• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Emeklilik hayalimizi birkaç yıl öne almış olduk

15 Temmuz 2019 Pazartesi 12:00
12
14
16
18

   ► Türkmen Kocaoğlu, “Hedefim; çiftliğimi büyüterek, insanlara istihdam sağlamak ve köy kadınlarını kalkındırmak amaçlı kooperatif kurmak”

     Beydağ İlçesi’ne bağlı Yukarı Tosunlar Mahallesi’nde eşiyle beraber büyükbaş hayvancılık yapan Türkmen Kocaoğlu’nun bir kız ve bir erkek çocuğu var. Ev hanımı olan Türkmen Kocaoğlu, sadece bir dönem Konya Ereğli Belediyesi’nde çalışmış fakat hayalinde hep bir çiftlik kurma fikri varmış. Uzman jandarma olan eşi, doğu görevi ve sağlık problemlerinden dolayı 15 yıl sonra işinden istifa etmiş. Hayvanları ve onlarla uğraşmayı çok seven Türkmen Kocaoğlu ve eşi İlkay Kocaoğlu, emeklilikte hayal ettiklerini biraz daha öne almış oldular. Türkmen Kocaoğlu ile hayallerini, yaşadığı süreçleri, çiftlik kurma aşamalarını ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk.

Eşinizi buraya taşınmaya ve hayvancılık yapmaya nasıl ikna ettiniz?
     Aslında bu ortak bir hayalimizdi çünkü eşim de hayvanları çok seviyor. Eşim, meslek icabı çok çeşit insanlarla muhatap olduğu için artık sakin bir yaşantıya özeniyordu. Şuan hayvanlarla sakin bir hayat yaşıyoruz. Bir diğer sebepte bizim üçüncü doğu görevimizin çıkmasıydı; normalde 5 yıl kalmamız gereken yerde 2 yıl içinde ailenin gidemeyeceği bir yere tayin edildik. Birde eşimin sağlık sorunundan dolayı ‘sınıfi görev yapamaz’ raporu vardı. Yani merkezlerde görev yapabilmesi ama dış karakollarda görev yapamama durumu, fakat buna rağmen görev çıkınca bizde bırakmaya karar verdik.
     İlkay Kocaoğlu: Ben hayvancılıktan hiç anlamıyordum ama eşim bu konuda tecrübeliydi. OYAK’dan çektiğimiz parayla hayvan ve ekipman aldık. Baktık iş güzel gidiyor biraz daha büyütmeye karar verdik, şuanda dışa bağımlı değiliz ve her şeyi kendimiz üretiyoruz. Bu yüzden şuan ki ekonomik krize rağmen birazda olsa kazanıyoruz. Sadece çuvaldaki yeme para veriyoruz geri kalan otları kendimiz üretiyor ve işimizi severek yapıyoruz.

“Güzel övgüler alarak çevremize örnek oluyoruz”
Çocuklarınız bu duruma nasıl tepki verdi?
     Çocukların tepkisi olumluydu, aslında buraya taşınmamız onlar için daha iyi oldu. Çünkü jandarma, özellikle çok tayin durumu yaşadığı için sabit arkadaşları, sabit öğretmenleri olmadığından çocuklarda hep yerleşik hayat özlemi vardı. Tam arkadaşlarına, öğretmenlerine alışıyoruz derken tayinimiz çıkıyor. Bu seferde neden gidiyoruz, gitmek istemiyoruz diye söyleniyorlardı. O yüzden çocuklar için çok zor olmadı hatta artık övünerek anlatıyorlar ortaokuldan, liseden arkadaşım var diyerek. Ayrıca düzgün bir şekilde konuştuk;  bakın artık yerleşik hayata geçtik, sabit arkadaşlarınız ve çevreniz olacak tarzında bir konuşmaydı. Çocuklarda bu hevesle buraya geldiler, tabi bazı zorlukları var ama yerleşik hayat sonuçta bir şekilde atlatılıyor.

Peki bu işi yapmak size riskli gelmedi mi? Ya başaramazsak diye düşünmediniz mi?
     Zaten bu arazilerin çoğu benim bir kısım arazileri de satın aldık. Arazi olunca da hayvancılık yapmaya 3, 5 tane büyükbaş hayvandan başladık ve zamanla çoğalmasını sağladık. Benim bekârlık zamanında köyde yetişmemden dolayı hayvancılık hakkında bilgim vardı. Tamamen şehir hayatından dönüş demeyelim de yıllar sonra dönüş diyelim. Ama eşimin bu konuda hiç bilgisi yoktu, bilmediği bir sektördü. Fakat birlikte başardık ve gayet güzel bir şekilde işimizi yapıyoruz. Güzel övgüler alarak çevremize örnek oluyoruz. Şehirden köy hayatına dönmek isteyen çok nadir insan var. Bizde bu geri dönüşü sağlayabilmek adına, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce yaptığımız çalışmaları dikkate alıyoruz.

Kaç tane hayvanınız var?
     Şuanda yavrularıyla birlikte 44 tane hayvanımız var. Biz ekipman alıyoruz, sabit bir gelirimiz olmadığı için hayvanların bazılarını satıyoruz, taksitlerimizi ödüyoruz. Ama ana ineklerimiz duruyor, onların sayısı da 25 tane.

Sadece süt satışınız mı var?
     Sadece süt, ama benim hayalim köy kadınlarının kendi yaptığı ürünlerini satabilmek adına kooperatif kurmak. Fakat yoğunluktan dolayı henüz bu hayali gerçekleştiremedik. Kuracağımız kooperatifte de kendi yaptığımız ürünleri sergileyebilmek istiyoruz. Mesela ben büyükbaş hayvancılık yapıyorum benim yaptığım ürünler. Diğer arkadaşlarımızın elinden ne geliyorsa salça, tereyağı vb. ürünleri sergileyip satarak kendi harçlıklarını çıkarsınlar istiyorum.

Süt satışınız toptan mı yoksa perakende mi? Toptansa hangi firmalara satıyorsunuz ve bağlantıları nasıl sağladınız?
     Sütleri toptan olarak satıyoruz. Sütçüler gelip alıp gidiyor ve Sütaş’a veriyor. Buralarda özel bir bağlantı kurmaya gerek yok. Kooperatiflerin, firmaların aracıları gelip fiyat vererek süt istiyorlar. Tabi belli kontenjanları var ve bu kontenjanları doldurmak adına mecburen buralardan alım yapıyorlar. Satma konusunda sıkıntımız yok ama fiyat konusunda sıkıntı yaşıyoruz o da yem fiyatları yüzünden. Yemi sabitleyebilirlerse ya da yeme bir şekilde bir çare bulurlarsa çünkü süt ve süt ürünleri, ekmek su gibi fakirin sofrasına da girmesi gerek. Ama bu durumda maalesef fakirin gramla alamadığı zamanlar oluyor. Süt buradan pahalı gitmiyor zaten sadece satışlarda pahalılık oluyor. Bizden 1 lira 93 kuruşa alınıyor yani 2 lira bile değil. Şuanda mesela 2 lira yapacaklar ama kesintileri oluyor, her gün numune alınıyor, sütte su, yağ oranı, kesilme riski olması şeklinde değişik ölçüm olayları var. Onları masraf olarak kesinti yapıyorlar yani bütün her şey çiftçinin üzerinde. Ve buna rağmen çiftçi ayakta durmaya çalışıyor. Menderes Havzası özellikle hayvancılığa yılmadan devam ediyor, Türkiye genelinde yetiştirme konusunda olsun, süt üzerine olsun hep bir numaradır. Büyük firmalar hep buradan alım yapar çünkü verim ve iklim şartları hayvanlara çok uygun.

Kooperatifleşme konusunda herhangi bir başvuru veya bir adımınız oldu mu?
     Şuan Bir başvurum yok, sadece İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün bilgisi var. Onlarda bu konuyu desteklediklerini söylüyorlar. Ama benim öncelikle eşime yardımcı olabilecek bir bakıcı tutmam gerek ki bende kooperatif işlerini halledebileyim. Çünkü burada zaman sıkıntısı yaşıyoruz. Yani kadınların dış ilişkileri ile alakalı zaman sıkıntısı var.

Bu işle ilgili olarak projeleriniz neler ve bu projeleri nereye sundunuz?
     Geçtiğimiz günlerde İzmir Çeşme’de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Sürdürülebilir Kalkınma İçin Tarımda Kadın Çalıştayı’ gerçekleşti. Ben burada 3 tane ana madde sundum. Kadınlara öncülük yapılmak ve destek olunmak isteniyorsa bunların yapılması gerekiyor. Ve bu konuda sayının artacağına yüzde 90 inanıyorum. Yüzde 10’luk kısım ise eşi izin vermeyen, eşinin önünde duramayan yani ailevi şartlardan dolayı bu işi gerçekleştiremeyen kadınlar.
“Sürekli bir döngü içerisindeyiz ve kar elde etmiyoruz”

Ne kadar tarım araziniz var?
     Yeni ortakla beraber 50 dekar kadar bir yer kullanıyoruz. Ama biz Ankara’dan destek alıyoruz, yani orada bizim 200 dekara yakın arazimiz var. Samanı oradan maliyetini getirtiyoruz çünkü 1 balya saman 20 liraya satılıyor. Günde hayvanlara 10 adet balya veriyoruz o da 200 lira para yapıyor. 4 yıldır Ankara’dan 1 tır balya getiriyoruz. Bu da yaklaşık 600 balya ediyor, kendi samanımızı alıyoruz, sadece makineciye para veriyoruz. Ama asıl isteğimiz bu yıl Ankara’ya o makineden almak, ona da para vermek istemiyorum. Çünkü şuan sadece paralar yatırım amaçlı kullanılıyor yani bir karımız yok. 600 balyadan 200 tanesini burada 15 liraya satıyoruz.  Kazandığımız 3 bin liranın 2 bin lirasını tır şoförüne veriyoruz bin lirasını da Ankara’daki masraflara gidiyor. Yani geriye kalan 400 balya 0 lira olarak dama inmiş oluyor.

Hayvancılıkta en çok sıkıntı çektiğiniz durum nedir?
     Paranın çoğu yeme gidiyor, şimdi 50 kiloluk çuvallar içerisinde yem oluyor. Bunlar süt yemi, buzağı yemi, düve yemi ve besi yemi diye ayrılıyor. Sağılan hayvanların hepsine günlük 9 kilo süt yemi yedirilmesi gerek. 40 tane hayvan sağıyorsan 360 kilo süt yemi vermen gerek, 1 çuvalda 50 kilo geldiği için toplam 7 çuval yapıyor. 1 çuval 92 lira yani günde 644 liralık yem, 200 liralıkta saman ve makinelerin mazotu dersek günde bin lira masrafa gidiyor. Günde 400 kilo süt veriyoruz, sütü 2 lira bile satmıyoruz ama 2 lira desek 800 lira para elde ediyoruz ve giderimiz bin lira 200 lira açık veriyoruz. Şuanda bütün işletmeler bunu yapıyor yani hayvancılık karın tokluğuna gidiyor. 92 lira olan 1 çuval yem geçen sene Kurban Bayramı’ndan önce 45 liraydı. Dolar Kurundan dolayı fiyatlarda arttı yani şuan hayvancılık çok kötü durumda. Biz şuanda kendi çapımızda yatırım yapıyoruz ama diğer işletmelerin çoğu ya işletmelerini kapatıyor ya da hayvanlarını satıyor. Biz bu ekonomik sıkıntıda hayvanları satmak istemedik zaten satışlarda zor oluyor. Sürekli bir döngü içerisindeyiz ve kar elde etmiyoruz.

Peki bundan sonraki hedefiniz nedir?
     Bundan sonraki hedefim; çiftliğimi büyüterek, insanlara istihdam sağlamak ve köy kadınlarını da kalkındırmak amaçlı kooperatif kurmak. Mesela şuan bazı yerlere tereyağı satışı yapıyoruz, burada yaşayan kadınlar satmam için kendileri bana yaptıkları yağları getiriyor. Ayrıca salça, reçel, biber kurusu vb. ürünleri yapmak isteyen kadınlar da var o ürünleri de gittiğim yerlerde sunabilirim. Özellikle kadınları bir grup altında toplayabilirsem, bir internet sitesi kurarak kadınların yaptığı ürünleri satışa çıkarmak istiyorum.

İstihdam ettirmek istediğiniz kişiler özellikle kadınlar mı?
     Erkeğin ve kadının yapacağı iş ayrı olduğu için aile olarak istihdam ettirmeyi düşünüyorum ama kadın olduğum için kadınları daha çok istihdam ettirmek isterim

Kadınlara ve kadın girişimcilere ne söylemek istersiniz?
     Biz zaten belirli bir kesimde öncülük yapmaya çalışıyoruz. Mesela bir ortama girdiğim zaman bir yaptığım işe bakıyorlar birde bana bakıyorlar. Öyle ortamlarda kılık kıyafetimde bir değişiklik olmuyor ama şuan çalıştığım için daha farklı giyindim. Bana diyorlar ki hayvancılık yapıyormuşsunuz nasıl yapıyorsunuz? direkt ellerime bakıyorlar hiç bir şey yok ki eldivende giymiyorum. Yani köydeyim diye kendimi kapatacak halim yok, hala sosyal hayatıma devam ediyorum, kıyafetlerime özen gösteriyorum.  Demek ki istenilince yapılmayacak bir şey yok. Kadınlar istesinler ve azmetsinler, aşılamayacak bir şey yok. Devletin kadınlara olan destekleri göz önünde, bizde bu desteklerden, hibelerden faydalanmak için öncülük yapıyoruz. Benden sonra bu işi yapmak isteyen arkadaşlara da her yönden destek olurum.

Son olarak eklemek istediğiniz sıkıntılarınız, önerileriniz var mı?
     Özellikle çalıştay da sunduğum konuların öne çıkmasını istiyorum. Hatta sesimizi ne kadar çok duyurabilirsek bu konular daha ciddiye alınarak bir çözüme ulaşır diye düşünüyorum. Başta kadınların Bağkur sorununu halletmeleri lazım ki böylece tarımda kadın sayısı da çoğalsın. Çünkü kimsenin hayatı dört dörtlük değil ilerde ailevi sorunları olur, herhangi bir şey olur en azından tutunacak dalları olsun. Bir de mağduriyetimiz hayvanların ameliyatlarını yapan Hayvan Hastaneleri’nin İzmir’de bulunmaması. Yani büyükbaş hayvanları ameliyat ettirmek için en yakın Aydın’a gidiyoruz, bu konu da çözüm bulunmasını istiyoruz.
En önemlisi de İzmir’in artık İPARD Kapsamına alınması; kimse dört dörtlük hayvancılık yapmıyor, kendi imkânlarıyla yapmaya çalışıyor. Eğer ki hayvancılık Ege Bölgesi’nde en verimli topraklarda, en değerli şekilde yapılıyorsa neden biz İPARD Kapsamına alınmayalım. Bir Aydın’da bir Manisa’da sınırımızda İPARD Kapsamı varken bizde neden yok? Ama biz yılmadan hayvancılık yapıyoruz fakat daha bilinçli olarak neden yapmayalım ki?

Sürdürülebilir kalkınma için tarımda kadın çalıştayı’nda sunulan maddeler

Bağkur Sigorta İstemi:
     Ben şu durumda olduğum halde Bağkur Sigortamı ödemekte zorluk çekiyorum. Mesela gelir tespiti yapılsa, kim hangi işi yapıyorsa onların yüzdesi hesaplanarak yarısını devlet yarısını kendisi öderse kadınlar için çok iyi olur. Yani amacımız tamamen devlete yük olmak değil, böyle bir soluk almak. Eşlerimiz Tarım Bağkur’dan sigortalı oluyor ama kadın için geçerli olmuyor. Zaten kendim için zor ödüyorum seninkini nasıl ödeyeceğim mantığı oluyor. Ticaret Odası’nda kayıtlı olan çiftçi sayısı yüzde 20 oranında. Hâlbuki sayı daha fazla ama sigorta ödenemediği için sadece yüzde 20’lik kesim kayıtlı görünüyor. Ve diyorlar ki illaki bir başlangıç yaptırın, kişinin durumu olsa zaten aylık olarak öder. Emekli olmak için aradaki fark ise 60, 70 bin lira civarında. Bu olayı mesela ince eleyip sık dokumaları gerek özellikle kadınlar için eşit şartlarda olmalı. Sırf bir erkeğin sigortasından faydalanıyoruz olmaz; sonuç olarak iyi geçinen var iyi geçinemeyen var, ailevi durumları sıkıntılı olanlar var en azından bu konu da hafifletilebilir.

TARSİM Sigortası (Tarım Sigortaları Havuzu):
     Şuanda hayvanlarda ve tarım alanlarında TARSİM Sigortası mevcut. Doğal afetler ve hastalık durumlarında zarar bu sigorta ile karşılanabiliyor. Hayvanlarda hastalık durumunda, doğum yaparken ya da öldüğünde devlet bunun ödemesini yapıyor. Ama bu sigortanın yıllık ödemesi var, o yıllık ödemenin miktarı yüzünden insanlar yaptıramıyor. Zaten geçim zor, şuan ki krizde daha da zor. TARSİM  Sigortası demek bir hayvanın insan gibi kendine ait sigortası demek. Hayvanın bir ateşi için aldığımız ilacın fiyatı 80 lira civarında birde insan gibi küçük dozlarla kullanılmıyor. Hayvan iyileşirse iyi ama iyileşmezse bir daha 80 lira verip almak ilacı gerekiyor. Zaten gelirimiz ne ki en azından ilaç konusunda belli bir yüzdesi devlet tarafından ödensin ki insanlarda TARSİM’i daha fazla önemsesin. Ayrıca ilaç alma konusunda da sıkıntı yaşanmamış olur. Eminim ki bu olay olsa çiftçilerin yüzde 90’ı TARSİM Sigortası yaptırır.

İPARD Kapsamı:
     İPARD Kapsamı Aydın iline kadar geliyor fakat burayı kapsamıyor. İPARD Kapsamına İzmir ili de girerse kadınlar daha çok hibelerden yararlanabilir. Bizim burada 50’ye yakın irili ufaklı hayvanımız birde arazimiz var. Ama birçok kişinin hayvan damı yapacak arazisi yok. Devlet bize de hibe konusunda destek olursa çiftçiler arazi ve daha fazla hayvan sahibi olur. Böylece çiftçiler olarak bizimde kazancımız artar.


+ Benzer Haberler
» Fındıkta hesap çarşıya uymadı
» Temmuz’da turist sayısı yüzde 2,77 düştü
» Sebzeler yerini tropikal bahçelere bırakıyor
» Alsancak’ta ticaretin eski tadı kalmadı
» Müze gelirlerinde yüzde 53,37’lik artış
» Türkiye Bilişim Derneği’nden KOBİ’lere altın rehber
» Beyaz eşya üretiminin %75’ini ihraç ediyor
» MPİOS’den 7 milyon liralık tesis yatırımı
» İthal hayvan stoku kurbanlık ihtiyacını karşıladı
» Bayramda öğün saati ve içeriğine dikkat!


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 21.08.2019
  Ticaret 20.08.2019
  Ticaret 19.08.2019
  Ticaret 17.08.2019
  Ticaret 16.08.2019
  Ticaret 15.08.2019
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni