• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Gayrimenkul sektöründe ürün çeşitliliğine gitmeliyiz”

12 Mayıs 2018 Cumartesi 10:00
12
14
16
18

   ► GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin: Sermaye Piyasası’nda sektör için yeni bir finansal kaynak olarak Gayrimenkul Sertifikası, Gayrimenkul Yatırım Fonları ve Altyapı GYO’larını daha etkin bir şekilde değerlendirmeli, sektörün ihtiyaç duyduğu yabancı fonların Türkiye’ye gelmesinin yolunu açmalıyız.

     Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği(GYODER)  Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, gayrimenkul sektöründe ürün çeşitliliğine gitmek gerektiğini söyledi. Yetgin, “Gayrimenkul, sadece konut ve AVM’yi değil, diğer segmentleri de kapsıyor. Biz gayrimenkul sektörünü yalnızca konut yapıp satmak olarak görmüyoruz. Sağlıklı ve kalıcı bir büyüme için daha kapsamlı ve planlı çalışmalara ve ürün çeşitlendirmesine gitmemiz gerekiyor. Havaalanları, köprüler, hastaneler, yurtlar, öğrenci ve yaşlı evleri, lojistik merkezleri, ofisler, sağlık turizmine hizmet eden yapılar da aslında birer gayrimenkul yatırımı” dedi.
     Sermaye Piyasası’nda sektör için yeni bir finansal kaynak olarak Gayrimenkul Sertifikası, Gayrimenkul Yatırım Fonları ve Altyapı GYO’larını daha etkin bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini de belirten Yetgin, sektörün ihtiyaç duyduğu yabancı fonların Türkiye’ye gelmesinin yolunun açılmasının önemine vurgu yaptı. Yetgin, “Dolayısıyla yalnızca konut üretip satmak ile gayrimenkul sektörünü büyütmemiz mümkün değil. Gayrimenkulde çeşitlendirmeyi bir an önce hayata geçirmeliyiz. Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi hedefleyen Türkiye ekonomisinin uluslararası arenada varlığını daha çok hissettirmesinde, hep birlikte sorumluluk almalıyız” dedi. Yetgin ile sektörün 2017 yılını, bu yıla yönelik öngörüleri, yaşanan sorunlar ve yapılması gerekenler üzerine sohbet ettik.

Türkiye’deki gayrimenkul ve gayrimenkul yatırım ortaklığı pazarının mevcut durumu hakkında bilgi verir misiniz? Büyüyen ve gelişen Türkiye için gayrimenkul sektörü stratejik önemini ve 2017 yılı performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
     Ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri olan gayrimenkul sektörünün bugününü sağlıklı değerlendirmek için geçtiğimiz yılların sonuçlarına baktığımızda; 2014 ve 2015’te sektörün yükseldiğini, hatta hain darbe girişimine rağmen 2016’yı 2015’ten daha yukarıda kapattığımızı görüyoruz. 2017 yılını değerlendirdiğimizde ise genel anlamda satışların yükselmesini olumlu buluyoruz. Konut seferberliği, ödeme kolaylıkları sunan satış kampanyaları, tapu harcı, damga vergisi ile KDV’nin yüzde 18’den yüzde 8’e çekilmesi gibi uygulamalar yerli-yabancı yatırımcıların gayrimenkul sektörüne akın etmesini sağladı ve sektörde yıl boyunca önemli bir hareketlilik yakalandı.
     Bulunduğu coğrafyadaki olumsuz gelişmelere rağmen ülkemiz istikrarlı ekonomik  büyümesini sürdürmektedir. Doğal, kültürel zenginlikleri, ulaşım imkanları ve yeni yapılan köprüleri, havalimanları, otoyolları ile gelişen turizm, perakende sektörleri ve  eğlence, fuar, kongre turizmi ile cazip bir ülke konumundadır. Özellikle İstanbul, marka şehir olarak dünyanın dört bir yanından yatırımcıların ilgisini çekiyor. İstanbul’un finansal bir merkez olması için yapılan çalışmaların daha da somutlaşması ve altyapı projeleri bu ilgiyi artırıyor. Bunu yatırımcı olarak Türkiye’ye çekmek istediğimiz hedef kitleye çok iyi anlatmamız gerekiyor. Gelecek vaatlerimizi iyi kurgulamak ve anlatmak zorundayız. Dünya ölçeğinde gerçekleştirilen projelerle yakalanan bu ivmeyi önümüzdeki dönemde daha da artırarak sürdürmeliyiz.

     Ülkemizin demografik yapısı ve ekonomik gelişmeleri göz önüne alınıp dünya ile kıyaslandığında sektörün daha çok potansiyel içerdiğini söyleyebiliriz. Kentsel dönüşüm, nüfus artışı, göçler, ticari faaliyetlerdeki artış ve pazarların, beklentilerin değişmesi gibi faktörlerden dolayı sektörde gerek ticari gerekse konut segmentinde ihtiyaç devam ediyor.
     Bu potansiyeli kullanmak adına sektörümüze desteklerin devam etmesi gerekli. Bugün yeni Yönetmelik ile sektöre yönelik iyileştirmeler yapıldığını görüyoruz. Bu  süreçte 30 Eylül itibarıyla kamu tarafından verilen bazı teşviklerin de süresi doldu. Verilen destekler için sektör adına müteşekkiriz ancak kamudan beklentilerimiz bazı noktalarda devam ediyor. Örneğin KDV konusunda bazı uygulamaların tek KDV oranı üzerinden ortak hale getirilmesi gibi bir beklentimiz var.
     Özellikle konut faiz oranlarının makul seviyede olması ivmenin hızlanması ve sektör olarak ülkemiz ekonomisine katkımızın artması için önem arz ediyor. Çünkü gayrimenkul sektörü olarak yükselen konut kredisi faizlerinden hem üretici hem tüketicisi olarak doğrudan etkileniyoruz. Faizlerin yüksek seviyede olması konut sektöründe de dönem bazlı durgunluğa neden olabiliyor. Bu sebeple, faiz bedellerini hem üreticilerin hem de tüketicilerin maddi sınırlarını zorlamayacak oranlara çekmenin hepimize kazandıracağını düşünüyoruz.

2017 yılında teşvikler sektörü hareketlendirdi…
     2017 yılında nihai tüketiciye; ‘Yabancıların konut edinmesi ve vatandaşlık hakkı verilmesine ilişkin düzenlemeler’, ‘150 metrekareden büyük konutların KDV oranlarının yüzde 8’e indirilmesi ile ilgili düzenlemenin 30 Eylül 2017’ye kadar uzatılması’, ‘Tapu harcının 30 Eylül 2017’ye kadar geçerli olmak üzere binde 20’den binde 15’e düşürülmesi’ gibi teşvikler, sektörü hareketlendirdi. Bu indirimler vatandaşa direkt dokunan maliyetler olduğu için satışları artırdı. Hatta bu yıl tatil sezonu olarak görülen Ağustos ayı bile önceki yıllara göre son derece pozitif geçti.
     Teşviklerin etkisiyle, 2017 yılı 3. çeyrekte, 2. çeyreğe göre yüzde 14,5, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 10 oranında bir büyüme yakalandı. Ayrıca, 2017 ilk yarıyılında görülen yeni konut satışlarındaki yavaşlama, 3. çeyrekle birlikte tekrar pozitif bir seyir izledi. Bu seyirde, ağırlıklı olarak tapu harç indiriminden yararlanmak üzere yapılan satışların etkisiolduğu görüldü.  

Kentsel dönüşüm stratejisinin geniş kapsamlı bir imar reformu ile planlanması gerekmekte. Şehirlerin geleceği, talep ve ihtiyaçlara göre planlanmalı, geliştirilmeli, değiştirilmeli ve dönüştürülmeli. Türkiye’nin bu konudaki karnesi nasıl?
     Türkiye, köyden kente göçün devam ettiği bir ülke. Türkiye’de kentleşme oranı %78 ve buna bağlı nüfus 60 milyon civarında. 2023 yılına kadar kente göçün devam etmesi ve kentleşme oranının %84’lerin üzerine çıkması bekleniyor. Buna göre kentleşen nüfusun, 2023 yılında 71 milyon olması öngörülüyor. Bu göç kaynaklı kentleşme nedeniyle 2025’e kadar göç alan şehirlerde konut talebinin devam etmesi bekleniyor.
     Kentleşme ile birlikte nüfus yapısında temel farklılıklar oluşuyor. Kentlerde istihdam artarken tarımsal kesimlerde düşüş yaşanıyor. Bu bağlamda nüfus artışı ve göç kaynaklı ‘doğal’ bir konut talebinin olduğunu da gözden kaçırmamalıyız. Doğru ve sürdürülebilir şehirleşme adına kentsel dönüşüm önemli bir fırsattır. Bu fırsatı en ideal şekilde değerlendirmek için yapılaşma tercihlerinde tarihi ve çevresel dokunun gözetilerek konunun bir bütün olarak ele alınması, dönüşüm süreçlerinin şehirlerimizin altyapı, yeşil ve sosyal alan gibi talep ve ihtiyaçlarına göre planlanması ve tüm sürecin yapısal düzenlemelerle desteklenmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bugün hepimizin, kamu yöneticilerinin yanı sıra, STK’lar olarak da sadece bina bazlı değil, ada bazlı kentsel dönüşümün önemini kamuoyuna anlatmamız gerekiyor. Sektörün çatı örgütü GYODER’in Başkanı olarak, kentsel dönüşüm konusunda son derece iyimser düşündüğümü söylemek isterim.
Kentsel dönüşüm sürecine katkılarımızı hızlandırmak amacıyla GYODER olarak, ‘Kentsel Dönüşüm ve Şehir Planlama Komitesi’ kurduk. Bu süreçte herkes üzerine düşeni yapmalı. Çünkü ne kadar süratli dönüşüm yaparsak o kadar iyi sonuçlar alacağız.
     Kentsel dönüşümle ilgili dikkat çekmek istediğim bir diğer konu da, kontrol süreleri ile ilgili... Özellikle İstanbul, her adımda tarihi bir noktaya temas eden bir ilimiz. Muazzam bir açık hava müzesi.  Kentleşmenin getirdiği talebi karşılayabilmek adına girilen süreçlerde, hassasiyetler titizlikle dikkate alınmalı. Anıtlar Kurulu’nun bu alanda kontrolü çok önemli. Ancak kontrol süreleri de bir o kadar mühim. Uzun süreçlerin yatırımcıyı da düşünerek öngörülebilir takvimlere çekilmesinin önemli olduğu kanaatindeyiz.

Yabancı yatırımcının temel taleplerinden bir tanesi mevzuat değişikliklerinin yapılması. Gerekli mevzuat değişiklikleri yapılırsa yabancı yatırımcıların ülkemize daha fazla yatırım yapması beklenmekte. Bu konuda neden yol alamıyoruz? Sektör nerede tıkanıyor?
     Yabancıya konut satışları 2. çeyreğe göre yaklaşık yüzde 6, 2016 yılının aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 47 artış ile 5 bin 646 adet seviyesinde gerçekleşti. Yabancıya konut satışlarında uygulanan vergi muafiyeti ve vatandaşlık izni gibi teşviklerin etkisi hissedildi. Hatta Eylül ayında yabancılara konut satışında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 75’in üzerinde artış sağlandı. 2017’nin ilk 9 ayında, yabancıların gayrimenkul yatırımlarında en çok tercih ettiği il İstanbul oldu.
     Gayrimenkul alan yabancı yatırımcılara vatandaşlık hakkı verilmesi; İspanya, Portekiz, Kanada gibi dünyanın birçok ülkesinde yabancı yatırımcıyı çekmek ve gayrimenkul satışlarını teşvik etmek için uygulanan bir yöntemdir. Bu süreçte Türkiye’nin istikrarlı, güvenilir bir ülke olduğunu anlatmak gerekiyor. 1 milyon dolarlık gayrimenkul yatırımı küçük bir rakam değil. Bugüne kadar Türkiye’de gayrimenkul yatırımı yapan yabancı yatırımcılar ağırlıklı olarak 100 bin ile 300 bin dolar civarında bir yatırım aralığı tercih etmişti. Bu düzenleme ile daha üst segmentteki yatırımcıyı da ülkemize çekebileceğiz. Bu hedef kitleye ulaşmak için ülkeyi, bölgeyi, şehirleri, projeleri iyi tanıtmalıyız. Ayrıca bu yeni düzenlemeyi de anlatmalıyız. Vatandaşlık hakkı verilmesinin yanı sıra başka teşvikler de devreye girebilir. Yabancıya gayrimenkul satışı bir ihracat kalemi gibi düşünülürse KDV muafiyeti sağlanması, tapu harçlarından muaf olunması gibi teşvikler de verilebilir. Bu düzenlemeler elimizi daha da güçlendirecektir.

Büyük şehirlerdeki proje yoğunluğunun önümüzdeki günlerde Anadolu’ya kayacağı ifade ediliyor. Sizin bu konudaki tespitleriniz nedir?
     Gayrimenkul sektöründe sağlıklı büyüme için, ürün çeşitliliğini, özkaynağı güçlü ortaklıklar kurulması gerektiğini her platformda dile getiriyoruz. Ortak amacımız; gayrimenkul sektörünün büyümesine, ülkemizin ve şehirlerimizin daha güçlü bir ekonomiye sahip olmasına katkı sağlamaktır.  
     GYODER olarak, İstanbul, Ankara gibi metropoller dışında, gelişmekte olan şehirlerimizin de ülkemizin gelişimi ve değişimi açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin sadece büyük şehirlerden ibaret olmadığı, ülkemizde topyekûn bir büyüme ve gelişime ihtiyaç duyulduğu inancıyla, GYODER olarak 2010 yılından bu yana potansiyel vadeden illerimizde Gelişen Kentler Zirvesi düzenliyoruz.
     Bu yıl GYODER Gelişen Kentler Zirvesi’nin 8’incisini, 3-4 Ekim’de Erzurum’da düzenledik. 9’uncu Gelişen Kentler Zirvesi’ni ise 13-14 Aralık’ta da Antalya’da gerçekleştirdik.  GYODER tarafından REIDIN işbirliği ile hazırlanan, Antalya’nın genel ekonomisinden nüfus yapısına, kentsel dönüşümden gayrimenkul sektörüne ve geleceğe yönelik öngörülere kadar tüm yönleriyle incelenerek hazırlanan rapor da ‘Gelişen Kentler Zirvesi’nde katılımcılarla paylaşıldı.
     GYODER olarak ayrıca, ‘Gelişen Kentler Zirvesi’nin devamı niteliğindeki ‘Anadolu Roadshow’ etkinliği ile de önemli çalışmalar yapacağız. Özellikle son dönemde cazibe merkezi olarak ilgi gören Türkiye’nin çeşitli bölge ve illerine yönelik gerçekleştireceğimiz ‘Anadolu Roadshow’ çalışmasıyla; yerel yönetim ve önemli yatırımcılarla bir araya gelerek, fikir ve bilgi alışverişlerinde bulunacağız. Tüm Anadolu şehirlerindeki sektör oyuncularını da üyelerimiz arasında görmek istiyoruz. Bu sayede sektörde kalitenin, bilincin artmasına katkıda bulunacağız.

Sektörün öncelikli sorunlarını ve çözüm önerilerinizi bir kere daha okuyucularımıza hatırlatmanızı istesem…
     Ülkemizde yaşanan hızlı kentleşme sürecinde ortaya çıkan yüksek konut talebi; estetik, sağlık, konforlu olması bir yana, deprem güvenliğinin tamamen göz ardı edildiği binalarla karşılandı. Deprem kuşağında yer alan bir ülkede, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Bugün ülke genelindeki  7,5 milyon konut, halen deprem açısından riskli bina statüsünde. Depremlerden en az hasarla çıkabilmek için toplumun her kesimine büyük sorumluluklar düşüyor. Ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmeli, güvenli ve kaliteli yapılaşma bilinciyle hareket etmeliyiz.
     Sektörde ürün çeşitliliğine gitmeliyiz. Gayrimenkul, sadece konut ve AVM’yi değil, diğer segmentleri de kapsıyor. Biz gayrimenkul sektörünü yalnızca konut yapıp satmak olarak görmüyoruz. Sağlıklı ve kalıcı bir büyüme için daha kapsamlı ve planlı çalışmalara ve ürün çeşitlendirmesine gitmemiz gerekiyor. Havaalanları, köprüler, hastaneler, yurtlar, öğrenci ve yaşlı evleri, lojistik merkezleri, ofisler, sağlık turizmine hizmet eden yapılar da aslında birer gayrimenkul yatırımı.
     Yeni finansal kaynakların yolu açılmalı. Sermaye Piyasasında sektör için yeni bir finansal kaynak olarak Gayrimenkul Sertifikası, Gayrimenkul Yatırım Fonları ve Altyapı GYO’larını daha etkin bir şekilde değerlendirmeli, sektörün ihtiyaç duyduğu yabancı fonların Türkiye’ye gelmesinin yolunu açmalıyız. Dolayısıyla yalnızca konut üretip satmak ile gayrimenkul sektörünü büyütmemiz mümkün değil. Gayrimenkulde çeşitlendirmeyi bir an önce hayata geçirmeliyiz. Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi hedefleyen Türkiye ekonomisinin uluslararası arenada varlığını daha çok hissettirmesinde, hep birlikte sorumluluk almalıyız.

Kampanya ile 3 bine yakın konut ve 400 ofis satışı ile sektörde 2.6 Milyar TL ciro elde edildi
     “2016 yılı sonunda, 2015 rakamlarının aşılması, sektörümüz adına önemli bir gelişmedir. Yaşanan tüm zorluklara rağmen bu performansın yakalanması, aslında ülkemiz ekonomisinin sağlam temellere oturduğunu işaret etmektedir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, sektöre ve ekonomik büyümeye destek olmak amacı ile başlattığımız ‘Gayrimenkulde Güç Birliği Daha Güçlü Türkiye’ kampanyası, 2016 yılının satış grafiğinde çok etkili oldu. Kampanya kapsamında 3 bine yakın konut ve yaklaşık 400 ofis satışı ile sektörde 2.6 milyar TL ciro elde edildi. Sağladığı bu birliktelik ve kısa sürede aldığımız rekor sonuç, ülke ve sektör tarihimize geçecek niteliktedir.
     ‘Güç Birliği’nin ikinci adımını ise ‘20 yıl vade ve düşük faizli konut kredisi’ kampanyasıyla attık. Bu kampanya ile GYODER üyesi 41 firmanın 109 projesinde, toplam 3 bin 400 bin konut ve 185 ofis satıldı, yaklaşık 3.3 milyar TL’lik ciro elde edildi.”

Sürecek...

 


+ Benzer Haberler
» “Radarımızda İstanbul kadar İzmir de var”
» “Gayrimenkul İhtisa Mahkemeleri kurulmalı”
» Gayrimenkul sektörü kendi bankasını istiyor
» Sektörün gözü; alternatif finans araçlarında
» Banka ve finans şirketlerinin 10 bin gayrimenkulü satışta
» Yatırım fonları ‘ticari gayrimenkule’ yöneliyor
» Gayrimenkul sektörü hız kesmemek için istikrar istiyor


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 17.11.2018
  Ticaret 16.11.2018
  Ticaret 15.11.2018
  Ticaret 14.11.2018
  Ticaret 13.11.2018
  Ticaret 12.11.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni