• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Kariyer  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

En fazla çamaşır makinesi ihraç ettik

25 Ocak 2017 Çarşamba 11:00
12
14
16
18

Geçtiğimiz yıl beyaz eşya ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 18 milyon adet, ithalat da yüzde 14,8 artarak 942 bin adede ulaştı.

     Geçtiğimiz yıl beyaz eşya ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 18 milyon adet, ithalat da yüzde 14,8 artarak 942 bin adede ulaştı. Bu dönemde en fazla ihraç edilen ürün çamaşır makinesi olurken, en yüksek ithalat ise derin dondurucularda gerçekleşti.  
     2010 - 2015 döneminde ihracatta yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5,7 oldu. Bu dönemde kurutucu, bulaşık ve çamaşır makinesi ihracatı ortalamanın üzerinde artarken, buzdolabı ihracatının ortalama sadece yüzde 0,5 büyüdüğü kaydedildi. Ülkemizde kurutucu kullanma bilinci artarken, Kuzey Avrupa ülkelerine ihracat yükseliş gösterdi. Buzdolabı ihracat artışındaki gerileme, buzdolabının en büyük ihraç pazarı İngiltere’de son yıllarda konut fiyatlarının yükselmesi ve beyaz eşya talebinin düşmesine neden oldu.  
     Bu yılsonunda beyaz eşya sektörü ihracat büyümesinin Ortadoğu’da devam eden sorunlar ve Rusya ile yaşanan gerilim sebebi ile yüzde 5 olacağı tahmin ediliyor.

     Sektörün en önemli ihraç pazarı olan AB ülkelerindeki ekonomik gelişmeler sektörün ihracat performansını önemli ölçüde etkiledi. 2015 yılı genelinde AB pazarındaki göreli toparlanma ve Euro/TL paralelinde sektörün ihracatı bir önceki yıla göre artış kaydetti. Öte yandan, son dönemde Euro Alanı ekonomilerinde büyümenin yeniden zayıfladığına işaret eden veriler bölgeye yönelik beyaz eşya ihracatına ilişkin kısa vadeli endişeleri artırırken, AB ülkeleri 2016 ve 2017 IMF büyüme tahminlerinin ılımlı seyri ihracat artışının sürdürülebilirliğine yönelik pozitif bir sinyal verdi. Orta Doğu’da süregelen siyasi karışıklıklar bu bölgeye yönelik ihracatı olumsuz yönde etkiledi.
     Buna karşılık, sektör ihracatında payı yüzde 1’in altında olan İran’a yönelik ambargonun kaldırılmasının, sektör için yeni bir pazar fırsatı yaratacağı düşünülmektedir.

     Halihazırda İran’da hakimiyeti bulunan Güney Koreli üreticilerle rekabette başarılı olunması durumunda, ilerleyen dönemlerde üretici firmaların bölgedeki yatırımlarını hızlandırması da söz konusu olabilecek. Beyaz eşya ithalatına bakıldığında ise, pazardan en büyük payı yüzde 40 ile Çin’in aldığı, onu Almanya ve İtalya’nın izlediği görülmekte.
     Beyaz eşya sektörü genelinde 2015 yılı verilerine göre ihracatta 4 ana ürün grubunda ilk sırada İngiltere bulunurken, diğer ürünlerden farklı olarak sadece fırın ihracatında AB ülkeleri dışında Cezayir ve onu izleyen Ortadoğu ülkeleri takip etti. 2015 yılında Türkiye’nin ihracatı buzdolabında 1,034 milyar dolar, çamaşır makinesinde 873 milyon dolar, bulaşık makinesinde 376 milyon dolar ve fırında 282 milyon dolar olarak gerçekleşti.

     Pazarın oyuncuları
     Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin bir kısmının zaman içinde birleşme ve devralmalar yoluyla el değiştirdiğini görüyoruz. Bugün beyaz eşyada yerli sermayeli olarak Arçelik AŞ (Arçelik, Beko, Altus ve Aygaz) ve Vestel AŞ, yabancı sermayeli olarak da Alman BSH (Bosch-Siemens-Profilo), İtalyan Indesit, Ariston ve Candy şirketleri yerleşik tesisleriyle üretim yapıyor. Bu şirketler beyaz eşyada ana ürünlerde iç piyasa talebinin yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyor. Yerleşik markaların yanında, ithalat ve son yıllarda patlama gösteren yabancı teknomarketlerin de vasıtasıyla hemen hemen tüm yabancı markaların Türk pazarına girdiğini de söyleyelim.
     Sektörün imalatı daha çok Marmara, Ege ve Orta Anadolu’da yoğunlaşıyor. Başlıca fabrikalar İstanbul, Tekirdağ, Manisa, Eskişehir, Bolu, Bursa, İzmir, Ankara, Kocaeli, Yalova, Kayseri, Konya ve Bilecik’te yer alıyor.

     Sektör 120 bin çalışana istihdam sağlıyor
     Beyaz eşya sektörü, iç pazarın yüzde 90-95’ini meydana getiren altı büyük beyaz eşya üreticisinin yanı sıra, 50’nin üzerinde orta ölçekli imalatçı ile yaklaşık 500 aksam ve parça imalatçısından oluşuyor. Ayrıca sektörde yaklaşık 15 bin bayi ve 3 bin 500 yetkili servis bulunuyor.
     Sektörde üretim şirketlerinde 20 bin, yan sanayi ve diğer tedarikçiler de sayıldığında 120 bin çalışan yer alıyor. Bu istihdamın 105 bini mavi yakalı, 15 bini beyaz yakalı personelden oluşuyor. Eğitim durumlarına bakıldığında ise 35 bin personelin lise öncesi eğitimden geçtiği, 70 bin personelin lise ve meslek lisesi mezunu olduğu, 14 bin personelin de üniversite ve lisans eğitimi aldığı görülüyor.

     22.5 milyon adet üretime ulaştı
     Beyaz eşya sektörü, 2015 yılı itibariyle 24.6 milyon adet üretim miktarı ile küresel pazardan yüzde 6,6 pay aldı. Bu yılsonu ise üretim hedefleri 25 milyon adet.
     Sektörün bu yılsonunda hedefi, 5 milyar dolar ihracat gerçekleştirmek. 2023 yılı ihracat hedefi ise 40 milyon adet olarak belirlendi.

     Yoğun rekabet marka tercihini etkiliyor
     Türkiye’de yoğun rekabetten dolayı yapılan kampanyalar sebebi ile tüketiciler beyaz eşyalarını değiştirirken farklı bir markaya ve daha inovatif bir ürüne yönelmekte. TÜİK tarafından yapılan “Dayanıklı Tüketim Mallarına Yönelik Harcama Yapma Düşüncesi” çalışmalarında verilen bilgiye göre; tüketicilerin 2013-2014’e göre 2015’te harcama yapma eğilimleri düştü.  Beyaz eşya satışlarının yüzde 80’i kredi kartıyla yapıldı. Dolayısıyla kartlı ödemelerle ilgili tedbirler sektördeki satışları önemli ölçüde etkilemekte. 2014’te beyaz eşya satışlarına getirilen 9 taksit sınırlaması 2014’ün ilk aylarında satışlarda düşüşe sebep oldu. İzleyen aylarda sektör senetli satışlara yönelmiş ve taksit sınırlamasının etkileri sınırlandı. Ancak 25 Kasım 2015 itibarıyla tavan taksit sayısı tekrar 12 aya çıkarılmasıyla bu yıl iç satışlar da sınırlı da olsa bir artış yaşandı.
     Konut satışlarındaki artış da, yurt içinde beyaz eşya talebini olumlu yönde etkiledi. 2012 yılında başlatılan Kentsel Dönüşüm Programı çerçevesinde 6,5 milyon konutun yenilenmesi planlanırken, 2016 yılında sürecek çalışmaların beyaz eşya sektörüne olumlu etkisi devam etti.  
     Suriyeli mültecilerin ve ülkemizde gayrimenkul yatırımı yapan yabancıların yarattığı ek talep 2015 yılı genelinde beyaz eşya satışlarına olumlu yansıdı. Söz konusu gelişmenin etkisi 2016’ya gelindiğinde ise yavaşladı.

     Sektörün karı da artıyor
     Fiyat artışlarına paralel olarak sektörün kârlılığı yükseliyor. Yıllar itibarıyla fiyat değişimleri incelendiğinde, sektördeki fiyatların TÜFE artışından daha dalgalı bir seyir izlediği görülmekte. Kasım ayına kadar 2015 yılı boyunca düşüş eğilimi sergileyen Tüketici Güven Endeksi, Kasım seçimleri sonrasında toparlanmış; Aralık ayında ise jeopolitik krizler sebebi ile yeniden gerilemişti. Yurt içi satışların geçtiğimiz iki yıl boyunca Tüketici Güven Endeksi ile ilişkisinin zayıfladığı görülürken; endeksteki seyrin beyaz eşya satışları üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde de sınırlı olacağı tahmin edilmekte.

     Yerli kullanım oranı yükseliyor
     Beyaz eşya ve ev aletleri sektöründe Türkiye, son yıllarda yaptığı atılımlarla üretici konumunu güçlendirdi. Beyaz eşya ve ev aletleri sektöründe yerli malzeme kullanım oranı yüzde 60-70 seviyelerine ulaştı. Sektörün bu kadar hızlı büyümesinin altında yatan en önemli faktör, gelişmiş ve uluslararası standartlarda üretim yapan yan sanayi firmalarının, ana üreticilere sağladığı destek ve kaliteli üretim oldu.

     Sektörün 2023 hedefi…
     Sektör temsilcileri, enerji verimliliği ve çevre dostu gibi kavramlar ve ankastre ürünlerin pazarın büyümesinde etkin olacağını ifade ediyorlar. Çevre, verimlilik gibi faktörlerin ve teknolojik gelişmelerin sektörü etkilemesinin kaçınılmaz olduğundan yaşanan teknolojik gelişmeler ve AR-GE faaliyetleri sektör tarafından üretilen ürünlere yansıyor. Sensör, haberleşme ve yazılım teknolojilerinin ürünlere entegre edilmesi ile tüketicileri önümüzdeki dönemde daha akıllı ürünler bekliyor.
     Beyaz eşya sektörünün rekabet gücünü artırmak için ürün kalitesinin artırması gerektiğine dikkat çekilirken, AR-GE çalışmaları ile yeni ürünler tasarlanması isteniyor.
     Türkiye'de montaj sanayi olarak başlayan beyaz eşya sektörü, bugün yaklaşık bin kişilik AR-GE kadrosuyla çalışmalarını sürdürüyor ve ülkenin en fazla inovasyon yaratan sektörü konumunda bulunuyor. Beyaz eşya sektörü 2013 yılında da 2012 yılında olduğu gibi en fazla patent başvurusunda bulunan sektörler arasında geliyor.

     2016 yılının ilk verileri
     Beyaz eşya sektöründe, 2016 Ocak-Şubat döneminde 4 ana üründe ihracat yüzde 10 arttı. Türkiye ekonomisinin gelişmesinde başı çeken sektörlerden biri olarak nitelendirilen beyaz eşya sektöründe, yılın ilk 2 ayı itibarıyla 4 ana üründe üretim yüzde 11,5, iç satışlar yüzde 14,5 ve ihracat yüzde 10,4 arttı.
     Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Başkanı Ergün Güler, sektörün 2016 yılı beklentileri ve ilk 2 aylık rakamları paylaştı.
     Sektörün 2016 yılına, bu beklentiyi destekler nitelikte hızlı bir başlangıç yaptığına işaret eden Güler, yılın ilk 2 ayına ilişkin şu bilgileri verdi:
     "2016 yılı başında, otomotivde yüzde 3 küçülme ve konut satışlarında yüzde 1,5 daralma oldu. Beyaz eşya sektörü ise Türkiye sanayisinin lokomotifi olmaya devam ediyor. Türkiye 2016 yılı büyüme öngörüsünün de yüzde 3,5 - 4 civarında beklendiği göz önünde bulundurulursa sektörün ilk 2 ayda bu oranın 3 katı büyüdüğü görülüyor. Hem iç piyasada hem de ihracatta çok güçlü büyüdük. Ocak-şubat aylarında beyaz eşya sektörü 4 ana üründe üretimini yüzde 11,5, iç satışlarını yüzde 14,5 ve ihracatını yüzde 10,4 artırdı."

     “Sektör ödevini iyi yaptı”
     Güler, iç pazardaki büyümenin ötelenen alımlar ve evlilik - boşanma gibi sebeplerden kaynaklandığını, Ar-Ge, üretim, lojistik, satış ve pazarlama gibi konularda son 10 yıldır mükemmelleşen sektörün iç ve dış pazarda ödevini iyi yaptığını anlattı.
     İhracattaki büyümenin de bazı sektörlerde yaşanan azalmaya rağmen memnuniyet verici olduğunu vurgulayan Güler, mevcut pazarlarda devam eden satışların yanı sıra önümüzdeki süreç için tüm üyelerinin İran pazarı başta olmak üzere potansiyel pazarlarla ilgilendiklerini aktardı.

     “Anti-damping sektöre büyük yük getirecek”
     Girdilerin önemli bir kısmını oluşturan, beyaz eşya sanayisinin ve bunun yanı sıra yan sanayinin de kullandığı yassı çeliğe haziran sonu gibi gelmesi muhtemel anti-damping vergisinin sektör rekabetçiliğini azaltacağı ve sektöre büyük bir yük getireceğinin altını çizen Güler, şöyle konuştu: "Bugün yassı çelikte gümrük vergisi yüzde 9 ama Avrupa'da gümrük vergileri yüzde sıfır. Şimdi bir de anti-damping vergisi geliyor. Bunun yanı sıra bitmiş üründe vergi yok. Bu durumda, bize ne diyorlar? Çin'den sonra ikinci büyük üreticiyiz ve arkamızdan Polonya ve Romanya geliyor. Bu durumda, yatırımcılara 'Türkiye'ye değil Romanya'ya, Polonya'ya yatırım yapın' diyorlar.  Aynı zamanda, tüm üreticilere de 'Üretim yapmayın, bitmiş ürün ithal edin' demekle aynı anlama geliyor. Bu durum ihracatı da etkileyecek, KOBİ seviyesinde çok sayıda tedarikçisi ile çok geniş bir ekosistem oluşturan beyaz eşya sektörünün girdileri de bu maliyet artışından etkileneceği için ihracatta Polonya, Romanya, Çin gibi ülkelerle rekabet açısından sıkıntı yaşayacağız.
     Yedi ülkeden yapılan ithalatta yüzde 0,42'den yüzde 18'e varan oranlarda belirlenen anti-damping vergisi, ilk etkisini yurt içinde sıcak rulo maliyetlerinde gösterdi. Steelorbis tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye'de sıcak rulo fiyatları, verginin konuşulmaya başlaması ile yüzde 30 artarak Avrupa ortalama fiyatlarının çok üzerinde. Yatırımların devamını sağlamak önemli."

     “Devlet yabancı marka satın almalarına destek vermeli”
     Güler, yatırımları artırmak ve sürekliliğini sağlamanın günümüz global rekabet ortamında çok önemli olduğunu ve bu noktada teşvik sisteminin sağlıklı işlemesi gerektiğini belirtti. Turquality'nin bu kapsamda çok başarılı bir çalışma olduğunu dile getiren Güler, bütün üyelerinin programı kullandığını, programın kapsamının geliştirilmesi gerektiğini anlattı. Güler, Çinli firmaların oldukça yüksek rakamlarla Avrupa ve ABD'den yaptığı bazı şirket alımlarını anımsatarak, bu rakamların bir özel şirket tarafından ödenmesinin zorluğuna işaret etti.
     Çin devletinin şirketlere verdiği desteği örnek gösteren Güler, Türkiye'de de bu gibi desteklerin olması gerektiğine dikkati çekti. Güler, bu şekilde ekonomik kalkınmaya verilen katkının da büyüyeceğini söyledi. Yan sanayinin yerlileştirme sürecinin öneminin altını çizen Güler, "Sektörümüzde kimi ürünlerin üzerinde maliyette etkin olan, kompresör ve elektrik motoru gibi pahalı komponent girdilerinin Türkiye'de üretilmesi sağlanmalıdır. Hatta ayrı bir ürün ve ayrı sektör olarak desteklenmesi planlanarak bunların öncelikli sektör görülmesi sağlanmalı ve Türkiye'de üretiminin artırılması için teşvik programı düzenlenmelidir" görüşünü de paylaştı.

DEVAM EDECEK...


+ Benzer Haberler
» Beyaz eşyada pozitif büyüme
» ‘Montajcı’ sektörün liderliğe uzanan öyküsü…


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 16.07.2018
  Ticaret 14.07.2018
  Ticaret 13.07.2018
  Ticaret 12.07.2018
  Ticaret 11.07.2018
  Ticaret 10.07.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni