• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  TİCARET SOHBETLERİ  |  FİNANS  |  İHALELER  |  TİCARET BORSALARI  |  RESMİ GAZETE

Bekleyerek hayatta hiçbir şey olmaz

15 Mayıs 2018 Salı 12:00
12
14
16
18

   ► Günaydın Group Yönetim Kurulu Üyesi Erol Günaydın ile Günaydın Group’un gelişim serüvenini, gurubun hedeflerini, lojistik sektörünü, sektör açısından İzmir’in konumunu konuştuk.

     Ege Bölgesinde nakliye sektörüne yön veren öncü şirketlerden biri olan Günaydın Group Yönetim Kurulu Üyesi Erol Günaydın ve kızı Selen Günaydın ile Günaydın Group’un gelişim serüvenini, gurubun hedeflerini, lojistik sektörünü, sektör açısından İzmir’in konumunu ve aile şirketinde kuşaktan kuşağa geçen çalışma hayatını konuştuk.

Erol Bey bize öncelikle Günaydın Group’tan bahseder misiniz?
     Erol Günaydın: Günaydın Group bir aile şirketi, kuruluşu 1963’e dayanıyor. 1963 yılında babam amcası ile ortak olarak ticarete başlamış. İlk işimiz İzmir-Karaburun arası otobüs işletmeciliği. Babam 1967 yılında ayrılıyor ve kendi aracını alıyor. Kara taşımacılığına giriş yapıyor. Benim 1963 diye belirtmem gerekiyor. Çünkü bizim “İzmir’in en eski taşımacısıyız” lafımızın altı doludur. Bilirsiniz İzmir’de eskiden şehir ehliyetleri vardı ve şehir ehliyetleri de her şehirde trafik tarafından verilirdi. Babamın amcasının ehliyet numarası ikiydi. Dolayısıyla “İzmir’in en eski taşımacısıyız” söylemi bizim için altı dolu bir söylemdir. Babam amcası ile ayrıldıktan sonra kara taşımacılığı ile devam ediyor. 1989’a kadar sadece şehirlerarası ve şehir içi kara taşımacılığı yaptık. 1989’dan sonra tekrar personel taşımacılığına giriş yaptık ve halen devam ediyoruz.

     Günde 100 bin kişiyi taşıyan bir kapasitemiz var. Kara taşımacılığında da tüm faaliyetlerde geçtiğimiz yıl 17 milyon ton yük taşıdık. Kronolojik olarak devam edecek olursak 90’lı yıllarda konteyner taşımacılığına başladık. Günaydın Group Türkiye’nin bir çok noktasında ayda 12 bin yıllık olarak da 150 bin konteyner taşıyoruz. Türkiye’de en fazla konteyner taşıyan firmayız. 2000’li yıllarda uluslar arası taşımacılığa başladık. Önce öz mallarla giriş yaptık ama sonra forwarder olarak devam ettik. Halende forwarder olarak devam ediyoruz. 2005 yılında konteyner depo işletmeciliğine giriş yaptık ve halen davam ediyor. Şuanda iki noktada Pınarbaşı ve Aliağa’da yaklaşık 160 bin metrekarelik alan üzerinde ayda 15 bin konteyner elleçleyen, yaklaşık 3 bin konteyner dolum ve boşaltım hizmeti veren bir yapı. 2008 yılında parsel taşımacılığına giriş yaptık. Geçtiğimiz yıl 1 milyon desi kilogram yük taşıdık. Bölgenin en büyük parsel taşımacısıyız.

     2011 yılında demir yolu taşımacılığına giriş yaptık.Yine aynı yıl içerisinde İzmir, İstanbul ve Mersin’de ofisleri bulunan forwarder işlerinde hizmet veren bir şirketi satın aldık. Bir yıl sonra iki yeni firma daha satın alıp şuanda İzmir, Mersin ve İstanbul’un dışında Ankara, Bursa, Konya, Balıkesir ve Denizli’de şubeleri olan bir yapı oldu. Yılda 50 bin konteynerı door to door sevk eden bir yapı. 2011 yılında demir yolu taşımacılığına girdiğimiz de ilk olarak Sarayköy’de 100 bin 151 Kapak Konusu Kuşaktan Kuşağa metrekarelik bir alanda lojistik merkezi kurduk. 2012 yılında yine aynı büyüklükte Aydın’da bir lojistik merkezi kurduk. Sırayla arkasından Balıkesir, Aliağa ve Söke istasyonlarımız geldi. Şuanda demiryolu taşımacılığı üzerinden faaliyet gösteren 5 tane lojistik merkezimiz var. Geçen yıl bir milyon ton yük demiryolu üzerinden taşıdık. 2011 sonu, 2012’nin başı havayolu taşımacılığına giriş yaptık. Halen devam ediyoruz. Havayolu taşımacılığında da önemli bir yük taşıyoruz. Forwarder ofisinin faaliyet gösterdiği bölgelerde de faaliyet gösteriyor. 2013 sonunda ambalaj sektörüne giriş yaptık.

     2014 yılında serbest bölgede faaliyet göstermeye başladık. Şu anda Almanya başta olmak üzere İngiltere, Fransa, Belçika ve Hollanda’ya yoğun ihracat yapan ofset kutu ve çanta üreten bir tesisimiz var. Livapak olarak şu anda serbest bölgede faaliyet gösteriyoruz. 2015 yılında yine bir ambalaj firmasını satın alıp İnegöl’de flexo üzerine baskı yapıyoruz. Ambalaj sektöründe iki tane fabrikamız var. Yine 2015’in başında saç işleme işi üzerine bir yatırımız oldu. Şu anda Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikamız var. Orada da saç şekillendirme işlemleri yapıyoruz. Yine 2016 ya doğru liman işletmeciliğinde bir girişimimiz oldu ve Gemlik Limanın taşeronluğunu yapmaya başladık. Stevedoring tabir edilen dolum, boşaltım hizmetlerinin tarafımızdan verildiği bir operasyon oldu. Şu anda Günaydın Group’un iki binden fazla çalışanı var. Saydığımız bütün konularda lojistiğin içersinde yer alan bütün süreçleri yöneten bir yapı var.

Peki, Erol Günaydın kimdir?
     Erol Günaydın: Erol Günaydın, bu aile şirketinin bir bireyi. 1971 İzmir doğumluyum. İzmir Atatürk Lisesi 100. yıl mezunuyum. Daha sonra Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü bitirdim. Çok küçük yaştan bu yana ticaretin içersindeyim. Üniversite hayatım dahil hep çalışarak geçti. Babamız bizi ticaretin içinde büyüttü. Üniversite hayatım otobüs kullanarak geçti. Ben oyun oynamayı bilmem. Boş vakitlerimiz hep çalışarak geçti. Taşımacılık ve lojistik üzerine hayallerimiz vardı. Bugün Erol Günaydın o hayallerin çoğunu gerçekleştirdi. İnşallah artık Günaydın Group’un hedefi Türkiye’de ve dünyada bilinirliğini bilinir olmak. Bu hedefimizi de çocuklarımızla birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. Başta çalışanlarımız olmak üzere ve beraberinde bizim olduğumuz mutluluğumuzu tesis edip daha sonra bunu kurumuzun hizmet alanlarıyla beraber mutluluğunu tesis edip Türkiye’nin dışına çıkan ve dünyaca bilinir olma hedefiyle yola çıktık. Bu hedef ben lise yıllarında iken koyulmuş bir hedefti. Biz bu hedefe doğru ilerliyoruz.

Biz derken şahıs olarak mı, grup olarak mı?
     Erol Günaydın: Ben kelimesi çok dar bir kelime. Burası bir aile şirketi. Tabi vizyonu belirleyen birisin olması gerekiyor. Bu vizyon kime ait derseniz tabi bu vizyonu ağırlıklı olarak Erol Günaydın kurdu. Ama ben demek doğru gelmiyor. Bu vizyonu kardeşlerimle benimseyip beraber yol alıyoruz. Biz dört kardeşiz. Ben en küçükleriyim. Grup içersinde fiili olarak çalışan üç kardeş. Kız kardeşimizde işletmenin ortağı ama işletmenin içersinde çalışmıyor. Vizyonu ağırlıklı olarak ben belirlemişimdir ama bugün bunu ben yaptım demek doğru değil. Dolayısıyla işler güzel giderken ben demek hoştur ama kötü giderken ben demek çok tehlikelidir. Onun için iyide kötüde de biz varız. Biz bunun altını çizmeye çalışıyoruz. Ben bunu çalışanlarım içinde söylüyorum. Ben zayıftır, biz çok güçlüdür. O yüzden bir işletmeyi bir cama benzetecek olursak herhangi bir yerinde çatlak olursa o cam kırılır. Veya herhangi bir yerinde delik olursa içerdekiler üşür.

     O yüzden herkesin tam bir cam olması gerekiyor. Yarım, çatlak idare eder olmaz. Bu işletmeyi zincire benzetecek olursak en zayıf halka kadar güçlüyüz. Dolayısıyla biz kelimesini herkese benimsetmemiz gerekiyor. Biz çocuklarımıza da bunu vermeye çalışıyoruz. Her zaman fikirler uyuşmaya bilir. Ama eğer biz şuuru kaybolmaz ise birçok şeyden korur bizi. O yüzden biz başta örnek olcağız ki bizden sonraki nesilde bu örneğe göre hareket edecek. Ben yaptım, ben haletim dediğimiz zaman kötü olduğunda da sen neden oldu cümlesi gelir ki o zaman dağılırız. Çünkü iyi zamanda da kötü zamanda da birlikte hareket ediyor olmamız lazım. Yoksa ayrı vektörel güçler sizi istediğiniz hedefe götürmez.

     Birleşmiş güç sizi vektörel olarak ileriye taşır. Matematiksel anlatıyorum ama ben mühendis olduğum için her şeye matematiksel yaklaşırım. Değerlerde öyledir. Çalışanlarımızla görüşürken verimliliği yüzde 80-90 kabul edebilirim ama güveni yüzde 100 ün altında kabul etmem. Çalışanlarda buna çok aşinadır. Çünkü yüzde 99 güven diye bir şey olmaz. Güven ya vardır ya yoktur. O da yüzde yüz olmak zorundadır. Gerek kurucu ortak dahil biz, ikinci nesil ve bizden sonraki üçüncü nesil biz bilincini kaybedersek yok oluruz. Biz güçlü, ben zayıf. O yüzden ben kelimesini ben çok az kullanırım.
     Siz çok farklı bir taşımacılık yapıyorsunuz insan taşıyorsunuz yaptığınız hatanın geri dönüşü çok kolay bir şey değil.
     Erol Günaydın: Kesinlikle. Biz insan taşımada gösterdiğimiz hassasiyeti yük taşımada da gösteriyoruz. Bu bizi öne çıkaran bir özellik. Biz farklıyız. Bizim sloganımız bu. Biz hata yaparız ama hatamızı çok kısa sürede telafi ederiz. Diğerlerinden farklı olduğumuz nokta da bu. Bizim sektörümüzde hata oluyor. Sıfır hata olmaz ama tekrarlanmayan hatalar olabilir. Hatalar tekrarlıyorsa bir problem. Hataları hızlı çözmek gerekiyor.

Sektörle ilgili sizce İzmir ne kadar doğru bir lokasyon?
     Erol Günaydın: Öncelikle İzmir İpek Yolu’nun ana bacağıdır. Geçmişte de bu yol yine denizyolu ile beraber uzamıştır. Çok sık duyduğunuz bir şey vardır, kombine taşımacılık. Yıllardır yapılmaktadır. Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin en fazla ticaretinin çıkış noktası İzmir’dir. Fakat sonra nedense İstanbul’a doğru yoğunlaşmaya başladı. Tabi bunda oraya göçünde büyük bir etkisi var. İstanbul çok güzel bir şehir ama İzmir’de Ege Bölgesinin arkaya kadar olan tüm alanın geçmişte ağırlıklı gıda ve diğer ürünler varmış. Onların hepsinin çıkış noktası. İzmir bir liman şehri. Dünyanın her yerinde liman şehirleri en hızlı büyüyen ve lojistiğin en hareketli olduğu yerlerdir.

     Çandarlı limanı Tükiye ve İzmir için çok önemli bir projedir. Bugünlerde konuşulan Kars-Tiflis tarihi yolların demir yolu ile geçilmesi anlamına geliyor. Lojistikte birim maliyetler lot büyüdükçe azalır. Denizyolu, demiryoluna göre demiryolu karayoluna göre daha ucuzdur. Lojistiğin sağladığı avantajla uzak noktadaki yerlerinde ekonomisinin canlanması da mümkün olabilir. Bizim Denizlideki firmaların İzmir’deki firmalarla lojistik dezavantajı çok küçüktür demiryolu Kuşaktan Kuşağa 156 sayesinde. İzmir içinde liman şehri olmasının getirdiği avantajlar var. Bugün İzmir’de İzmir Limanı ile beraber dört tane konteyner limanı var. İstanbul’dan daha çok. Dolayısıyla arka alanla beraber karayollarının güçlenmesi ile beraber İstanbul’u bile geçebileceğini düşünebiliyorum. Tamamen ve yerel olarak tabi ki bunun genel olarak bunun desteklenmesi ve yürütülmesi ile alakalı.

     Hükümetinde bu konuyu desteklediğini görüyorum. Dünyanın en büyük armatörü Maersk, Petkim Limanına konumlandı. MSC dünyanın ikinci büyük armatörü, O da yine burada İzmir Limanı ve Nemport limanını kullanıyor. Diğer bütün büyük armatörler hat olarak buraya gelmeye başladılar. Bugün İzmir gelişmesindeki en büyük engel uluslararası direk uçuşların olmaması. Uluslararası direk uçuşlar çoğalsın İzmir İstanbul’dan daha fazla yatım çeker. Tabi bunu İzmirli istiyor mu, istemiyor mu bu kritik nokta. İzmir’de bizim bir tabakamız var. İstemezük tabakası. Şimdi bunu da eleştirmek istemiyorum ama bu istemezük anlayışı İzmir’in gelişmesine de bir engel. Evet, bizim bir stratejimiz olmalı. Öncelikle İzmir’in bir master planı yok. Daha yeni oluşmaya başladı. Bunu da tebrik ediyorum. Şuan ulaşım koordinatörlüğünün başına çok nitelikli bir hanım geldi. İnşallah bu kadrolar böyle nitelikli insanlarla çoğalır. İzmir’in kaderi değişir. Master planı ile beraber lojistiği itmeden. Çünkü lojistiğin olduğu şehir gelişir. Dünyanın her yerinde liman şehirleri gelişir. İzmir Limanı, Türkiye’deki en yüksek potansiyele sahip limanlardan biri. İzmir ve Mersin aynı potansiyele sahip. Her ikisi de arka coğrafyanın yükünü taşır. Türkiye’de demiryolu özelleşmeleri yeni başladı. Bu özeleşmeler artığında bu bölgeye gelecek direk hatlar çoğalacak ve o zaman direk uçuşlarda çoğalmak zorunda kalacak.

Demiryolu taşımacılığındaki gelişmeyi nasıl görüyorsunuz?
     Erol Günaydın: Bence önemli adımlar atıldı. Demiryolu Türkiye’nin en eski kuramlarındandır. Bu arada sermayesi de en güçlü olandır. Tabi eskinin getirdiği dezavantajlar var ama son dönemde yapılan çalışmalarla bu avantaja çevrilmeye çalışılıyor. Şu anki model hava meydanları gibi bir model. Eğer tutarsa burada rekabet başlayacak. Bu rekabet arzı getirecek ve talep artacak. Türkiye’de demiryolun özelleşmesi ile beraber yeni işletmelerin içeriye girecek olması gelecekte artacak olan üretim kapasitesi için olmazsa olmaz. Mesela bazı maden bölgeleri var, kara taşımacısı yok. Ve çok yüklü taşımlar yapılıyor. Sizin orada demiryolu dışında alternatifiniz yok. Oraya kara taşımacısını tek yönlü getirmediğiniz sürece avantaj sağlayamazsınız. Bir şehirde lojistik giriş ve çıkış lojistiği ile gelişir. İzmir hem tüketim şehri geliyor, hem üretim şehri gidiyor. Böylece iki taraflı çalışma var. Madenin olduğu yerde böyle bir şey yok. Ve bu madenin taşınması lazım. Dolayısıyla demiryolu olmazsa olmaz. Demiryolu tarafında da geleceğin çok iyi olacağını düşünüyorum. İzmir’de de gelecekte lojistik açıdan çok güzel işler olacağına inanıyorum.

Gençlere ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
     Erol Günaydın: Çalışkanlık önemli. Çalışkan olsunlar. İş beğenme, beğenmeme beni çok rahatsız ediyor. Sevdikleri bir konuda çalışmaya başlasınlar ve üniversite bitirmeyi de beklemesinler. Üniversiteyi bitirmeden hedeflerini koysunlar ve part time çalışmaya başlasınlar. Kendi paralarını daha küçük yaşta kazanmaya başlasınlar. Kazanma duygusu yenisini getiriyor. Çünkü hazırdan yediğinde tüketici oluyor. Nasılsa geliyor. Ve kendi paraları ile bir şeyler yaptıklarında daha mutlu oluyorlar. Ve sevdikleri işte çalışkan olsunlar. Konum beklemesinler konum kendi gelir. Bekleyerek hayatta hiçbir şey olmaz, konumu alsınlar. Hareketli olsunlar. Sevdikleri konuyu seçerlerse ilerlemeleri mümkün. Mutlaka ve mutlaka bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışınlar. Bu kendilerini ifade etmede, iletişimde yaralı bir yöntem. Bunu yapmaları lazım.

 


+ Benzer Haberler
» “Sanayide su verimliliğini arttırmalıyız”
» “Kuzey Avrupa’nın gemi üretim merkeziyiz”
» Müze gelirlerinde yüzde 100,8’lik artış
» “Konaklama sektöründe kapasite arttırılmalı”
» İlmekler zamlı atılacak
» "Gıda üretirken hastalanıyoruz"
» “Piyasada soğan kalmayacak”
» Tütün ürünlerinde tek tip paket sektörü yavaşlatır
» İş dünyasının korkusu ‘konkordato’
» “Teknoloji devi ülkelere ihracat yapıyoruz”


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 16.11.2018
  Ticaret 15.11.2018
  Ticaret 14.11.2018
  Ticaret 13.11.2018
  Ticaret 12.11.2018
  Ticaret 10.11.2018
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni