• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

“Folik asit Spina Bifida riskini azaltıyor”

10 Temmuz 2018 Salı 13:00
12
14
16
18

   ► Prof. Dr. Ulman, “Hamile kalmadan 3 ay önce her gün folik asit almak ve hamileliğin 3’üncü ayına kadar buna devam etmek hastalığın ortaya çıkmasına yüzde 70 engel oluyor”

     Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı ve Türkiye Spina Bifida Derneği Başkanı Prof. Dr. Cevval Ulman, “Spina bifida bebeğin anne karnındaki ilk 26 gününde omurga gelişimi sırasında oluşan doğumsal bir rahatsızlıktır. Spina bifida doğum sırasında bebeğin sırtında açık ya da kapalı bir yara ile doğması olarak karşımıza çıkıyor” dedi. Türkiye’de son 1 yıldır bebek anne karnındayken müdahale edilebildiğini dile getiren Prof. Dr. Ulman, “Müdahale sonucunda yüzde yüz iyileşme mümkün değil, bu ameliyatlarla sinir hasarı en aza indirilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

“Folik asit doğal bir vitamin, yan etkisi yok”
     Spina bifidanın B vitaminlerinden folik asit eksikliği nedeniyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Ulman, “Folik asit azlığı söz konusu olduğu zaman farklı şekillerde anne karnındaki bebeğe yansıyabiliyor. Örneğin yarık damak-dudak, kalbin orta duvarının yeterince oluşmaması, karın çevresinde bağırsakların dışarıda olması gibi çeşitli hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Herkes yeterince folik asit alırsa o zaman bütün bu hastalıklar engellenmiş oluyor. Hamile kalmadan 3 ay önce her gün hap olarak folik asit vitamini almak ve hamileliğin 3’üncü ayına kadar buna devam etmek  hastalığın ortaya çıkmasına yüzde 70 oranında engel oluyor. Ayrıca insanlar bu vitaminin tehlikeli olup olmadığını merak ediyor. Doğal bir vitamin, vücutta birikmiyor ve yan etkisi yok” dedi.

“Son 1 yıldır anne karnında müdahale yapılabiliyor”
     Spina bifida bebek anne karnındayken yaklaşık 4 ay da tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Ulman, “Türkiye’de son 1 yıldır bebek anne karnındayken müdahale edilebiliyor. Müdahale sonucunda yüzde yüz iyileşme mümkün değil, bu ameliyatlarla sinir hasarı en aza indirilmeye çalışılıyor. Bebeğin sırttaki açıklığı annenin kesesindeki su ile karşılaşıyorsa, yani arada bir zar yoksa sinir dokularının zarar görmesine neden oluyor. Buna engel olmak için de ameliyatla anne karnında açık yarayı kapatma yöntemini kullanıyorlar. Bu müdahale için kriterler var bu nedenle ameliyat bütün hastalara yapılamıyor. Türkiye’de son bir senedir bildiğim anne karnında 4 vaka var, bütün ameliyatlar da başarılı geçti” diye konuştu.
     Ameliyatların neredeyse hiç bitmediğini dile getiren Prof. Dr. Ulman sözlerine şöyle devam etti: “Çocuklar büyüdükçe farklı sistemler etkileniyor ve başka ameliyatlar gerekiyor. Spina bifidalı bir çocuk 10 yaşına geldiğinde ortalama 15 ameliyat geçirmiş oluyor. Çünkü her bozukluk için farklı ameliyatlar gerekiyor. Spina bifida da en önemli şeylerden bir tanesi hasar vermemeye çalışmak. Yani var olan durumu korumaya çalışıyoruz. Çocukta bir problem var ama daha ilerlemesin diye uğraşıyoruz. Çocuğun hayatını etkileyen şeylerden bir tanesi böbreklerinin korunması. Böbrek bozulursa çoçuğun yaşam süresi azalıyor.  En çok ölüm nedenleri böbrek iflası ve çokluorgan yetmezliği sebebiyle oluyor.”

Batıda bin doğumda 1,5, doğuda binde 18
     “Türkiye’de spina bifidanın ortaya çıkma oranları bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Yaptığımız araştırmaya göre canlı doğumlarda Türkiye’nin batısında bin de 1,5, doğuda ise binde 18’e kadar spina bifidalı çocuğun doğduğu raporlarda yer alıyor” diye konuşan  Prof Dr. Ulman sözlerine şöyle devam etti: “Hastalığın ortaya çıkmasında sosyo-ekonomik durum çok önemli. Eğer folik asiti vücudunuza sadece yiyecekler aracılığıyla alıyorsanız risk grubundasınız. Eğer gelir bakımından yeterli bir ailede değilseniz, gebenin beslenmesi de daha kalitesiz hale geliyor. Türkiye’nin güney doğusunda ekonomik durum daha yetersiz olduğu için vitamin eksikliği daha fazla oluyor. Bu nedenle spina bifidalı doğan bebek sayısı da batıya oranla daha fazla ortaya çıkıyor.”
     Folik asit vitamininin normal beslenmeyle alınamadığını ifade eden Prof. Dr. Ulman, “Folik asit vitaminini alabilmek için bir insanın günde 8 tabak brokoliyi çiğ olarak tüketmesi gerekiyor” dedi.

“En yaşlı üyemiz 89 yaşında”
     Spina bifidalı insanların yaşam sürelerinin uzun olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Ulman, “En yaşlı üyemiz 89 yaşında. Spina bifidalı bireylerin beyininde ve hayati organlarında çok büyük bir hasar yoksa yaşam süreleri daha uzun oluyor. Ayrıca doğru tedavileri ve gerekli destekleri alması önemli. Türkiye şartlarında yürümek önemli. Yürüyebiliyorsa hayata daha kolay karışabiliyor çünkü daha bağımsız oluyor. Genellikle beyin sorunu yoksa iş sahibi olabiliyorlar. Zeka sorunu olmayınca her şey daha kolay oluyor. Sorun ortopedik ve eğitimi engellemez durumda ise e-KPSS’den memur olabiliyor ve çalışma hayatlarına atılıyorlar” diye konuştu.
     Türkiye’de son dönemde engellilere doğru yardımlar yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Ulman, “ E-kpss engellilerin iş hayatına atılması için çok güzel bir fırsat. Sadece spina bifidalı bireyler için değil, bütün engelliler için ayrı bir sınav yapılıyor. Sınavlarda devlet, kanunen var olan yükümlü ve engelli çalıştırması gereken kadroları doldurmaya başladı. Özellikle bir engelli eğitimli ise memur olup kendi parasını, emekliliğini kazanabiliyor. Bu birçok ülkede yok” dedi.

Toplum dış görünüşü çok önemsiyor
     “Toplum dış görünüşü çok önemsiyor. Bu nedenle dış görünüşü nispeten daha normal olan, hafif bir ortopedik sorunu olan insanlar toplum tarafından daha çok kabul ediliyor. Diğerlerine karşı bir acıma ortaya çıkıyor” diyen Prof. Dr. Ulman sözlerine şöyle devam etti: “Engeller insanların kendisi tarafından yaratılıyor. Benim gözlüğümün olması bir engel fakat ben gözlüklü olarak kendimi normal hissediyorsam normalimdir. Aynı şey yürüme engeli olan kişiler için de geçerli. Kişi tekerlikli sandalyeyle yaşayabiliyorsa eğer, o kişinin normali tekerlekli sandalye kullanmaktır. Engelli tanımını aşmalarını biz çok istiyoruz, aşarlarsa zaten hayatta başarılı oluyorlar. Yani her şey kişinin kendisini engelli görmemesiyle başlıyor. Engelli bireylere acımamak ve herkese tanınan hakları tanımak gerekiyor. Herkesin doğumundan eğitim alma, oy hakkı, aşılanma, tedavi hakkı vardır. Bunlar herkesin hakkıdır engelli olmak ya da olmamakla ilgisi yok.”
     Spina bifidalı bireylerin sağlıklı çocuk sahibi olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Ulman, “Genetik bir hastalık olmadığı için bir tarafın ya da iki tarafın da spina bifidalı olduğu evliliklerde çocuklar sağlıklı doğuyor. Türkiye de kendi spina bifidalı olup, spina bifidalı çocuk sahibi olan yok. Bunun nedeni de bilinçli davranıp folik asit kullanmaları. Yapabilecekleri her şeyi yapıp riski azaltıyorlar” diye belirtti.

“Aile çocuğundan vazgeçmezse iyi yerlere gelebiliyorlar”
     Spina Bifidalı bebeklerin ailelerin bebeği aldırmak gibi bir tavırı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ulman, “İnançlı toplumlarda anne karnına düşen çocuk hareket ettiği anda o bir canlıdır, yaşam hakkı vardır ve onun doğma hakkına saygı gösterilmesi gerektiğine inanılır. Bu nedenle Türkiye’de aileler anne karnındaki bebekte spina bifada olduğunu öğrendiklerinde erken doğum yönünde karar vermiyor. Ama bazı aileler önceden bilseydim tedavisi için daha iyi bir yaklaşımla hareket ederdim, daha iyi bir yerde doğurdum, tecrübeli doktorlara giderdim diye yakınıyor. Bir kısım aileler de keşke hamile kalmadan önce bu vitaminin bu kadar önemli olduğunu bilseydim diyor” diye konuştu.
     Prof. Dr. Ulman, “Spina bifidalı bir çocuk doğru yerde doğmadıysa örneğin evde dünyaya geldiyse, bir sağlık kuruluşuna gidemiyorsa ve ilk 8 saatte müdahale edilemiyorsa ciddi problemlerle karşılaşılabiliyor. 8 saati geçince yara enfeksiyon kapabiliyor ve yara yerinde ameliyat yapılamaz hale geliyor” diye ekledi.

“Aileler Türkiye’de net bir destek alamıyor”
     Prof. Dr. Ulman, “Aile çocuktan vazgeçmezse çocuklar iyi yerlere gelebiliyor. Eğer aile spina bifidalı çocuğuna diğer kardeşleriyle aynı davranırsa, aynı haklara sahip olmasını sağlarsa, aynı şeyleri yapmasına izin verirse çocuğun psikolojisi normal oluyor. Ama diğer kardeşleri çok öndeyken ona zaten yapamazsın gözüyle bakılıyorsa çocuk kenarda oturmayı tercih ediyor. Bu çocuktan adam olmaz diyen ailenin çocuğundan adam olmuyor, çünkü aile çocuğa o şansı vermiyor” dedi.
     Tedavi süresince ailenin çocuk psikolojisini düşünmediğini söyleyen Prof Dr. Ulman sözlerini şöyle bitirdi: “Aileler Türkiye’de net bir destek alamıyor. Örneğin Almanya’da daha çocuğun doğumundan hemen sonra psikolog gelip aileye ne yapmasını gerektiğini anlatıyor. Türkiye’de böyle bir şey yok. O nedenle aileler el yordamıyla öğreniyorlar. Psikolojik destek çok önemli. Çocuk bebekken bir şey anlaşılmıyor ama büyüdükçe çevredeki insanlar çocuktaki farklılıkları fark ediyor. Aileler de bu durumu saklamayı tercih ediyor. Bu bilgiyi akrabalar arasında saklamak yeni spina bifidalı bebeklerin doğmasına neden oluyor. Spina bifidanın folik asit eksikliği nedeniyle ortaya çıktığı aileye söylenmeli.”

Tıp öğrencileri spina bifidayı son 5 yıldır tanıyor
     Spina Bifida’nın toplumda az bilindiğinden yakınan Prof. Dr. Ulman, “Bundan 15-20 yıl önce spina bifida doktorlar arasında bile az biliniyordu. Şahsen kendi okul hayatımda spina bifidayı duymadım, İngiltere’ye staja gittiğimde öğrendim. 2014 yılından beri tıp fakültelerine çekirdek eğitim programı uygulanıyor. Çekirdek eğitim programı mutlaka eğitilmesi gereken şeylerin olduğu bir liste. Bu eğitim programının içerisinde öğretilenler arasında spina bifida da var. Yani son 5 senede tıp fakültesinde okuyan herkes spina bifidayı bilerek mezun oluyor. Ama program uygulanmaya başlamadan önce mezun olanlar bunu öğrenmedi” ifadelerini kullandı. Hemşirelerde çekirdek eğitim programının olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ulman, “Sağlık çalışanları spina bifidayla ancak çalışma hayatında karşılaşıyor” dedi.

 


+ Benzer Haberler
» Esnaf kâr etti, tüketici sevindi
» Dünya, yemeğini Türk mutfak ürünleriyle pişiriyor
» “Takibe düşen kredi miktarı çığ gibi büyüdü”
» Ekonomide belirsizlik oto satışlarını azalttı
» “Eşit şartlarda rekabet etmek istiyoruz”
» “Tarımsal destekler GSMH’nın binde 5’ini geçmiyor”
» “Geleneksel yapıdan çıkmalı, performans ürünlerine ağırlık vermeliyiz”
» Yayalaştırma projesi tarihi çarşıyı ikiye böldü
» Atıklar ekonomiye değil, toprağa gömülüyor
» Fiyatlar yükseldi, satışlar düştü


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 17.07.2018
  Ticaret 16.07.2018
  Ticaret 14.07.2018
  Ticaret 13.07.2018
  Ticaret 12.07.2018
  Ticaret 11.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni