiyor. Bu istek çok da doğal… Ama büyük bir ses getiremiyorlar. Birlikte hareket edebilirse daha hızlı yol alınacaktır. Örneğin; biz geçtiğimiz aylarda Tebriz organizasyonu yaptık. Bu organizasyonu BASİFED, Ege Sanayici ve İşadamları Derneği, Ege Genç İşadamları Derneği ile İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği ortaklığıyla yaptık. Kenetlendik. Gene BASİFED olarak tekstilcilerle birlikte alım heyeti organize ettik. Ege İhracatçı Birliği ve DTM’nin de desteğini aldık. Federasyon olunca daha çabuk yol alabiliyoruz. Bu kültürü yerleştirmemiz gerekiyor ancak bu çok zor. Bir organizasyon içinde bir derneğin bayrağını asmak bile önemli dahi kurumsal yapıdır. Amaç ön plana çıkmak değil ortak hareket edebilmek.
BASİFED bu ara biraz daha geri planda kalmayı tercih ediyor. Bu özel bir tercih miydi?
Sonuçta sizi oluşturan derneklerin bu bilince ulaşması gerekiyor. Bu bilinci onlara ben veremem. Bu aslında onların kazanması gereken bir bilinçtir. İkincisi federasyonlaşma öyle kolay bir süreç değil. Zorlu yollardan geçtik. Kolay elde etmedik. Zor dönemin sıkıntıları o dönemin başkanları sindirebildi.
 ‘İş adamlarımız STK’larda görev alma sürecini yeni öğreniyorlar’ diyebilir miyiz?
Çok doğru bir tespit... Federasyonlaşma sürecinde emek verildi. Federasyonumuza sahip çıkalım. Bunu da zaman zaman anlatıyoruz. Tebriz’den alım heyeti getirdiğimizde birçok kapı çok daha kolay açıldı. Çünkü federasyonun gücü burada etkili idi. Ancak birçok kişi bunun farkında değil. Yaşamayan bunu bilemiyor. Bir derneğe üye olduğunuz zaman o derneğin zorunlu aidatları var. Bu paralar ile dernek yaşıyor. Derneklerin oluşturduğu federasyonun da bir gideri var. Bunun içinde derneklerin destek vermesi gerekiyor. Aidatlar olmadan yol alınamaz. O yüzden sıkıntılarımız var ama zamanla bunların aşılacağını düşünüyorum.
Dernek yönetim kurulları, federasyonlaşmanın önemli olduğuna inanmaları ve üyelerini inandırmaları gerekiyor. Tek tek yol almak yerine ‘tek yumruk’ olmak mümkün. Böylece ‘güçlü yumruk’ olabilirsiniz.
Avrupa Birliği(AB) ilişkileri konusunda da ciddi çalışmalar yaptık. Özel toplantılar düzenledik. Bu bir bilgilendirme hizmetidir. AB’ye genç bakışın nasıl olması gerektiği konusunda özel toplantılar yaptık. Bunlar görevdir. Ege İş Kadınları Derneği’ne ciddi destek veriyoruz. Bu çalışmalarda görünmüyoruz ve görünme ihtiyacı da hissetmiyoruz. Derneklerin artık federasyonlara sahip çıkması gerekiyor. Başka çaresi yok.
Önümüzdeki Mayıs ayında görev süreciniz doluyor. Yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Çünkü gençlerin önünü açmak gerekiyor. Biz bir dönem eleştirdiğimiz şeyleri gençlerimize yaparsak olmaz. Birikim ve tecrübelerimi tabiî ki önümüzdeki süreçte de genç arkadaşlarımızla paylaşırız. Ama icrada artık olmamam lazım. Gençlere, deneyimlerimizle destek vermeye her zaman açığız.
STK’lardaki görevleriniz nedeniyle EXPO 2015’e adaylık sürecinde bu projenin içinde etkin olarak yer almıştınız. Önemli tecrübeler yakaladınız. İzmir şimdi EXPO 2020 için çalışıyor. Bu konuda İzmir’in tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Nelere dikkat edilmeli?
Birincisi kavga etmemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Öncelikle projenin tüm Türkiye için önemli olduğunu içimize sindirmemiz lazım. Ondan sonra da omuz vermeliyiz. Geçen adaylık sürecindeki en büyük hatamız birbirimiz ile didişmelerimizdi. 100 metrelik koşuda 60 metresinde kavga edip, son 40 metresinde birlikte yol alırsan olmaz. Tabi sonra seni geçerler. İkincisi devlet geçtiğimiz adaylık sürecinde projeye bu kadar sahip çıkmamıştı. Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, Paris’deki sunama geldi. Ama Başbakanımız gelmedi. Cumhurbaşkanı gelir ve bir temenni de bulunur, ama Başbakan geldiğinde icraatını anlatır. Dolayısıyla İtalya’nın avantajı bu oldu. İnsanlar icranın başındaki insanı görünce de oy verdiler. Bu proje bir Ege bir Türkiye projesidir böyle kabul etmek gerekiyor.
 Adaylık sürecinde yaşadığınız tecrübelerden bahseder misiniz?
Bir anımı anlatmak istiyorum. O dönemde Alsancak’ta bir ayakkabı boyacısı ile sohbet ediyorum. Adam, “EXPO diye bir şey gelecekmiş abi, ne güzel di mi?” dediğinde; ben “Gelenlerin hepsinin sana ayakkabısını mı boyatacağını düşünüyorsun?” diye sordum. Bana cevabı çok güzeldi, “Olsun, gelsinler de…” dedi. Ayakkabı boyacısının taşıdığı heyecanı biz üs düzeylerde taşıtamadık, taşımadık.
STK’ların kavga etmeden, kenetlenmeleri ve kendi görevlerini sonuna kadar yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Geçen sefer bir aday ile yarıştık. Şimdi ise karşımızda 4 rakip var. Dolayısıyla şansımız da yüzde 21. Biz daha avantajlı gibi duruyoruz.
EXPO 2020 adaylık sürecinde takım kaptanı durumunda olan Sayın Valimiz. Ancak maddi kaynaklar anlamında baktığımızda İzmir tek başına ne derece yol alabilir ki?
Vali Bey, konuyla ilgili sıkı bir çalışma programı uyguluyor. Kaynak sıkıntısı olacağını düşünmüyorum.
Neler yapmalıyız?
Biz artık dünyanın her yerinde varız. Bu halimizi oy’a dönüştürecek ne yapabiliyorsak yapmalıyız.  Örneğin, bir arkadaşımız Nijerya Fahri Konsolosu… Nijerya’nın oyunun İzmir olması için çırpınıyor. Diğer fahri konsolos arkadaşlarımızın da aynı şekilde yol alabileceğini düşünüyorum. Fuar alanımızı belirleyelim. Ayrıca bu işi yapabileceğimiz imajını yurtdışına verebiliyorsak, kazanırız. Bütün mesele kenetlenebilmekte ve sahip çıkabilmekte.
İzmir bir heyecan ile başlayıp sonrasında rehavete kapılma olasılığı yüksek bir yapıya sahip. Bunu engellemek için ne yapılmalı?
Bu sefer işi erken sahiplendik. Vali Bey’in ve İzmir Kalkınma Ajansı’nın işin içinde olması büyük bir avantaj. Ergüder Can Bey’de konunun üzerine hızla gidiyor. Geçmişte son dakikaya kadar beklenmişti. Şimdi öyle değil. Şimdi işin başında gerekli tedbirler alındı ve iş sıkı tutuluyor. İzmir iyi yolda… Yapılan yatırımları zaten hak etmişti ve geç kalmış yatırımlardı. Eksik kalan yatırımlar özür dilenerek yapılmalı. Ama ulaşım anlamında hızlı yol aldık. İzmir’in önümüzdeki süreçte geleceği parlak...




  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 



+ Benzer Haberler
» Rusya’ya 1.6 milyar $’lık tekstil ihracatını arttıracağız
» EİB orman bitkilerini kayıt altına alıp, pasaport verecek
» Ford Otosan: 2012’de iç pazar 835 araç seviyesinde olacak
» "İş alemi AB’yi desteklemiyor"
» KOBİ’ler Amerika’ya ortak bulmaya gidiyor
» "Komşu potansiyelini değerlendirmeliyiz"
» TOFAŞ’ın Fiat Fiorino’suna ’’Yılın Hafif Ticari Aracı’’ ödülü
» Türk su ürünleri Azerbaycan’da tanıtıldı
» TTNET 21. sıraya yükseldi
» TT vergi rekortmenleri arasında


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Anket
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Para Piyasaları
Takvim
Hava Durumu
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    1