• Anasayfa  • Künye  • Kurumsal  • Reklam  • Üyelik  • Arşiv  • Site Haritası  RSS 
YAZARLAR  |  GÜNCEL  |  GÖRÜNTÜLÜ  |  ÖZEL  |  SOHBETLER  |  FİNANS  |  İHALELER  |  BORSALAR  |  RESMİ GAZETE

8 STK’dan ortak bildiri: Depreme karşı tekiz

26 Kasım 2020 Perşembe 13:00
12
14
16
18

8 STK’dan ortak bildiri: Depreme karşı tekiz

   ► Yayınlanan bildiride, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı hatırlatılarak, kentsel dönüşümün önemine vurgu yapıldı

           HABER MERKEZİ      
     İzmir’de 116 kişinin hayatını kaybetmesine, bin 34 kişinin de yaralanmasına yol açan Ege Depremi’nin ardından Sicil Toplum Kuruluşları (STK)’lar harekete geçti. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) girişimiyle bir araya gelen Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER), İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER), Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER), Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TürkMMMB), Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) ve Yapı Denetim Kuruluşları Birliği (YDKB) depreme karşı 7 başlık altında bir bildiri açıklayarak depreme karşı tek olduklarına vurgu yaptı.

     Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı hatırlatılarak, kentsel dönüşümün önemine bir kez daha vurgu yapılan bildiride, Ege Depremi’nde yıkılan binalar ve yitirilen canların, yetkin mühendisliğin, projeye uygun imalatın, doğru ve kaliteli malzeme kullanımı ile yapım faaliyetleri denetiminin hayati önemini bir kez daha ortaya koyduğu anlatıldı. STK’ların faaliyette bulundukları alanlarda sahip oldukları deneyimi yapıcı bir biçimde Hükümet ile el ele ülkenin hizmetine sunmak konusunda mutabık kaldıkları bildiri, ehil yapı müteahhidi, güçlü yapı denetimi, yetkin mühendislik sistemi, mesleki yeterlilik belgeli işgücü, kaliteli malzeme, çok yönlü imar mevzuatı ve bilinçli kamuoyu olarak 7 başlık altında toplandı. Bildiride yer alan başlıkların, bir sonraki aşamada somut faaliyetlere dönüştürülebilecek ortak girişimler için bir yol haritası olacağı belirtilirken, bildirideki tespitler başta hükümet yetkilileri olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşılacak.

Yenigün: Öncelikli hedefimiz, kalıcı deprem gündemi ve farkındalık
     Yaşanılan acıların asıl nedeninin, deprem değil ihmal ve kusurlu yapılar olduğunu vurgulayan TMB Başkanı Mithat Yenigün, “Geleceğimize ve çocuklarımıza karşı en temel sorumluluğumuz güvenli yapılaşmadır. Yapı sektöründe üretim, dönüşüm, denetim ve eğitim alanlarında depreme karşı sıfır tolerans en acil ve önemli ihtiyaçtır. Sektörün öncü 8 kuruluşu olarak bu düşüncelerle bir araya geldik.  Bu çerçevede, ilk aşamada çözüm üreten yapıcı önerileri el birliği ile tek bir belgede topladık. Depremlerin ardından yapılan sorgulamalar ve çözüm arayışları, bir süre sonra giderek hafifliyor. Bu doğrultuda süreçteki en önemli hedefimiz, başlatılacak faaliyetlerimizle, konunun gündemde kalıcı bir yer edinmesi ve farkındalığın artırılmasıdır. Dolayısıyla bu girişimi bir başlangıç olarak kabul ediyoruz. Bu zaman zarfında ortak akılla yeni açılımlar da ortaya konabilecektir. Esas olan; depreme karşı bilimsel bazda hazırlık yapmak, konuyu gündemde tutarak önlem almaktan ve sistemi geliştirmekten vazgeçmemektir” ifadelerini kullandı.

Kalyoncu: Bu süreçte kentsel kaliteyi de artırmamız mümkün
     Yapı endüstrisinin temsilcileri olarak, değişmeyen gündem haline gelen depremin değiştirilmesi ve ülke olarak depremi risk olmaktan çıkarılması gerektiği inancını taşıdıklarını dile getiren GYODER Başkanı Mehmet Kalyoncu, “Artık büyük yıkımlar yaşamamak, hayati risk taşıyan binalardan kurtulmak için kentsel dönüşümün zaruri hale geldiğini biliyoruz. Kentsel dönüşümün asıl amacına ulaşması için kamunun, ilgili sektörlerin ve toplumun tüm kesimlerinin el birliğiyle çaba göstermesi gerekiyor. Bu işi başarmak için bir güven iklimi içerisinde gerçek anlamda bir takım çalışması yapmak gerekiyor. Ülkemiz bu takım çalışmasını, altyapısını geliştirmek için çok iyi yaptı. Kamu-özel iş birliğiyle Türkiye’nin hastaneleri, havalimanları, otoyolları, haberleşme ve enerji altyapısı dünya standartlarının üzerine çıktı. Şimdi önümüzde ülkemizin üstyapısını yani yapı stokunu yenilemek var, bunu da doğru kurgulanmış bir kamu-özel iş birliği modeliyle yapabiliriz ve bu süreçte şehirlerimizdeki kentsel kaliteyi artırma fırsatını da değerlendirerek yaşam kalitemizi yükseltmemiz mümkün” diye konuştu.

Durbakayım: Riskli yapı yapanlara telafi imkanı doğdu
     Sektörde iş yapan müteahhitlerin samimiyetle kendilerine, mevcut 5-6 milyon riskli yapının oluşmasında katkılarının olup olmadığını sorması gerektiğini vurgulayan İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, “Riskli yapı yapanların, verdikleri bu zarar için telafi imkanı doğmuştur. Bireysel hataların yanı sıra, sistemin boşluk ve eksiklerinden faydalanan zümrelerin yarattığı tahribatın bedellerinin de tüm müteahhitlik sektörüne ödetilmesi de büyük haksızlık olur. Bu zümrelerin de vicdan muhasebelerini yaparak varsa bir borçları, bu seferberlik onların borçlarını ödemeleri için bir fırsat olacaktır” dedi.

Elmas: Finansman çözümleri etkin şekilde çalışılmalı
     İzmir ve Elazığ depreminde yıkılan ya da hasarlı binaların tamamının 1999 öncesi inşa edilen yapılar olduğuna dikkat çeken KONUTDER Yönetim Kurulu Başkanı Z. Altan Elmas, “Aslında son 20 yılda yapılaşma sağlam temellere oturmuştur. Bu nedenle kentsel dönüşümü hızlandırmalıyız. Ancak kentsel dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri sektörün tüm sistemi finanse etmesi gerektiği yönündeki yanlış bakış açısıdır. Dönüşümün önünün açılması adına finansman çözümleri etkin şekilde çalışılmalıdır. Kentsel dönüşümü hızlandırmak adına hak sahiplerinin kat karşılığı vererek dönüşüm yapma talebinden, kendilerinin maliyeti karşıladığı, devletin de bu durumu teşvik ettiği bir sisteme geçilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Ural: Mühendislik ve mimarlık hizmetlerinde tecrübe bazlı seçim olmalı
     “Ülkemizin hangi bölgesinde olursa olsun, her şiddetli deprem haberini aldığımızda yüreğimizin ağzımıza gelmediği ve sadece maddi hasarlarla ilgili endişelerin hâkim olduğu bir hayatımız olması hiç de hayal edilemez bir durum değil” diyen TürkMMMB Başkanı Başkanı A. Süreyya Ural, “Çözüm hem Kamu hem özel sektör yapılarında mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin fiyat ve maliyet odaklı değil kalite ve tecrübe bazlı bir seçim yöntemi ile temin edilmesi ve yatırımların ilk planlama aşamasından başlayarak doğru ve yetkin mühendislik yaklaşımları kullanılarak yürürlükteki yönetmelik ve yapı standartlarına uygun şekilde projelendirilmesi, detaylandırılması ve inşaatların bağımsız denetim/kontrollük hizmetleri eşliğinde yapılmasıdır. Kısaca, müşavir mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin kurduğumuz medeniyetin her alanında ve kademesinde önemli bir hizmet alanı olduğunun önemi göz ardı edilmemelidir” diye konuştu.

Küçükoğlu: Kaynaklarımızı güvenli yapılara sahip olmaya ayırmalıyız
     Kentsel dönüşüm eylem planına göre önümüzdeki 5 yılda 1,5 milyon konutun dönüşmesinin hedeflendiğini belirten Türkiye İMSAD Tayfun Küçükoğlu, “TÜİK verilerine göre konut başına 3,4 kişi düşmesinden yola çıkarak hesapladığımızda, günümüzde 6,7 milyon riskli konutta 22 milyon vatandaşımızın yaşadığını görüyoruz. Kamunun 1,5 milyon konutun kentsel dönüşümüne destek için bugünkü fiyatlarla kira ve taşınmaya ortalama 28 milyar TL, konut üretimine ise 280 milyar TL kaynak aktarması gerekecek. Ancak ülkemizin de sınırlı kaynakları olduğunun farkındayız. Dolayısıyla, binalarımızda deprem güvenliği konusunda tüm ümidimizi ucuz kredilere ve kentsel dönüşüm desteklerine bağlamadan, bilinçli hareket ederek, kendi kaynaklarımızı da zorlamamız gerekiyor” dedi.

Olpak: Sorumluluk sınırlarının belirlenmesine ihtiyaç duyuluyor
     Deprem sorununu çözebilmek için, mühendislik biliminin doğrularını taviz vermeden uygulamak zorunda olduklarına dikkat çeken İNTES Başkan Vekili Enes Olpak, “Deprem riski yüksek bölgelerde yapım işlerini ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterlilikleri en üst seviyede olan, sadece A grubunda yer alan ve mesleki yeterlilik belgeli işçiye sahip firmaların üstlenmesi gerekmektedir. Çözüm bekleyen bir diğer alan, müteahhit, şantiye şefi, yapı denetim, yerel yönetimler, kamu kuruluşlarının sorumluluk sınırlarının belirlenmesi ve netleştirilmesine duyulan ihtiyaçtır. Sorumluluk sisteminin etkinleştirilmesinin adalet reformunun bir parçası kabul edilmesi gerektiğini düşünüyor, bununla beraber etkin bir sistemin yapılacak mevzuat değişikliklerinin sistemin bütünü üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi ve ilgili kesimlerle istişare süreçleriyle işleyebileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Saraçoğlu: Geleceğin planlanması yönünde sorumluluklar üstleneceğiz
     Ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürde inşaat sektörünün zor günler yaşadığını aktaran YDKB Başkanı Tekin Saraçoğlu, “Bu çerçevede gerek doğal afetlere karşı alınacak olan, gerek ekonomik önlemler bugününün ve geleceğinin planlanması yönünde büyük önem taşımaktadır. Sektörün önde gelen sivil toplum kuruluşları olarak, bu konuda önemli sorumluluklar üstlenileceğine ve bu platformda bulunan tüm üyelerin değerli katkılarda bulunacağına olan inancımızla çalışmalarda başarılar diliyoruz” ifadelerinde bulundu.


+ Benzer Haberler
» Airbus, piyasa ortamına göre üretim rakamlarını güncelledi
» TEMA Vakfı’ndan Hayrettin Karaca anısına anlamlı proje
» Canovate Group fiber optikte, global firmalarla rekabet ediyor
» İzmir TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü bina onarım işleri yaptıracak
» Turkcell’in uygulamaları dünyaya örnek oldu
» Ayakkabı sektörüne can suyu Büyükşehir’den
» Bakan Selçuk; “2021 Ocak ayına ilişkin zam farklarını bugün hesaplara yatırıyoruz”
» Bornova’da kaçak moloza geçit yok
» Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü güvenlik görevlisi üniforması satın alacak
» Konkordota mali krize çözüm mü?


ÇOK OKUNANLAR
bu hafta | bu ay
Foto/Video Galeri
  Ticaret 22.01.2021
  Ticaret 21.01.2021
  Ticaret 20.01.2021
  Ticaret 19.01.2021
Para Piyasaları
Hava Durumu
Takvim
Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
      Üye Olmak İstiyorum
      Şifremi Unuttum
Bu sitenin tüm hakları saklıdır Ticaret Gazetesi    rt.moc.isetezagteracit @ ofni