• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

“Aile hekimliği mesleği cazip olmaktan çıktı”

17 Ocak 2020 Cuma 14:00
12
14
16
18

   ► Katsayılarının düşürüldüğünü söyleyen Dr. Birol Kocaman, “Yeni ödeme sözleşme yönetmeliği sistemine göre katsayıların daha fazla düşürüleceğini öngörüyoruz. Böyle olunca da Aile hekimliği cazip olmaktan çıkıyor, yeni hekimlerde bu şartlarla uğraşmak istemiyor. İşimiz basit gibi gözüküyor ama uğraştığımız çok fazla iş var ve üstelik bunlar takipli işler” dedi.

     Artan Aile Sağlığı Merkezleri giderlerinin yanında, bu giderleri karşılayamaz durumda kalan cari gider yardımları ve iş yükünün artmasıyla birlikte hak kayıplarının da artması, Aile hekimlerini sıkıntıya sokuyor. Tüm bu sıkıntılardan dolayı artık yeni mezun hekim adayları, Aile hekimliği yerine acil servis doktorluğunu tercih ediyor. Konuyla ilgili olarak gazetemize açıklamalarda bulunan İzmir Aile Hekimleri Derneği (İZAHED) Başkanı Dr. Birol Kocaman,  yaşanan sıkıntıların Aile hekimliğini cazip olmaktan çıkardığını ve yeni hekimlerinde bu şartlarla uğraşmak istemediğinden dolayı acil servis doktorluğunu tercih ettiğini anlattı.

Öncelikle Aile Sağlığı Merkezi hakkında bilgi verir misiniz?
     Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) sınıf kategorilerimiz var, ‘A,B,C ve D’ sınıfı şeklinde. Sınıf kategorileri binanın özelliğine göre belirleniyor mesela biz burada bir oda daha açamadığımız için burayı A sınıfına çeviremiyoruz, burası B sınıfı bir ASM. Biz bu sınıf kategorilerine göre ‘cari gider yardımı’ alıyoruz. Örneğin A sınıfı en yüksek cari gider yardımı alırken D sınıfı bunlara oranla en düşük yardımı alıyor. Ama birde sınıfsız ASM’ler var, bunlarda cari gider yardımı yine de oluyor fakat çok düşük oluyor. Mesela bizim bina B sınıfına giriyor fakat daha büyük ve daha konforlu olsaydı, bir iki personel daha çalıştırabilseydik A sınıfına çevirebilirdik ama bunu yapamıyoruz bu yüzden cari gider yardımımızda bir tık daha düşük. Fakat bu sınıfların kaldırılabileceği konusunda bir söylenti var. Bana da yanlış gelen bir uygulama zaten, aynı ülkenin vatandaşı bir tarafta D sınıfı hizmet alacakken bir tarafta A sınıfı hizmet alıyormuş gibi bir durum söz konusu. Bu yanlış, bir kriter belirlensin ve bütün ASM’ler aynı standartta olsun en doğrusu bu.

Peki bu şartlarda Aile Hekimliği sistemi mi iyi eski Sağlık Ocağı sistemi mi?
     Aile Hekimliği Sistemi, Sağlık Ocağı sistemine göre daha iyi. Ama sistem daha iyiye gidecekken bizim istediğimiz şekilde gelişmedi. Bunun sebebi de Sağlık Bakanlığı bu sistemi geliştirirken bizden sadece bazı zaman aralıklarında fikir aldı. Almadığı zamandaki bazı gelişmelerde bizi pek memnun etmedi. Aslında bu sistem daha çok vatandaşı memnun eden bir sistem. Vatandaşın Aile Hekimine ve Aile Sağlığı hemşiresine ulaşımını kolaylaştıran bir sistem bu yüzden onlar için iyi bir olay. Bizim içinde iyi tarafları var ama negatif tarafları da var.

“Performans sistemi, hiçbir meslek grubunda uygulanmayan bir sistem”
Negatif taraflarından bahseder misiniz?
     Aile Hekimliği sistemine geçen üç büyük ilden ilki İzmir olmuştu. İlk başladığımız yani 14 Mayıs 2007 yılından günümüze kadar maalesef iş yükümüz arttı ama hak kayıplarımızda arttı. Mevcut sahada çalışan özellikle en başından beri bu sistemin içerisinde olan aile hekimleri artık sıkıntı yaşamaya başladılar. İlk dönem yaptığımız iş yüküne göre şuan ki iş yükümüz 4-5 katına çıktı ama kazandığımız paralar hep düştü. Bizim bir de cari gider yardımımız var. Bakanlık, cari gider yardımı adı altında bize iki türlü ödeme yapıyor. İlk olarak bize kayıtlı hasta sayısı üzerinden maaşlarımızı alıyoruz. İkincisi, Aile Sağlığı Merkezleri’ndeki giderler için; elektrik, su, kira, personel giderleri vs. Son dönemde cari gider yardımı için yapılan zamlar, elektriğe, personele gelen zamların altında kalmaya başladı. Özellikle çok kalabalık olmayan Aile Sağlık Merkezleri’nde gider artıyor, gelir her zaman azalıyor. Birincil hak kaybımız bu şekilde oluşuyor, ikincisi ise devlet memurlarına gelen zam üzerinden zam alıyoruz, bu zamda hayat şartlarındaki negatif gelişmelere baktığımızda yine altında kalıyor.

Performans sisteminden biraz bahseder misiniz?
     Örneğin; Merkeze kayıtlı kişilerin bebeklerini burada aşılamamız gerekiyor ya da gebeleri burada izlememiz gerekiyor. Ama bazı aileler bebeğini aşılatmaya getirmiyor veya gebe kontrole gelmiyor. Böyle bir durumda aldığımız paradan, ‘performans’ adı altında bir kesintiye uğruyoruz. Baktığımızda Bakanlığın bu konuda haklı olduğu tarafları var. Mesela Güneydoğu ve Doğu Anadolu kalabalık ve dağınık yani bölgesel farklar var. Bakanlık böyle bir zorunluluk getirmese belki Aile Sağlığı çalışanları ve Aile Hekimleri bunun üzerinde çok durmayabilirdi. Ama dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan ve hiçbir meslek grubunda da olmayan bir sistem. Kayıtlı hastaları kontrol ve takip etmek zaten bizim görevimiz ve bunu yapmak için uğraşıyoruz. Fakat bu durumda vatandaş hiç sorumluluk almıyor ve vatandaşın almadığı sorumluluğun sıkıntısını sağlık personeli çekiyor.

Sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da dezavantaj diye mi uygulanıyor yani?
     Sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da dezavantaj değil, İstanbul’da da aynı sıkıntı var. Yani Batı’da da şöyle bir durum söz konusu; vatandaşın özel sağlık sigortası var, ekonomik durumu çok iyi ve ASM’yi kullanmak istemiyor. Bu durumda özel doktoruna aşıları yaptırıyor. Ama böyle bir durumda Aile hekimine bilgi verilmezse ve Aile hekimi ya da çalışanı sisteme bu aşıları girmezse, o aşı yapılmamış gibi değerlendiriliyor. Bizde bunu kanıtlayabilmek için bir sürü evrak sunmak zorunda kalıyoruz. Örneğin, aileyi arıyoruz, göç ettiyse onu ispatlıyoruz ya da gelmek istemiyorsa ailenin ‘ben gelmek istemiyorum’ diye bir imzasını almak zorunda kalıyoruz.  Göç formu gönderdikleri zaman bu para kesilmiyor ama hasta sistemde hala kayıtlı gözüküyor. Yani hasta başka Aile hekimine kaydını yaptırmadığı sürece hep aynı Aile hekiminde kalıyor. Ancak hasta yurt dışına taşınırsa sistemden otomatik çıkıyor.

“Nüfuslar artık hasta talebine göre belirleniyor”
Peki hasta sayılarınız nasıl belirleniyor ve kaç hastaya bakıyorsunuz?
     Sağlık Müdürlüğü bu işe ilk başlarken, örneğin o zamanlar burası Sağlık Ocağı’ydı, burada yaşayan bütün nüfusu tek tek kaydetti. Diyelim ki 46 bin nüfus var, 4 binden hesapladı, o çıkan sayıya göre 7 birim olarak belirledi. Bu birimi nüfuslara böldü, bu şekilde başladık. Aile Hekimliği sisteminde ilk 6 aydan sonra vatandaşın hekim seçme özgürlüğü başladı. Örneğin benden memnun olmayan hasta başka bir Aile hekimini seçti yani bölge kavramı çok fazla anlam ifade etmedi. Yani nüfuslar artık hasta talebine göre, tabi ki kolay ulaşımına göre belirleniyor. Mesela bizim bölgemize yerleşen bir hasta çevreye soruyor veya kendi geliyor istediği bir hekime kaydını yaptırabiliyor yani bu adreste oturup bu doktora kaydolmak zorundasın gibi bir durum yok. Bir de yeni bir uygulama ile E-devlet üzerinden de artık kayıt yapabiliyor. Bu uygulamanın hasta için pratik tarafı olduğu kadar doktor için negatif tarafı da var. Örneğin, hasta buraya şehir dışından ailesinin yanına ziyarete geliyor fakat ASM’de rapor ile ilgili bir işi oluyor. Normal şartlarda misafir olarak ASM’ler de bakılabiliyor ama kayıtlı nüfusumuza verdiğimiz raporları alabilmek adına, hasta doktora haber vermeden E-devletten kayıt yaptırıyor. İşini halletmek için geliyor ama işi bittikten sonra memleketine gittiğinde biz o hastaya bir daha ulaşmıyoruz. Hasta bizim kontrolümüzden çıkmış ama sorumluluğu bize kalmış oluyor. Memleketine döndüğünde kaydını oradaki Aile hekimine aldırmazsa biz sıkıntı yaşıyoruz.

‘Sanal Aile Sağlığı Merkezi’ adı altında bir sistem varmış. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
     Doktorlar arasında ‘Sanal Aile Sağlığı Merkezi’ diye geçen ve büyükşehirlerde daha fazla olan bir sistem var. Sağlık Müdürlüğü yeni bir birim açıyor ama bina ortada yok ve binayı doktor kendi bulmak zorunda. Özellikle taşradan, büyük illere gelebilmek isteyen doktorlar, iller arası kurayla Sanal Aile Sağlığı Merkezi seçiyor. Doktorlar gittikleri şehirde bina buluyor, kiralıyor sonra hasta kaydı yapmaya başlıyor. Bunlar çok sıkıntılı süreçler. İzmir’de de çok yüksek kiralarda olan ASM’ler var ve bunlarda Aile hekimlerini bunaltan süreçler.

Koruyucu Aile Hekimliği konusunda bilgi verir misiniz?
     Aile hekimlerinin bir görevi de koruyucu hekimlik. İnsanların hasta olmaması için uğraşıyoruz bunlarda; aşılama, izlem, yani bir kadın doğurganlık dönemi geldiği andan itibaren biz onları izlemeye başlıyoruz. Bebekler içinde doğduğu andan itibaren aşılamasını takip ediyoruz. Ayrıca ev ziyaretlerimiz var ama evlere gidip hasta bakımı gibi bir görevimiz yok. Daha çok şu şekilde oluyor; yönetmeliğe göre yılda 1 sefer bölgemizdeki herkesi görmek zorundayız. Bir de ulaşamadığımız bebekler ve gebeler onları bulmak için haftanın belli günlerinde belli saatlerde ev ziyareti saatimiz oluyor. Bazen de yatalak bir hastamız varsa ve evde takip edilmesi gerekiyorsa onun tespiti için gidiyoruz. Gidip bakıyoruz ve gerçekten yatalaksa Evde Sağlık Hizmetleri’ne yönlendiriyoruz. Önce yatalak olan hastanın raporu, medikal malzeme ihtiyaçları vs. bunlarla ilgili reçetelerini ve tedavilerini düzenliyoruz. Sonrasında hasta, artık Evde Sağlık Hizmetleri’nde yer alan bir hasta konumuna geliyor.

Tüm bu sıkıntılardan sonra doktorlar gerçekten Aile hekimi olmak yerine acilde çalışmayı mı tercih ediyor?
     Yeni nesil çok yakın zamanda gerçekten doktor olmak istemeyecek çünkü dünyanın iyi en kutsal mesleğini maalesef zor bir ülkede yapıyoruz. Hekimlik her geçen gün prestijde kaybediyor ve maddi olarak da tatmin etmeyen bir sürece girdi. O yüzden yeni nesil çok fazla doktor olmak istemiyor. Aslında Avrupa’da da böyle bir durum söz konusu. Mesela Almanya’ya baktığımızda Almanlar da doktor olmak istemiyor, orada da dış ülkelerden gelen doktorlar çalışıyor. Bir de bizim eğitimimiz zor, sınavı zor. Bölümü bitirdikten sonrada hemen çalışmaya başlayamıyorsun.  Aile hekimliğinde çalışmak istiyorsan uzmanlık yapman lazım. Yakında acil servislerde de çalışamayacaklar, mutlaka acil tıp uzmanı olmaları gerekecek. Ya da pratisyen hekim olarak idari kadrolarda çalışabilirler ki onunda çok anlamı yok, memur olmak için Tıp Fakültesi’nde okunmaz.  6 yıl okuduktan sonra bir de 5 yıl ihtisas yapılacak yani 11 yıllık bir eğitim uzun bir süreç. Ama hekim adayları, Aile hekimliğini tercih etmek istemiyor çünkü fazla iş yüküyle uğraşmak yerine nöbet tutmayı tercih ediyorlar.

“Yeni ödeme sözleşme yönetmeliği umarım lehimize çıkar”
Peki acil hekimleri ile aynı paraları mı kazanıyorsunuz?
     Aşağı yukarı aynı parayı alıyoruz. Fakat bazı durumlarda değişebiliyor, örneğin çok yoğun çalışan bir hastaneyse oradaki acil hekimleri bizden daha fazla para kazanabiliyor. Tabi bizim paramız hasta kaydı üzerinden olduğu için nüfusla da ilişkili. Şuan 4 bin nüfusu olan bir Aile hekimi iyi para alıyor ama 2 bin nüfuslu olan Aile hekimlerimizde var, onlar daha düşük paralar alıyor. Şuan burası ortalama 3 bin nüfusla çalışan bir yer. Yani Türkiye’deki Aile hekimlerinin içerisinde ortalama para kazanan bir yer. Benim şuan kayıtlı hasta sayım 3 bin 29 kişi, bu kişi sayısı üzerinden maaşı hak ediyorum. Bir de ilk işe başladığımızda maksimum nüfusumuz 4 bin kişiydi. Bu kadar sayı üzerinden maaş alınca iyi bir miktar alıyorduk ve katsayılarımızda yüksekti. Ama şuan katsayılarımızda düşürüldü ve ‘Yeni ödeme sözleşme yönetmeliği’ sistemine göre bunların daha fazla düşürüleceğini öngörüyoruz. Böyle olunca da Aile hekimliği cazip olmaktan çıkıyor, yeni hekimlerde bu şartlarla uğraşmak istemiyor. İşimiz basit gibi gözüküyor ama uğraştığımız çok fazla iş var ve üstelikte bunlar takipli işler.

‘Yeni ödeme sözleşme yönetmeliği’ konusundan bahseder misiniz?
     Yeni ödeme sistemi şuan bilinmiyor ama biz bu şartların daha kötüye gitmesinden korkuyoruz.  Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’nun (AHEF) Sağlık Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde ödeme yönetmeliğini birlikte planlamak istediğimizi ilettik.  Zaman zaman bunun hazırlığı için çalıştaylar yapıldı. Ama nasıl bir yönetmelik çıkacağı ile ilgili sadece öngörülerimiz var, kesin emin olduğumuz bir şey yok. Yani nüfuslarımızın düşürülmesinden bahsediliyor bu bizim istediğimiz bir şey ama hak kayıplarımızın olmamasını istiyoruz. Bir diğer mesele de Aile Hekimliği yönteminde izin de şu şekilde oluyor; izine ayrılmak istediğimiz takdirde mutlaka burada çalışan bir Aile hekimine vekâlet bırakmamız ve hekiminde bunu kabul etmesi gerekiyor. Eğer bizim yerimize bakamayacağını söylerse, izne ayrıldığımızda Toplum Sağlığı Merkezi veya İlçe Sağlık Müdürlüğü bizim birimimize bir doktor yönlendiriyor ve bizim maaşımızdan para kesiliyor. Bu olayda mesela hiçbir meslek grubunda görmediğimiz bir durum. Yani umarım yönetmelik bizim lehimize çıkar.

Son olarak bu konudaki çözüm önerileriniz nedir?
     Bizim çözüm önerilerimiz çok zor değil, gerçekten nüfuslarımız düşürülsün ama düşen nüfusa göre hasta başına hak ettiğimiz katsayılar arttırılsın. Biz ilk mesleğe başladığımız zamanki 4 bin nüfus üzerinden aldığımız hak edişleri bu düşük nüfuslar üzerinden de alabilmek istiyoruz. Bir de gereksiz işler kaldırılsın, yani anaokulu kaydı, yaz okulları, satranç oynama raporları vs. gibi raporlar. Verdiğimiz raporların standartları belirlensin. Biz gerçekten hastalarımıza medikal hizmet verelim, kronik hastalıklarıyla, kanser taramalarıyla da ilgilenelim. Ama bunu yapabilmemiz için nüfuslarımızın en fazla 2 bin 500 olması lazım. İşimizi daha düzgün yapabilmek ve daha kaliteli sağlık hizmeti verebilmek istiyoruz.


+ Benzer Haberler
» Sanayici enerji fiyatlarında düzenleme bekliyor
» Takside ödeme kredi kartıyla da yapılacak
» İzmir’de 888 bin kişi uçağı tercih etti
» Lösemiyi anne karnında önlemek için doğru beslenin
» Müze gelirlerinde yüzde 48,46’lık artış
» Dağıtım bedelinin faturaya yansıması aylık 98 milyon TL
» 14 Şubat’ta kuyumcuların yüzü gülmedi
» Türkiye, ROP tedavisinde köprü olacak
» Pest kontrolde de çevre ile entegre mücadele yükseliyor
» Doğal katkılı solucan gübresi sektörü canlandıracak


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 24.02.2020
  Ticaret 21.02.2020
  Ticaret 20.02.2020
  Ticaret 19.02.2020
  Ticaret 18.02.2020
  Ticaret 17.02.2020
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni