• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

Eczane dışı takviye ürün satışı insan sağlığını tehdit ediyor

09 Nisan 2021 Cuma 09:00
12
14
16
18

Eczane dışı takviye ürün satışı insan sağlığını tehdit ediyor

   ► Dijital Eczacılık Zirvesi 2021 Düzenleme Kurulu Üyesi Ecz. Kazım Aykanat, pandemi döneminde daha fazla gündemde olan Eczane dışında satış yapılan vitamin vb. gıda takviyesi ürünlerle ilgili önemli uyarılarda bulundu.

           HABER MERKEZİ      
     Dijital Eczacılık Zirvesi 2021 toplantısı online olarak ve eczacılara özel gerçekleştirildi. İzmir Eczacı Odası ve Eczacının Sesi e-Gazete işbirliği ile yapılan zirvenin canlı yayınları, özel bir yazılımla Serenas Group altyapısı ile yapıldı.
     Dijital Eczacılık Zirvesi 2021’de konuşan Ecz. Kazım Aykanat, “İlaç en basit tanımla etki mekanizması ile hastalığı iyileştiren, semptomları azaltan veya hastalıktan koruyan doğal, yarı sentetik veya sentetik bileşimlerdir. Gıda takviyesi dediğimiz ürünler de, aynı amaçla satılmak istenilen tablet, kapsül, ampul gibi farmasötik tüm formlar da ilaçtır. Etkinlik ve yan etkileri nedeniyle, içinde etken madde içeren tüm ürünler halk sağlığını korumak için doktor önerisi veya eczacı danışmanlığında, Sağlık Bakanlığı onay ve denetiminde, 7/24 birinci basamak sağlık hizmetini büyük bir özveri ve güvenle veren, aldığı eğitimlerle bu alanlarda uzmanlaşan, meslek etiği içerisinde önce danışanını düşünen Eczacı danışmanlığında sadece Eczanelerde satılmalıdır.” dedi.
     Aykanat ayrıca, “Dijital Eczacılık Zirvesi 2021 kapsamında yaptığımız sokak röportajlarında, Halkımızın Eczacılara olan güvenini bir kez daha gözlemledik. Vatandaşlarımız ilaç ve gıda takviyelerini Eczane dışındaki satış kanallarından almayı güvenli bulmadıklarından dolayı tercih etmediklerini belirttiler.” diye konuştu.
     Covid-19 pandemi sürecinde bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyen kişilerin, vitamin ve takviye edici gıdalara yoğun ilgi gösterdiğini belirten Aykanat, “Türkiye’de bazı e-ticaret siteleri ve marketler de vatandaşların bu taleplerini fırsatçılığa çevirerek insan sağlığını adeta ticarete döker hale getiriyorlar. Eczanelerde ısı, nem gibi tüm saklanma koşulları dahil olmak üzere kayıtları itinayla tutulan, kontrollü bir şekilde gerektiğinde hastaya verilen bu ürünler; marketlerde adeta ‘fast-food’ olarak tüketime sunulması ve pazarlanması insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.” dedi.

ONLİNE VE MARKETLERDE VİTAMİN VE GIDA TAKVİYESİ SATIŞI DURDURULMALIDIR!
     Ecz. Kazım Aykanat, “İşleri sadece ‘satış’ olan hangi market, hangi internet satış sitesi, hangi doğrudan satış kanalı yan etkiden bahsedecektir?, daha kaç kişi bu yüzden ölecek, kaç kişi zehirlenecek? Sağlık Bakanlığımızın acil müdahale ederek; yeni yasal düzenlemelerle, halk sağlığını korumak, ölümleri ve zehirlenmeleri azaltmak için bu ürünleri bu konuda yetkin olan sadece Eczanelerde satılmasını sağlamalıdır. Akılcı ilaç kullanım ilkeleri doğrultusunda eczacı, özel eğitim almış, ilacı hazırlama sanatını bilen ve ilaçları hastalar için sağlayan kişidir. Hasta, hasta yakını, ürünlerin olası yan etkileri, besin ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgilendirilmelidir. Hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlar, çocuklar, yaşlılar, böbrek ve karaciğer yetmezliği olanlar, ilaç alerji öyküsü olanlar, takviye ve ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli davranmalıdır. Ayrıca güvenilir olmak ve satışlarını artırmak için, Eczacılarla hiçbir alakası olmayan ürünlerin ‘Sadece Eczanelerde’ diye satılmasına; havan, steteskop, tablet gibi tıp-sağlık sembollerinin kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bununla ilgili her türlü yasal girişimlerle engellenmesini, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere talep ediyoruz.” Diye sözlerini tamamladı.

SAĞLIK OKURYAZARLIĞI ÇOK ÖNEMLİ
     Dijital Eczacılık Zirvesi 2021 Düzenleme Kurulu Genel Sekreteri Uzm. Ecz. Özlem Demir de sağlık okuryazarlığına dikkat çekerek, “Pandemi dönemi ile birlikte net olarak anladığımız durum, toplum sağlığını korumak için sağlık okuryazarlığı konusuna eğilmeliyiz.” dedi.
     Demir, “Günümüze kadar insanoğlu birçok hastalık ve salgınla karşılaşmış, çoğunun tedavisi bulunurken, birçoğunun ilerleyişinin önüne geçilmiş, ya da yavaşlatılmıştır. Son bir yıldır yaşadığımız pandemi ile sağlık sorunları artık daha geniş kitlelerin gündemindedir. Sağlık okuryazarlığı konusu ise her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Bilgiye çok kolay ulaşım ve bunun yanında bu bilginin ne kadar bilimsel ya da doğru olduğunun bilinememesi ve dahası istenilen ürün, ilaç, medikal malzemeye çok kolay ulaşılabilir halde olması bu konuda hızlı adımlar atılmasını öncelikli sorumluluklarımız arasındadır. Bireylerin, yaşamlarını sağlıklı sürdürebilmeleri için hasta olduklarında uygun şekilde sağlık bilgisine ulaşmaları, anlamaları ve bu bilgiye uygun davranabilmeleri önem kazanmış, bu alanda yapılan çalışmalarla sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinin önemi anlaşılmıştır.

     Gelişmelerle birlikte, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün tanımı şöyle olmuştur: Sağlık okuryazarlığı genel okur-yazarlık ile ilişkili olup insanların yaşamları boyunca sağlık hizmetleri ile ilgili konularda kanaat geliştirmek ve karar verebilmek, sağlıklarını korumak, sürdürmek ve geliştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek için sağlık ile ilgili bilgi kaynaklarına ulaşabilme, sağlık ile ilgili bilgileri ve mesajları doğru olarak algılama ve anlama konularındaki istekleri ve kapasiteleridir. Teknolojinin gelişimi ve yaygınlaşması ile sağlık okuryazarlığı okuma-yazma becerilerinin ötesinde sağlıklı davranışlar, ilaçların doğru kullanımı, sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacağını bilmek, aydınlatılmış onam formlarını anlamak ve imzalamak, özbakım ve hastalık yönetimi hakkında kararlar verebilmek, evdeki tıbbi cihazları doğru kullanabilmek, bakım veren rolünü üstelenebilmek gibi sağlık bilgilerini kavrama ve değerlendirme yetisini de getirmektedir.” diye belirtti.
     Tüm bu gelişmeler ve sorumluluklarımızla birlikte sağlık okuryazarlığı kadar sağlıklı davranış biçiminin geliştirilmesinin gerektiğine dikkat çeken Demir, “Genel politikaların yanında, sağlık profesyonellerinin bu konuda oldukça katkı verebilecekleri açıktır. Ülkemizde oldukça yaygın durumda olan eczaneler ve eczacılarımızla yapılabilecek çalışmalarla, bu konuda beklenenden hızlı yol alınabilecektir. Özellikle sağlık meslek örgütlerinin bu konuda birlikte yapacağı çalışmalar, günümüzdeki karmaşayı azaltmak ve genel toplum sağlığını yükseltmek açısından kıymetli olacaktır.” dedi.

BEL AĞRILARI İHMAL EDİLMEMELİ
     Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Dijital Eczacılık Zirvesi 2021 Bilimsel Kurul Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Kiraz, bel ağrıları ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.
     Kiraz, “Türkiye’de yüzde 16,4 ile sağlık sistemine başvuruların başında bel ağrısı gelmektedir. Bel ağrısı en sık karşılaşılan ağrı nedenlerinin başında gelmektedir. Erişkinlerin %80’i yaşamlarının bir döneminde en az bir kez bel bölgesinde ağrıdan yakınmaktadır. Bel ağrısı şiddetli ya da uzun süreli olduğu zaman kişilerin günlük ve iş yaşamlarını olumsuz yönde etkileyerek, yaşam kalitelerini belirgin derecede düşürebilmektedir.” dedi.

EN SIK GÖRÜLEN TÜRÜ “MEKANİK BEL AĞRISI”
     En sık rastlanan bel ağrısı tipi mekanik bel ağrısı olduğunu belirten Kiraz, “Mekanik bel ağrısı olan kişiler bunu genellikle zonklama veya acıma olarak tanımlamaktadırlar. Ayrıca ağrının hareketle kötüleştiğini ve istirahatle iyileştiğini belirtmektedirler. Mekanik bel ağrısı hayatınızı birçok yönden etkileyebilir ve genellikle zorlanma veya yaralanmadan kaynaklanır; ancak, mümkün olan en kısa sürede doğru tanı konması çok önemlidir. Mekanik bel ağrısı; herhangi bir yaşta başlayabilir, sabah tutukluğu 30 dakikadan kısa sürer, ağrı genellikle istirahatle iyileşir, değişken başlangıçlıdır ve hızla gelişebilir, ağrı sıklıkla yaralanma veya zorlanma ile ilişkilidir.” diye belirtti.
     Bel ağrısının kaslar, bağlar gibi yumuşak dokuların zorlanması gibi basit ve geçici nedenlere bağlı olabileceği gibi, omurlar ve disklerin hastalıkları gibi daha önemli ve tedavi gerektiren nedenlerden de kaynaklanabildiğini söyleyen Kiraz, şöyle devam etti:
     “Yaygın inanışın aksine, bel ağrılarının %90’ında ağrının gerçek nedenini saptamak mümkün olmamaktadır. Çok sık görülen ve sadece bel ağrısı olarak isimlendirebileceğimiz bu tür ağrılar hemen daima 4-8 hafta içinde kendiliğinden rahatlar. Bu nedenle, erken dönemde bel ağrısının nedenlerini araştırmaya yönelik inceleme yapmanın gereği ve yararı yoktur.

     Bel ağrılarının çok küçük bir kısmı romatizmal hastalıklara, bazı enfeksiyon hastalıklarına, karın içerisindeki organların hastalıklarına ya da tümörlere bağlı olabilir. İleri tetkik ve tedavi gerektiren bel ağrısı nedenleri şöyle sıralanabilir; Ağrının süresi uzuyor ve şiddeti artıyorsa, bel ağrısına eşlik eden ve kısa zamanda gerilemeyen, hatta artan sinir basısı bulguları varsa (örneğin, bacakta uyuşma, his kusuru, kas güçsüzlüğü, bacakta ağırlaşma hissi, idrar kaçırma gibi), ağrı özellikle geceleri oluyorsa ya da sabah bel hareketlerinde tutukluk ile birlikte olan ağrı hareketle rahatlıyorsa; eşlik eden ateş, kilo kaybı, bel bölgesinde basmakla belirgin duyarlılık olması. Günümüzde bel bölgesini ayrıntılı olarak görüntüleyebilen bilgisayarlı tomografi (BT) ya da manyetik rezonans (MR) gibi inceleme yöntemleri bulunmasına karşın, bel ağrısı olan hastaların büyük çoğunluğunda erken dönemde bu incelemeleri yapmanın bir yararı olmamakta, hatta yanıltıcı sonuçlar alınabilmektedir. Hiç bel ağrısı olmayan sağlıklı insanların yarıya yakınında, MR ile disk hernisi ya da sinir kökü basısı şeklinde bozuklukların saptanabileceği ama bunların hiçbir yakınmaya neden olmayabileceği, dahası, bel ağrısı olan olgudaki bazı MR ve BT bulgularının da bel ağrısının gerekçeleri olmayabileceği bilinmektedir.”

BEL AĞRISI TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
     Bel ağrısına yol açan nedenlerin belirlendikten sonra, nedene yönelik girişimler dışında günlük yaşamda belin nasıl kullanılacağının öğrenilmesi, tedavinin ve ileriye yönelik korumanın en önemli öğesini oluşturduğunu belirten Kiraz, “Ağrının şiddetli olduğu dönemde ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar yarar sağlayabilir. Sanılanın aksine, ağrı nedeni ile hareketi kısıtlamak ve uzun süre istirahat etmek ağrının uzamasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, 3 günü aşan istirahat önerilmemekte ve hastaların bir an önce aktif yaşama dönmeleri tercih edilmektedir.” dedi.


+ Benzer Haberler
» İyileşen sayısı yeni vak’aları geçti
» KÇÖ’nün uzatılması iş dünyasına can suyu oldu
» Yenilenebilir enerjiye kriz antikor oldu
» Tüketici güveni yılın en düşük seviyesinde
» MB: Politika faizi enflasyonun üzerinde oluşturulacak
» Yetiştiricilere 1,5 milyar TL’lik destek
» TBB’nin yeni başkanı Alparslan Çakar
» EPDK: Tüketicilerin faturalarına ilave bir bedel yansıtılmayacak
» Bazı ürünlerin ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı
» İnşaat sektörünün 2021 yılı rotası


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 23.04.2021
  Ticaret 22.04.2021
  Ticaret 21.04.2021
  Ticaret 20.04.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni